Toplatılan Yıllık, “Haylazlar” savcılığa…

FST Haziran 9th, 2005

Türk eğitim sisteminden bahsederken adı geçen İstiklal Marşı ve Gençliğe hitabe ile ilgili ilginç bir tevafuk habere rastladım. Haberx sitesinde bir üniversite yıllığıyla ilgili şu satırlar yer alıyor:

Uludağ Üniversitesi Sağlık Yüksek Okulu yıllığında yer alan ‘Haylaz öğrenciye hitabe’ ve ‘Haylaz öğrencinin Marşı’nın İstiklal Marşı ve Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’nden uyarlanması tepki topladı. Üniversiteli öğrenciler tarafından hazırlanan yıllıkta Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’ndeki ‘Ey Türk gençliği birinci vazifen…’ diye başlayan satırlar, ‘Ey Haylaz öğrenci birinci vazifen alttan derslerini kurtarmak, bütün öğretmenlere yalakalık yapmaktır..’şeklinde yeraldı.

Garip şey. Benim gördüğüm bir çok öğrenci yıllığında da bu kabil metinler vardır. Demek ki artık bu konularda da dikkatli olmak lazım. Üstelik “Atatürkçü düşüncesiyle tanınan” (sanki diğer rektörler Şeriat özlemcisi ya da Stalin düşüncesiyle tanınıyor) Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Yurtkuran öğrencileri savcılığa da verecekmiş. Atatürkçü Düşünce Derneği Bursa Şubesi başkanı da konuya el koyarak “Atatürkçülüğünden kuşku duymadığımız üniversiteden böyle bir yıllık çıkmış olması üzücüdür. Bunu öğrenci muzipliği olarak değerlendirmek, fazla hoşgörülü bir tutum olacaktır” demiş.

Bu işten ben bir şey anlamadım. Oratada gençliğe hitabeye bir hakaret mi var? İstiklal marşına karşı bir şey mi söylenmiş? Ne alakası var, bu ne biçim alınganlıktır? Sıkın bakalım insanları. Yazıklar olsun. Mebzul miktardaki “Atatürkçü düşüncesiyle tanınan” müdür, dekan, rektör, gayretli dernek temsilcileri “öğrenci muzipliği” konusunda da tanımlama ve sınırlamalar getirmeye başlamışlarsa, ülke topyekün kafayı yeme aşamasına gelmiş demektir. Demek artık “muziplik, haylazlık” da sözde Atatürkçülük açısından incelenecek ve alabildiğine zorlama yorumlarla iş çığrından çıkacak.

Ümidim savcılarda, bakalım onlar “Atatürkçü düşünceyle tanınma” etiketinin korkutucu etkisiyle çocukları idam istemiyle istiklal mahkemesine mi sevk edecekler, yoksa öğrencileri rencide ettikleri, Atatürk aleyhtarlığıyla suçladıkları, Atatürk’ü istismar edenlere prim verdikleri, hatta bizzat kendileri istismar ettikleri için Rektör ve ADD hakkında dava mı açacaklar? Ben öğrencilerin yerinde olsam derhal hepsine karşı dava açardım.

Trackback URI | Comments RSS

Leave a Reply

Kapat
E-posta ile paylaş