Helal Ürünler ve TSE
FST 13 Kasım 2005
Son günlerde yine bir tartışma var, Türkiye’de bazı ürünlere helal etiketi yapıştırılması konusunda TSE’nin çalışmaları varmış. Konuyu duymuÅŸtum ama KürÅŸat Bumin ele alıncaya kadar üstünde durma ihtiyacı hissetmemiÅŸtim. Malum 10 Kasım süreci biraz hareketli geçti, diÄŸer konulara eÄŸilemedik. Devlete ait başıboÅŸ, pardon “özerk” kurumlarımızdan TSE bu iÅŸi ele almayı planlıyormuÅŸ. Geçen sene haftanın 4 gecesi Ankara Hilton Otelinde kalması ve bunun sebebini soranlara “Bu TSE’nin geleneÄŸidir” gibi ÅŸaheser bir cevap vermesiyle aklımda kalan TSE baÅŸkanı Kenan Malatyalı 2006 yılı ortalarında “helal ürün” standardını hazırlayacaklarını söylemiÅŸ. Malatyalı hala Ankara Hilton’da kalma “geleneÄŸini” sürdürüyor mu bilmiyorum ama TSE’nin lüzumsuz iÅŸlerine bir yenisinin daha ekleneceÄŸi aÅŸikâr.
Önce biraz fikir jimnastiÄŸi yapalım. Bunca senedir TSE adlı kurumun niye var olduÄŸunu anlamış deÄŸilim. Milyonlarca kalem mal ve hizmetin “belli standartlara” uygun üretilmesini saÄŸlamaya çalıştığı iddia edilen bu kuruluÅŸun standartlarının kimin standardı olduÄŸu, bu standartları belirlemenin vatandaÅŸ, imalatçı ve genel anlamda memlekete ne kazandırdığı gibi soruları düz bir mantık kullanarak çözemiyorum. SaÄŸlıkla ilgili konular denirse, bu iÅŸlere belediye zabıtası, il saÄŸlık müdürlükleri ve UÄŸur Dündar bakar, TSE’nin bir iÅŸi olduÄŸunu sanmıyorum.
Neticede basit bir tüketici olarak ben aldığım çok karmaşık ya da basit bir malla ilgili kararı o malın üzerinde yazılı TSE, ISO 9000 küsur, CE vs. iÅŸaretlere bakarak vermiyorum. Belki de toplum nezdinde “çok bilinçli” bir tüketici olarak görülmeyip kınanabilirim ama kusura bakılmasın. İstatistik tutmamakla birlikte, bu tarihe kadar ben mal veya hizmet kararımı önceki tecrübelerim, ürünün benim ihtiyacımı karşılama niteliÄŸi anlamında kalitesi ve elbette bütçeme uygunluÄŸu gibi “TSE dışı” kriterlere göre vermiÅŸimdir. Bunun dışında zaten ciddi iÅŸletmeler beni kendilerine çekebilmek ve müşterilerini kaybetmemek için TSE istemese, yasalar emretmese bile bir sürü gayrete girmektedirler. Yani, bazılarınca “bilinçsiz tüketici” olarak görülen ben bir ürünün arkasını çevirip garip iÅŸaretler aramak yerine daha düz ve basit bir mantık kullanıyorum. Kaldı ki, adı geçen belgelere sahip bir ürünün nitelikli, saÄŸlıklı olmasını kim garanti edebilir, neticede bunlar parayla satın alınabilen belgeler, hakkıyla alınsa bile tanımadığınız bir ÅŸirkete sırf belgesi var diye güvenmeniz ne kadar makul sayılabilir, hele hele Türkiye gibi bir yerde. TSE türü kuruluÅŸların iÅŸletmelerin iÅŸlem maliyetini azaltracak, iÅŸlerini kolaylaÅŸtıracak faaliyetlerde bulunması gerekir, devlete ait olmasalar da olur. Åžu haliyle bu iÅŸlevinden uzak bir arpalık görüntüsündedir.
