Küçük Prens, Nazım Hikmet, Necip Fazıl

FST Ağustos 3rd, 2005

Geçen gün yazdığım yazıyı hatırlarsanız, Küçük Prens’te insanların kılık kıyafetinin bazı yerlerde lüzumsuz ÅŸekilde abartılmasına iliÅŸkin verilen örnekte Türk diktatörü ifadesi geçtiÄŸi için kopan fırtına üzerine bir ÅŸeyler karalamıştım. Konuya bir yorumla katkıda bulunan Veysel AratlıoÄŸlu hikayeyi Nasreddin Hoca ile iliÅŸkilendirerek “St.Exupery’nin o hikayesindeki ana fikir Nasrettin Hoca’nın “ye kürküm ye” hikayesinin ana fikri ile aynıdır ve Kemalist otoriterliÄŸe Batı kaynaklı en empatik bir yaklaşım örneÄŸidir. Orada eleÅŸtirilen Atatürk deÄŸil, insanları kılık-kıyafetleri ile deÄŸerlendirenlerdir” demesi de bence güzel bir açıklama.

Neticede tepkiler üzerine Milli EÄŸitim Bakanlığı 100 Temel eserin içinden “Küçük Prensi” çıkarmış. İki eseri bulunan bir baÅŸka yazarın diÄŸer eserinin çıkmasıyla “98 temel esere” düşen kitap sayısı, ille de 100 sayısına tamamlansın diye Mehmed Akif ve Necip Fazıl’dan iki kitap ilavesiyle yeniden 100′e dönüşmüş. Malum, Nazım Hikmet’ten bir kitap zaten listede iken muhafazakar camia “Komünist listede bizden ÅŸairler nerede” diye bozuk çalmışlardı. Milli EÄŸitim yetkilileri o zaman “Mehmed Akif ve Necip Fazıl’ın eserleri ilkokula uygun deÄŸil” diyerek savunma geliÅŸtirmiÅŸti, demek ki “çocuklara uygun olmayan” Küçük Prens çıkınca yer açılmış oldu, çocukların anlaması diye bir sorun kalmadı.

İdeolojik yönleriyle öne çıkan Necip Fazıl, Nazım Hikmet gibi ÅŸairlerin bu tür listelerde ne iÅŸi var anlamak mümkün deÄŸil. Solcu bürokratlar iÅŸgüzarlık olsun diye Nazım Hikmeti, saÄŸcılar da inadına Necip Fazıl’ı öne çıkarıyor. İkisi de ilginç tipler ama ilkokul çocuÄŸuna söyleyecek bir ÅŸeyleri yok. Bunların hayatı siyasi ve fikri mücadeleyle geçmiÅŸ, farklı dönemlerde bugün için hiç de tasvip edilmeyecek yollara sapmış kiÅŸiler. Biraz saÄŸcı ve solcu arı kovanlarına çomak sokmakta yarar var.

Bugün islami camianın baÅŸtacı ettiÄŸi Necip Fazıl büyük ÅŸair olmasının yanında kibirli ve kumar düşkünü, at yarışı hastası, Batının salon sosyetesi gibi bohem hayat yaÅŸayan uçuk sayılabilecek biriydi. DeÄŸiÅŸik dönemlerde deÄŸiÅŸik islamcı grupların yanında yer almış, 1970′lerde islamcılara karşı ülkücüleri desteklemiÅŸ garip biridir. Hiçbir bilimsel yanı olmayan islami kitaplar, abuk subuk teoriler kaleme almıştır. Kumar düşkünlüğü ve kibriyle içinde bulunduÄŸu camiayı da güç durumlara düşürdüğü anlar çoktur.

Nazım Hikmet safkan bir komünistti. O dönemin totaliter Rusya’sına tapıyordu. Åžiirlerinin bazıları bir iÅŸe yaramaz, sırf ideolojik, siyasi destek amaçlı ÅŸeylerdir. Mesela geçenlerde Haluk Koç AKP’ye karşı bir ÅŸiirini okumuÅŸ, bence ÅŸiir olarak hiç de matah bir ÅŸey deÄŸil, büyük ÅŸair sıfatlı birine yakışmayacak, kulak tırmalayan bir üslubu var. “Onu didik didik didiklediler, Saçlarından tutup sürüklediler, götürüp kafire: “Buyur…” dediler, Beyler bu vatana nasıl kıydınız?”. Bunların sıradan bir halk ozanının aşık atışmasında söylediÄŸi laflardan farkı nedir? Bugün Haluk Koç gibi CHP’liler, Nazım’ı Atatürkçü zanneden Kemalistlere Nazım Hikmet ve Kemal Tahir ile diÄŸerbazı ünlü ÅŸair ve yazarların 1938 yılında 25 yılla içeri tıkıldıklarını, kendilerini 1951 yılında karşı devrimci Demokrat Partinin dışarı salıverdiÄŸini hatırlatmak gerekir.

