Archive for Temmuz 14th, 2005

“Asiyab-ı devleti bir har olsa çevirir”

FST Temmuz 14th, 2005

Zaman zaman farklı yorumlarıyla siteye destek olan Veysel Aratlıoğlu siyaset ve ekonomi konularında yine ilginç bir katkıda bulunuyor. Ben de doğrusu bu kanaatleri paylaşıyorum. Hakikaten siyasette hayali problemler sanki hayati imiş gibi sürekli gündemde tutuluyor ama bir yandan da teknolojik yenilik, ihracat gibi alanlarda ümit verici kıpırdanmalar göze çarpıyor. Bilmem siz ne dersiniz.İşte Veysel Beyin mesajı:

Sevgili Dostum,

Siyasetin ayağa düşmüş olmasına fazla endişelenme. Türk siyasi hayatına “seviye getirmiş olan” TurhanFeyzioğlu, Coşkun Kırca, Hüsamettin Cindoruk v.b. zevat kimlerin adamlarıydı. Elbette ki hakim sınıfların. Bak bu sene otomotiv ihracatı rekor kırmış, VESTEL ticari olarak üretilebilir hidrojen pili tasarlamış.

Bütün bu olumlu gelişmeler siyasetin çivisinin çıktığı bu günlerde oluyor! Başbakanlık koltuğunda bir Nihat Erim oturuyor olsa idi buların hiç biri olmazdı. Yetenekli adamın yeri parlemento değil, laboratuvardır, fabrikadır. “Asiyab-ı devleti bir har olsa çevirir”. Siyasi seviyesizliği temaşa beni fazlası ile mutlu ediyor, sen de keyfini çıkart.

Sağlıcakla kal,

Veysel.

Yalnız “Asiyabı devleti bir har olsa da cevirir” sözü gayet doğru olmakla birlikte Neyzen Tevfik’in şu sözünü de yabana atmamak gerekebilir “O kadar har koştular ki asiyab-ı devlete, Çiğnemekten birbirin dolab-ı devlet dönmüyor!” Belki dolabın yavaş yavaş dönmeye başlamasında eşeklerin temizlenmesinin etkisi de olabilir.

Demokrasi ve Sınırları

FST Temmuz 14th, 2005

Afşar Çelik’in “Demokrasinin Sınırı Var mıdır?” başlıklı bir yazısına rastladım. Demokrasinin sınırlandırılması konusunda sapla samanı birbirinden ayırdetmeye çalışan veciz bir yazı. Aşağıya bir kaç paragrafı alıyorum, isteyenler tümünü linkten okuyabilir.

[…] Ülkedeki hakim devletçi-otoriter görüşe göre bu sınırları çizmek devletin işidir. (Sanırım bunun sebebi ülkedeki “demokrasinin kurucularının��? bürokrat olmalarındandır.) Resmî anlayışa göre devlet, seçilmiş hükûmetlerden ayrı ve onlardan özerk ayrı bir zümredir. Ne idüğü belirsiz bir sürü vatandaş tarafından seçilmiş, dolayısıyla ne yapacağı belli olmayan bir hükûmetin devleti yönetmesine izin verilmemelidir. Dolayısıyla demokrasinin sınırları “kamusal alanlarda��? biter. Askeri yetkililerin, kendilerinin ita âmiri konumundaki siyasilere çeki düzen vermek tutkusu bunun örneğidir. […] Sosyalistlere göre bu, toplumun hukukudur ama toplum elle tutulur, sorumlu tutulabilir bir şahsiyet olmadığından sosyalist argüman bir “eleştirilmezliğin��? zavallılığını ayet dogmatizmine dönüştürerek hayaller üstüne bir toplum inşa etmek fikrini herkese dayatabileceğini sanır. […]O halde? Hukukun kaynağı ne olmalıdır? Elbette bireyin hukuku! Çünkü birey, yaptığından sorumlu tutabileceğiniz, kendi tercihlerini yapan özgür insandır.

“Selamünaleyküm”

FST Temmuz 14th, 2005

CHP haber grubu açılmış ve oradaki bir mesaj “selamünaleyküm” ifadesiyle bittiği için bazı grup üyeleri bu işe bozulmuşlar. Gruba gönderilen mesaja baktım, hakikaten bir CHP’liye yakışmayacak ifadelerden oluşuyordu. CHP’li kisvesiyle gruba sızdığı belli olan karşıdevrimci hainin sarfettiği “Cumanizin hayirlara vesile olmasini dilerim” türü bir laf bile ortodoks bir CHP’liyi zıvanadan çıkarmaya yetecekken, adam bir de üstüne “selamünaleyküm” demiş. Elbette “haddini bilmeze haddini bildirmek gerek” kavlince kökten CHP’li grup üyelerinden ikisi harekete geçmişler. Mesajlarında şöyle ifadeler var. (Büyük harfler orijinalinde öyledir, muhtemelen CHP’li dostumuz kızgınlığını belirtiyor):

[…]ÖNCELİKLE CUMAMIMIZIN HAYIRLARA VESİLE OLMASINI DİLEYEN ÜYENİZ OLMASI BENİ ŞAŞIRTTI […] ENTERNASYONALİZMİ TANIMAM SOSYALİST ENTERNASYONEL BENİ BAĞLAMAZ BEN ATATÜRKÜ VE KEMALİZMİ BİLİRİM […]

Diğer üye ise bu konuda moderatörü suçluyor (Özel isimlerin küçük harfle yazılmış olması mesajın aslındandır):

[…] gruptan aldigim ilk mesaj’in ilk satiri: “SELAMUN ALEYKUM” belli ki ataturk ilke ve inkilaplarindan haberi olmayan, ataturk’un yasam tarzi ve yasam felsefesini anlayamamis bir kisi, yanlislikla veya bilerek chp grubuna uye olmus. ben aslinda bu kisiyi elestirmiyorum. bu kisiyi gruba alan moderatoru elestiriyorum. bu gruba alinan uyeler nasil seciliyor? […]

Ben de ikinci mesajın yazarına hak veriyorum. Gruba üye olmadan önce laikliğin şartları, Kemalizmin farz ve vacipleri, İsmet Paşanın sünnetlerinden karma oluşturulmuş bir testten Nutuk’a bağlılık icabı 100 alamayanlara üyelik izni verilmesin. Ne bu, dingonun ahırına mı mesaj atıyorsun.

Bundan sonra ben de dikkat edeceğim. Atatürk İlke ve İnkılaplarını su gibi sayabildiğim, Nutuk’u da hatmettiğim halde ağız alışkanlığı sağa sola selamünaleyküm diyor, çağdaşlığa halel getiriyorum. Bundan sonra karşımdan “manyak mısın, kafayı mı yedin” denmesini göze alarak konuşmalarıma “merhaba bayım”, “sayın baylar bonjur” diyerek çağdaşlık kervanına dahil olmaya çalışacağım. Bir de CHP’li gyretli arkadaşlara hatırlatmayapayım. Elbette kendileri çok zekidir, aksini düşünemem ama “Teşekkürler” ifadesi de bodoslama çağdaşlık karşıtı yobaz Araplara ait bir ifadedir. Çağdaş, laik ve “enternasyonalizmi tanımaz” Kemalist olan birinin “şükr” kökünden böyle gerici bir kelimeyi ağzına alması itikaden batıldır. Benim önerim yine karşıdan gelecek alaycı tebessümlere katlanarak “mersi boku” ifadesinin tercihi yönündedir.

Kapat
E-posta ile paylaş