Kararsız Ulusalcılar-III: Babil Kulesi

FST 28 Ağustos 2005

Ulusalcıların Afyon “çıkarması” ile ilgili detaylı bilgiler medyaya yansıdıkça, söz konusu oluşumun pek uzun ömürlü olmayacağı yönünde bir kanaat oluştu bende. Gazetedeki haberleri okuyunca kendilerini ulusalcı olarak tanımlayanların ortak bir nokta bulmakta zorlandıkları, eften püften şeylerde hemen birbirlerine girip kavga etmeye başladıkları izlenimi edindim. Belki de Kemalist Milliyetçilik ortak paydasında buluşan Ulusalcıların sol kanadının eski komünist eylemciler, sağ kanadının da eski ülkücü eylemciler olması kavgacılığı da bir ölçüde açıklar, bilemiyorum. Herneyse, evvelki gün Yaşar Nuri Öztürk’ün çıkışıyla hareketlenen Ulusalcı İttifak (bazları ittifak lafını beğenmeyip “birlik” demeyi tercih ediyormuş) dün de Uludağ Üniversitesi Rektörünün “Atatürk’ün her zaman Batı medeniyetine karşı olduğunu” söylemesiyle birbirine girmiş.

Uludağ Üniversitesi rektörünü bu siteyi izleyenler hatırlar, öğrencilerin hazırladığı bir yıllıktaki ifadeler için çocukları savcılığa sevk etmekten bahsediyordu. “Toplatılan Yıllıklar ve Haylazlar Savcılığa” başlıklı yazıda sayın rektörün “ödünsüz” bir Kemalist olduğunu görüp takdir etmiştik. Ancak o zamanlar rektörü destekleyen Atatürkçü Düşünce Derneği yöneticileri, rektörün Afyon’daki konuşmasını pek beğenmemiş ve “bilsek çağırmazdık” mealinde şikayetlenmelerde bulunmuş. Habere göre rektör konuşmasını tepkiler üzerine yarıda bırakmak zorunda kalmış. Ulusalcılar arasındaki bir başka tartışmada da, Habertürk’te program yapan Erol Mütercimler MHP’nin kurultayda gülünç duruma düştüğünü söyleyince Yeniçağ yazarı Necdet Sevinç kendisine tepki göstermesiyle yaşanmış. Bir sürü detaya haberden ulaşabilirsiniz.

Öncelikle sayın rektöre beni aydınlattığı için teşekkür ederim. Bilim adamı olduğuna göre, sözüne inanmamız çağdaşlık dini akaidine göre farz-ı ayndır. Bu zamana kadar yanlış biliyormuşum, Atatürk “her zaman” batı medeniyetine karşı idiyse, çağdaş uygarlık yolu olarak Hint Felsefesi, Zerdüşt Dini veya İslamı gösteriyordu zahir. Devrimleri de Fransa’dan değil bire bir Çin’den esinlenerek yapmış olmalı. Atatürkçü Düşünce derneği de çağdaş bir profesörün “bilimsel” tespitine karşı çıkarak hata etmiş. Tövbe ederek bilimsel imanlarını yenilemelerini öneririm.

Anlaşıldığı kadarıyla bu ulusalcılar bayağı kararsız bir kitle. 72 milletten adamı barındıran Babil Kulesi gibi de karmaşık. İslamcı Yaşar Nuri Öztürk, Ortanın çok sağından milliyetçi Necdet Sevinç, Ortanın sağından Yaşar Okuyan, Muhafazakar Sadettin Tantan, Ortanın Solundan Zeki Sezer, Ortanın bayağı solundan Doğu Perinçek, esnaftan Sinan Aygün, eski devlet reislerinden Rauf Denktaş, ne demek istediklerini anlamadığım bir sürü akademisyen, gazeteci, sendikacı ve emekli bürokratı dikkate alırsanız yelpazenin hayli geniş olduğunu düşünebiliriz. Ortak noktaları vatanı sattırmama prensibiyle kendileri dışında herkesi hain ilan etme olan, son zamandaki kutsal metinleri “Şu Çılgın Türkler” olarak tespit edilen (Nutuk neden gözden düştü bilmiyorum) Ulusalcıların çabalarını hayranlık ve takdirle izlemekle beraber, son zamanlarda bazı endişeler taşıdığımı da belirtmek isterim.

Evet, 72 eğilimi birleştirmeye kalkan bir oluşumun içinde çatlak ses elbette olacaktır denebilir ama buradan çatlak olmayan ses neredeyse çıkmıyor ki birader. Geniş kitleleri kucaklaması gereken bu güzide oluşumun zırt pırt, olur olmaz meselelerle birbirine girmesi ülkeyi satmaya çalışan hainlerin baget ekmeğine halis köy tereyağı sürmüyor mu? Üstüne bir de karşıt görüş sahibi Soros’un uşakları, ikinci cumhuriyetçiler, sağ ve sol liberaller, ılımlı dinciler gibi kitleleri durduk yerde kendilerine güldürüp rezil oluyorlar, bizler de sağa sola mahcup oluyoruz. Son zamanlarda başımız dik gezemiyoruz. İtişip kakışmayı bıraksınlar. Yoksa Erdemir’de sendikanın ekmeği kesilecek, pardon, vatan elden gidecek dımdızlak kalacağız ortada, haberleri olsun.

Bu arada, Ulusalcı Türkiye ittifakının (birliği mi diyelim) Afyon programına linkten ulaşbilirsiniz, arzu eden, yolu düşen katılabilir.

Popularity: 10% [?]

Bir yorum

  1. Anonymous - 31 Ağu 2005 - 2:22 am

    Buralarda markali marksist ya da liberal arayan arkadasimiz misali, yakasina ya da beynine Ataturkculuk ya da Kemalizm (ya da baska bir –izm) rozetini ilistirmis olmanin getirdigi ciddi sorunlar var.

    Batiya karsi miymis degilmiymis gibi seyleri konusmamizin ve bugun ya da yarinla ilgili alacagimiz tavirlarla ne alakasi var?.

    Karsi degildiyse, ve yaniliyorduysa ne olacak?

    O gun degildi diyelim, bugun de oyle mi olacakti acaba?..

    Ote yandan, MKA’nin yarattigi en buyuk celiski, kendisinin her konuda herseyi soylemis olmasi, hatta yapmis olmasidir.

    ‘Komunizm her gordugu yerde ezilmelidir’ turunden bir hadisinin oldugu rivayet edilir (sahihligi tartisilir) fakat kendi eliyle komunist gruplasmalar yaratmis ve sonra da itlaf etmistir…

    Simdi hangisini sececegiz? Sirf bu laf ve uygulamadan kac degisik Ataturkculuk mezhebi cikiyor, hic dikkat ettiniz mi?

    Ote yandan, bahsi gecen konusmayi yapan garibminin en buyuk hatasi, soyledigi seyi izah etmek yerine gidip bilmem kime baglmasi olsa gerek.

    Dinleyenlerin sorunu da “bu adam tam olarak ne diyor acaba” diyerek anlamak yerine, ‘bu adam neci, ya da kimci” analizi ile mesgul olmalari..

    Yani, etiketcilik aynen devam… Mutlaka bir markaya ait olacak, yoksa anlamayiz !!

Geri bildirim | Yorumlar için RSS

Yorum yapın

Kapat
E-posta ile paylaş