Cesaret…
FST Ağustos 5th, 2005
Mine Kırıkkanat bugün eski bir yazısını yayınlayarak “ben çok cesurum” demiş. “Türkiye’de oruç tutmayanlar öldürülüyor, o halde orucu eleştirmek cesarettir” türünden yaklaşımlar var. Ben, tam beyazlaşamadığım, Fransa görmediğim için yazılanların çoğunda kastedilenleri anlayamadım. Tek anladığım şey, bu yazarımızın
“Belki balık sevseler, pişirmeyi bilseler, kirli beyaz atletleri ve paçalı donlarıyla yatmazlar, hart hart kaşınmazlar, geviş getirip geğirmezler, zaten bu kadar kalın, bu kadar kısa bacaklı, bu kadar uzun kollu ve kıllarla kaplı da olmazlardı”
gibi cümleler yazmayı cesaret zannetmesi. Herhalde Engin Ardıç’a özenip aklınca köylülüğü eleştirmeye kalkmış ama bu iş yetenekle ilgili olduğundan olsa gerek ortaya bir garabet çıkmış. Aslına bakarsanız bu da bir cesarettir evet, ama genelde “cahil cesareti” olarak adlandırılır.
Yine de kendisinin Türk halkının içinde bulunduğu duruma acımasını olumlu bir sinyal olarak gördüğümden, takviye olması, ıstırabına çare bulması açısından aklıma gelen şeyleri saymak isterim. Mesela halk yığınlarına kaşıntı ilacı dağıtılması, halkın banyo yaparken ACE ya da beyaz ötesi ALO ile yıkanarak “kara” renkten kurtulması, kısa bacak ve kolların barfikste sallanma suretiyle uzatılması, kıllar için lazer epilasyonu, gilette mach 5 metodu için Sosyal Yardımlaşma fonundan kaynak aktarılması, kitlelerin “Paris nasıl bir yerdir, Fransızlar ne yer ne içer, nasıl defi hacet yapar” türünden eğitici belgesellerle adam edilmesi, “Çağdaş Piknik Nasıl Yapılır: Dumansız Balık Izgarası ile 100 çeşit Yemek” ve “Haydi Türkiye Paçalı Donunu At” adlı rehber kitapların basılıp uçakla varoşlara atılması vs. Herhalde bu önerilere itirazı olan yoktur.
- Diğer
- Comments(5)
Ilgili zat-i zennenin yazisinda asagidaki gibi nice durr-u gevher var…
“İçilmeyen mekânlarda, (önce RP, sonra FP, bundan böyle de bilmem ne belediyelerine ait kahve, lokanta vb., mesela) koyup bir şişe rakısını önüne içmek midir cesaret; yoksa içki içilen mekânlarda içmemek mi?”
Bu ‘o kafa’ ile bakarsak, iffetli bir kadina tecavuz etmek mi daha cok cesaret ister iffetsize mi sorusu ile karsilasiriz.
Bu soruyu ciddi ciddi soran oldugunda, Mine Kira derhal ikincinin kapsamina gireceginden ’safe’ olacaktir.
Birinci kapsamdakilere de el surmeyenler cogunluk olacagina icin, soru sorulmus ama cevapsiz kalmistir.
Mine Kira da zaten uzun zamandir (eski kocasi dahil) kimsenin el surmedigi bir sey oldugu icin boyle cesur ve tahrik edici sorular sorabilmekte fakat yine de kimse tarafindan el surulmemektedir.
Talihsizlik buradadir.
İçki diyince, Başakanın uçağında “ben şarap isterim” diye ortalığı birbirine katan gazeteciler aklıma geliyor. Askerde subayların içki içmemesi ordudan atılmalaroı için yeterli bir sebeptir. Valilik kokteyllerinde memurların içki içer gibi yaparak su, soda içmesi yaygındır. Yani ilgili hanımın iddiasının aksine “içki içmemek” bu memleketin çoğu yerinde cesaret ister.
Bu kadını bir kaç okuru dışında kimse tanımaz idi. Şimdi nerede ise bütün ülke tanıyor. Yakında kitabı çıkacak herhalde, isim yapıyordur. Şarkıcılar kaset çıkardığında ya soyunur ya da aşık olur. Anlaşılan onlara özenmiş küçük hanım.
“Anlaşılan onlara özenmiş küçük hanım.”
‘küçük hanım’???!!!…
Ya siz sayi saymasini bilimiyorsunuz, ya da kamci yememissiniz azizim..
Bu kadinda kucuk cok az sey var, ve yasi bunlardan biri degil.
Soyadisi (!) bir aralar ‘Saulniere’ filan gibi bir seydi. O bitti galiba. Yeni bir seyin baslamasi da pek mumkun degil, maalesef.
Eskimiş bir tür peynir mi desek…