Archive for Kasım 26th, 2005

Çıldırtan anlayış: “Sanırız ki…”

FST Kasım 26th, 2005

Ali Atıf Bir’in Hürriyette çeşitli konulara değindiği yazısında bir yer dikkatimi çekti. Pirelli resimleri porno mudur konusunda Hıncal Uluç ile girdiği polemik, erkek kardeşi prezervatif alan bayanın itirafı, Elisa aşık mı, mazo mu gibi yazılar değil bahsettiğim. Bu önemli yazılar arasına sıkışmış bir başka konuda Atıf Hoca ünlü liderlerden bahseden bir kitabın yayınevinin kitaba koyduğu nottan bahsediyor. Olay kısaca şu:

[…] ortaya güzel bir ‘Nasıl lider olunur?’ kitabı çıkmış. ’Bu ünlü liderler kim?’ diyorsunuz değil mi? Herkes var. Büyük İskender’den Lincoln’e, Hitler’den Gandi’ye, Sokrates’ten Thatcher’a… Kimi ararsanız bu kitapta var. Sadece Atatürk yok. Olmaz olmaz. Yazarın kahyası değiliz ya. Kitabı çıkaran ALTEO yayıncılık durumu garipsemiş. Kitabın sonuna yaklaşık olarak şöyle diyen bir anımsatma koymuş:

‘İsterdik ki, Adair Atatürk’ü de değerlendirerek yazdığı kitapta yer versin. Ancak sanırız ki, Atatürk’ün eksiğini bulmak zor, o yüzden yer almamış olabilir.’

Ben de yayınevini garipsedim. Ne gerek var ki böyle bir anımsatmaya. Değerli görmediysen kitabı basmazsın, bastıysan yazarı niye eleştiriyorsun. […] Nereden bilelim biz şimdi John Adair niye kitapta Atatürk’ü ele almamış! Adam çalışmasını bir şekilde sınırlandırmış olabilir. Okuruz, düşünür taşınır, karar veririz. Yayınevine ne!

Burada iki nokta dikkat çekiyor. “Kimin aranırsa olduğu” bir kitapta Atatürk nasıl olmaz sorusunu haklı olarak gündeme geiren Alteo yayıncılığın davranışı ve bu davranışı garipseyen Ali Atıf bey. Ben de Ali Atıf beyi garipsiyorum. Sayın hocam Hürriyet gazetesinde “Yazarın kahyası mıyız, Nereden bilelim biz şimdi John Adair niye kitapta Atatürk’ü ele almamış” gibi cümleler kurmak hem okurları hem de mahşerin 5 atlısını ürkütebilir. Başınızı belaya sokmak istemiyorsanız “Ataya yapılan bu hakaret karşısında bu kitabı tavsiye listemden çıkarıyorum” demeniz tercihe şayan olurdu. Köşenizin sağlık ve selameti için siz prezervatif, porno ve mazo konularına daha fazla eğilin.

Yayınevi sahibinin akıl yürütmesi de bir Atatürk çocuğuna yakışır tarzda pratik ve muhteşem “sanırız ki, Atatürk’ün eksiğini bulmak zor” olduğu için yer verilmemiş. Vay be, demek liderlik kitabına girmeyi başaranlar hep meziyetleri değil kusurları olduğu için bu listeye dahil ediliyormuş da haberimiz yokmuş. Eh o zaman kusursuz olduğuna şüphe olmayan Atatürk’ün en başarılı liderler arasına girmesi zaten mümkün olmaz, değil mi. Bütün liderlik kitaplarının yeni baştan elden geçirilmesi gerekecek.

Sevgili dostlar, bu anlamsız cümleleri kurarken çektiğim ıstırabı takdir ediyorsunuzdur. Ekmek parası olmasa (!) bırakacağım bu işi, lafları anlayıp yeniden yazacağım diye sitenin de üslubunu bozuyorum, yakında imla filan da kalmayacak. Neyse ağzımı bozduracaklar, şimdilik bu kadar olsun…

Cumhurbaşkanlığı Senaryom: Yaşar Paşa Çankaya’ya

FST Kasım 26th, 2005

Kafasına esen birini cumhurbaşkanı yapıyor, öbürünü indiriyor, eh ben de bu bapta ilgililere yardımcı olayım, bakarsınız yeni polemikler oluşmasına yardımcı olur, hamdolsun şimdilik eksik değil ama, siteye malzeme kazanırım. Benim senaryom Hürriyet ve diğer gazetelerde “aman Orgeneral Özkök cumhurbaşkanı olmasın, dinci olabilir, belayı buluruz” türünden endişesi olanların da işine yarayabilir. Yaşar Büyükanıt’ın Cumhurbaşkanı yapılmasına ne dersiniz? İşte senaryom: Orgeneral Özkök iki sene daha genelkurmay başkanı olarak tutulur, Yaşar Büyükanıt da 2006 Ağustosunda emekliye sevk edilir, ancak kendisi AKP tarafından cumhurbaşkanı adayı olarak ilan edilir.

