Archive for Haziran 6th, 2005

Engin Ardıç Bir Noktada Yanılıyor

FST Haziran 6th, 2005

Yazılarıyla eğlendiğim ve sırf bu yüzden bile sevip saymaya layık bulduğum Engin Ardıç son yazısında “Liberaller AKP’yi bıraktı” diyor. Aslında yazının temel fikri yanlış değil. Türkiye’de AKP iktidarıyla umutlanan bir çok özgürlükçü insan özellikle son zamanlardaki bazı gelişmelerden dolayı hayal kırıklığı yaşıyor. Ancak, Engin Ardıç’ın aşağıdaki cümlesinde bir problem var:

Başbakanı ‘Adnan Menderes örneğiyle’ tehdit edenler, ’seni de asarlar ha’ demeye getirenler bile çıktı. Bu tehdit, ‘İsmet Paşacı’ yaşlı yazarların kaleminde çok açık seçik kendini belli ediyor ama liberal kalemlerin bile satır aralarına sızıyor.
…..
‘Artık darbe yaptırmaz’ diye destekleyip sonra da darbeyle tehdit etmek, Türk liberallerine özgü bir tuhaf davranış biçimi olsa gerek!

Bildiğim kadarıyla bu mealde yazan İsmet Paşacı kalemler var ama satır arasına “darbe olsun” mesajı sızdıran liberal yazar hiç duymadım. Engin Ardıç burada hafif bel altı vurmuş gibi geliyor. Belki de “Engin abi, Kemalistlere, milliyetçilere çok yükleniyorsun, bak Akşam milliyetçi, muhafazakar ve de ulusalcı bir gazete, arada liberal hainlere de yüklensen, imaj ve tiraj olayı malum” filan diyen olduysa böyle biraz zorlama yazı ortaya çıkmış da olabilir. Ama yine de fark etmez, delidoludur, Engin Ardıç ne yapsa gönlümüzdeki yeri sağlamdır.

Emin Beyin Dikkatine! Din Anketi Uluslararası Alana Yayılmış.

FST Haziran 6th, 2005

Emin Çölaşan’ın dikkatinden kaçmayan hain din anketi maalesef uluslararası camiaya da sirayet etmiş. Emin beyin gazetesi Hürriyetteki habere göre Amerikan haber ajansı Associated Press, uluslararası kamuoyu yoklaması şirketi Ipsos ile 10 ülkede kamuoyunun siyaset ve din ayrımı ile dini inanış konusundaki tavrıyla ilgili bir kamuoyu araştırması yapmış. Sonuçlarını gazeteden okuyabilirsiniz ama ben Emin Beyi kendi gazetesini kınamak üzere uyarmayı bir yurttaşlık görevi bildim. Malum kendisi aynı konuda Türkiye’de yapılan araştırmaya ateş püskürüyordu. Belki konuyla ilgili olarak ABD senatosu ve eğitim öğretimle ilgili bakanlıkları eleştiren bir yazı kaleme alarak “Orası Amerika mı İran mı” gibi anlamlı sorular yöneltir ve tüm dünyayı Associated Press’in “bu zırvaları nasıl sorduğu” konusunda aydınlatır. Benden duyurması, minik kuşu beklemeye gerek yok.

Çölaşan’a özel Yöntem ve İstatistik Dersi

FST Haziran 6th, 2005

Geçtiğimiz günlerde öğrenci velilerinin doldurmaları istenen bir anket gündeme gelmişti. Medyadan yarım yamalak kulak misafiri olduğum konuya, biraz beni de ilgilendirdiği için şöyle bir bakayım dedim. Ankette öncelikle cevaplayanın demografik özellikleri belirlenmeye çalışılmış. Daha sonra da çeşitli yargı cümlelerine ne ölçüde katıldığı filan sorulmuş. Sorular genelde insanların dinle ilgili çeşitli konulara nasıl baktığını incelemeye çalşıyor. Peki burada tuhaf olan ne? Bence tuhaf olan bir şey yok ama Emin Çölaşan’ın çok sert tepkileri var. Ben kendisinin iki yazısını okuduğumda bir kaç nokta aklıma geldi:

1.Emin Çölaşan muhtemelen hayatında hiç anket doldurmamış.
2.Emin Çölaşan herhalde hayatında “Sosyal Bilimler” alanında bir yöntem eseri okumamış hatta böyle bir disiplin olduğundan dahi haberdar değil
3.Yukarıdaki iki maddeyi biliyorsa, o zaman sorular islam diniyle ilgili olduğu için küplere biniyor demektir, ki bu daha da kötü.

