<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress/2.3.1" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>
<channel>
	<title>Comments on: Ümit Zileli&#8217;nin tüyleri neden ürperiyor?</title>
	<link>http://www.izlenimler.net/2005/06/03/umit-zilelinin-tuyleri-neden-urperiyor/</link>
	<description>Memleket Manzaraları</description>
	<pubDate>Wed, 07 Jan 2009 11:52:15 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.3.1</generator>
		<item>
		<title>By: deniz aksoy</title>
		<link>http://www.izlenimler.net/2005/06/03/umit-zilelinin-tuyleri-neden-urperiyor/#comment-19672</link>
		<dc:creator>deniz aksoy</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Oct 2008 08:31:50 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.izlenimler.net/2005/06/03/umit-zilelinin-tuyleri-neden-urperiyor/#comment-19672</guid>
		<description>zannımca sayın zileli'nin yazdıkları son derece haklı olduğu kadar bu böyle kolay yolla islam diniyle arası iyi değildir gibi kaçılabilecek noktaya da denk düşmez. Nedeni; bir önceki yorumcunun da açıkladığı gibi din eğitimi bizim ülkemizde geçmişten gelen yobaz, "din elden gidiyor" kompleksiyle yetiştirilmiş cehaletin kucağında yatan bilgisiz, kültürsüz ve eğitimi ticaret mantığıyla yürüten kişiler tarafından yapılmaktadır, hiçbir objektifliği (her dinin eşit derecede bilgisel olarak anlatılması gibi) yoktur (din eğitiminden bahsediyorum).Hatta kaldı ki, din denen kurum zaten gereği ya da gereksizliği tartışma konusu yapılmayacak kadar kimseyi ilgilendirmeyecek düzeyde kişisel, inanan ve inandığı arasında olduğu için; temelde zaten ilk ve ortaöğretim düzeyinde bilimsel objktivitesinden bahsedilebilecek bir eğitim müfredatı söz konusu olamaz; çünkü bahsettiğimiz bu yaş grubundaki çocuk ve gençler siyaseten oy kullanma ehliyetlerine hangi nedenlerle sahip değillerdir? Aklen gereken olgunluğun gelişmemesinden, algılama-düşünme ve siyaset-din gibi toplumsal konular için yeterliliğe henüz ulaşamamış oldukları düşünüldüğünden. Peki oy kullanamayacak olan çocuklara neden din eğitimi "zorunlu" olarak verilsin ve bu da savunulsun ki sorarım?! Din denilen kurumun,içeriğinin algılanabilmesi maalesef anladığınız anlamda ahlak-namus-adalet üçgeni çerçevesinde bir etki yapmamaktadır öğretilen üzerinde. O yaşta din eğitimi alan (hem de adı üstünde "inanç" olan bir şey nasıl öğretilir ki- bunun eğitimini eğer istiyorsa aile vermelidir) gençler bir önceki yorum sahibinin yazdığı gibi doğru algılanamadığından ezberlenecek bir şey gibi belleklere kazınmakta, kesinlikle gerçek anlam ve değeri anlaşılamamakta ve aslında dincilerin amacı da bu olmaktadır; çünkü "ağaç yaşken eğilir" misali küçükken anca bastırılmış bilgileri sunabilirsiniz bir insana,ortalama lise çağında bir insanın düşünce sistemi şekillenmeye başlar ve görüşleri değiştirmek güçleşir, karşı çıkabilir yani. O nedenle onlar için ne kadar küçük din öğretirsek o kadar istediğimiz gibi öğrenirler anlayışıdır.
