<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress/2.3.1" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>
<channel>
	<title>Comments on: Menemen Hadisesi ve Kubilay</title>
	<link>http://www.izlenimler.net/2005/12/07/menemen-hadisesi-ve-kubilay/</link>
	<description>Memleket Manzaraları</description>
	<pubDate>Thu, 20 Nov 2008 22:54:51 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.3.1</generator>
		<item>
		<title>By: BirBilgi</title>
		<link>http://www.izlenimler.net/2005/12/07/menemen-hadisesi-ve-kubilay/#comment-9726</link>
		<dc:creator>BirBilgi</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Dec 2007 04:18:08 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.izlenimler.net/2005/12/07/menemen-hadisesi-ve-kubilay/#comment-9726</guid>
		<description>Sitede emegi gecen herkese tesekkurler 
 
http://www.1bilgi.com 
 
Sizleride sitemize bekliyoruz 
 
Nice yillara...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sitede emegi gecen herkese tesekkurler </p>
<p><a href="http://www.1bilgi.com" rel="nofollow">http://www.1bilgi.com</a> </p>
<p>Sizleride sitemize bekliyoruz </p>
<p>Nice yillara&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: kuzucuk</title>
		<link>http://www.izlenimler.net/2005/12/07/menemen-hadisesi-ve-kubilay/#comment-781</link>
		<dc:creator>kuzucuk</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Apr 2007 11:43:04 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.izlenimler.net/2005/12/07/menemen-hadisesi-ve-kubilay/#comment-781</guid>
		<description>Necip Fazıl Kısakürek'in Son Devrin Din Mazlumları Adlı kitabından

http://www.tahavi.com/tarih/036.html

Moral Dergisi Yavuz Bahadıroğlu

http://www.tahavi.com/tarih/006.html

Can Dündar Menemenin Son Tanıklarından

 http://www.tahavi.com/tarih/026.html</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Necip Fazıl Kısakürek&#8217;in Son Devrin Din Mazlumları Adlı kitabından</p>
<p><a href="http://www.tahavi.com/tarih/036.html" rel="nofollow">http://www.tahavi.com/tarih/036.html</a></p>
<p>Moral Dergisi Yavuz Bahadıroğlu</p>
<p><a href="http://www.tahavi.com/tarih/006.html" rel="nofollow">http://www.tahavi.com/tarih/006.html</a></p>
<p>Can Dündar Menemenin Son Tanıklarından</p>
<p> <a href="http://www.tahavi.com/tarih/026.html" rel="nofollow">http://www.tahavi.com/tarih/026.html</a></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Anonymous</title>
		<link>http://www.izlenimler.net/2005/12/07/menemen-hadisesi-ve-kubilay/#comment-780</link>
		<dc:creator>Anonymous</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Dec 2005 04:06:00 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.izlenimler.net/2005/12/07/menemen-hadisesi-ve-kubilay/#comment-780</guid>
		<description>"Tarih için özgürlük


Geçmişteki olayların değerlendirimesine ilişkin olarak giderek sıklaşan siyasal müdahale ve tarihçileri ve düşünürleri hedef alan adli davalardan etkilenerek, aşağıdaki ilkeleri hatırlatmak istiyoruz.

Tarih bir din değildir. Tarihçi hiçbir dogmayı kabul etmez, hiçbir yasağın önünde eğilmez, tabuları tanımaz. Tarihçi rahatsız edici olabilir.

Tarih hafıza değildir. Tarihçinin yüceltmek ya da mahkûm etmek gibi bir rolü yoktur, o sadece açıklar.

Tarih aktüalitenin kölesi değildir. Tarihçi geçmiş üzerine bugünün ideolojik şemalarını yapıştırmaz, geçmişteki olaylara bugünün duyarlılığını yerleştirmeye çalışmaz.

Tarih hafıza değildir. Tarihçi bilimsel yöntemle insanların anılarını toplar, birbiriyle karşılaştırır, belgeler ve izlerle yüzleştirir ve olayları ortaya koyar. Tarih hafızayı hesaba katar ama ona indirgenemez.

Tarih bir hukuk konusu değildir. Özgür bir devlette tarihsel hakikatı tayin etmek ne parlamento ne de adli mercinin işidir. Devlet politikası, ne kadar iyi amaçlar taşırsa taşısın, tarihin politikası değildir.

13 Temmuz 1990, 29 Ocak 2001, 21 Mayıs 2001. 23 Şubat 2005 tarihli yasalar bu ilkelere aykırı bir biçimde tarihçinin özgürlüğünü kısıtlamakta, yaptırımlar dayatarak ona neyi araştırması ve neyi bulmasını söylemekte, yöntemler buyurmakta ve sınırlar dayatmaktadır.