Öncelikle, bu çalışmanın bir doktora öğrencisinin tezini bitirme amacıyla yaptığı anlaşılıyor. “Ankara Üniversitesi Din Eğitimi anabilim doktora öğrencisi İsmail Arıcı” bu anketi “İlköğretim din kültürü ve ahlak bilgisi derslerine karşı tutum” konulu bir çalışmayı tamamlamak için gerçekleştiriyor. Peki Din eğitimi ile ilgili bir branşta doktora yapan, din kültürü dersleriyle ilgilenen bir akademik şahıs çalışmasında müslüman bir ülkede ne tür sorular sorabilir? Tahmin edeceğiniz gibi “islam dini” üzerine muhtelif konulardaki algılamayı öğrenmeye çalışacaktır. Bu tür bir tez çalışmasında “hangi marka şampuan kullanıyorsunuz” türünden sorular olacak hali yok ya.

Şimdi gelelim sayın Çölaşan’a özel bazı teknik açıklamalara. Malum, anketlerde bir takım tanımlayıcı demografik sorular dışında, konuyla ilgili çeşitli yargılara ne ölçüde katıldığınızı soran “ölçekler” de kullanılabilir. Bu ölçekler rastgele hazırlanmaz. Genelde uzun araştırmalarla soruların geçerlilik ve güvenilirlikleri hesaplanmaya çalışılır. Bu şekilde 5 ölçekli Likert tipi soruların Emin Çölaşan’ın zannettiği gibi amaçları yoktur. Mesela ilgili ankette “İslam’ın yasakladığı konulardan uzak durmak gerekir” diye bir yargı cümlesi var. Ankette siz bu soruya 1-5 arası ölçekte yüzlerce cevap alabilirsiniz. Kimi kesinlikle katılır, 5 işaretler, kimi kısmen katılır 3 işaretler, kimi pek katılmaz 2 işaretler vs. . Neticede tüm bu cevapların değeri toplanır ve ankete cevap verenlerin sayısına bölünür. Ortalama bir rakam elde edilir. Yine bir formul yardımıyla ortalama cevabın tek tek cevaplardan ne ölçüde saptığı, yani bu yargıya katılım ne ölçüde yeknesaktır sorusunun cevabı için “standart sapma” hesaplanır. Misal, “Ramazan’da oruç benim için önemlidir” yargısı için X ort=4.6, Std Sapma=0.56 ise genelde bu yargıya cevap verenlerin yüksek oranda iştirak ettiği, standart sapma düşük olduğu için genelde herkesin benzer kanaatte olduğu gibi yorumlar yapılabilir.

Öte yandan, bu yargıya katılanların maddi gelir açısından farklılaşıp farklılaşmadığı da iki ayrı anakütle ortalaması kıyaslanarak (t testi) ölçülmeye çalışılabilir. Misal, Geliri 1 Milyardan aşağı olanların ortalaması X=4.7, Geliri 1 Milyardan yukarı olanların ortalaması X=3.2 olsun. Burada herhangi bir istatistik kitabındaki formule müracaatla (standart sapmaları da kullanarak) bir t değeri hesaplanır. Bu t değeri ilgili istatistik tablodaki sabit t değeri kıyaslanır veya bilgisayarda bir program kullanılıyorsa p değerine bakılır. Eğer bu p değeri 0.05′ten küçükse iki grup arasında anlamlı bir fark olduğundan söz edilebilir. Diyelim ki p=0.001 ise, doktora öğrencisi buradan yola çıkarak “insanların maddi gelir düzeyi yükseldikçe islami yasaklara karşı hassasiyeti azalmaktadır” gibi bir sonuca ulaşabilir.

Şimdi Emin Çölaşan’ın yazısını bitirirken kullandığı cümlelere bakalım:

Onlar bu saçma-zırva oyuna nasıl alet edilir? Bakanlık hangi yetki ve sıfatıyla insanların inançlarını -böyle ipe sapa gelmez yöntemlerle, velilere sorulan çağdışı sorularla- sorgulayabilir? Burası İran mı, Suudi Arabistan mı, yoksa Afganistan mı?

Bilmemek ayıp değil. Emin Çölaşan hayatında hiç akademik bir çalışma görmediği, mesaisinin çoğunu haklı olarak ülkeyi yıkmaya ve bölmeye çalışanlara karşı harcadığı için, anket ve sorular kendisine garip gelmiş olabilir. Ama ben bu kıymetli yazarımızın bir daha böyle basit hatalar yapmaması, bilenler yanında mahcup olup yüzü kızarmaması için kısa bir ders vermeyi görev bildim. Yukarıdaki açıklamaları dikkate aldığı takdirde Emin Bey ilgili doktora çalışma anketinin “saçma zırva bir oyun olmadığı”, soruların “ipe sapa gelmez” yöntemlerle sorulmadığını kolaylıkla anlayacaktır. Elbette burasının sayılan ülkeler değil Türkiye olduğunu anlaması için ek açıklamalar yapmama gerek yok. Bu tür bir yazının başka bir ülkede kaleme alınması mümkün değildir zira…

“Eskiden öğrencinin alnına tebeşir atardım..”

