Ne Sırrı?
FST Ağustos 9th, 2005
İzlenimler sitesinin baş köşesinden eksik etmediğimiz Demirel’le ilgili bir kitap gözüme ilişti. Malum bir önceki yazıda kitap listesi oluşturmuştum. Celal Kazdağlı “Demirel’in Liderlik Sırları” diye bir kitap yazmış. Atatürk, II. Abdülhamit, Lee Iacocca, Cengiz Han, Atilla’yı filan duymuştum ama Demirel’in liderlik sırrı dedin mi bir dakika dururum ben. Okumadığım için esef ediyorum. Allahtan, internetteki bir kitapçıda kitapla ilgili bazı bilgiler aktarılıyor:
“…Peki Süleyman Demirel neden hep lider? Hem de seçimle işbaşına gelinen demokratik bir ülkede, halkın oyu ile lider. Bunun sırrı nedir? Sadece lider değil, hala halkın arasında dolaşan, törenden törene, kabulden kabule koşan bir Baba… Hem halkın Baba’sı… Hem de Cumhuriyet’in […]Nedir Süleyman Demirel’i 50 yıl ayakta tutan; “lider” yapan, “baba” sıfatını kazandıran özellikler? Ben bu soruyu kendime çok sık sordum. Sonunda bir cevap buldum […] Parçalar buluştukça bir silüet belirdi. Sonra yavaş yavaş model belirginleşti ve Süleyman Demirel’in liderlik sırları ortaya çıkmaya başladı. İşte Süleyman Demirel’in liderlik sırları…
Yazar “ben bu soruyu çok sordum kendime” diyor. Kendine soracağına “bir bilene” sorsana a kardeşim. Parçaları birleştirip silüet oluşturmana da gerek yok. Bak ben sana bazı “sırlar” vereyim: Nadir bulunan bir bursla ABD’de okumak, AP kongresinde delegeye Isparta halısı dağıtmak; Fethullah Hoca’nın eski avukatı Bekir Berk’e “İslamda Milliyetçilik Yoktur, Milliyetçiler Kafirdir” mealli kitaplar yazdırıp islamcı, muhafazakar ve milliyetçi kitleleri bölüp yönetmek; İşine geldiğinde Bediüzzaman’ı, yeri geliğinde Süleyman Efendiyi kullanıp tarikatlara mesaj göndermek, ardından 28 Şubat bir darbe değildir türü maskaralıklar yapmak; namlunun ucunu her gördüğünde sırra kadem basmak; ithal ikameci, korumacı politikalarla birkaç komprador işadamını semirtmek; tarımda popülist politikalarla çiftçiyi bugünkü perişan haline düşürmek; Seçim propagandası sırasında “el ne veriyorsa 5 fazlası” türü lafazanlıklar yapmak; yolsuzluk yapıldı diyene “verdimse ben verdim” demek; “Aile Fotoğrafım” dediği resmin içinde yolsuzluk, hırsızlıktan hapse girip çıkmamış kimsenin kalmaması; Boris Yeltsin darbecilere karşı tanka çıkmış, siz niye kaçtınız diyene “Hamzakoy’da tank vaadı da biz mi çıkmadık”, ekonomik sıkıntılarla ilgili soru sorana “benzin vaa da biz mi içtik” vs. demek; “Cumhurbaşkanlığını ben istemiyordum, Meclis zorla gönderdi” türünden dumura uğratıcı bir beyan vermek vs. vs. Uzat uzatabildiğin kadar. Benim yaşım müsait değil, şu an aklıma geliveren “liderlik sırları” bu kadar. Halkımız da az kurnaz olmadığından “5 fazla verenin, Isparta halısı dağıtanın” ardına düştüğünden Demirel kitleleri (!) peşinden sürüklemiştir. Neyse, lider mider deyip adamı Atatürk’le, Atilla’yla kıyaslatıp asabımı bozduracaklar, lafı kısa keseyim.
Yalnız, kitabın kapağında sallanan şapka var ya. İşte memleketin kayıp 50 senesinin simgesidir azizim o şapka. Peşine düşülecekse, o şapkanın “sırrının” peşine düşülsün. Bu konuda Veysel Aratlıoğlu ve Anonim bir dostumuzun çok söyleyeceği şey olduğunu tahmin ediyorum. Benden bu kadar.