Demokratik bir rejime yakışmayan bu yasaların kaldırılmasını istiyoruz."
Yazının tamamı bu lınkte
http://www.yenisafak.com.tr/kbumin.html</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Tarih için özgürlük</p>
<p>Geçmişteki olayların değerlendirimesine ilişkin olarak giderek sıklaşan siyasal müdahale ve tarihçileri ve düşünürleri hedef alan adli davalardan etkilenerek, aşağıdaki ilkeleri hatırlatmak istiyoruz.</p>
<p>Tarih bir din değildir. Tarihçi hiçbir dogmayı kabul etmez, hiçbir yasağın önünde eğilmez, tabuları tanımaz. Tarihçi rahatsız edici olabilir.</p>
<p>Tarih hafıza değildir. Tarihçinin yüceltmek ya da mahkûm etmek gibi bir rolü yoktur, o sadece açıklar.</p>
<p>Tarih aktüalitenin kölesi değildir. Tarihçi geçmiş üzerine bugünün ideolojik şemalarını yapıştırmaz, geçmişteki olaylara bugünün duyarlılığını yerleştirmeye çalışmaz.</p>
<p>Tarih hafıza değildir. Tarihçi bilimsel yöntemle insanların anılarını toplar, birbiriyle karşılaştırır, belgeler ve izlerle yüzleştirir ve olayları ortaya koyar. Tarih hafızayı hesaba katar ama ona indirgenemez.</p>
<p>Tarih bir hukuk konusu değildir. Özgür bir devlette tarihsel hakikatı tayin etmek ne parlamento ne de adli mercinin işidir. Devlet politikası, ne kadar iyi amaçlar taşırsa taşısın, tarihin politikası değildir.</p>
<p>13 Temmuz 1990, 29 Ocak 2001, 21 Mayıs 2001. 23 Şubat 2005 tarihli yasalar bu ilkelere aykırı bir biçimde tarihçinin özgürlüğünü kısıtlamakta, yaptırımlar dayatarak ona neyi araştırması ve neyi bulmasını söylemekte, yöntemler buyurmakta ve sınırlar dayatmaktadır.</p>
<p>Demokratik bir rejime yakışmayan bu yasaların kaldırılmasını istiyoruz.&#8221;<br />
Yazının tamamı bu lınkte<br />
<a href="http://www.yenisafak.com.tr/kbumin.html" rel="nofollow">http://www.yenisafak.com.tr/kbumin.html</a></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: bender</title>
		<link>http://www.izlenimler.net/2005/12/07/menemen-hadisesi-ve-kubilay/#comment-779</link>
		<dc:creator>bender</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 24 Dec 2005 15:03:00 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.izlenimler.net/2005/12/07/menemen-hadisesi-ve-kubilay/#comment-779</guid>
		<description>Kubilay Hadisesi ile ilgili eskilerde söylenen şu anda isbatı güç olan ahlaksızdı vs. den ziyade tatbikat mermileri ile bir isyanın nasıl bastırılacağı, hangi komutanın acemi bir askeri isyan bastırmaya boş silahlarla yollayabildiği ve akabinde gelişen hadiselerden sonra Mustafa Kemalin ‘Menemen’i yıkın, ortasına kara bir taş dikin!’sözünü sarf edip etmediği ve de son olarak bugünkü gazetelerde ki 'Menemen katil değil ama 75 yıldır cezalı'
   Kubilay'ın 23 Aralık 1930'da Menemen'de şehit edilmesinin üzerinden 75 yıl geçti. Ancak İzmir'in bu küçük ilçesi, hâlâ o günün izlerini taşıyor. şeklinde ki açıklamaları bir araya getirince yakın tarimize ait bir büyük yalan ve karartma ile karşı karşıya olduğumuzu hissediyorum. Serbest Fırka hadisesine ise hiç dokunmadığım da cabası...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Kubilay Hadisesi ile ilgili eskilerde söylenen şu anda isbatı güç olan ahlaksızdı vs. den ziyade tatbikat mermileri ile bir isyanın nasıl bastırılacağı, hangi komutanın acemi bir askeri isyan bastırmaya boş silahlarla yollayabildiği ve akabinde gelişen hadiselerden sonra Mustafa Kemalin ‘Menemen’i yıkın, ortasına kara bir taş dikin!’sözünü sarf edip etmediği ve de son olarak bugünkü gazetelerde ki &#8216;Menemen katil değil ama 75 yıldır cezalı&#8217;<br />
   Kubilay&#8217;ın 23 Aralık 1930&#8242;da Menemen&#8217;de şehit edilmesinin üzerinden 75 yıl geçti. Ancak İzmir&#8217;in bu küçük ilçesi, hâlâ o günün izlerini taşıyor. şeklinde ki açıklamaları bir araya getirince yakın tarimize ait bir büyük yalan ve karartma ile karşı karşıya olduğumuzu hissediyorum. Serbest Fırka hadisesine ise hiç dokunmadığım da cabası&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Peyami İskender</title>
		<link>http://www.izlenimler.net/2005/12/07/menemen-hadisesi-ve-kubilay/#comment-778</link>
		<dc:creator>Peyami İskender</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Dec 2005 00:10:00 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.izlenimler.net/2005/12/07/menemen-hadisesi-ve-kubilay/#comment-778</guid>
		<description>Sevgili Müzmin Anonim,
Yine tam size göre, bir dayanağı olmayan, mesnetsiz, olaylar şöyle olsa ne de güzel olurdu yaklaşımı..

