Kaçak eğitim verenleri ne yapalım
FST Haziran 1st, 2005
Kuran kursu tartışmalarında kamuoyunun yanlış noktalara yönlendirildiğini düşünüyorum. Bir defa ortadaki bazı iddialar yersiz. Mesela, falanca kursun ille de devlet tarafından niçin denetlenmesi gerektiğini kimse sorgulamıyor.
Bir karate kursu açmak istiyorsam, benim kurumumu beğenip de kendi tercihiyle gelenler varsa devlet de dahil üçüncü kişi ve kurumlara ne düşer bilemiyorum. Kazandığım paradan vergi istiyorsa gelsin alsın ama “karatenin şu teknikleri rejime zarar verir, yılan stili Atatürk ilkelerine aykırıdır, buraya gelen öğrenci militan olur, uçan tekmeyle düzeni yıkabilir, yeşil kuşak kaldırılsın şeriatı temsil ediyor” demesinin akıl ve mantıkla alakası var mıdır?
Ben çocuğumu bale kursuna göndermek istersem, o kursun “devletin istediği standartta” olmasına mı bakarım yoksa kurs hocalarına, içerinin düzenine, ücretine filan mı? Eğer içinizde “ben paralı da olsa devletin bale kursuna gönderirim arkadaş” diyen varsa kusuruma bakmasın, aferim diyemem, takdiri devletten beklesin.
Aynı şey kuran kursu, saz kursu, gitar kursu, dikiş nakış kursu vs. için de geçerlidir. Hale bakın, ben kafama göre mahallede ilan etsem “evde parasız ekonomi dersi vereceğim, futbol dersi eşantiyondur, mahallenin çocukları gelsin istifade etsin” desem CHP’nin ısrarına göre 3 yıl, AKP’nin teklifiyle 1 yıl hapse atılmam gerekecek. Dikkat edin, CHP ve fikirdaş solcuların endişesi cezanın düşürülmesinde. AKP cezayı bile kaldırmıyor, sadece 3 yıl değil 1 yıl olsun, Atatürk bile yapmadı diyor, karşı kesim sanki “siz 3 yıla razı olun, biz kellesini isterdik ya” demeye getiriyor. Aynı CHP’nin “Evimde mahallenin çocuklarına Nutuk okutma, Alevilik, Marks, sosyal adalet gibi konularda insanları aydınlatma” amaçlı ders veren birine önereceği cezayı da ayrıyeten duymak isterim.
Devlet (artık her kimlerden oluşuyorsa bu kurum) paranoyayı bıraksın. İslam dininin ilmihal ilkelerini, 32 Farzı ezberleyip namazda okuyacağı iki sureyi öğrenen çocuğun “devletin altını oyma”, “rejimi değiştirme” gibi “ulvi” davalara yöneleceğini düşünmek akıl işi midir? Hem sorun bakalım sayın Baykal’a Kudüs’teki namazı kılmayı nerede öğrenmiş? Muhtemelen çocukken bir hoca öğretmiştir, gayet “tadili erkana” uygun kılıyordu namazı. Onur Öymen’i ise biraz acemi buldum, gözleriyle çaktırmamaya gayret ederekten imamı takip ediyordu.
Bu arada Ahmet Hakan’ın Hürriyet gazetesindeki yazısı ise fevkalade isabetlidir. Devlet denetimindeki kuran kurslarında küçücük çocuklara çok zaman hayvan muamelesi yapılmaktadır. Konunun AKP içinde bu mecrada, insanlık temelinde tartışılması daha uygundur. Yoksa, kuran kursunu devlet denetlesin, izinsiz eğitim verene şu kadar ceza verelim mantığı en ilkel darbe rejimlerinde bile kalmamıştır.