Çölaşan’a özel Yöntem ve İstatistik Dersi

FST Haziran 6th, 2005

Geçtiğimiz günlerde öğrenci velilerinin doldurmaları istenen bir anket gündeme gelmişti. Medyadan yarım yamalak kulak misafiri olduğum konuya, biraz beni de ilgilendirdiği için şöyle bir bakayım dedim. Ankette öncelikle cevaplayanın demografik özellikleri belirlenmeye çalışılmış. Daha sonra da çeşitli yargı cümlelerine ne ölçüde katıldığı filan sorulmuş. Sorular genelde insanların dinle ilgili çeşitli konulara nasıl baktığını incelemeye çalşıyor. Peki burada tuhaf olan ne? Bence tuhaf olan bir şey yok ama Emin Çölaşan’ın çok sert tepkileri var. Ben kendisinin iki yazısını okuduğumda bir kaç nokta aklıma geldi:

1.Emin Çölaşan muhtemelen hayatında hiç anket doldurmamış.
2.Emin Çölaşan herhalde hayatında “Sosyal Bilimler” alanında bir yöntem eseri okumamış hatta böyle bir disiplin olduğundan dahi haberdar değil
3.Yukarıdaki iki maddeyi biliyorsa, o zaman sorular islam diniyle ilgili olduğu için küplere biniyor demektir, ki bu daha da kötü.

Öncelikle, bu çalışmanın bir doktora öğrencisinin tezini bitirme amacıyla yaptığı anlaşılıyor. “Ankara Üniversitesi Din Eğitimi anabilim doktora öğrencisi İsmail Arıcı” bu anketi “İlköğretim din kültürü ve ahlak bilgisi derslerine karşı tutum” konulu bir çalışmayı tamamlamak için gerçekleştiriyor. Peki Din eğitimi ile ilgili bir branşta doktora yapan, din kültürü dersleriyle ilgilenen bir akademik şahıs çalışmasında müslüman bir ülkede ne tür sorular sorabilir? Tahmin edeceğiniz gibi “islam dini” üzerine muhtelif konulardaki algılamayı öğrenmeye çalışacaktır. Bu tür bir tez çalışmasında “hangi marka şampuan kullanıyorsunuz” türünden sorular olacak hali yok ya.

Şimdi gelelim sayın Çölaşan’a özel bazı teknik açıklamalara. Malum, anketlerde bir takım tanımlayıcı demografik sorular dışında, konuyla ilgili çeşitli yargılara ne ölçüde katıldığınızı soran “ölçekler” de kullanılabilir. Bu ölçekler rastgele hazırlanmaz. Genelde uzun araştırmalarla soruların geçerlilik ve güvenilirlikleri hesaplanmaya çalışılır. Bu şekilde 5 ölçekli Likert tipi soruların Emin Çölaşan’ın zannettiği gibi amaçları yoktur. Mesela ilgili ankette “İslam’ın yasakladığı konulardan uzak durmak gerekir” diye bir yargı cümlesi var. Ankette siz bu soruya 1-5 arası ölçekte yüzlerce cevap alabilirsiniz. Kimi kesinlikle katılır, 5 işaretler, kimi kısmen katılır 3 işaretler, kimi pek katılmaz 2 işaretler vs. . Neticede tüm bu cevapların değeri toplanır ve ankete cevap verenlerin sayısına bölünür. Ortalama bir rakam elde edilir. Yine bir formul yardımıyla ortalama cevabın tek tek cevaplardan ne ölçüde saptığı, yani bu yargıya katılım ne ölçüde yeknesaktır sorusunun cevabı için “standart sapma” hesaplanır. Misal, “Ramazan’da oruç benim için önemlidir” yargısı için X ort=4.6, Std Sapma=0.56 ise genelde bu yargıya cevap verenlerin yüksek oranda iştirak ettiği, standart sapma düşük olduğu için genelde herkesin benzer kanaatte olduğu gibi yorumlar yapılabilir.

Öte yandan, bu yargıya katılanların maddi gelir açısından farklılaşıp farklılaşmadığı da iki ayrı anakütle ortalaması kıyaslanarak (t testi) ölçülmeye çalışılabilir. Misal, Geliri 1 Milyardan aşağı olanların ortalaması X=4.7, Geliri 1 Milyardan yukarı olanların ortalaması X=3.2 olsun. Burada herhangi bir istatistik kitabındaki formule müracaatla (standart sapmaları da kullanarak) bir t değeri hesaplanır. Bu t değeri ilgili istatistik tablodaki sabit t değeri kıyaslanır veya bilgisayarda bir program kullanılıyorsa p değerine bakılır. Eğer bu p değeri 0.05′ten küçükse iki grup arasında anlamlı bir fark olduğundan söz edilebilir. Diyelim ki p=0.001 ise, doktora öğrencisi buradan yola çıkarak “insanların maddi gelir düzeyi yükseldikçe islami yasaklara karşı hassasiyeti azalmaktadır” gibi bir sonuca ulaşabilir.

Şimdi Emin Çölaşan’ın yazısını bitirirken kullandığı cümlelere bakalım:

Onlar bu saçma-zırva oyuna nasıl alet edilir? Bakanlık hangi yetki ve sıfatıyla insanların inançlarını -böyle ipe sapa gelmez yöntemlerle, velilere sorulan çağdışı sorularla- sorgulayabilir? Burası İran mı, Suudi Arabistan mı, yoksa Afganistan mı?

Bilmemek ayıp değil. Emin Çölaşan hayatında hiç akademik bir çalışma görmediği, mesaisinin çoğunu haklı olarak ülkeyi yıkmaya ve bölmeye çalışanlara karşı harcadığı için, anket ve sorular kendisine garip gelmiş olabilir. Ama ben bu kıymetli yazarımızın bir daha böyle basit hatalar yapmaması, bilenler yanında mahcup olup yüzü kızarmaması için kısa bir ders vermeyi görev bildim. Yukarıdaki açıklamaları dikkate aldığı takdirde Emin Bey ilgili doktora çalışma anketinin “saçma zırva bir oyun olmadığı”, soruların “ipe sapa gelmez” yöntemlerle sorulmadığını kolaylıkla anlayacaktır. Elbette burasının sayılan ülkeler değil Türkiye olduğunu anlaması için ek açıklamalar yapmama gerek yok. Bu tür bir yazının başka bir ülkede kaleme alınması mümkün değildir zira…

2 Responses to “Çölaşan’a özel Yöntem ve İstatistik Dersi”

  1. ders iyi dinleyemiyorum dersdinleme yönte nedir

  2. Sitede emegi gecen herkese tesekkurler

    http://www.1bilgi.com

    Sizleride sitemize bekliyoruz

    Nice yillara…

Trackback URI | Comments RSS

Leave a Reply

Kapat
E-posta ile paylaş