Öğretmenler Günü: “Bürokrat Kimle Evlenmeli”

FST 24 Kasım 2005

Bugün 24 Kasım Öğretmenler günü ve Milli Eğitim Bakanı bazı açıklamalarıyla gündemde. Radikal Gazetesinde Bakanın TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda önceki gece bakanlığının bütçesi görüşülürken yaptığı CHP milletvekilllerine karşı yaptığı açıklamalar yer alıyor. CHP’liler öğretmenlerin çok çalışıp az maaş aldığını iddia etmişler. 1800 saat çalışırlar gibi bir laf da gözüme çarptı. Bazı bölümleri aktarayım:

[…] Öğretmenler öyle iddia ettiğiniz gibi yılda 1500 saat çalışmıyor. Okullar yılda 186 gün açık, bu da 26 hafta eder. Günde sekiz saat çalışsalar bile bin saati bulmaz. Oysa öğretmenler haftada 15 saat maaş karşılığı çalışıyor. Bu da iki gün mesai demek. Birçok öğretmen müdürüyle anlaşıyor, zamanının çoğunu evinde geçiriyor. Bu yüzden üst düzey bürokratların çoğu öğretmenlerle evleniyor.

[…] ABD’de, bizim öğretmenlerin haftada 15 saat çalıştığını söylediğimde, hayret ettiler. Orada günlük yedi buçuk saat çalışıyorlar. Ayrıca dünyanın hiçbir yerinde öğretmenlere kucak dolusu para vermiyorlar. Kamuda ücret farklılığı kalmadı. Popülizm yapma adına para dağıtmak yanlış.

[…] Olmayan bir kaynaktan kimseye bir şey verilmez, doktorların, hâkimlerin, savcıların, polislerin maaşı çok mu yüksek?.. Sürekli aç olduğunuzu söylerseniz veliler, öğrenciler ve diğer kişiler nezdinde mesleğin saygınlığı azalır.

Ben Milli Eğitim Bakanının bu çıkışını hayretle izledim. Bu hayret bildik anlamda “öğretmene bu laf söylenir mi, haksızlık” türü bir şey değil. İlk defa bir bakanın kendi teşkilatı aleyhinde ve çok doğru lafları açıkça söylemesi beni hayrete düşürdü. Benim bildiğim tüm bakanlar kendilerine bağlı personele nedense çoğu yalan olan mesajlar verip yağcılık yapmayı huy edinmiştir. Hüseyin Çelik’in çıkışını bu açıdan takdirle karşıladım.

Bürokratların öğretmen tercihini istatistik olarak incelemiş değilim ama şahsi gözlemim de memurların birbirleriyle evli olduğu ve “çift maaş” tabir edilen konumu işgal ettikleri yönünde. İsteyen yakın çevresinden tesadüfi bir örnekleme yapıp kontrol etsin. Bir hanım öğretmenin kocası ya öğretmen ya da kamuda görevli bir memurdur. Nitekim bakan yakınında oturan bürokratlara sorduğunda hepsinin öğretmenle evli olduğu cevabını almış.

Para konusu da öyledir. Bir öğretmen 15 saat karşılığı 700 YTL veya üzerinde para alır, bunun dışında bakanın dediği gibi okula uğramaz. Dönem başlarında öğretmenlere ayrıca harçlık verilir. Yazları 2 ay ücretli tatilleri vardır. Dolayısıyla “haftada iki gün standart mesai karşılığı” 700-1000 YTL arası para bir devlet dairesinin rahat şartlarında fena değildir. Çoğunun çift maaşlı olduğunu düşünürsek şartların biraz daha iyileşeceği gözönüne alınabilir.

Peki boş zamanlar nasıl değerlendirilir? Erkek öğretmenler konularıyla ilgili dershane öğretmenliği, kitapçılık yanında ufak tefek ticaretle uğraşma, kömürcülük, galericilik gibi işlerle meşgul olurlar. Bulunduğu şehirde tarımla uğraşanı da çoktur. Vakitlerinin çoğunu yanlışlıkla “kahvehane” yerine öğretmenevi olarak adlandırılan yerlerde zeka oyunları ile değerlendirirler. Ortalama bir öğretmen emekli olduğunda Türkiye’yi dünya tavla ve okey şampiyonasında temsil etmeye yetecek kadar tecrübeyi kazanmış olur. Hanımlar genelde diğer öğretmenlerle kendi aralarında pasta, börek ve kek üçgeninde altın günü ile vakit geçirirler. Bir arkadaşımla yaptığımız kişisel gözlemlerimize dayalı bilimsel olmayan “saptamamız” girişimciliğin öğretmenler ve imamlar arasında çok yaygın olduğuydu. Yukarıdaki manzara da buna işaret ediyor, belki merak eden akademisyenler bu konuda veri toplayıp bir çalışma yaparlar.