Tekrar ediyorum "din" dediğimiz kurum toplumsal bir "olgu"dur; ancak öğretecek birileri varsa aile olmalıdır; ama tabii ailenin bir çocuğu militan yetiştirmesi de engellenmelidir;çünkü her ne kadar her aile kendinden sorumluysa da, aile dediğimiz çekirdek toplumun atomudur, içinde yetişecek herhangi bir çarpıklaşma, toplum karşıtı insan sonunda o toplumu dinamitleme tehlikesini hep yaratabilecektir. Teşekkürler,saygılar.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>zannımca sayın zileli&#8217;nin yazdıkları son derece haklı olduğu kadar bu böyle kolay yolla islam diniyle arası iyi değildir gibi kaçılabilecek noktaya da denk düşmez. Nedeni; bir önceki yorumcunun da açıkladığı gibi din eğitimi bizim ülkemizde geçmişten gelen yobaz, &#8220;din elden gidiyor&#8221; kompleksiyle yetiştirilmiş cehaletin kucağında yatan bilgisiz, kültürsüz ve eğitimi ticaret mantığıyla yürüten kişiler tarafından yapılmaktadır, hiçbir objektifliği (her dinin eşit derecede bilgisel olarak anlatılması gibi) yoktur (din eğitiminden bahsediyorum).Hatta kaldı ki, din denen kurum zaten gereği ya da gereksizliği tartışma konusu yapılmayacak kadar kimseyi ilgilendirmeyecek düzeyde kişisel, inanan ve inandığı arasında olduğu için; temelde zaten ilk ve ortaöğretim düzeyinde bilimsel objktivitesinden bahsedilebilecek bir eğitim müfredatı söz konusu olamaz; çünkü bahsettiğimiz bu yaş grubundaki çocuk ve gençler siyaseten oy kullanma ehliyetlerine hangi nedenlerle sahip değillerdir? Aklen gereken olgunluğun gelişmemesinden, algılama-düşünme ve siyaset-din gibi toplumsal konular için yeterliliğe henüz ulaşamamış oldukları düşünüldüğünden. Peki oy kullanamayacak olan çocuklara neden din eğitimi &#8220;zorunlu&#8221; olarak verilsin ve bu da savunulsun ki sorarım?! Din denilen kurumun,içeriğinin algılanabilmesi maalesef anladığınız anlamda ahlak-namus-adalet üçgeni çerçevesinde bir etki yapmamaktadır öğretilen üzerinde. O yaşta din eğitimi alan (hem de adı üstünde &#8220;inanç&#8221; olan bir şey nasıl öğretilir ki- bunun eğitimini eğer istiyorsa aile vermelidir) gençler bir önceki yorum sahibinin yazdığı gibi doğru algılanamadığından ezberlenecek bir şey gibi belleklere kazınmakta, kesinlikle gerçek anlam ve değeri anlaşılamamakta ve aslında dincilerin amacı da bu olmaktadır; çünkü &#8220;ağaç yaşken eğilir&#8221; misali küçükken anca bastırılmış bilgileri sunabilirsiniz bir insana,ortalama lise çağında bir insanın düşünce sistemi şekillenmeye başlar ve görüşleri değiştirmek güçleşir, karşı çıkabilir yani. O nedenle onlar için ne kadar küçük din öğretirsek o kadar istediğimiz gibi öğrenirler anlayışıdır.<br />
Tekrar ediyorum &#8220;din&#8221; dediğimiz kurum toplumsal bir &#8220;olgu&#8221;dur; ancak öğretecek birileri varsa aile olmalıdır; ama tabii ailenin bir çocuğu militan yetiştirmesi de engellenmelidir;çünkü her ne kadar her aile kendinden sorumluysa da, aile dediğimiz çekirdek toplumun atomudur, içinde yetişecek herhangi bir çarpıklaşma, toplum karşıtı insan sonunda o toplumu dinamitleme tehlikesini hep yaratabilecektir. Teşekkürler,saygılar.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Mehmet Aytekin</title>
		<link>http://www.izlenimler.net/2005/06/03/umit-zilelinin-tuyleri-neden-urperiyor/#comment-15824</link>
		<dc:creator>Mehmet Aytekin</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Jul 2008 10:46:23 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.izlenimler.net/2005/06/03/umit-zilelinin-tuyleri-neden-urperiyor/#comment-15824</guid>
		<description>Korkunun ecele faydası yok, doğru, ama insan gözünün önündekini de görmezden gelmemeli. Tarikat içinde eğitimin ne olduğunu bir düşünelim; yıllardır gizli kapaklı yapılan bu uygulama, genç zihinlerin tamamen toplumdan bağımsız, üçüncü şahısların arzularına göre bilgi edinebilmelerine sebep olan bir uygulamadır. Yani bırakın İslamı, bir çocuğa yıllarca yalıtılmış bir şekilde x dinini öğretirseniz, o çocuk da büyüyünce farazi x dininin farzlarını yerine getirmek için pantolonunu başına geçirip öyle dolaşacaktır.

