Archive for Haziran 10th, 2005

Soros ve Kaçak Kuran Kursu

FST Haziran 10th, 2005

Bugün sitenin gündemini işgal eden Soros’la yapılan görüşmelerde en çok Türkiye’deki laiklik meselesi gündeme gelmiş galiba. Hürriyet yazarlarından Gila BENMAYOR “Soros’un biz Türklerin bu laiklik meselesini abarttığımızı söylediğini” yazıyor. Yine kendi ifadeleriyle, Soros bu konuyu açması istendiğinde başörtülülerin üniversiteye gidebilmeleri gerektiğinden filan bahsetmiş. Benim ilgimi çeken Soros’a ısrarla sorulan şu soru ve alınan cevap:

“Tabii bunun üzerine Soros’a Türkiye’deki son gelişmelerden, mesela kaçak Kuran kurslarına ceza indiriminden haberi olup olmadığını soruyoruz. Haberi yokmuş.”

Boşverin siz burada yazanı, ben Soros’un soruyu anladığını hiç sanmıyorum. Ne bekliyordu Hürriyet yazarı, “vay alçak dinciler demek kaçak kursuna verilen cezayı indiriyorlar ha” gibi bir şey mi? Adama önce “Kuran kursu”, “Kuran kursunun kaçak olması”, “kuran kursuna izin alma gereği” gibi konuları açıklaman gerekir ki ceza indirimini sorabilesin. Bunu hiçbir aklı başında insanın mantığı kavrayamayacağından beyhude çaba olacaktır. Yani, Soros’a sorulan soru tamamen absürddür, kendisinin “haberim yok” demesi aslında “ne dediğinizi anlamıyorum” şeklinde düşünülmelidir.

Devlet keçiyle koyunla uğraşırsa

FST Haziran 10th, 2005

Habere göre Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, ‘Hayvancılığı Geliştirme Projesi’ kapsamında Yozgat’ın Sorgun İlçesi’ne bağlı Eymir Beldesi’nde yetiştiricilere 1250 koyun ve 50 koç dağıtmış. Dağıtılan koyunları alan 50 ailenin 30’una mensup 67 kişi, hayvanlardan geçen ‘brucella’ (Bruselloz) hastalığına yakalanarak yatağa düşmüş. Devletten koyunların alınmasına aracılık eden Eymir Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Hasan Akbıyık şu açıklamayı yapmış:

‘Bize koyunların tüm aşılarının yapıldığı söylenmişti. Ancak koyunlar düşük yaptı, ölü doğumlar oldu. Alınan koyunların yüzde 80’i yavru attı. Ardından da insanlarda bu hastalık görüldü. Yetkililer bu olayı kabullenmek istemiyor. Ancak her şey ortada. Buna çözüm bulunması gerekir

Devletin lüzumsuzluklarının biri daha. Hangi akla hizmetle millete koyun, koç dağıtılır, daha da kötüsü devlet niye koyun yetiştirir anlamak zor. Daha “devletin arılarının” hesabı verilmeden bir de “koyun krizi” yaşanıyor. Bu hayvanları bedavaya ya da düşük fiyatla almışlarsa köylülerin şikayetlenmesinin de bir mantığı yok tabii. Ucuz etin yahnisi hesabı.

Memura Sanal Zam

FST Haziran 10th, 2005

Memura Sanal zam yapılacakmış. “Sanal iş” karşılığı olsa gerek.

Liselilerin Protestosu ve hayal kırıklığı

FST Haziran 10th, 2005

Bir haber sitesinde “Liselilerden protesto” başlığını görünce, “Hay aslanlarım, gençlik ayaklandı liselerin 4 yıla çıkarılmasını protesto ediyorlar galiba, Allah kılıçlarını keskin etsin” diyerek dualarla haberi açtığımda liseli gençlerin durumu beni içinden çıkılmaz hüzünlere garketti. Buyrun okuyun, bakalım ümitvar olabiliyor musunuz:

Yıldırım Beyazıt Lisesi son sınıfta okuyan üç öğrenci, bakanlık binası önüne gelerek ”Paralı, gerici eğitime hayır, parasız bilimsel demokratik eğitim istiyoruz-Liseli Genç Umut” yazılı pankart açtılar. Öğrenciler, daha sonra kendilerini bakanlık binası önündeki demirlere zincirlediler.

