Denklik
FST Kasım 30th, 2008
ABD’den gelen bir uzman Türkiye’de denklik sınavına girmiş, ancak denkliği verilmemiş, sebebini sorunca da olaylar gelişmiş:
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni dereceyle bitirdikten sonra 1989’da ABD’ye giden Uygur, Baltimore Johns Hopkins Üniversitesi’nde nükleer tıp ve dahili tıp alanında ihtisas yaptı. Uygur, Medical College Of Wisconsin’de süper ihtisasını tamamladı. Kanser teşhisi ve tedavisinde başarılı çalışmalara imza atan Uygur, Pentagon’da mühendis olan Süleyman Uygur’la evlendi.
Uygur, emekli olduktan sonra eşi ve iki çocuğuyla Türkiye’ye dönme kararı aldı. 2007’de ailesiyle Ankara’ya yerleşen Uygur, mesleğini sürdürmek için denklik sınavına girmek istedi. Ankara Üniversitesi’nin nükleer tıp alanında açılan denklik sınavını kazanan Uygur, iki kez girdiği dahili tıp alanındaki denklik sınavında ise başarılı olamadı. Uygur, sınavı kaybetme nedenini öğrenmek için önceki gün jüri başkanı ve üniversitenin İç Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Necati Örmeci’yi telefonla aradı. Prof. Örmeci’ye bir türlü ulaşamayan Uygur, muayenehaneye gitmeye karar verdi. Tarafların polise verdiği ifadelere göre, Prof. Örmeci’nin hastasıyla yaptığı görüşme tamamlandıktan sonra, Uygur içeriye girmek için kapıyı vurdu. Bu sırada, Prof. Örmeci’nin muayenehanesinde çalışan sekreter Nevin Dörtkardeş ve diğer görevli Şükrü Öcal, “Ne hakla içeri giriyorsunuz” diyerek doktor Uygur’u durdurmak istedi.
Bu müdahale sonrası Uygur ile çalışanların tartışması büyüdü. Sekreter Dörtkardeş, Uygur’un kolunu tutarak yüzüne yumrukla vururken, Öcal da Uygur’u başka bir odaya sokmaya çalıştı. İki kişinin müdahesiyle bunalan Uygur, sekreterin kolunu ısırarak kurtulmaya çalıştı. Uygur kavga sonrasında olay yerine polis çağırdı. Kaşı yarılan, dudağı patlayan, göz altında kanama oluşan Uygur, şikayetçi olduğunu belirterek Adli Tıp’tan rapor aldı. Prof. Örmeci’nin iki çalışanı da Uygur’un kendilerine saldırdığını belirterek rapor alıp şikayetçi oldu. Uygur, olay sonrasında Hürriyet’e, şu iddialarda bulundu: “Yıllarca hizmet verdiğim alanda başarısız olmam aklımda soru işaretleri bıraktı. Oraya sadece neden denlik alamadığımı öğrenmek için gittim. Ben dayak yerken Örmeci gülüyor ve ’Sen doktor bile olamazsın. Sen b… birisin’ diyerek olaya müdahale etmedi. O anda Türkiye’ye dönüp bilgilerimi paylaşmak istediğime pişman oldum. Yeniden ABD’ye döneceğim. En azından orada insana saygı gösteriliyor.”
Bu suçlamaya karşı Prof. Örmeci ise, hastaların da şahit olduğu olayda ’meskene tecavüz’ suçu işlendiğini savundu. Uygur’un bilimsel açıdan yetersiz olduğunu iddia eden Prof. Örmeci de şu iddialarda bulundu: “Sınavların ardından beni defalarca telefonla taciz etti, hakaretlerde bulundu. İçeride hasta olduğu halde odama girmek isteyince arbede oldu. İki arkadaşımızın kolunu ısırıp onlara saldırdı. Arkadaşlarım kendilerini korumaya çalıştılar. Biz de kendisinden şikayetçiyiz. Adalete güveniyoruz.”
Olayın içyüzünü bilmek şu an için mümkün değil ama azıcık mantık yürüterek işin içinde Örmeci’nin bir meslektaşın yoluna taş koyma düşüncesine sahip olduğu sonucuna ulaşabiliriz. Hele hele son paragraftaki “adalete güveniyoruz” ifadesi hem suçlu hem güçlü pişkinliğinin, devlet memuru, hem de profesör bir doktorum bana dokunamazsınız arsızlığının aşikar bir dışavurumundan başka birşeye benzemiyor. Açıkçası, hanım doktorun ABD’deki geçmişi pek yabana atılacak gibi görünmüyor, bölgeyi, okulu bilen gerçeği söyleyebilir, boru değil, 15-20 senelik bir uzmanlık var işin ucunda. Tabii kocasının pentagonda çalışmasının konuyla ilgisi herhalde Hürriyetin bileceği birşey.
Bu vasıfta biri gelip Örmeci gibi muayenehane, döner sermaye, maaş üçgeninde ayda on milyarlar kazanan birinin popülaritesine zarar verebilir, dolayısıyla doktorumuz haklı olarak dağdan gelip bağdakini kovmaya kalkan ABD beslemesi hanım doktora haddini bildirivermiş. Bence Uygur paçayı iyi kurtarmış, bir iki morlukla atlatmış, bu adam ve yamakları rant ve mevki için daha ilerisini de göze alabilirlerdi. Kamuda çalışan bir doktorun para için yapabileceklerinin sınırı yoktur. Emrindeki hastabakıcı ve hemşirelerin de Hasan Sabbah’ın fedailerine taş çıkaracağından eminim.
Ayşe Uygur hanıma memlekete hoşgeldin der, yeni görevinde başarılar dilerim.