FST Haziran 6th, 2005

Sabah gazetesinde İstanbul Üniversitesi yeni rektörü Mesut Parlak ile bir mülakat yer alıyor. Mülakatta bir çok konuya yer verilmiş. Bazı cümleler zaten bildik, İstanbul Üniversitesi cephesinde yeni bir şey olmadığını gösterir tarzda şeyler. “Bu üniversite bu ulusun önde gelen üniversitesidir. Laik, demokratik Cumhuriyet’e, Atatürk ilkelerine sonuna kadar bağlıdır. Yasal olarak türban kamusal alanda kullanılamaz…Yönetim ilkelerinden asla ödün vermez” vs. vs.

Sizleri bu laflar için rahatsız edecek değilim elbette, zaten malum şeyler. Benim kopmama sebep olan öyle bir cümle var ki, Sabah gazetesine bugün karnım yarılana kadar beni güldürdüğü için teşekkür ediyorum. Bakınız bir profesörün “dekan olunca hayatınız nasıl değişti” sorusuna cevabı:

Önce doçent ardından profesör olan Parlak 1996-1998 yılları arasında Tıp Fakültesi Dekanı olur. Hayatında hiçbir değişiklik olmaz. Sadece; “Eskiden sınıfta uyuyan öğrencileri uyarmak için alınlarına tebeşir atardım. Dekan olunca bu huyumdan vazgeçtim.”

Alnına tebeşir ha… İsabet etirebiliyor muydu acaba, alın derken göz, yan sıradaki öğrencinin alnı gibi hedef şaşmaları oluyor muydu, inanın merak içindeyim. Mülakatın tümünü okuyun. “O zamanın doktorları, bizim büyüklerimiz başka adamlardı. Mükemmel insanlardı. Fakirden para almazlardı. O doktorlar beyaz atlarına bindiler bir daha gelmeyecekler.” türünden edebi cümleler de var. Yeni rektör bayağı eğlenceli geldi bana, bilmem siz ne dersiniz…

Demirel ve Türk Tarımı

FST Haziran 6th, 2005

Dün bu konudaki haberi görünce hemen aklıma “kim ne verdiyse 5 fazlası” diyerek tarım sübvansiyonunda popülizm şampiyonluğu yapan Demirel’in meydanlardaki hali gelmişti. Yorumu yazmayı ihmal edince Sabah yazarı Emre Aköz benden erken davranıp Demirel’e bu hatırlatmayı yapmış. Habere göre eski cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel Aydın Doğan ve Hüsamettin Özkan’le bir çiftlik evinde buluşmuş ve sohbet sırasında şunları söylemiş:

“Nüfusunun yüzde 35′i tarımla meşgul ülke olmaz. Bu yüzden de ne kadar ülkeyi uçurmaya çalıştıksa da, uçuramadık. Çünkü bu şartlarda uçmanın mümkün olmadığını anlatamadık. Ülkenin yüzde 35′i çiftçi. GSMH’daki payı yüzde 13.5. 30 milyon insan fakir. Türkiye’nin sorunu işte bu”

Ne keşif be. Sanki konuşan bu memleketin tepesinde 50 sene icra mevkinde bulunmuş, tarım sübvansiyonu, köylülük şampiyonluğu yapmış, seçim meydanlarında “başkası ne veriyorsa 5 fazlası, verdimse ben verdim” popülizmine bulaşmış biri değil. Laflara bakın: “Bu yüzden de ne kadar ülkeyi uçurmaya çalıştıksa da, uçuramadık. Çünkü bu şartlarda uçmanın mümkün olmadığını anlatamadık.” Neyi uçuruyorsun, kime uçmanın mümkün olmadığını anlatamıyorsun, kısaca ne demek istiyorsun, anlayan varsa beri gelsin ben çıldıracağım. Mizah yazarı Vedat Özdemiroğlu bir yazısında Süleyman Demirel için “tanımlanamayan yer cismi” ifadesini kullanmıştı, nedense aklıma o geliverdi birden. Aşağıdaki resim de seçim meydanlarından alınma galiba… Eski günleri hatırlama açısından güzel bir fotoğraf.

The image “http://www.tabier.net/contact/ilginc/1-4/5-8/9-12/Demirel.jpg��? cannot be displayed, because it contains errors.

Kapat
E-posta ile paylaş