Paralı, gerici eğitim, “Liseli Genç Umut” ha… Gel de sen bu gençlikten bir şeyler bekle bakalım.

Soros’a uzman uyarısı

FST Haziran 10th, 2005

Muhafazakar demokratların (!) “biz başaramayacağız, bari sen el at” diyerek namus davasını havale ettikleri Soros’un “başörtüsü mücadelesi” üzerine yazdığım yazıda özellikle Türkiye’ye özgü şartlardan dolayı zorlanabileceğini, adımlarını dikkatli atması gerektiğini belirtmiştim. Türkiye’de Atatürk istismarcısı sözde çağdaş cephenin uzmanı bir büyüğümüz “Soros fikirlerimden yararlanmalıdır” diyerek bir mesaj göndermiş, bence de Veysel bey tecrübe, bilgi ve kavrayışıyla bu iş biçilmiş kaftan. Ümit ederim Soros veya ekibi buradaki yazıları takip ediyordur. İşte Veysel beyin gönüllü destek talebi.

Sevgili Dostum,
Bu Soros isi bilmeyen adamlarla yola cikarsa madara olur. CUMOK’larin cigerini benim gibi iyi bilen danismanlar tutmali. Mesela CUMOK’larin baspiskoposlarindan Prof. Mumtaz Soysal’in CHP-MSP koalisyonundan once yumurtlamis olduğu “dinciler metafizikci yandaslarimizdir” yollu cevherleri kitap halinde basip bedava dagitmali. Bu Soysal 1981 Anayasa referandumu arefesinde de Ankara Maltepe Camii’nde metafizikci yandaslar ile fizikci yoldaslari bir araya getirip “anayasaya hayir” namazi kildirmisti. Bu namazlar da “fasizme direnis namazi” olarak yeniden kilinabilir. O zaman cogu CUMOK jakobenlikle anti-fasizm arasinda bir tercih yapmak zorunda kalacaktir.
Saygilar,
Veysel

Bir başka açıdan “Türkiye Gerçeği” Kurtlar Vadisi

FST Haziran 10th, 2005

Önce bir itiraf: Bu diziyi bir kaç dakikalık “zap” rastlantısı haricinde “hiç” izlemedim. Sadece bir kaç yerde 3-5 dakika kadar çeşitli sahnelere şahit oldum. Aklımda kalan, bir kaç yapmacık çatışma ve takip sahnesi yanında, koyu renk takım elbise giymiş, lisede çift dikiş gitmekten kartlaşmış izlenimi veren, tertemiz mavi ve beyaz gömlekli ancak kirli sakallı tiplerin birbirine garip espriler yaptığı bir iki sahne ile adının Polat olduğunu öğrendiğim gençten bebek yüzlü birinin duvarda bir yerlere gözleri sabitlenmiş, vesikalık resim çektirecek gibi hareketsiz otururken, yavaş sesle yanında boynuna fular takmış tıslar gibi genizden konuşan yaşlı biriyle yaptığı sohbetti. Hatırlayabildiğim kadarıyla aralarında şöyle bir diyalog geçiyordu:

- (Polat, gizemli) Kim bunlar, tapınakçılar mı?
-(Fularlı, genizden) Hayır….
-Masonlar mı?
-Hayır…
-O zaman daha yukarıdan mı?
-Ben de bilmiyorum…

Herhalde “derin” ülke mevzularında iç ve dış güçler üzerine bir tartışmaya rastlamıştım. Zaten medyaya yansıdığı kadarıyla da dizi “Türkiye’nin gerçeklerinden” bahsediyormuş. Her neyse, duyduğuma göre dizi bitmiş, ilgililer yaz sezonunda biraz dinlenir, senaristler de sonbahara yeni “Türkiye gerçekleri” temelinde bölümler çekerler.

