Archive for Haziran 2nd, 2005

27 Mayıs’a dair bir yazı

FST Haziran 2nd, 2005

Tokat GOP Üniversitesi değerli akademisyenlerinden Bekir Berat Özipek’in “27 Mayıs Nasıl Hatırlanmalı” başlıklı önemli yazısını, özellikle de darbecilikle ilgili değerlendirmeleri açısından duyurmayı görev addediyorum. Az sayıda da olsa bu tür cesur aydınlarımız herşeye rağmen ümitvar olmamızı sağlıyor.

“Fakir Kontenjanı” ve Türkiye’de eğitim, sağlık, sosyal devlet üzerine

FST Haziran 2nd, 2005

Son günlerde devlet hastanelerinde “fakirlere bakan doktorlar” üzerine haberlere rastlıyoruz. Bazı medya organlarında “fakir dostu doktora ceza” şeklinde çıkan haberlerin esasında farklı bir yönü olduğu anlaşılıyor. Bugün gördüğüm bir haberde bir devlet kurumu olan Çapa Tıp Fakültesinde “fakir kontenjanı” genelde itibarlılar için ahbap-çavuş ilişkisi kapsamında kullanılmış, trilyonlarla ifade edilen vurgun söz konusuymuş vs. İsteyen detayı oradan okusun, benim maksadım başka.

Dikkat ederseniz bizi ilgilendiren vurgun ve soygunlar hep devlet hastanesi, ünversite hastanesi, SSK hastanesi, sağlık ocağı gibi kamu kurumlarından sadır oluyor. Özel ABC Hastanesinde fakir kontenjanından Başhekimin bir ahbabının yararlandırılması hastane sahibini ve yönetim kurulunu ilgilendirir, ceremesini suçlular çeker. Zaten bu müeyyideler bilindiği için “fakir kontenjanından” da sadece fakirliği tescilli olan yararlanır. (Gerçi artık tüm fakirlerin -hatta bir alay zenginin de- yeşil kartlı olduğu yerde hastanelerde “fakir kontenjanı” nasıl bir şey onu da anlamak zor ya). Dolayısıyla, üçkağıt, soygun, rüşvet, bıçak parası, yolsuzluk vs. sadece “devlete ait sağlık kurumlarını” ilgilendiren konulardır. Özel hastanelerde meydana gelecek bir yolsuzluk, özel bir turşu fabrikasının muhasebecisinin parayı alıp kaçması kabilinden bizi enterese etmeyen bir durumdur. Halbuki devlete ait hastanelerdeki vurgun vatandaşın kesesinden karşılanmaktadır.

Bu mealde, son zamanlarda “sosyal devlet” kavramı çerçevesinde yürüyen tartışmalara da şahit oluyorum. Sağlık ve eğitim başta olmak üzere devletin faaliyette bulunduğu alanlara bakın. Hepsi boynuna kadar pisliğe batmış vaziyettedir. Solcular, Kemalistler, bazı saf milliyetçi ve dindar vatandaşlar nezdinde “canım devlet fakirlere bakmayacak mı” tarzında gerekçelendirilen bu olayların tek çözümü devletin fiilen sağlık ve eğitim işinden %100 çekilmesidir. Yani tüm okul ve sağlık kurumlarının işletmesinden devlet vazgeçmelidir. Öğretmen ve doktor maaşlarını ödememeli, elektrik, su, yakıt, boya, sıva, cihaz, ıvır zıvır alımlarını tez elden bırakmalıdır.

Fakir hastalara yeşil kart türü çözümler zaten getirildiğine göre, eğitimde de benzer bir yola girilebilir. Devlet ille de eğitimi boynuna borç biliyorsa 8 yıllık eğitim boyunca sadece ailelere öğrencilerin eğitimi için yeşil kart gibi bir belge verir, herkes bu belgelerle artık devletin okulu kalmayacağı için doğal olarak hepsi özel hale gelen, öğrenci çekmek için rekabet eden okullara yönlenir. Öğretmen maaşı ve doktor maaşı artık rekabet ve performansa göre belirlenir. Yatan öğretmen ve doktorla çalışan tefrik edilir.

Buna itiraz edenler de mevcut sistemden beslenen, genelde kendilerini kulağa daha hoş gelsin diye “sağlık ve eğitim emekçileri” şeklinde lanse eden doktor ve öğretmenler ile ilgili bürokratlardır. Paramız kesilecek diyemedikleri için “hastaya, öğrenciye müşteri muamelesi yapılmasın” yalanı atan tipler yani. Keşke bana devlet hastanesinde müşteri muamelesi yapılsa. En azından ayağı terlikli, sakız çiğneyen bir hademe “geç sıraya” diye fırça çekmez, doktor azarı duymayız. Ben hiçbir esnaf dükkanında “geçin sıraya”, adam gibi durun lafı duymadım. Müşteriye iyi davranılır. Demek ki bizim solcu doktorlarımız “müşteri olmasın” derken aman iyi davranmak zorunda kalmayalım, devranımız dönsün demek istiyorlar.

Bir sürü insanın “ama bu sistemde fakirler ne olacak…” türünden şikayetler getireceğini biliyorum. Sanki fakir fukara şimdi devlet elindeki sistemde el üstünde tutuluyor, gayet güzel bakılıyormuş, devlet hastanelerinde köpek muamelesi, devlet okullarında hapishane mantığı yürürlükte değilmiş gibi. Herneyse, Bu konular uzun, inşallah başka bir yazıda yeniden ele alma şansım olur.

Kapat
E-posta ile paylaş