Archive for Ağustos 6th, 2005

Tanju Ne Yapsın

FST Ağustos 6th, 2005

Ünlü futbolcularımızdan Tanju Çolak’a Kürt lider Barzaninin oğlundan “gel burada bizim takımın başına geç” teklifi gelmiş. Tanju da zaman istemiş. Haberde Tanju’nun biraz kırgın olduğu seziliyor. Bir ara kaçak mersedes davasına adı karıştığı için yeni milli takım oluşumnda kedisine görev verilmediği için bozulmuş. Kürtler Tanju’yu devlet protokolüyle ağırlayacakmış. Siz olsanız ne yaparsınız? Bence gitmesinin bir mahzuru yok. Neden? Avrupa bizim düşmanımız diyen bir sürü adam Fatih Terim’in, Hakan Şükür’ün, Emre ve Okan’ın Apo’yu saklayıp besleyen İtalya’ya gitmesine laf etti mi? Hayır. Aksine böbürlenip “Türkün gücü” nutukları attılar. Peki, asla Türkiye’nin döünşmesi istenmeyen gerici, yobaz, dinci, molla memleketi İran’a Mustafa Denizli gitti diye kıyamet koptu mu? Hayır. Tanımadığımız Güney Kıbrıs Takımı ile bir takımımız uluslararası maç yapıp (üstelik “bari Rum’a yenilmeyeydiniz” dedirterek) elenmedi mi? Evet. O hade varsın Tanju da bu fırsatı değerlendirsin. Bilmem siz ne dersiniz.

“Biz İşvereniz”

FST Ağustos 6th, 2005

YAŞ kararları alınırken 1 Subay 10 Astsubay irticai çevrelere yakın oldukları gerekçesiyle ordudan atılmış. “İrticai çevreye yakın olmak” bu konuları bilmeyenler için çok tehlikeli birşeymiş gibi algılanabilir. Halbuki bir an düşünüp çevrenize bakının, irticai çevrenin heryerde olduğunu ve hepimizin bir şekilde bu çevreyle ilişkili olduğumuzu göreceksiniz. En azından teneşire yatırıldıktan sonra sarıklı bir imamın kıldırdığı namazın ardından yerin dibine gideceğiz hepimiz. CHP “bile” şeriatın emrini uygulayıp kongresini Ramazan ayına denk gelmesin diye Kasıma erteliyor. Herneyse, benim değineceğim konu bu değil. Bu kararlar alınırken, rivayete göre (artık kim sızdırdıysa tutanağı) Başbakan ve Milli Savunma Bakanı “şerh” koymuşlar, mahkeme yolu açık değil vs. diyerekten. Askerler de savunma olarak şunu söylemişler:

Bu kişiler, uzun süredir takip ediliyor. Uyarıldılar, birlikleri değiştirildi. Buna rağmen irticai faaliyetlerini sürdürdüler. Biz işveren durumundayız. Devlet ve Türk Silahlı Kuvvetleri yerine başka bir otoritenin emrine çalıştılar. İrticaya boyun eğenin TSK’da yeri olmaz. Biz işveren olarak, başka bir otoriteye boyun eğenlerin iş akdini feshediyoruz.’

Askeri sistemi yakından tanıdığım için kendilerine özgü bir emir komuta ve ayrı disiplin sistemleri olması gerektiği görüşünü paylaşıyorum. Ancak bu cevap (eğer böyle bir cevap varsa tabii, bana hiç inandırıcı gelmedi) bir çok problm barındırıyor. Bir askerin kışla dışında özel ve sivil hayatı olabilir mi? İlgili yasaları bilemiyorum. Yurtdışında bir üst rütbeli yabancı subayla bu tür konuları konuşurken “burada biz subaylarımızın sivil toplumla içiçe olmasına asla karışmayız, hatta destekleriz” mealli birşeyler söylediğini hatırlıyorum. “Türk Silahlı Kuvvetleri yerine başka bir otoritenin emrinde çalıştılar” demekle ne kastediliyor bilemiyorum. Bir tarikata girip oradan mı para kazandılar, kışla ya da karargahta üstlerine “biz emri Şeyh Nasrullah El-Cübbevi’den alırız” mı dediler mechul. Son olarak işveren TSK mı yoksa onların da bağlı olduğu AKP Hükümeti mi? Sonuçta paşaların maaşını da ödeyen AKP iktidarı. İş kanununa da bakmak lazım “başka bir otoriteye boyun eğenin iş akdi feshedilir” diye bir madde var mı.

Neticede bu diyalogun geçtiğine ihtimal vermiyorum. Askerler kendi agılamalarına göre disiplini bozacakları kanaatiyle ve kendi alglamalarına göre “irticai” kabul ettikleri faaliyetten dolayı ilgili askerleri ordudan uzaklaştırmışlardır. Buna “biz işvereniz, feshediyoruz” türü manasız kulplar takacaklarını sanmıyorum.

Siyasetçimizin İki Yüzü

FST Ağustos 6th, 2005

AKP Milletvekilleri Küba’da kendilerine Atatürk’le ilgili sorulan bir soru üzerine Atatürk’ü öven açıklamalar yapmışlar. Bu bana Mesut Yılmaz’ın uçakta seyahatte iken askeri eleştirip yere indiğinde “ordu gözbebeğimizdir” türü açıklamalar yapmasını, darbeler sonrası yasaklı konuma düşen Demirel’in demokrat kesilip başa geçince demokrasiyi unutması, Refah Partisinin DEP’in kapatılmasına onay verip kendi partileri kapatılırken feryat etmesini hatırlattı. İlk iki olay coğrafi mekanların, son ikisi de maddi ve manevi menfaatlerin görüşler üzerindeki etkisi olarak yorumlanabilir diye düşünüyorum.

Belediye Mayo Satıyor

FST Ağustos 6th, 2005

Donla denize girip turistlere karşı bizi mahcup eden “halk” ayıbına karşı Kadir Topbaş Menekşe plajında mayo satışı çözümünü üretmiş. 1.5 YTL olarak ilan edilen fiyatlar nedense standda 2.5 YTL olmuş. Ancak talep yetersiz kaldığı için Belediye mayoları paza günleri bedava dağıtmaya karar vermiş (bedava mayo, ilgililere duyururum, yer Menekşe plajı, tarih her pazar). Bu arada mayo üreticileri Çin’den gelen mayoların bile 3 dolardan pahalı olduğunu, ucuz mayonun sağlığı olumsuz etkileyeceğini filan söylemişler. Sıradan bir mayonun fiyatı 25 YTL imiş vs. vs. Mayolarla ilgili bayağı bilgi sahibi oluyorsunuz.

Mayo meselesini takiben, yiyip içme meslesi de ele alınmalı bence. Bir de şikayetlenilen mangal konusu vardı hatırlanırsa. Başkan bey “deniz kenarında mangal yapmayın, karpuz peynir yeyin, hafif olur” önerisinde bulunmuştu. Muhtemelen önümüzdeki günlerde belediye Menekşe plajına bir süt ürünleri reyonu ile karpuz sergisi de açarak mangal ayıbının önüne geçecektir.

Kapat
E-posta ile paylaş