Elbette diziyi izlemeyen biri olarak içerikle ilgili söz söylemek haddim değil. Tercih meselesi olduğu için de izleyenlere saygı duyarım. Ancak, Kurtlar Vadisi üzerinde sağda solda “çok kanlı, gençleri mafya olmaya özendiriyor, yasaklansın” türü şikayetler duyduğumdan, bugün Ayvaz Özel’in yazdığı bir yazıya atıfta bulunmak istedim. Genel yaklaşımların tersine Ayvaz Özel Kurtlar Vadisi “gerçeğine” farklı bir noktadan bakmış. Liberal Hareket sitesindeki yazıyı alıntılıyorum, özellikle dizi hayranlarının ilgisini çekebilir:

Kurtlar Vadisi’nin faydası ve zararı

Kurtlar Vadisi dün final bölümüyle sezonu kapattı. Bu diziye bende bir eleştiri yapmak istiyorum.Ama gençleri mafyaya,çete kurmaya özendirdiği için değil. Tabii ki özendirmeli.Özendirecek ki yapısal sorunlarımızı daha iyi görelim.

Şimdi ne demektir bu?

Örneğin birisinin birisini Kurtlar Vadisinden esinlenerek bıçaklaması her nekadar dizi onu etkilemiş olsa da aslında üzerini örttüğümüz bir gerçeğe işaret etmektedir ; adaleti tesis etmedeki başarısızlığımız.

Ahmet Mehmet’i diziden esinlenerek vurdu da kardeşim bizim hukuk sistemimizin hiç mi suçu yok? Ahmet’in Mehmet’i vurmasında etken olgu dizi değil hapishanelerin okadar da kötü bir yer olmadığı imajıdır.Ayrıca Ahmet Mehmet’i vururken çok fazla ceza almayacağını da bilmektedir.Mutlaka birsürü indirimler eşliğinde en fazla 8-9 sene yatar hatta bu arada af da çıkabilir değil mi?

Bir tv yapımcısının dediği gibi Formula 1 hız yapmayı özendiriyorsa onu da yasaklayalım o halde? Bir insanın hız yaparak kazaya sebebiyet vermesi Formula 1′in suçu değildir.Suç yine doğru dürüst trafik-ceza sistemini tesis edemeyenlerdedir.A.B.D.’de dönmeden 300 metre önce sinyal vermezsen çok ağır yaptırımlar vardır.Bizde ise bırakın 300 metre önceden sinyal vermeyi , adamın biri kırmızı ışıkta 10 kere geçse bir yaptırımla karşılaşma ihtimali karşılaşmama ihtimalinden düşüktür.

Fenerbahçe’nin , Galatasaray’ın karşı takım taraftarlarını tahrik edici t-shirt’ler bastırması da oldukça sakıncalı bir durum arz ettiğinden onları da yasaklamak mı gerekir? Yoksa insanların kafasına ” Ulan ben bu adamla kavga edersem , bıçaklarsam hücre tipi bir odada ömrümün geri kalan kısmını geçirebilirim. ” korkusunu mu kazımak gerekir?

Herneyse…Demek ki “özendirme” iyi birşey.Yapısal sorunlarını daha net görmende faydalı oluyor.Düşünsenize Kurtlar Vadisi olmasa herkes adaletin-hukukun çok süper işlediği,suçluların cezalarını çektiği bir yer sanacak Türkiye’yi.Veya Formula 1 hızı özendirmese sanacağız ki trafik sistemimiz gayet güzel çalışıyor.

Ben asıl Kurtlar Vadisi’ne eleştiri yapmak istediğim noktaya gelmek istiyorum.

Kurtlar Vadisi’nin asıl en sakıncalı tarafı geçmiş hükümetleri aklamasıdır.Bunu nasıl yapıyor? Dizide sürekli vurgulanan mesaj şu ; “Aslında seni başbakan değil gizli güçler yönetiyor.Bu hale geldiysek bu gizli güçlerin yüzünden geldik”.

İşte bu mesaj kitlelerin beyinlerine hemen her hafta yerleştiriliyor.Ama böyle yaparak aslında Süleyman Demirel’i , Bülent Ecevit’i , Tansu Çiller’i , Necmettin Erbakan’ı…vs’yi aklamış oluyoruz. Nasıl olsa onlar masum , bizi aslında gizli güçler yönetiyor değil mi?