Alınan paranın mutlak olarak az ya da çok olması benim açımdan pek birşey ifade etmiyor. Kimine göre ayde 500 YTL iyi paradır, kimine göre 10.000 YTL. Keşke herkes umduğu kadar çok paraya sahip olsa. Neticede devlet dairesinde çalışmayı tercih edenler devletin verdiğine razı olmak zorundadır. İyi kötü insanların bir tercih hakkı var. Piyasada bir sürü insan asgari ücrete iş bulduğunda takla atarken, haftada bir kaç gün, o da izafi olarak gayet rahat şartlarda çalışıp elverir düzeyde para alanların biraz seslerini kısmaları gerekiyor.

Öte yandan, bu işi ciddiye alan ve gerçekten bu ciddiyetlerine göre diğerleriyle bir tutulup aynı maaş ödenen saygıdeğer öğretmenler bu yazıdan gocunmayacaktır elbette. Herkes kendini bilir. Geçenlerde medyada öğrencisini sırtında taşıyan, Güneydoğuda çok kötü şartlarda fakir öğrencilere elleriyle okul inşa ertmeye çalışan, süresi dolduğu halde tayin istemeyen, oralarda garibana iyi kötü destek olmaya çalışan hakiki öğretmen manzaralarına da şahit oldum. Hak edenlerin öğretmenler günü kutlu olsun.

Güncelleme: Bakan Çelik sonradan çark ederek “Benim konuşmamı çarpıtan zihniyeti kınıyorum ve bunun bir iftira olduğunu ifade etmek istiyorum. Kendileri için, onların her meselesi için yüreği çarpan bir bakanın, kendi mesai arkadaşlarıyla ilgili böyle bir şey söylemesi mümkün değildir” demiş. Ben de aferini geri alıyorum. Radikal gerçekten haberi çarpıtmışsa arkasında yatan amaç, öğretmenlerin ek ders ücretini alması için yapılan bir komplo mudur diye düşünmeden edemiyorum. Herkese eşit ücret ve artış vermek, yatanla çalışanı ayırmamak yapacakları en büyük kabahat olur.

Popularity: 12% [?]

5 Yorum

  1. G.B - 24 Kas 2005 - 3:34 pm

    Öğretmenleri bilemeyeceğim ama din görevlileri arasında ticaretle uğraşan çoktur. Benim babamın öyle bir girişimi olmadı ama müezzinlerimiz camcılık, kabzımallık vs işlerle iştigal ederlerdi. Hatta namaza gelmezlerdi bazen de cemaat ezanı okurdu. Anneannemin yaşadığı leblebiciler mahallesinin imamı da pazarda kuruyemişçilik yapardı. Ama günahını almayayım sadece 1 gün. Sanırım üniversite mezunu iyi bir imamdı.

  2. izlenimler - 24 Kas 2005 - 4:56 pm

    Yanlış anlaşılmasın, öğretmen ve imamların ticaret yapmasında bir problem görmüyorum, bilakis takdire şayan bir durum. Burada sadece öğretmenlerin haftanın 3-4 günü boş olmalarını belirttim o kadar.

  3. Anonymous - 24 Kas 2005 - 11:39 pm

    Sizin aktardiginiz rakkamlar uzerinden basit bir hesap yaptim.

    Aylik 700 Milyon TL karsiliginda haftada 15 saat, senede de 10 ay calisan bir ogretmenin, haftada fiilen 45 saat, ve senede de herkes gibi 12 ay calismasi halinde efektif karsiligi 2.5 Milyar TL/ay’a tekabul ediyor.

    Acaba, bu maas karsiligi yukaridaki sekilde calismak sarti getirilse ogretmenler ne derdi?

