Kazma dişli imam sevecen öğretmene Karşı: Diyanetten imaj atağı
FST 14 Haziran 2005
Diyanet işleri başkanlığı son dönemdeki faaliyetlerine imajla ilgili birini daha ekliyor. Habere göre Türk filmlerindeki olumsuz imam imajı teşkilatı rahatsız ediyormuş.
Malum, yeşilçam filmlerinde (aslında tüm türk film ve dizilerinde) imamlar çirkin, vahşi, saldırgan olarak tasvir edilirler. Bu imamlar sürekli yeniliklere karşı dururlar. Son derece modern giyimli (Hülya Koçyiğit gibi) sevecen, iyi kalpli, çağdaş öğretmenlere pusu kurmaya çalışırlar. Normalde benim hiç rastlamadığım şekilde cami dışında da cüppe ile dolaşırlar. Ellerinde de örneklerine Konya Mevlana müzesi veya Topkapı Sarayında rastlanabilecek türden devasa tespihler bulunur. Hasılı manzara kısaca “gerici, tiksinti verici imam ve onun temsil ettiği islam dini” ile “ilerici, insana ferahlık veren sevecen öğretmenin temsil ettiği laik düzen” şeklinde özetlenebilir.
Peki bu manzarada gerçeklik payı var mıdır? Elbette yoktur. Bir defa fiziksel özelliği bozuk imam olabileceği gibi bol miktarda öğretmene de rastlayabilirsiniz. Bütün islamcılar kılıksız olmadığı gibi, Atatürkçü Düşünce Derneği, Cağdaş Yaşamı Destekleme Derneğinde de herkes manken gibi değildir. Rastgele gireceğiniz bir devlet lisesinde kendini şık sanan kokana öğretmenlere rastlayabileceğiniz gibi, bir devlet camisinde manken görüntülü imam da görebilirsiniz. Yani tipleme açısından bu yaklaşım elbette doğru değildir.
Köylerde, mahallelerde laik düzenden hoşlanmayan, modern eğitim sisteminden hazzetmeyen imamlar mevcut olabilirken, son derece modern, laptop bile kullanan imamlara da rastlayabilirsiniz. Üstelik imamlar boş vakte sahip meslek erbabı oldukları için her tür perakende ve toptan ticaret, emlakçılık, oto galericiliği, kömürcülük, köy yerlerinde ziraat gibi işlerle uğraştıklarından gerçek dünyayı iyi tanırlar. Filmlerdeki karikatürler pek gerçekçi değildir. Üstelik aynı gerçekler öğretmenler için de geçerlidir. Öğretmenler de sadece “devlet hizmeti” aşkıyla öğrencilere güler yüz gösteren masumlar değildir. Çoğu ek iş yapar. Genelde haftada 1-2, bilemediniz 3 gün çalıştıkları için boş vakitleri imamlara göre daha boldur. Semt pazarlarında plastik leğen, çorap, kadın iç çamaşırı satanları, dersane açıp özel eğitim sektörüne girenleri, tarla bahçeyle uğraşanları boldur.
Yani, benzer türden iki meslek erbabı. Üstelik yaptıkları iş de ne kadar birbirine benzer, dikkat edin: Biri camilerde diyanetin matbu hutbesiyle sivil vatandaşı “devlete itaatkar” iyi insanlar yapmak için para alır, diğeri aynı görevi okullarda yürütür. Yani, yok aslında bir farkımız, ama biz daha çağdaş, laik yerine göre demokratız hesabı.
Diyanet imamların imajını nasıl düzeltecek, orası biraz muamma görünüyor. Haberde çizgi film gösterileceğinden, büyükler için eğitici film yapılacağından, çingene belgeseli hazırlanacağından (ne alakası varsa) bahsediliyor. İmamların imajı çizgi filmle düzelir mi orasını bilmem ama Diyanet bütçesi gene birilerinin cebini dolduracak, öyle anlaşılıyor. Eğer kendileri yetenek geliştirip çizgi ve dizi film çekmeyeceklerse tabii.
- Diğer
- Yorum(1)
- Bu Yazıyı Paylaşın
- PDF olarak kaydedin
Sayın Fethi Bey Merhabalar,
Ece’nin bloğundaki yazınızda bahsetmişsiniz bu bölümden.Görünce hemen okumak istedim.Teşekkür ederim.Oradaki yazımda aslında eksik ifade kullandığımı yazımı gönderdikten sonra farkettim.Haklısınız, benim de görsel yayınlardan hafızamda kayıtlı imam ,hoca ya da şeyh tiplemeleri var.Ama maalesef hemen hepsi de kötü rollerde yer alıyor.
Diyanet in bu girişimi nasıl sonuç verir bekleyip göreceğiz.Ama herşeyden önce Diyanet kendi bünyesinde çalışanlara genel anlamda yeniden bir eğitim vermeli diye düşünüyorum.Özellikle insan ilişkilerindeki tavırları ile ilgili.
En içten selam ,saygı ve dualarımla…..