Bu sadece mantıki bir önermedir. Ne yazık ki gerçek hayattaki örnekleri çok daha vahim. İnsanlar, şartlandırılma sonucu başka insanları gözünü kırpmadan sevinçle öldürebiliyor, sakatlayabiliyor, işkence yapabiliyor; o insanın kim olduğunu bilmeden, ailesinin, çocuklarının, eşinin ne hale geleceğini aklından dahi geçirmeden bütün bunları yapabiliyor. 

Hasan Sabbah'ın Haşhaşi'lere uyguladığı şartlandırmayı hatırlatalım: Aday, önce afyonla aşırı derecede uyuşturulup mantıklı bir düşünce oluşturamayacak hale getirilirdi, sonra da çok çeşitli egzotik bitkiler, hayvanlar, tütsüler ve cariyelerle bezenmiş bir alana götürülür, oranın cennet olduğu, eğer bu dava için ölürse gideceği yerin orası olduğu söylenirdi. 

Günümüzün şartları afyon dahi gerektirmiyor ne yazık ki. İnsanlar bir somun ekmek ve zoraki bir yeminle oy vermeye, slogan atmaya, ve hatta bir otelde kültür etkinliklerine katılan sanatçıları diri diri yakmaya itiliyor. Aklı başında kim bunu yapabilir?

Hali hazırda bu düşünceyi izlemeye çalışan ve içi boş gündemler yüzünden ağzı köpüren insanlar da bu şanssız kesimden olduğundan herhalde Başbakan ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı'nın kesintisiz çıkışı çok büyük bir başarı olmasa gerek.

Ne de olsa köfte ve karpuz dağıtıp duruyorlar.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Korkunun ecele faydası yok, doğru, ama insan gözünün önündekini de görmezden gelmemeli. Tarikat içinde eğitimin ne olduğunu bir düşünelim; yıllardır gizli kapaklı yapılan bu uygulama, genç zihinlerin tamamen toplumdan bağımsız, üçüncü şahısların arzularına göre bilgi edinebilmelerine sebep olan bir uygulamadır. Yani bırakın İslamı, bir çocuğa yıllarca yalıtılmış bir şekilde x dinini öğretirseniz, o çocuk da büyüyünce farazi x dininin farzlarını yerine getirmek için pantolonunu başına geçirip öyle dolaşacaktır.</p>
<p>Bu sadece mantıki bir önermedir. Ne yazık ki gerçek hayattaki örnekleri çok daha vahim. İnsanlar, şartlandırılma sonucu başka insanları gözünü kırpmadan sevinçle öldürebiliyor, sakatlayabiliyor, işkence yapabiliyor; o insanın kim olduğunu bilmeden, ailesinin, çocuklarının, eşinin ne hale geleceğini aklından dahi geçirmeden bütün bunları yapabiliyor. </p>
<p>Hasan Sabbah&#8217;ın Haşhaşi&#8217;lere uyguladığı şartlandırmayı hatırlatalım: Aday, önce afyonla aşırı derecede uyuşturulup mantıklı bir düşünce oluşturamayacak hale getirilirdi, sonra da çok çeşitli egzotik bitkiler, hayvanlar, tütsüler ve cariyelerle bezenmiş bir alana götürülür, oranın cennet olduğu, eğer bu dava için ölürse gideceği yerin orası olduğu söylenirdi. </p>
<p>Günümüzün şartları afyon dahi gerektirmiyor ne yazık ki. İnsanlar bir somun ekmek ve zoraki bir yeminle oy vermeye, slogan atmaya, ve hatta bir otelde kültür etkinliklerine katılan sanatçıları diri diri yakmaya itiliyor. Aklı başında kim bunu yapabilir?</p>
<p>Hali hazırda bu düşünceyi izlemeye çalışan ve içi boş gündemler yüzünden ağzı köpüren insanlar da bu şanssız kesimden olduğundan herhalde Başbakan ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı&#8217;nın kesintisiz çıkışı çok büyük bir başarı olmasa gerek.</p>
