FST Aralık 2nd, 2005
Gazetede gördüğüm bir haberde artık güncelliği kalmadığı için uygulanmayan yasaların temizliği için bir operasyon yapılmasının gündemde olduğundan bahsediliyor. Buna göre 156 düzenleme yürürlükten kaldırılacaki 227 kanun da günümüz şartlarına uygun hale getirilecekmiş. Gazetede 1925 tarihli ‘yerli kumaştan yapılmış kıyafet giyme’ zorunluluğu getiren yasa ve 1938 tarihli, yazılı kâğıtlardan kese kağıdı yapmayı yasaklayan kanun ile 1950’li yıllarda ABD’nin Türkiye’ye yaptığı Marshall yardımlarının nasıl dağıtılacağına ilişkin kanun gibi örnekler veriliyor. Şapka kanunun ise devrim yasası olduğu gerekçesiyle kaldırılamayacağı belirtiliyor. Yine “Hicri 1298 yılına ait Ecanibin Hakkı İstimlaki Kanununun Birinci Maddesinde İstisna Olunan Eşhasın Emlak ve Arazisine Mahsus Kanun” gibi cuımhuriyet döneminde Osmanlı yasası anlamına gelen bazı maddeler de kaldırılarak 2005 yılına kadar süren şeriat uygulaması da sonlandırılmış olacakmış.
Bazılarımız “iyi olur, 80-100 senelik kanunların güncellenmesi ne kadar güzel” diyerek başbakanlığın bu tavrını alkışlayabiliriz ama ben her zaman olduğu gibi bu işte bir hinlik olabileceği ihtimalini göz önüne alıyorum. Bence gidişat kötüdür, bu hareket alenen devrim yasalarını hedef almaktadır. Şapkaya dokunmuyoruz diyerek yerli kumaşla ilgili kanunu hedef almak ulusal kumaş sanayimize dönük bir tehdit değil midir? Hele “kesekağıdı” kanunu hiç makul bulmadım. Bugün Anadoluda yeterli bilinç düzeyine ulaşmamış semt fırınları, bakkallar seyyar leblebi, çekirdek satanlar paketleme amaçlı olarak gazete ya da eski kitap kullanırlar. Yarın öbürgün kendini bilmez bir çekirdek satıcısı, fırıncı çırağı, bakkal eski Cumhuriyet gazetesi ya da şu ara çokça basılıp satılan Nutuk, En Çılgını Türkler, Militan Demokrasi gibi kitapların sayfalarını pide, peynir, zeytin, çekirdek koymak için kullanırsa ne olacaktır?
Görüyorsunuz, olayların arka yüzü hiç de göründüğü gibi değil. Maalesef AB’ye giriş, demokrasi, insan hakları gibi uyuşturucu yalanlarla aldatılan vatandaşlarımız iktidarın bu yalanına da kanabilirler. Ben ilgili makamları uyarayım, yurttaşlık görevimi yapayım. Aslında bunu zaman zaman yapıyorum ama dikkate alınmıyor gibi bir his de var içimde. Defalarca “memurlar kurum dışında şapka giymelidir, bu bir devrim yasasıdır” diyerek YÖK başkanı, rektörler, müsteşarlar, il ve ilçelerdeki valiler, kaymakamlar, daire amirleri hakkında buradan ihbar görevimi yerine getirdiğim halde uğruna nice kelleler uçan, İstiklal Mahkemeleri fazla mesai yapan temel devrim yasalarımızın üstelik “savunuculuk iddiasındakiler tarafından” iplenmediğini gördüm. Üstelik devrim yasalarımıza dönüş “Türk şapka sektörünü” şahlandırmayacak mıdır? Bakın, ekonomik bir faydası da var.
AKP hükümeti ateşle oynuyor, kesekağıdı yasasından tez zamanda dönülmesi, bilinçli yurttaşların gönüllü olarak il ve ilçelerde parklarda çekirdek satanları izleyip “matbu kağıt” kullananları, boynunda kravat olduğu halde başında şapka olmayanları, yine kravatlıların ceketini inceleyip yerli kumaş kullanmayanları derhal ihbar etmeleri için teşviklerin çıkarılması şarttır. İhbar başına belli bir bedel ödenirse, fahri muhbirlik için ben de resmi başvuruda bulunabilirim. Kumaştan pek anlamam ama memuru tipinden tanır, şapkasızı anında tespit ederim. Duyururum.