Archive for Temmuz 26th, 2005

İkiz Kuleler (!) TOBB’a Peşkeş mi Çekiliyor?

FST Temmuz 26th, 2005

Bilindiği üzere, yaptığı icraatların esrarından sual olunamayan devletimiz, ihtişamını sergilemek için olsa gerek, fi tarihinde TEKEL nam sigara, kibrit, rakı imalatçısı işletmelerine idari merkez olmak üzere devasa iki gökdelen yapmıştı. Sonradan, Ankara’ya simge olmaya layık bu binaları ne hikmetse satmaya karar vermişler. Şu aralar, bir rivayete göre 135 Milyon dolara mal olan güzide gökdelenlerin TOBB’a bakan ve siyasetçi tehditleriyle 100 Milyona satılmaya çalışıldığına dair haberler okuyorum. Fakat, heyhat, herhangi bir devlete ait tesis yabancı yahut yerlilere satılacak diye yaygara koparan kesimlerden gık yok. Ne oluyoruz, bu gafletin sebebi nedir? Çocuklarımıza miras bırakacağımız devlete ait iki gökdelen bir özel sektör birliğine (üstelik TÜSİAD gibi çağdaş çıkışlar yapmayan bir küçük sanayici tayfasına) maliyetinin altında peşkeş çekiliyor. Bugün ikiz kuleleri satanlar yarın vatanı da satmaz mı? Devletimizin sigara, puro, rakı, haydari gibi stratejik alanlarda üretimini binbir güçlükle sürdüren Tekel yöneticileri bu ikiz kulelere layık değil midir?

Ama durun, ben işin içyüzünü anladım. Bu AKP iktidarı sinsice şeriatı getirme hamlelerine bir yenisini ekliyor. Önce Tekel yöneticilerini yerinden edecek, daha sora çağdaşlığın simgesi olan rakı ve puroları üretmeyi bırakarak bu işten çaktırmadan sıyrılacak. Yağma yok. Başta ben, sevgili Sinan Aygün, sendika ağası dostlarımız, Kuvvacı emekli bürokratlar, Erol Manisalı ve Mümtaz hocalar hamdolsun dimdik ayaktayız, uyanığız, zindeyiz. TEKEL’in tek çöpünü sattırmayız, bırakın kulelerini verelim. Tüm ulusalcı dostları, cebimizde TEKEL mahsulleriyle TEKEL binaları önünde eyleme davet ediyorum.

Mao’nun Yeri Kebap Salonu

FST Temmuz 26th, 2005

Cafe Hayek iktisat profesörü Russell Roberts ve Don Boudreaux tarafınbdan güncellenen bir iktisat blogu. Serbest ticaret taraftarı prof. Roberts’in iki iktisat romanı “Görünmez Kalp” ve “Tercih” Türkçeye çevirilip Liman yayınlarınca basılmıştı. İşte bu blogda ABD’de bazı lokantalara verilen “Mao” ismine dayanarak bazı yorumlar yapılmış. “Hitler Kebapçısı” diye bir yer açmak mümkün değil ve kınanan bir davranış iken “Mao’s Kitchen” gibi isimlerle dükkan açmanın bir mahzuru görülmemekte. Sitede gerek yazar gerekse onayladığı yorumcular madem diktatör ve zorbalara karşıyız, neden sadece Hitlerin rejimi sosyal olarak kabul edilemez bulunurken, Kültür devrimi adıyla milyonlarca masum Çinliyi katleden Mao’ya tolerans gösterilmekte suali soruluyor. Yani “dünyayi kana bulamada sosyalistlerin “Nasyonal” kanadı ile “Marksist” kanadı arasında ne fark var, solculara neden daha hoşgörülü davranalım” türünden bir soru. “Auswitsch var da Gulag yok mu” diye ben de ilave bir soru ekleyeyim. İlgilenenler yazıyı okuyabilir.

Kapat
E-posta ile paylaş