Soros ve Başörtüsü meselesi

FST Haziran 10th, 2005

Tercüman (Ilıcaklar) gazetesi yazarı Serdar Arseven yazısında son zamanlarda çeşitli diktatörlüklerde yapılan darbelerle gündeme gelen ve şu aralar Türkiye’de bulunan ünlü iş adamı Soros’un “başörtüsü problemini” çözmek üzere harekete geçeceği müjdesini veriyor. “Başörtüsü -türban- meselesinin çözümü için, gerekli girişimlerde bulunmaya karar verdik. Bu iş, çözüm yoluna girecek.” demiş ünlü spekülatör.

Evet, Soros kendinden emin görünüyor. Öte yandan aynı yazıda AKP iktidarının da bu işi kendi başına çözemeyeceğini anladığı, bunun için özellikle kimsenin pek ses çıkaramayacağı Yahudi lobileriyle temasta olduğundan bahsediliyor. Malum, “başörtüsü meselesi” bu ülkede sağ iktidarların sürekli el değiştirip “bakalım bunlar ne yapacak” şeklinde tecrübelerin yaşanmasına sebep olduğu bir konu. Hatta son 10 yılın Türkiye’sinde tüm siyasi gündemin sadece başörtüsü ile şekillendiğini söylemek hiç de abartma olmayacaktır. Başörtüsü taraftarları ve karşıtları arasında, genelde karşıtlarının galip geldiği bir bilek güreşi, “erkeklik-ürkeklik” çerçevesinde sürüp gidiyor.

Bu ülkede özellikle son 20 yılda yaşananlar, hiçbir kanuna dayanmayan bu garip yasağın çoğunluk iktidarlarınca çözüme kavuşturulamaması, ilgili kesimlerin “dış güçler”den medet ummasına sebep oluyor. Şimdiki halde bu “dış güçlerin” AB olması biraz zor. Zira Fransa, Almanya, Hollanda gibi hristiyan şeriat devletlerinde özellikle Türklere karşı müslümanlıkla harmanlanmış ırkçı bir antipati gelişiyor. Vatandaşları ve çıkar gruları ellerindeki yağlı sosyal devlet imkanını bırakmak istemeyen bu ülkelerde, AB genişleme sürecinin de etkisiyle bir sürü bela ortaya çıkacak gibi. Bu paralelde (bir ölçüde Türk resmi dış politikasının başarısıyla) verilen AİHM kararlarından da, AB “özgürlükçülüğünün” Kürt milliyetçileri ve Alevilere nazaran sünni mağdur başörtülüler için pek sökmediği görülüyor. Dolayısıyla ilgili kesimlerin, şu an için AKP’nin bel bağlayabileceği tek dış güç, coğrafya kartımız sebebiyle bize biraz da mahkum olan ABD ve buradaki etkin Yahudi lobileri kalıyor.

Ne diyelim, bir de Soros sınasın bakalım gücünü ama ben başarılı olabileceğine pek ihtimal vermiyorum. Bu iş 3-5 milyon dolarla çözülebilecek bir şey değil. Cumhurbaşkanı, rektörler, askerler, CHP, büyük medya grupları ve bu kesimlerle yapışık yaşayan STK’lar monolitik bir blok halinde Soros’un karşısında yer alacaktır. Burayı ne Ukrayna ne de Kırgızistan’la karıştırmaması gerekir. Karşısında türlerine sadece Türkiye’de rastlanabilen ateşli devrimciler; üniversite öğrencisi genç Mustafa Kemaller, CUMOK (Cumhuriyet Gazetesi Okurları), Emin Çölaşan, Özdemir İnce, Bekir Coşkun, Bedri Baykam, Ümit Zileli, Kemal Anadol, bir takım sendika temsilcileri, bazı Alevi dernekleri, ADD gibi muhalifler çıkarak kendisine dünyayı dar edecektir. Herkes Can Paker gibi yumuşak yüzlü değildir, sonra şok olmasın.

Bu arada Soros’un sağda solda “şu kadar parayla şuralarda devrim yapacağım, şu ve şu işleri çözeceğim” demesi bana ilginç geliyor. Tanıyanlar belki daha detaylı bilgi verir. Adam tuhaf bir misyoner gibi hareket ediyor. İn midir cin mi, ununu elemiş, eldeki parayı ahir ömründe bu tür “hayır işlerine” mi harcıyor vs. vs…

Kapat
E-posta ile paylaş