Haydi ben bir adım daha ileri gidip konuyu dağıtmak pahasına, bu tür TSE, ISO 9000 gibi belgelendirme çalışmalarının tamamının iÅŸletmelere eziyet etmek, devlet ve danışmanlık kuruluÅŸlarını semirtmek için uydurulmuÅŸ saçmalıklar olduÄŸunu da söyleyeyim, içimde kalmasın. ISO 9000 türü belgeleri almak iÅŸletmeler için sadece devlet ihalelerine girebilmek, ihracatla ilgili gereksiz bazı formaliteleri aÅŸabilmek için önemlidir. Devlet ihalelerinde bu ÅŸart kaldırılsın, dünyadaki ISO 9000 çılgınlığı sona ersin, bakın bakalım kimse bu tür belgeler için “sözde kalite danışmanlarına” yüklü ödemeler yapıyor mu. Bu arada geçen aylarda TSE baÅŸkanının “burada rüşvetle baÅŸ edemiyorum, ne yapayım” diye muhtemelen Hilton lobisinden yaptığı ÅŸikayetlenmeyi de aklınızda tutmanızı tavsiye ediyorum. İtiraz edenler bana “TSE olmasaydı ÅŸunlar olurdu” listesi hazırlarsa memnuniyetle inceler, icabı halinde hatamdan döner, TSE’nin “Hilton’da konaklama geleneÄŸinin” yerinde olduÄŸunu buradan kabul ederek aynı geleneÄŸin RTÜK tarafından da benimsenmesi gerektiÄŸini ileri sürerim. Hatta TSE’nin Ankara merkezdeki devasa binasında ve tüm vatan sathındaki tesislerinde yülsek maaÅŸ+lojman+ek ödeneklerle çalışan (çalışır gibi yapan mı diyelim) personeline de ÅŸapka çıkarırım.
Herneyse, iÅŸte bu TSE durup dururken bir de falanca mamul helaldir, filanca haramdır türü sınıflandırmalara el atarsa iÅŸin tadı iyice kaçmaya baÅŸlayacak demektir. Bir defa helal ve haram dini terimlerdir, doÄŸal olarak müşterilerinin bu tür (haklı) hassasiyetleri olduÄŸunu düşünen iÅŸletmeler zaten buna dönük bilgilendirmeyi ambalajlarında, yahut farklı ÅŸekillerde halkla iliÅŸkiler faaliyetleriyle yaparlar. Mesela, ben eskiden beri pek çok ürün üzerinde “mamulerimizin hiçbiri domuz yağı ihtiva etmez” türü ibareler görürüm. Bu tamamen kâr etme gayesi güden ÅŸirketin müşterilerin hassasiyetini dikkate almasının bir göstergesidir. Müşterilerin hepsinin dini hassasiyeti olmayabilir, bazıları vejeteryendir, bazı ülkelerde belli renkler, ÅŸekiller, katkı maddeleri de antipatik bulunabilir, ÅŸirketler bunları pazar araÅŸtırması süreçlerinde tespit eder, ona göre düzenleme yaparlar. Bu süreçte pek çok kaynaktan bilgi alabilirler. Neticede bu iÅŸ iÅŸletme ve müşterileri arasındaki bir konudur.