  4. cansec - 24 Kas 2005 - 11:45 pm

    Benimkisi sadece kisisel bir onyargi.Bunca yilllik ogrenci hayatimin bende ogretmenlerle ilgili biraktigi kisim…
    Orta okulu iki okulda okumakla birlikte toplamda universite haric 4 degisik okulda okudum.
    Ilk okuldaki ogretmenim sabah 9dan aksam 15e kadar kitaptan bize turlu seyler okur bizde o hizla deftere gecirdik.Butun bir sene boyle gecer mi?Genelde boyle gecti.Oyle resim dersiymis beden dersiymis hic isimiz olmazdi.Mudur beyimiz…valla ne diyeyim ki.Bir odasi vardi.Saddam’in sarayi gibi.
    Orta okulda ilk sene hazirlikti.Bugunun parasiyla 700-800 YTL aldirdilar ingilizce kitaplarini.Neden pahali diyeceksiniz, ingiltere’den geliyordu.Simdi dusunuyorumda bir tane ogretmen cikipta onceki sene okumus ogrencilerden bize kitap temin etmedi.10 cesit kitaptanda toplamda 2 tanesi bir yil boyunca acik tutuldu bir tanesine bazen ihtiyac duyuldu.Kalanlari mechul.2 sene kadar okudum sonra okuldan ayrildim.Sebebi “sevgili” hocalarimdan bir tanesi beni ders sirasinda bogazimdan tutup arka siraya yatirmak suretiyle beni dovdu, diger bir hoca yaklasik 100 kisinin icinde ve yine yaklasik 15-20 tokat darbesiyle beni hasladi.Bir namussuzluk mu yatim, hayir, birine fiziksel bir saldirida mi bulundum, hayir…Ilkinde hocam kalemin nerde diye sordugunda konusmak yerine elimle cantami isaret etmistim, ikincisi sinif baskaniydim ve o gun sinif defterini mudur yardimcisinin odasina goturmeyi unutmustum.Diger onemli bir faktor ise 13 yasindaydim.Yani agac yasken mi egilir dediler bilemiyorum.Birde bir mudur beyimiz vardi.Okula basladigim yil onunda ilk yiliymis.Bizim okula yeni mudur atanmis.Sebebi de eski mudurden daha uysalmis.Gittigim okul Izmir’in zamaninda en iyi ikinci anadolu lisesiydi.Talep oldukca yogundu.Denizli milletvekilinin oglu (Izmir’de ne isi varsa) bizim okulu tutturamamis.E milletvekili oglu.Onun icin ek bir sinif acilip, kontenjanlar arttirilip, puan limitinde dusurulmesi gerekiyormus.Eski mudur kabul etmemis.Baska yere atamislar.Yeni mudurde kabul etmis tabii.
    Diger ortaokula gectim.Mudur hanim vardi gene oda saray gibi.Ogretmenler odasi off!!!9dan 15e kadar cay servisi.Hafta sonlari kurs.Sikiysa katilma.Katilipa sikiysa yuklu bir para verme.Sikiysa o paranin nereye gittigini sor.Sikiysa niye zorlandigimizi sor.Sikiysa para alinacakken yoklama yapilip neden ders islenirken yoklama yapilmadigini sor…Neyse sonra fen lisesini kazandim.Matematik hocam beni uyardi.”gidip fen liseside yatili okucagina gel burda ne isin var.ogrenciler arasinda farkta yok zaten” gibi bir yaklasimda bulundu.Ama cok yaklastirmadim kendisini.Iyikide yaklastirmadim zira kendisi ayni okula matematik hocaligi icin basvurmus fakat sinavi gecememis :).Ama oyle “heee senin kazanamadigini ben kazandim” gorgusuzlugu yapmadim.
    Neyse sonra iste fen lisesine basladim.Yatili.Bir gun anons yapildi oglen yemegi verilmeyecekmis.Herkes kantinden hamburger takviyesi yapmak zorunda kaldi.Soyle bir bakayim dedim niye yemek yok yemekhanede.Megersem mudur beyin haniminin gunu varmis.Yanlis yazmadim.Haniminin degerli bir maden gunu varmis.Obur yandan bizim muduru diger mudurlerden ayiran ozelligi odasi idi.Hani dedim ya onceki mudurler saray gibi odalardan okulu yonetiyorlardi.Kendisinin odasi saray pek sayilmazdi, ultra-mega saraydi.Kocaman