Engin Ardıç Yanılıyor

FST Ağustos 2nd, 2005

Engin Ardıç bugün köylülük üzerine herzamanki gibi yerinde bir yazı yazmış. Yazıda güzel tespitler var. […] Biz öküzlüğe karşıyız, bunu yapanın fakir öküz ya da zengin öküz olması bizim için hiç fark etmez! Kimilerinin kendini kandırarak ‘doğruluk, dürüstlük, mertlik, taze süt, mis gibi yumurta, saf tereyağ’ falan sandığı köylülük, günümüzde ‘cahillik, görgüsüzlük, pislik, zevksizlik’ demektir […] gibi. Ancak Engin Beyin yazısında şöyle bir yer de dikkatimi çekti: […]Biz Kuran kurslarına değil, ‘kaçak’ Kuran kurslarına karşıyız. Kaçak şoför kursuna da karşıyız, kaçak biçki-dikiş kursuna da karşıyız […].

Burası kafamı karıştırdı. Adı geçen kurslar kaçak olsa ne olur ve de niye kaçak olur? Bir defa devlet denetimi, lüzumsuz alınan vergiler, anlamsız müfredat ortadayken birçok insanın kaçak kurslara yönelmesi niye mahzurlu olsun? Düşünün mahalledeki çocuklara Nutuk, Atatürkçülük dersi vermek istiyorum, yasalara göre hapse girme ihtimalim var. Devletin kuran kurslarındaki devlet memuru, suratı asık tiplerden kıl kapıyorsanız, “devletin vereceği din eğitimi kendinde kalsın” diyorsanız, başka alternatif sunulmadığına göre, ne yapacaksınız?

Öte yandan, anlamsız diplomalar, sertifikalar olmasa, bunlar şart koşulmasa insanlar lüzumsuz yere normalin çok üstünde parayla “sertifika” verme yetkisi olan sürücü kurslarına, dil dersanelerine, bilgisayar kurslarına gider mi? Usta bir şoförden, iyi bir bilgisayar programcısından, iyi dil bilen birinden işi öğrenip sadece yapılan sınavlara girsem daha iyi olmaz mı? Yok, ille de Milli Eğitim denetimindeki kursların çarkına dahil olup masrafa gireceğim.

Kaçak Kuran kursuna kendimden örnek vereyim. Kaçak olmayan kuran kursu büyük yaştaki çocukları kabul ettiğinden, buralara gidemeyecek yaştaki oğlumu Kuran alfabesi öğrensin diye özel bir yeraltı hücre evine gönderdim, bir hafta sonra adam ispiyon korkusuyla işi bıraktı. Halbuki çocuk gayet neşeli istekli bir şekilde kaçak kursa gidiyordu. Neticede kaçağın denetimi “bana” ait. Devlete benim çocuğumun eğitimiyle ilgili konuda halt yemek dışında bir şey düşmez. Para cezası ile kurtulsam ilkokula da devam ettirmeyeceğim ama parayı verince kurtulamıyorsunuz, çocuğu da alıp zorla okula götürüyorlar “adam” ediyorlar. Sonra madem zorla okutuyorsun, ne diye çocuğun önlük, yemek, kitap, kırtasiye masrafını bana yüklüyorsun. Bir şeyi “zorunlu” kılan ceremesini de çekmeli değil midir?

Her zaman saygı duyduğum Engin bey büyüğüme bu devlet denetimi taraftarı cümleyi yakıştıramadım. Bir gaflet anına gelmiş olmalı.

Trackback URI | Comments RSS

Leave a Reply

Kapat
E-posta ile paylaş