<p>Ne de olsa köfte ve karpuz dağıtıp duruyorlar.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Hasan Torpioğlu</title>
		<link>http://www.izlenimler.net/2005/06/03/umit-zilelinin-tuyleri-neden-urperiyor/#comment-13646</link>
		<dc:creator>Hasan Torpioğlu</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Apr 2008 14:31:23 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.izlenimler.net/2005/06/03/umit-zilelinin-tuyleri-neden-urperiyor/#comment-13646</guid>
		<description>Ümit Zilelinin korkusu bunlar değil tespitleriniz yanlış..onun korkusu yıllar  önce kanal 6 tv de yaptığı bir programda olanların tekrarlanması.o programda konuklar o zamnın İstanbul büyükşehir belediye başkanı olan R.Tayyıp Erdoğan Ve Melih Gökçek ti.program başlamadan bitti.çünkü Ümit bey szünde durmadı kendi kasetini yayınladı R.Tayyıp Erdoğan Ve Melih Gökçek in kasetini söz verdiği halde yayınlamadı .işin en komik tarafı bundan sonra oldu R.Tayyıp Erdoğan Ve Melih Gökçek Ümit Zileliyi kendi programında öyle ibr hale soktularki Ümitin o son programı oldu zaten bir dahada gün yüüzne  çıkamadı.şimdi gel zaman git zaman R.Tayyıp Erdoğan Ve Melih Gökçek biri başbakan diğeri büyük şehir belediye balkanı hala yani devamlı çıkıştalar.ümit bey ise battıkça batıyor.tek korkusu ümit beyi bir gün farkına varıp yine rezil etmeleri ve işini tamamen bitirmeleri.ama korkmasın çünkü R.Tayyıp Erdoğan Ve Melih Gökçek böyle insanlarla uğraşmaz.onların uğraşacağı insanlar kendi sikletinde olmalıdır.ağır siklet bir şampiyonun tüy sikletle maç yapması yakışık kalmaz.onun için ümit bey hiç korkmasın korksa bile KORKUNUN ECELE FAYDASI YOK ümit zileli...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Ümit Zilelinin korkusu bunlar değil tespitleriniz yanlış..onun korkusu yıllar  önce kanal 6 tv de yaptığı bir programda olanların tekrarlanması.o programda konuklar o zamnın İstanbul büyükşehir belediye başkanı olan R.Tayyıp Erdoğan Ve Melih Gökçek ti.program başlamadan bitti.çünkü Ümit bey szünde durmadı kendi kasetini yayınladı R.Tayyıp Erdoğan Ve Melih Gökçek in kasetini söz verdiği halde yayınlamadı .işin en komik tarafı bundan sonra oldu R.Tayyıp Erdoğan Ve Melih Gökçek Ümit Zileliyi kendi programında öyle ibr hale soktularki Ümitin o son programı oldu zaten bir dahada gün yüüzne  çıkamadı.şimdi gel zaman git zaman R.Tayyıp Erdoğan Ve Melih Gökçek biri başbakan diğeri büyük şehir belediye balkanı hala yani devamlı çıkıştalar.ümit bey ise battıkça batıyor.tek korkusu ümit beyi bir gün farkına varıp yine rezil etmeleri ve işini tamamen bitirmeleri.ama korkmasın çünkü R.Tayyıp Erdoğan Ve Melih Gökçek böyle insanlarla uğraşmaz.onların uğraşacağı insanlar kendi sikletinde olmalıdır.ağır siklet bir şampiyonun tüy sikletle maç yapması yakışık kalmaz.onun için ümit bey hiç korkmasın korksa bile KORKUNUN ECELE FAYDASI YOK ümit zileli&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
