Gaipten Gelen Ses
FST Kasım 15th, 2005
Türkiye’de son haftalarda gündeme gelen garip olaylara bir yenisi eklendi. Şemdinli’de meydana gelen bombalama sonucu yeni bir Susurluk hadisesi kokuları etrafa saçılırken, Van 100. Yıl üniversitesindeki olayların kilit adamı, eski genel sekreter yardımcısı hapishanede ölü bulundu. Bunlara ilaveten Hürriyet gazetesinde yer alan haberde, başbakan Erdoğan’a yollanan bir dilekçeden bahsediliyor. Buna göre emekli bir profesör rahmetli bir şeyhten aldığı bilgileri dilekçe haline getirip başbakana yollamış, başbakan da gereği için Milli Eğitime göndermiş. Oradan YÖK’e intikal eden dilekçe ile ilgili eleştiriler yapılıyor. “İşte AKP’nin gerçek yüzü, bunlar bilimi değil tarikat şeyhlerini kendilerine rehber edinmiş��? türü yorumlar duyulabiliyor. Mesela, konu CHP’li milletvekili Erdal Karademir’i fena kızdırmış ve şöyle bir konuşma yapmış:
[…] Bir vatandaşımız, rüyasında Mustafa Kemal Atatürk’ü gördüğünü iddia ederek size bir mektup yazsa ve o mektupta hükümetinizin uygulamalarının Mustafa Kemal Atatürk tarafından eleştirildiğini belirtse, örneğin bu mektupta TÜPRAŞ hisselerinin bir gece yarısı operasyonuyla Ofer Grubu’na satılmasına Mustafa Kemal Atatürk’ün karşı çıktığını söylese, o mektubu da resmi kayda alarak işlem tesis edecek misiniz? Gereği için ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına yollayacak mısınız?��?
Başbakan buna muhtemelen “neden olmasın, Nakşi şeyhinin dilekçesi makbul olur da Atanın direktifleri olmaz mı, hay hay, aldırırız kayda, göndeririz Özelleştirme Dairesine” diye cevap verebilir. Öte yandan şeyhin mektubu için başbakan “Şahsı tanımıyorum, beni ırgalamaz, rüyayla amel etmiyorum, her ay 12.000 mektup geliyor Halkla İlişkilere” türü bir cevap vermiş. Şeyhi rüyada gören ve elçilik görevini yerine getiren emekli profesör ise iddialı “daha önceki emirleri başbakan aynen icra etti” diyor. Nakşi şeyhinin direktifiyle yazdırılan dilekçe meselesine de değinirsek, olay hakikaten ilginç. Şeyh Efendi öbür dünyadan Uzanlarla ilgili bazı uyarılarda bulunmuş ve hükümet de bunu dikkate almış. Yeni direktifler YÖK ve Sağlık Bakanlığı ile ilgiliymiş. Şeyh efendi bu konuyu “behemehal” talep ediyormuş. Bu akşam televizyonda Korkut Özal’ın da bu işi doğrular bir beyanını duydum. Malum o da aynı tarikate mensupmuş.
Emekli profesör alenen saçmalıyor, Korkut Özal da ne dediğinin farkında değil galiba. Tutalım ki Şeyh rüyada görülsün, efendi hazretleri neden diğer hortumcular değil de Uzanlar ile uğraşmış, neden Milli Eğitim değil de Sağlık Bakanlığı “behemehal” ele alınmalı imiş, YÖK kritiktir de TSE önemsiz midir, sormak lazım. Sonra istiareye yatsınlar bakalım şeyh efendi Şemdinli olaylarının üzerine gidilsin, işkence ve dayak meselesi “behemahal” halledilsin de diyor mu? Şu işin akılla, izanla bir ilgisi var mı?
Koca koca okumuş profesörlerin Atanın mezarına dilekçe yazmaya gitmelerinin, Atatürk’ün gölgesinin düştüğü dağda resmi erkanın bando mızıkayla resmi tören yapmasının, ikinci sınıf bir müzedeki balmumu heykelinin açılışı için iş adamı, general, profesör ve köşe yazarlarının tören yapmasının mantıksızlığını eleştiriyoruz. Aynı durum gaipten gelen emirleri dilekçe halinde başbakanlığa gönderen emekli profesör, eski bakan gibi insanlar için de geçerlidir. Atatürk istismarcılığı ve Kemalist yobazlık kadar din istismarcılığı ve tarikat yobazlığı da eleştirilmelidir. Abuk subuk efsanelerle insanları uyutup istismar eden din tacirlerine, tarikat esnafına dikkat etmek lazım. Bunların ciğerini bilirim. Aslında rüyada direktif verdiği iddia edilen şahsın bu işte bir kabahati yoktur, neticede şeyhi uçuran müritleridir. AKP ve diğer dini yönü ağırlıklı partilerin de bu gibi dinin sulandırılmış yönlerinden kendilerini temizlemeleri şart, yoksa böyle durumlarda madara olup bir sürü ciddi iş arasında bürokratik diktatörlüğü sürdürmek isteyenlere malzeme çıkarırılar. Sonra, din önderlerinin bu tür işlerde isimlerinin kullanılması hiç doğru değil. YÖK’ü kaldırmak, Bakanlıkları adam etmek, özelleştirmeyi tamamlamak, her tür hortumcunun (bkz. Derinsular) üzerine gitmek için gaipten emir verecek şeyhlere ihtiyaç yoktur.
Yalnız, bu işte bir bit yeniği de olabilir gibime geliyor. Emekli general Veli Küçük’ün Şemdinli olayında “hiç JİTEM’ci kimliğini açıkta bırakır mı” uyarısında olduğu gibi, “AB kapılarında dişe diş pazarlık eden, halkın büyük ölçüde onayını almış AKP yönetimi falanca şeyhin rüyada verdiği direktif mektubunu kayda aldırıp YÖK’e gönderir mi” sorusu aklımı kurcalamıyor değil.
Herneyse, AKP’ye tavsiyem eğer rüya ile amel niyetleri varsa, kendilerine medyum Memiş türü sağlam bir hoca ve sıkı bir astrolog tutmaları yönünde olacak. Piyasada satılan yüzlerce rüya tabiri kitabıyla magazin gazetelerinin ekleri de işe yarayabilir. Veya şu linke bakılsın detaylı bilgi var.