“Ormanın Erozyonu Önlediği Yalan”
FST Temmuz 30th, 2005
Bu sitede zaman zaman çevrecileri kızdırabilecek konulara değiniyorum. Bu vesileyle bazı hassas okurlardan fırça da yemiyor değilim. Dünya çöl olacak, heryeri su basacak türünden ara sıra medyaya yansıyan raporların genelde sol çevre örgütlerinin finanse edilmesine yaradığına inandığım için bunlara pek kulak asmıyorum. Öte yandan, çevreyi koruma konusunda hassas davranıyorum. Yediğim içtiğim şeylerin mümkün olduğunca doğal ve organik olmasına gayret ediyorum. Kırmızı içi boş tatsız bir domates yerine, yaşadığım yerde hala ucuz fiyata bulunabilen iri yeşil-kırmızı renkli, elinizle ikiye böldüğünüzde pembemsi rengi olan şahane domatesleri tercih ediyorum. Yani çevrecilerin bazı eylemlerinden rahatsızım diyorsam, bu çevre varsın kirlensin, doğal tarım önemsizdir diye düşündüğüm anlamına gelmiyor. Öte yandan gen teknolojisi konusunda da son derece iyimserim. Neticede biz insanoğlu aklı olan yaratıklarız, bu zamana kadar yapılan icatlar ve sağlanan gelişmeler çoğunlukla lehimize olmuştur.
Bu lafları nereye bağlayacaksın derseniz, İngiliz Prof. John Palmer ve ekibi uzu süredir Ormanlar ve Erozyon üzerine biraraştırma yürütüyormuş. Bulgulara göre ormanlar kuru sezonda toprağın suyunu çekerek çölleşmeye yol açıyomuş. Araştırmaya göre çam ve okaliptüs gibi ağaçlar toprağın derinliklerinden diğer tüm bitkilerden daha çok su emiyor, böylece yetiştikleri toprağın su kaybetmesine hatta çölleşmesine sebep oluyormuş. Yani bir çok inancı kökten sarsabilecek bir sonuç.
Zavallı profesör de benim gibi çevrecilerin şerrinden korktuğundan olsa gerek raporda “Orman düşmanı gibi görünmek istemeyiz” dedikten sonra “Sadece bilimsel verilerini paylaşıyoruz. Ormanların erozyonu önlediği ve yağmur bulutlarına neden olduğu 17′nci yüzyıldan gelen bir mittir” demiş. Yani erozyonu önleyelim derken harcanan milyar dolarlar boşa gidiyormuş.
Herzaman yaptığım uyarıyı tekrarlayarak yazıyı bitiriyorum. Milliyetçiliki, dincilik, solculuk ile ahmaklığı biribirine karıştırmamak gerektiği gibi çevrecilikle aptallığı da birbirinden ayırmamız gerekiyor.