Konuyla ilgili olması sebebiyle, helal ürün meselesinde çevrede bazen rastladığım hassasiyetleri aktarmak isterim. Öncelikle domuz eti Müslümanlar tarafından yenmez, yağı ve çeÅŸitli organlarından yapılmış ürünler de kullanılmaz. Bazı ürünlerin katkı maddeleri arasında alkol olması da tüketicilerde hassasiyet oluÅŸturabilir. Bunlar zaten alenen bilinen noktalar. Bir de çoÄŸunluÄŸun farkında olmadığı, sadece yurtdışında uzun süre bulunmuÅŸ olanların dikkat ettiÄŸi et ve tavuk hassasiyeti vardır. Buna göre, mesela Batı ülkelerinde büyük ve küçükbaÅŸ hayvanlar doÄŸrudan kesilmemekte, iÄŸne ya da ÅŸokla öldürüldükten sonra kesilmektedir. Bu durumda kanın bir kısmı akmadan hayvanın içinde kalmakta, üstelik dinen hayvan “leÅŸ” haline geldikten sonra kesilmektedir ki dinen “leÅŸ” yemek de haramdır. Tavuklarda da kesim sürecinde benzer bir durum ortaya çıkmaktadır. Åžahit olduÄŸum bir durum da bir çok ÅŸekerleme ürününde kullanılan hayvani jelatinlerdir. Mesela, yumuÅŸak jelibon türü ürünler vs. Uzmanı deÄŸilim, yanılıyorsam bilen biri düzeltsin ama bu jelatin kemikten elde ediliyor. Üstelik Türkiye’de de hayvani jelatin, yine bildiÄŸim kadarıyla imal edilmiyor. Dolayısıyla Batıdan ithal edilen jelatin, eÄŸer siz özel olarak talep etmemiÅŸseniz muhtemelen domuz kemiÄŸinden yapılmış olabiliyor. İşin özeti kısaca bu.
Peki bu hassasiyetlerin TSE ile ne ilgisi var? Bu tür konular zaman içinde bir ihtiyaç halini alıyorsa iÅŸletmeler müşteri kitlelerinin arzularına göre zaten düzenlemelerini yapacaktır. Mesela, hayvani jelatinli ürünlerde müşterilerin hassasiyet artarsa, bu iÅŸi yapan Kent, Ülker, Eti gibi önde gelen ÅŸekerleme imalatçıları, nasıl bisküvide domuz yağı yoktur diyorsa, zaten paketlerinin üzerine gereken mesajları koyacak, tedarikçileriyle görüşürken “bize domuz deÄŸil, sığır kemiÄŸinden jelatin yollayın” diyeceklerdir. Yine yabancı bir ülkede Müslüman ve Yahudiler et tüketiminde hassas davranıyorlarsa ve bunları hedef kitle olarak gören bir ÅŸirket varsa, mesela bir hamburger büfesi Yahudi ya da Müslümanlara köfte satmak istiyorsa bir ÅŸekilde etin nasıl kesildiÄŸini belirten ibareyi büfesine asacak, bunu reklâm edecektir.
Özellikle Türkiye gibi zaten etlerin hayvanların fiilen kesilmesiyle elde edildiÄŸi, domuz ürünlerine karşı ciddi bir hassasiyetin olduÄŸu ülkelerde helal-haram iÅŸi abartıdan, lüzumsuzluktan ibarettir. Avrupa ülkelerinde, ABD’de Müslümanların yoÄŸun yaÅŸadığı baÅŸka ülkelerde söz konusu olabilir, o da o toplumların kendi aralarında oluÅŸturacakları birliklerin rahatça halledebileceÄŸi bir konudur. Zaten olup biten de odur.
Konuyu laikliÄŸe aykırı görenler de olabilir elbette, malum birçok kesim “vay, ÅŸeriat kanunu geliyor, helal de ne oluyor, biz laik ülkeyiz” diyebilir. Bu kesime sadece konunun laiklikle deÄŸil ahmak bir devletçilikle ilgili olduÄŸunu söyleyebilirim. Diyanet iÅŸleri gibi bir devasa teÅŸkilata “sahip olan” bir ülkenin zaten laiklikle alakası yoktur, düpedüz ÅŸeriat devletidir. CHP ve diÄŸer laik kesimler sıkıysa “Diyanet tümüyle kaldırılsın, devlet din iÅŸinden çekilsin, yasalara aykırı olmadıkça tüm dini faaliyetler özelleÅŸsin” kampanyası baÅŸlatsınlar, ilk desteÄŸi ben buradan vermezsem TSE çarpsın, Hilton’a adımımı atamayayım.
