FST Temmuz 10th, 2005
Geçenlerde Cumhurbaşkanımızın özel olarak davetine mazhar olmuş Bekir Coşkun, İlhan Selçuk, Mustafa Balbay, Melih Aşık gibi yazarlarımızdan söz etmiştim. Unutulan bir isim daha fark ettim bugün. Sabah yazarı İlker Sarıer “ben de varım sayın cumhurbaşkanım” mesajı veren bir yazı yazmış, 10 Temmuz 2005 tarihli Sabah gazetesinde. Okuyun ne demek istediğimi anlarsınız. Benim görevim sadece cumhurbaşkanının özel davetine mazhar olabileceği halde gözden kaçan güzide basın mensuplarını tespit etmek.
FST Temmuz 10th, 2005
Sabah gazetesi yazarı Emre Aköz Van gezisi sırasında İstanbul’daki mimarlık toplantısıyla ilgili kendisini arayan eski LDP genel başkanı Besim Tibuk’un (tabii ki köpürerek) şöyle dediğini aktarıyor:
Osmanlı’nın ahırları dahi zevkle, estetik kaygılarla inşa edilmişti. Sadece İstanbul’daki iskelelere bakmak bile farkı ortaya koyar: Eskileri güzeldir, daha sonra yapılanlar ise çirkin.
Peki Besim Bey neden kızıyor? Malum Mimarlar toplantısında dağıtılan kent broşüründe “Cumhuriyet’in ilanı kentin tarihi statüsünü ve prestijini zayıflattı” gibi bir ifadevarmış. Tabii gayretli aydınlarımız, vay siz bunu nasıl söylersiniz, alçaklar, Atatürk ve rejim düşmanları şeklinde yaygarayı basmışlar. Emre Aköz de buna mukabil bir karşı yazı yazmış. Besim Tibuk da işte bu vesileyle kendisini destekliyor.
Bırakın işin “rejim düşmanlığı” hikayesini, hakikaten Cumhuriyet sonrası şöyle dişe dokunur bir mimari eser gören var mı içinizde, hem Ankara, hem İstanbul hem de tüm Türkiye için konuşuyorum. Gidin Eyüpsultan mezarlığını dolaşın, mezartaşını bile şahesere çeviren bir estetiğe rastlarsınız. Anadoludaki sıradan il ve ilçelerde bile bu tür binlerce örnek vardır. “Canım sadece su içilecek, ne gerek var sağına soluna işleme yapmaya” dememiş, öyle bir çeşme yapmış ki adam geç karşısına yarım saat seyret.
Bu konularda Sibel Bozdoğan’ın ilginç bir kitabını hatırlıyorum. Modernizm ve Ulusun İnşası Türkiye’de mimari ile modernizm arasındaki ilişkiyi görsel araçların da yardımıyla fevkalade anlatıyor. Ama “aydınımız” kafayı yediği için, “Cumhuriyet öncesi iyi bir şey olamaz” düsturundan hareketle kırmızı görmüş boğa psikolojisinden çıkamıyor. Bu arada yabancı bir mimar da “Mimar Sinan’ın memleketini bu hale getirmişsiniz ya pes doğrusu” demiş ama, aydınlarımızın gücü herhalde ona yetmemiş.
Emre Aköz ve Besim Tibuk’u doğruyu söyleme cesaretleri sebebiyle tebrik ediyorum. Özellikle böyle aslını inkar eden köksüzlere hak ettiği cevabı veren Besim Beyi artık özellikle TVlerde daha fazla görmeyi arzu ediyorum. Meydan korkaklara kaldı, lafını esirgemeyecek doğrucu davutlar lazım. Hasan Celal Güzel ile şöyle bir talk show programı ayarlasa bir kanal, reyting patlaması yapmazsa bu işleri bırakır “modern Türk aydınlığı” görevime geri dönerim.