bir akvaryum super bir ses sistemi koltuklar falan filan.Okulun bir temizlikci grubu vardi.Devletin atadigini kabul etmemis bizim mudur (sebebi tahminim daha ucuza calistiracak birini buldu zira gelenler oldukca capulcu idi) baska bir temizlikci grup tuttu.Bu sahislar (yaklasik 5 kisi) okulun yemeginde tuvaletlerin temizligine ordan tutun okulun elektrik tesisatina kadar bakiyorlardi.Hatta birgun haftasonu bir milletvekili okulu teftise gelecek oldu.Teftis ama bizim iki hafta once haberimiz oldu.Iki hafta onceden gene ayni sahislar derme catma asansorlerle okulun dis cephelerini sonrasinda ic duvarlari boyadilar.E iki hafta cok ciddi bir calisma ortami olmadi haliyle.Ogrencilerin tumu o hafta sonu okulda bulunmak zorunda birakildi ogretmenler dahil.En guzel kiyafetlerle milletvekili karsilandi.Ogle yemegi et cikti aksam yemegi kalan et parcalarindan sulu bir sebze yemegi yapildi.
    Bu okulla ilgili onemli bir dipnot gecmek istiyorum.Mudur beyimiz imam hatipten tarih ogretmenligi mesleginden atanmistir.Tarih ogretmeninin mudur olarak fen lisesinde ne isi var diye sormayin.Kanunen yok.Sayisal olmak zorunda.Ama okule milletvekili falan geliyordu ordan tahmin edin iste.Birde adam yillardir orda Krallik yapiyor.Atanmiyor.Odasindan cikmiyor.Masa ortusu gibi bir okul kiyafetimiz vardi.Hicbiryerde bulamazsiniz bir yer haric.Okulun bulundugu sehirde bir kiyafet dukkanindan.Mudur beyimizin kardesinin sahip oldugu.
    Hadi bir dipnot daha geceyim.Tum bulundugum okullarda fizik, matematik, turkce gibi “ana” olan derslerin hocalari 2-3 gune sigdirtirlardi ders programlarini kalan gunler tatil.Diger muzik, resim, vatandaslik gibi “ana” olmayan derslerin hocalarida haftada max 6-7 derse girerlerdi.
    Sonrada ben yurt disina kactim zaten.3 sene sonra geri dondugumde okullari ziyaret ettim falan filan.Aradan gunler gecti bir Fenerbahce maci var.Izlememiz gerekiyor ama kahvehaneler beni cekmiyor.Arkadas dedi gel ozaman ogretmen evine gidelim!Oyle bir sahsin evi degil.Herseyini devletin karsiladigi bir kurummudur nedir iste.Bir suru dusunun, koyun surusu, cevresi citlerle cevrilmis olsun oyle bir yer.Girdim iceri gayet iyi niyetlerle.Almiyorlar iceri.Neymis ogretmen cocugu degilmisim.E diyecektim senin bu saatte okulda olman gerekmiyor mu ama sonra dusundum bu cumle genelde ogretmenlere ait.Neyse parayla beni iceri aldilar!Mac basladi 17. dakikada ben nefes darligindan maci yarida bitirdim.Baska bir odada nefesleneyim dedim.Boyle tak tak seslerin geldigi bir oda.Megersem okey oynaniyor.Baktim icerde goz gozu gormuyor bende terkettim binayi.Isin diger bir garip yani benimle gelen arkadasin olayi normal gormesiydi.
    Benimkisi yine kisisel bir dusunce.Belkide hepsi bana denk gelmistir bilmiyorum.Yada abartiyorumdur ama ben eger Turkiye’de yasiyor ve vergi veriyor olsaydim bu sahislarin cennete girme sanslari olmazdi.Zira onlara giden 1 kurusu helal etmezdim.
    Sevgili ogretmenlerden ve yakinlarindan ozur diliyorum.Benim anlattigim olaylar benim gordugum hocalarin %100unu kapsasada turkiyedeki ogretmenlerin %1ini kapsamaz.Tabiki iyi ogretmenlerimizde vardir.Sadece bana denk gelmemistir.
    Saygilar.

  5. nameless_1 - 25 Kas 2005 - 3:50 am

    cansec, tesekkurler yazdiklairniz icin..

Geri bildirim | Yorumlar için RSS

Yorum yapın

Kapat
E-posta ile paylaş