Archive for Haziran 14th, 2005

THY Rezaleti: “Gavur” yaparsa ayrı, “Biz” yaparsak başka

FST Haziran 14th, 2005

Yoksa THY vahşeti mi diyelim. Malum özel sektör kırk yıldır uğraşa uğraşa güç bela memlekette tayyare uçurmaya başladı, fiyatlar az biraz aşağı çekilecek gibi oldu ama heyhat. “Çocuklarımıza miras bırakacağımız” stratejik hava kurumumuz arkasına devlet desteğini almış özel sektöre dayılanıyor. Ankara’ya şu saatlerde uçabilirsin, bu saatte konamazsın vs. Çoğunuzun haberdar olduğu Atlas Jet’in başına gelenleri şirketin sahibi Vural Öger şöyle özetlemiş:


Uçuş izninin bakanlık tarafından verilmesine rağmen, uçuş saat izinlerini THY’nin verdiğini anlatan Öger, şunları söyledi: ”THY bizle rekabet halinde olduğu için, 4 haftadır uçtuğumuz uçaklara, slot denilen, ‘uçuş saat izniniz yok’ dediler. Kontuar açılıp, yolcular uçağın içinde beklemesine rağmen uçaklarımız sefer yapamadılar.”

THY’nin iki yıl öncesine kadar iç hatlarda rakibi olmadığını anlatan Öger, özel firmalarla rekabetin THY’de rahatsızlık yarattığını iddia etti. Bütün dünyanın rekabete açıldığını, devletin elindeki ekonominin zamanının geçtiğine işaret eden Vural Öger, rekabetin daha iyi fiyat ve daha iyis servisle mümkün olacağını söyledi. Öger, yetkililerin bu durumu bir an önce düzeltmesini umduğunu belirtti.

Haberlere göre insanlar iki saat uçak içinde bekletilip daha sonra geri indirilmişler. Kendi vatandaşına köpek muamelesini layık gören sorumsuz, tuzu kuru devlet memurlarının elinden daha çok çekeriz biz. AKP’ye de yazıklar olsun. Vatandaşı hiçe sayan devletçi kafada farkları olmadığını ispatlamış oldular. Devasa, sübvanseli, maaşı devletçe karşılanan, bürokrat yatağı arpalık özel sektörle “rekabet ediyor”. Ne delikanlılık değil mi?

Hollanda ile Onur Air arasındaki problemi hatırlayalım. Gavur yapınca kıyameti koparan ulusalcılarımız bakalım THY ve devletimize de dayılanacaklar mı? Yoksa, “ulusal çıkar” kan emici özel sektörün, kar peşindeki sermaye uşaklarının menfaatlerinin önünde mi yer alacak…

(Not: Takip ettiğim kadarıyla THY bir de sürüyle uçak alacakmış, memleketçe yandık demektir. Sözde satılacak kurum yeni uçak alır mı? Allah bilir ne komisyonlar, rüşvetler, yolsuzluklar dönecek.)

Kazma dişli imam sevecen öğretmene Karşı: Diyanetten imaj atağı

FST Haziran 14th, 2005

Diyanet işleri başkanlığı son dönemdeki faaliyetlerine imajla ilgili birini daha ekliyor. Habere göre Türk filmlerindeki olumsuz imam imajı teşkilatı rahatsız ediyormuş.

Malum, yeşilçam filmlerinde (aslında tüm türk film ve dizilerinde) imamlar çirkin, vahşi, saldırgan olarak tasvir edilirler. Bu imamlar sürekli yeniliklere karşı dururlar. Son derece modern giyimli (Hülya Koçyiğit gibi) sevecen, iyi kalpli, çağdaş öğretmenlere pusu kurmaya çalışırlar. Normalde benim hiç rastlamadığım şekilde cami dışında da cüppe ile dolaşırlar. Ellerinde de örneklerine Konya Mevlana müzesi veya Topkapı Sarayında rastlanabilecek türden devasa tespihler bulunur. Hasılı manzara kısaca “gerici, tiksinti verici imam ve onun temsil ettiği islam dini” ile “ilerici, insana ferahlık veren sevecen öğretmenin temsil ettiği laik düzen” şeklinde özetlenebilir.

Peki bu manzarada gerçeklik payı var mıdır? Elbette yoktur. Bir defa fiziksel özelliği bozuk imam olabileceği gibi bol miktarda öğretmene de rastlayabilirsiniz. Bütün islamcılar kılıksız olmadığı gibi, Atatürkçü Düşünce Derneği, Cağdaş Yaşamı Destekleme Derneğinde de herkes manken gibi değildir. Rastgele gireceğiniz bir devlet lisesinde kendini şık sanan kokana öğretmenlere rastlayabileceğiniz gibi, bir devlet camisinde manken görüntülü imam da görebilirsiniz. Yani tipleme açısından bu yaklaşım elbette doğru değildir.

Köylerde, mahallelerde laik düzenden hoşlanmayan, modern eğitim sisteminden hazzetmeyen imamlar mevcut olabilirken, son derece modern, laptop bile kullanan imamlara da rastlayabilirsiniz. Üstelik imamlar boş vakte sahip meslek erbabı oldukları için her tür perakende ve toptan ticaret, emlakçılık, oto galericiliği, kömürcülük, köy yerlerinde ziraat gibi işlerle uğraştıklarından gerçek dünyayı iyi tanırlar. Filmlerdeki karikatürler pek gerçekçi değildir. Üstelik aynı gerçekler öğretmenler için de geçerlidir. Öğretmenler de sadece “devlet hizmeti” aşkıyla öğrencilere güler yüz gösteren masumlar değildir. Çoğu ek iş yapar. Genelde haftada 1-2, bilemediniz 3 gün çalıştıkları için boş vakitleri imamlara göre daha boldur. Semt pazarlarında plastik leğen, çorap, kadın iç çamaşırı satanları, dersane açıp özel eğitim sektörüne girenleri, tarla bahçeyle uğraşanları boldur.

Yani, benzer türden iki meslek erbabı. Üstelik yaptıkları iş de ne kadar birbirine benzer, dikkat edin: Biri camilerde diyanetin matbu hutbesiyle sivil vatandaşı “devlete itaatkar” iyi insanlar yapmak için para alır, diğeri aynı görevi okullarda yürütür. Yani, yok aslında bir farkımız, ama biz daha çağdaş, laik yerine göre demokratız hesabı.

Diyanet imamların imajını nasıl düzeltecek, orası biraz muamma görünüyor. Haberde çizgi film gösterileceğinden, büyükler için eğitici film yapılacağından, çingene belgeseli hazırlanacağından (ne alakası varsa) bahsediliyor. İmamların imajı çizgi filmle düzelir mi orasını bilmem ama Diyanet bütçesi gene birilerinin cebini dolduracak, öyle anlaşılıyor. Eğer kendileri yetenek geliştirip çizgi ve dizi film çekmeyeceklerse tabii.

Kapat
E-posta ile paylaş