Bu durum elbette ikilinin mücadeleci yanını gözardı etmemizi gerektirmez. Nazım Hikmet en azından adam gibi komünistim demiÅŸ, bugünkü tatlı su solcuları gibi kaypaklığa sapmamış, bedelini de ömrünü hapislerde ve kaçaklıkta çürüyerek ödemiÅŸtir. Necip Fazıl’ın da hayatı mahkemelerde ve hapishanelerde geçmiÅŸti. Kendisi lafını sakınmayan deli dolu biriydi. Bu yönleri belki de günümüzde aranan özellikler ama sırf “cengaverdiler, hapse girdiler, davaya hizmet ettiler” diye ilkokul öğrencilerinin “100 Temel Eserine” girmeleri de gerekmiyor. Solcu ve saÄŸcı bürokratlarımız kendi saplantılarını küçük çocukları ÅŸekillendirmekte kullamak yerine gidip baÅŸka yerlerde ağız dalaşı yapsalar daha hayırlı olur.

Mehmed Akif’e gelince, orada biraz durmak gerekir. Benim solcu (ve okumadıklarından emin olduÄŸum çoÄŸu saÄŸcı) dostlara nacizane tavsiyem bir gün oturup Safahat’ı okumalarıdır. Mehmed Akif ne solcuların sandığı gibi bir gerici yobazdır, ne de islamcıların sandığı gibi tarikat erbabı bir ham softa. Osmanlı son döneminin en büyük fikir adamlarından bir beyefendidir. KurtuluÅŸ savaşı sırasında para ödülü konduÄŸu için yarışmaya katılmayan, daha sonra diÄŸer eserler ödüle layık bulunmayınca İstiklal Marşını -kahraman ordumuza ithafla- yazan, 500 Lira gibi büyük bir ödülü sırtına giyecek paltosu olmadığı halde kabul etmeyen bir abidedir. Ciltlerle anlatılamayan, bugün paÅŸa çocuklarının zavallı Anzak askerleri diye belgesel çekmeye kalkıp periÅŸan ettikleri Çanakkale Harbini “Asımın nesli diyordum ya, nesilmiÅŸ gerçek; İşte çiÄŸnetmedi namusunu çiÄŸnetmeyecek; Şüheda gövdesi bir baksana daÄŸlar taÅŸlar, O rüku olmasa dünyada eÄŸilmez baÅŸlar” gibi bugünün gençliÄŸinin çoÄŸunun anlamaktan aciz olduÄŸu bir ruh haliyle anlatabilen bir duygu insanıdır.

Din sömürücüsü tarikat ÅŸeyhlerinin yalanlarını “Lisanı paki Nebiden yalanlar uyduruyor: Sıkılmadan da Sevap İşledim deyip duruyor” diye suratlarına çarparken, milletin genel manzarasını “Zavallı milletin idrakine tarumar olalı: Muhiti ilme giren yok, diyarı fen kapalı, Sanayinin adı batmış, ticaret öylesine, Ziraat olsa da Adem Nebi usulü yine” diyerek çizen, Cumhuriyet sonrası İttihatçıla gibi iktidar kavgasına bulaÅŸmayan, sessiz ve üzgün Mısır’a giden, ömrünün son senesine kadar da yurda dönmeyen Mehmed Akif’in saplantılı, sağıyla soluyla kör ideolojiye batmış tiplerle bir arada anılmasına gönlüm razı olmaz.

Küçük Prens yasaklanmış, üzüldüm, keşke diktatör kelimesini değiştireydiler de çocuklar ideolojik saplantılı, bunalımlı tipler yerine kendilerine göre kitaplar okuyaydılar. Ne garip memleket.

4 Responses to “Küçük Prens, Nazım Hikmet, Necip Fazıl”

  1. Anonymous 04 Ağu 2005 - 19:03:00

    Açıkçası Necip Fazıl’ın politikaya ait söylevleri bilimsel olmamakla beraber(Nazım Hikmet’in olduÄŸu gibi)güzel yazardır ben severim ÅŸahsen.

  2. Kaldırımlar şairinin edebi yönüne söz söylemek haddim değildir elbette. Zaten metinde verilen mesaj bununla ilgili değil.

  3. Küçük Prens’in sözkonusu çevirmeninin hiç mi kabahati yokmuÅŸ? Yazık olmuÅŸ dünya edebiyatında önemli yeri olan bir yapıtı Türkiyemizde bu duruma düşürmemiz.

  4. Küçük Prens’in 10 kadar çevirisi var ve hiçbiri diktatör demiyor. Sabah gazetesindeki haberdeki bilgi şöyle: Ancak bu kitapların her birinde çevirmenin ve yayınevinin takdirine göre farklı ifadeler yer alıyor. Küçük Prens’in Mavi Bulut, Can ve Cem Yayınları’ndan çıkan çevirilerinde “Türk önderi” ifadesi yer alırken, Engin Yayıncılık’tan çıkan Nihal YeÄŸinobalı’nın çevirisinde “Türk hükümdarı”, Barış Dağıtım’dan yayımlanan Emine Erendor’un çevirisinde “bir Türk yöneticisi”, Bilgi Yayınevi’nden yayımlanan Selim İleri’nin çevirisinde “sınırsız yetkili Türk baÅŸkanı”, Emel Tanvar’ın çevirisinde ise “büyük ve deÄŸerli kumandan” ifadelerine rastlanıyor.”

    Sanırım problem ingilizcesinde :)

Trackback URI | Comments RSS

Leave a Reply

Kapat
E-posta ile paylaÅŸ