Malum bizde cumhurbaşkanı “başkomutan” olduğundan Yaşar Büyükanıt birden Hilmi Paşa’nın amiri haline geliverir. Bakalım “Yaşar Büyükanıt Genelkurmay başkanı olmazsa işimiz yaş, bu Hilmi Özkök darbe çağrılarına, aba altından sopa göstermelere kulak asmıyor” diye bröve üzerinden kendisinin kellesini isteyen güruh bu öneriye nasıl bakar. İyi olur mu der yoksa bu teklife “aman aman, biz Özkök’ün genelkurmay başkanı olmasından dertliyiz, cumhurbaşkanını kim takar, bize söz dinleyen, aynı kafadan paşa lazım” diyerek itiraz mı eder, zamanla görürürüz.

Ben yine de kendilerini uyarayım, yeni nesil generaller artık kolay kolay Cumhuriyet gazetesi ve Hürriyet yazarlarının talimatını doğrudan emir kabul etmiyorlar. Yaşar Büyükanıt da dinazorları şaşırtıp “aman gelen gideni aratırmış” dedirtebilir. Haberleri olun.

Alakasız Not: Bir de bu bröve Kara Kuvvetlerine ait iken, neden “Atatürk resmi yok” eleştirileri brövesi değişen Kara Kuvvetleri Komutanı Büyükanıt paşaya değil de brövesini değiştirmeyen Hilmi Paşaya yöneliyor? Konuda Yaşar Büyükanıt’ın hiç mi katkısı yoktur? (Ülke gündemine bakar mısınız, ne problem ama…)

Farklı Ses

FST Kasım 26th, 2005

Hürriyet gazetesi bildik yazarları ve yayın politikasıyla bu sitenin ayakta kalmasına yardımcı olan Demireldışı unsurlardan biri. O sebeple politikasını değiştirmesini vatan-millet adına belki sevinçle karşılarım ancak izlenimlerin malzeme sıkıntısına sebep olma ihtimaline de biraz hayıflanırım. Hamdolsun, şimdilik böyle bir niyetin olmadığı anlaşılıyor, ancak Hürriyet yazarı Yalçın Doğan’ın yazdığı yazı klasik çizgiden ciddi bir sapmaya işaret ediyor. Hürriyetin 5 atlısının asabını bozacak yazıda Yalçın Bey genelkurmay başkanı ile ilgili şunları söylüyor:

Oysa, Özkök Paşa’nın özelliklerine bakınca, içimden ‘keşke Cumhurbaşkanı olsa’ düşüncesi geçiyor. Orgeneral Özkök uzun süre Brüksel’de NATO’da görev yapıyor. Çok iyi İngilizce biliyor. Oradaki görev sırasında, Batı demokrasilerini içine sindiriyor. Batı demokrasisinde sivil-asker otorite dengesini öğreniyor. Siyaset-ordu ilişkilerini özümsüyor.

Türkiye’nin AB sürecine inancı tam. Klasik bir Türk komutanı gibi değil, ama sivil otoriteye saygılı, Batılı bir komutan gibi davrandığı için, ona yönelik Kemalist eleştiriler eksik değil. Sivil otoriteye itaat, onların gözünde, AKP’ye teslim olmakla eşit. Ne garip, 12 Mart ve 12 Eylül’de askerin tekmesinden en çok nasibini alanlar, işkenceden geçen, hapis yatanlar arasında, bugün çare olarak hala askeri görenler var.

[…] Eleştiriye tahammülü var. İkide bir, şu ya da bu nedenle, kendisini polemik içine çekmeye çalışanlara da, gösterdiği hoşgörü ortada. Sonunda bu polemiklerle iligili açıklama yapmak zorunda kalıyor. Hangi AB ülkesinde bir Genelkurmay Başkanı bu tür polemiklere çekiliyor?..

Özellikle laik kimliği, gerçekte CHP ve Kemalist kesimin tavrıyla örtüşmüyor mu?.. Özkök üzerinden AKP’ye yüklenmek yerine, doğrudan AKP’yi eleştirmek daha doğru değil mi?.. Türkiye’nin de arayıp, bulamadığı bir kişi Özkök Paşa. Keşke Cumhurbaşkanı seçilse!..

Yalçın Beye tavsiyem, şu günlerde diğer Hürriyet yazarları, özellikle de Emin Çölaşan’ın odası civarından geçerken dikkatli olması. Herkes derin nefes alıp veriyor, kırmızı görmüş boğa gibiler, başına bir iş gelmesin. Hele “sivil otoriteye saygılı, Batılı bir komutan gibi davrandığı için, ona yönelik Kemalist eleştiriler eksik değil. Sivil otoriteye itaat, onların gözünde, AKP’ye teslim olmakla eşit” gibi sözlerin affı mümkün değildir, ödün verilemez.

Kapat
E-posta ile paylaş