Rica etsek öğrenebilir miyiz kimdir bu "birinci ağızdan" size anlatan kişi? Yine bir sorsak bu kişiye (rahmetli olmamıştır umarım, tek görgü tanığımız ne de olsa), kendileri acaba Derviş Mehmet'i tanırlar mı? Hadiselerde bu şahsın bir rolü olmuş mudur? Yoksa bu da "resmi tarih"in bir hayal mahsülü müdür?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili Müzmin Anonim,<br />
Yine tam size göre, bir dayanağı olmayan, mesnetsiz, olaylar şöyle olsa ne de güzel olurdu yaklaşımı..</p>
<p>Rica etsek öğrenebilir miyiz kimdir bu &#8220;birinci ağızdan&#8221; size anlatan kişi? Yine bir sorsak bu kişiye (rahmetli olmamıştır umarım, tek görgü tanığımız ne de olsa), kendileri acaba Derviş Mehmet&#8217;i tanırlar mı? Hadiselerde bu şahsın bir rolü olmuş mudur? Yoksa bu da &#8220;resmi tarih&#8221;in bir hayal mahsülü müdür?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Muzmin Anonim</title>
		<link>http://www.izlenimler.net/2005/12/07/menemen-hadisesi-ve-kubilay/#comment-777</link>
		<dc:creator>Muzmin Anonim</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Dec 2005 06:02:00 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.izlenimler.net/2005/12/07/menemen-hadisesi-ve-kubilay/#comment-777</guid>
		<description>ABD Buyukelcisi J.C.Grew'in anlattiklari ile resmi tarih arasinda bence cok az fark var.

Bana birinci agizdan anlatilan ise, cok daha farkli. Ozetleyecek olursam:

Birincisi, Kubilay isimli bu (yedek subay [*]) astegmenin aslinda tam bir pislik oldugu tarifiyle baslar: Bugun de karsilasabileceginiz, ama, o devirde cok daha forslu olan, uniformanin arkasina siginarak zulum yapabilmenin her turlu imkanini kullanan bir tip...

Olaylar, anlatildigi sekliyle degil, yani, dervisler ve 'irtica isteruk' talepleriyle degil; aksine Kubilay'in carsi esnafindan birinin kizina carsi ortasinda alenen sarkintilik etmesi ve carsi esnafinin bu duruma isyan sonucunda Kubilay'i [Kutlu Savas'in baska bir konuda kullandigi ifade ile] &lt;b&gt;itlaf&lt;/b&gt; etmesidir.

Kubilay'i itlaf edenler gericiler filan degil, yerel esraftir. Yerel esraf da, tarifi geregi, o gunku aydinlardir, onde gelenlerdir.

Bunun arkasindan seriatle ilgili slogan atilip atilmadigi tartisilir. Ama, Kubilay icin 'Allahsiz, Kitapsiz' vb turunden laflar edilmisse buna sasiracagimi zannetmiyorum.

Nitekim, Ankara, bu haberi alinca once hic ilgilenmez; basit bir asayis vakasidir cunku.

3-4 gun sonra ise, aniden bu konudan bir Kodak moment yaratmak ilhami gelmiscesine, resmi tarihte anlatilan yaklasimlara basvurur.

Bu tavir degisikliginin sebepleri muhtelif rivayetlere gore degisiyor olabilse de, vakanin ozuyle alakali olmadigini biliyorum.

O tarihte kamuoyunun bu konuya karsi ilgisiz oldugunu soyleyen J.C.Grew'in hakli oldugunu dusunuyorum. Kamuoyu o devirde bu yalani yememistir. Simdikinin aksine. Bir de, kabul etmek gerekir ki, Toplum Muhendisligi denilen sey ya hic bilinmiyor, ya da cok daha geri idi..

