Gezi Notları: Susurluk, Haşema, Bürokrasi vs.

FST Temmuz 25th, 2005

Geçtiğimiz hafta boyunca kısa bir tatil yaptım. Bu süreçte ülke gündemini meşgul eden bir konuyla ilgili bazı yakın izlenimler edinme fırsatım da oldu. Tatilde nereleri gezdiğim, ne yiyip içtiğim gibi konulara değinecek değilim, bu konularda yazıp çizen bir sürü blogcu dost var. Yeme içme babından tek aklımda kalan Susurluk ayranı oldu. 1990′larda ülke gündemini meşgul eden Susurluk ilçesinden geçerken o dönemleri şöyle bir hatırlamaya çalıştım. Elbette iki duble köpüklü ayranı eşliğinde. Gerisi boş.

Haşema

Deniz kenarında son yıllar ve özellikle Ahmet Hakan’ın yazısıyla son günlerde gündeme gelen “Haşema” konusunu da canlı olarak müşahade ettim. Oradaki ahbaplarımızdan da haşema giyenler vardı. Bu arada “Haşema” kelimesi “Hakiki Şeriat Mayosu” diye açılıyor. Bu isimde bir de şirket var, web sitesinde haşema da satıyor.

Konuyla ilgili bir sürü yazı yazıldı, ben sadece fiilen gördüğüme dayalı şeyler söyleyeceğim. Bir defa elbiseyle denize girenler sadece “muhafazakar” kesim değil. Başı açık kadınların da, bilmem edep anlayışlarından, bilmem başka sebepten üstlerinde bildiğimiz elbiseyle denize girdiğine şahit oldum. Muhafazakar denilen kesimin tek farkı başlarını da yüzücülerde olduğu gibi kapatmalarında. Sonra çeşitli yazılarda dendiği gibi kadınların bu işten muzdarip filan olduğu da yok. Hayatlarından gayet memnun gördüm çoğunu. Yani, “siz ne der, ne düşünürseniz düşünün, bizim umurumuzda değil” havasındaydılar. E, öyleyse biz üçüncü şahıslara bir şey düşmez herhalde. Bu noktada Anafikir sitesi sahibinin ilginç bir yazısını da burada hatırlatmayı uygun görüyorum.

Erkeklere gelince, eski slip mayoların artık pek kullanılmadığını müşahade ettim. Yerine şort tercih ediliyordu. Çağdaşlıktan sapma mıdır, artık orasının yorumunu size bırakıyorum. Öte yandan muhafazakar erkeklerin pek tesettürü filan iplediği de yok. Öyle ya örtünme kadın için olduğu kadar erkek için de gerekli bir şey. Çoğunluğu hanefi mezhebi mensubu erkek dizinin çok üstünde kısa şortlarla denize giriyordu. Yani başörtüsü meselesinde sopayı hep kadınların yiyip, şeriatçı erkeklerin paçayı yırtması gibi plajlarda da erkeklere dinin emirleri pek sökmüyor anlaşılan.

Kendime gelince, ben mümkün olsa kendim kadınlara özgü haşemadan giymeyi tercih ederdim. Zira öyle bir yandım ki, iki gün heykel gibi dolaştım, plaja gözlem yapmaya dahi gidemedim. Sonuç, heryerimi kapatan bir haşemam olsa yanmadan adam gibi denize girebilecektim.

Valilikten Şiirler

Balıkesir civarlarında ormanımız bol. Doğayı ve şiiri sevdiği anlaşılan Balıkesir valiliği de çeşitli tabelalarla seyahat edenleri uyarmak üzere sağa sola yazılar asmış. Edebiyat ve şiir dostu insanları sevdiğimden merakla tabelaları okudum. Gayet uyarıcı mesajlar. Yalnız şiirleri uyak, vezin, aruz gibi kıstaslarla değerlendirmeye kalkmayın. Yağdı yağmur çaktı şimşek türünden şeyler. Bir de tabelalar çok büyük. Boyu en az 3-4 metre var. Edebiyat ve şiir dostluğu sebebiyle takdir ettiğim bürokratları bu noktada biraz kınamak gerekiyor. Lüzumsuz yere sağa sola devasa tabelalar asmak için harcadığınız paralar gariban ve zengin vatandaşın cebinden çıkıyor. Tamam, bazı tabelacı esnafı bu yolla güzel para kazanıyor olabilir ama benim gibi bir lüzumsuz da çıkıp değirmenin suyunu soruverir. Sonra kim bu tabelaya bakıp da izmaritini atmayacakmış, ateş yakmayacakmış, güldürmeyin adamı. Vergi Haftası, Polis haftası gibi etkinliklerdeki afiş komedisine alıştık, bir de bunlar çıktı.

Balıkesir Valiliğine kendi tarzlarında bir şiirle uyarıda bulunarak “Gezi Notlarımı” bitireyim:

Sağa sola tabela asmayın
Vergi vereni ağlatmayın
(Vali ve memurlarının maaşını ödeyen vatandaş)

One Response to “Gezi Notları: Susurluk, Haşema, Bürokrasi vs.”

  1. […] sene evvel bir deniz tatili yapmış ve gözlemlerimi buraya yazmıştım, hatırlarsınız, Balıkesir valiliği yol boyu tuhaf tabelalar dikmişti, hatta biri sitenin […]

Trackback URI | Comments RSS

Leave a Reply

Kapat
E-posta ile paylaş