Not: Ben bir ürün üzerinde uyarıcı ibare varsa arkasını araştırmam, denizden (petrol ve atıklar dışında) ne çıkarsa yerim, helal yiyecek işinin özellikle Müslümanların çoğunlukta olduğu ülkede yaşanıyorsa bazı kesimlerce yersiz olarak abartıldığına inanırım. Kesin yasaklanan açık iki-üç madde hariç ayrıntılar ve yorumlar (kesen besmele çekmiş mi vs.) bence yersizdir. Ancak, herkes kanaatinde serbesttir, bana karışılmasını istemediğim gibi ona da karışılmasını hoş görmem.
- Bürokrasi , Ekonomi , Güncel
- Yorum(7)
- Bu Yazıyı Paylaşın
- PDF olarak kaydedin
Sayin Izlenimler, jelatin hakkindaki bilginiz dogru. Deniz yosunu gibi maddeler kullanilarak, bitkisel kaynaklardan elde edilen jelatinler olsa da, hayvansal kokenli jelatinler, imalati daha kolay ve ucuz oldugu icin cok daha yaygin. Hayvansal kokenli jelatinler icerisinde de domuzdan elde edilenleri birinci sirada.
Bu arada bir arkadasimin part-time olarak calistigi is yeri jelatin uretimi uzerinde de calisiyordu. Bir gun konusurken jelatinin sadece sekerleme, jole gibi yiyeceklerde degil yogurttan margarine pek cok besin maddesinde kivam artirici olarak kullanildigini soylemisti.
Jelatin konusunda ne yazik ki biz se muzdaribiz. Dediginiz gibi margarin ve yogurt icinde kullaniliyor. yiyeceklerin posetlerini okumaktan bir hal olduk. Bazi yogurtlarda “kosher” jelatin kullanildigi yaziyor, ancak, ne yazik ki bazi yahudi din adamlari jelatindeki domuz kemigine cevaz verdiginden onu da yiyemiyoruz.
Deniz urunlerinde ben de izlenimci gibi secmeden yiyorum. Kirmizi eti cok az yiyoruz (her ne kadar yerli hayvnalarin normal kesildigini duysamda) tavuk konusunda ise secmeden yoyoruz.
helal konusuna gelince izlenimci ile hemfikirim. turkiyede bu sekil bir standat belirleme islemine neden gerek olsun anlayamadim. yabanci ulkelerde muslumalarin cok oldugu yerlerde hem istenilen urunlere kolay erisim soz konusu hem de “helal” izni veren kurumlar mevcut (ozellikle ingilterede saniyorum). ama belki bu isin arkasinda gene para olabilir. malum sirketler yahudiler icin kosher izni alabilmek icin yuksek miktarda para oduyorlar, benzeri bir servis ile belki yabanci ureticiler cekilmeye calisiliyordur, bilemiyorum.
TSE’nin gorevleri uzerine uzuuuun ve magazinel bir yazi yazmissiniz ve akliniza ‘tarife disi’ engeller konusu hic gelmemis..
Sevgili anonim,
Evet yazı biraz magazine kaçtı, hatta yazmasam mı dedim ama yazılar üzerinde fazla oynayacak vaktim olmuyor. Hatası sevabıyla kabul edile.
İzlenimler konuları biraz serbest, çok zaman da yüzeysel ele alır, “derin” analizler için “Derin Sular” sitesini tavsiye ederim.
İzlenimler konuları biraz serbest, çok zaman da yüzeysel ele alır, “derin” analizler için “Derin Sular” sitesini tavsiye ederim.
DerinSular’a aradabir bakarim. Ismi ile musemma oldugunu teyid edecek cok sey goremedim.
Sizin yazdiklarinizi okumagi tercih etmegi tercih (sic) ederim
Muzmin Anonim
İyi bir yazı.
ulan siiz ne kadar seraaaffffffffffffffffffffffffflisiiz .Allahtanda mı korkunuz yok bunların hesabını nasıl vereceksiniz