Bugunlerde ortaya cikan ve iskambil meraklisi mason Musevinin de arada kaynayip telef olmasi uzerine kurulu olan hikaye konunun bence magazinel ve renk katan tarafidir. Bir taraftan Musevilerin her acikli olayda magdur olmusluk ispati arzusu, diger taraftan da, Ankara'nin ne derece karabalta bir acele ile durumu 'hal' ettigini gosterir bence.

Burada beni ozellikle rahatsiz eden, tipki Hasan Tahsin'in 'Ilk Kursun' olamayacaginin bilinmesine ragmen yillarca yavelenmesi gibi, temel soylemlere sokusturualn bir baska 'Sahte Kahraman'in varligidir...

Bunlarin tek aciga cikmasi, hem gerekiyor, daha dogrusu zorunlu, hem de bir cok kutsali sallayacak oldugu icin riskler tasiyor.

[*]: O devirde Harbokulundan cikan da, sivilden gelen de (yedek subay) astegmen olarak goreve basliyordu. Bunun degismesi oldukca yakin bir tarihtedir --galiba 27 Mayis'tan sonra.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>ABD Buyukelcisi J.C.Grew&#8217;in anlattiklari ile resmi tarih arasinda bence cok az fark var.</p>
<p>Bana birinci agizdan anlatilan ise, cok daha farkli. Ozetleyecek olursam:</p>
<p>Birincisi, Kubilay isimli bu (yedek subay [*]) astegmenin aslinda tam bir pislik oldugu tarifiyle baslar: Bugun de karsilasabileceginiz, ama, o devirde cok daha forslu olan, uniformanin arkasina siginarak zulum yapabilmenin her turlu imkanini kullanan bir tip&#8230;</p>
<p>Olaylar, anlatildigi sekliyle degil, yani, dervisler ve &#8216;irtica isteruk&#8217; talepleriyle degil; aksine Kubilay&#8217;in carsi esnafindan birinin kizina carsi ortasinda alenen sarkintilik etmesi ve carsi esnafinin bu duruma isyan sonucunda Kubilay&#8217;i [Kutlu Savas&#8217;in baska bir konuda kullandigi ifade ile] <b>itlaf</b> etmesidir.</p>
<p>Kubilay&#8217;i itlaf edenler gericiler filan degil, yerel esraftir. Yerel esraf da, tarifi geregi, o gunku aydinlardir, onde gelenlerdir.</p>
<p>Bunun arkasindan seriatle ilgili slogan atilip atilmadigi tartisilir. Ama, Kubilay icin &#8216;Allahsiz, Kitapsiz&#8217; vb turunden laflar edilmisse buna sasiracagimi zannetmiyorum.</p>
<p>Nitekim, Ankara, bu haberi alinca once hic ilgilenmez; basit bir asayis vakasidir cunku.</p>
<p>3-4 gun sonra ise, aniden bu konudan bir Kodak moment yaratmak ilhami gelmiscesine, resmi tarihte anlatilan yaklasimlara basvurur.</p>
<p>Bu tavir degisikliginin sebepleri muhtelif rivayetlere gore degisiyor olabilse de, vakanin ozuyle alakali olmadigini biliyorum.</p>
<p>O tarihte kamuoyunun bu konuya karsi ilgisiz oldugunu soyleyen J.C.Grew&#8217;in hakli oldugunu dusunuyorum. Kamuoyu o devirde bu yalani yememistir. Simdikinin aksine. Bir de, kabul etmek gerekir ki, Toplum Muhendisligi denilen sey ya hic bilinmiyor, ya da cok daha geri idi..</p>
<p>Bugunlerde ortaya cikan ve iskambil meraklisi mason Musevinin de arada kaynayip telef olmasi uzerine kurulu olan hikaye konunun bence magazinel ve renk katan tarafidir. Bir taraftan Musevilerin her acikli olayda magdur olmusluk ispati arzusu, diger taraftan da, Ankara&#8217;nin ne derece karabalta bir acele ile durumu &#8216;hal&#8217; ettigini gosterir bence.</p>
<p>Burada beni ozellikle rahatsiz eden, tipki Hasan Tahsin&#8217;in &#8216;Ilk Kursun&#8217; olamayacaginin bilinmesine ragmen yillarca yavelenmesi gibi, temel soylemlere sokusturualn bir baska &#8216;Sahte Kahraman&#8217;in varligidir&#8230;</p>
<p>Bunlarin tek aciga cikmasi, hem gerekiyor, daha dogrusu zorunlu, hem de bir cok kutsali sallayacak oldugu icin riskler tasiyor.</p>
<p>[*]: O devirde Harbokulundan cikan da, sivilden gelen de (yedek subay) astegmen olarak goreve basliyordu. Bunun degismesi oldukca yakin bir tarihtedir &#8211;galiba 27 Mayis&#8217;tan sonra.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
