“Ali Şen Başkan, Atatürk Fenerbahçelidir”

FST 11 Aralık 2005

Atatürk hangi takımın taraftarıydı sorusunun cevabını artık biliyorum. Kendisi şeksiz ve şüphesiz Fenerbahçelidir, irili ufaklı diğer takımlarımız kusura bakmasınlar. Gece geç vakit bu stratejik bilgi ilhamla gelmedi elbette, konuyla yakından ilgili bir dostumuz “al senin kafayı taktığın meselelerden biri” diyerek gazetedeki haberi gönderdi. Haber iki açıdan önemli, birincisi genelde kaçak gecekondu, cami, tuvalet inşaatları yıkılmasın diye alınan bir tedbirin Fenerbahçe klübüne de kolaylık sağladığını gösteriyor. İkincisi hangi takım Atatürk’e daha fazla değer veriyor, onu da somut şekilde ortaya koyuyor. Buna göre Fenerbahçenin efsane (!) başkanı Ali Şen 12 Eylül darbesi dönemi İstanbul Belediye başkanı general İsmail Hakkı Akansel ile ilgili bir hatırasını nakletmiş.

“İsmail Hakkı Akansel sert bir adam. ‘Sahilde ruhsatsız olan her şey yıkılacak.’ dedi. Fenerbahçe’nin bugünkü idare binasındaki sosyal tesislerin ruhsatı yoktur. Bir gün kulübe gidiyorum, beş tane greyder, askerler filan… ‘Burayı yıkacağız’ diyorlar. Ben de beyanat verip ‘Siz ihtilal yapmış olabilirsiniz; ama biz Fenerbahçe’yiz. Paşa’ya gidin söyleyin. Burası kışla değil, ben de onun askeri değilim. Biz Fenerbahçe’yiz Paşa filan tanımam.’ dedim.”

“Bu lafların yarısını yazdı Hürriyet. Korkuyordu yazmaya; çünkü gazete kapatıyorlardı o dönem. O lafların yarısını edenleri sıkıyönetim hapse atıyordu.” dedi. F.Bahçe Sosyal Tesisleri’nin kaçak olduğunun herkes tarafından duyulduğunu belirten Ali Şen, sözlerine şöyle devam etti: “Tabii o gün, komutan yapamadı o yıkımı. Fakat Paşa çok inatçı bir adammış. ‘Mutlaka binayı yıkacak’ diyorlar. Biz de ertesi gün bir şey yaptık. O zaman Halil Sözer Paşa vardı. Sonradan hava kuvvetleri komutanı oldu. Merak ettim sordum, ne yapabiliriz diye. ‘Her şeyin çaresi var. Bir Atatürk büstü koy oraya. Beni çağır, açılışını ben yapayım.’ dedi. Atatürk büstünü kim yıkabilir tabii. Biz de ertesi gün gittik, Atatürk büstü koyduk. Bir daha kimse dokunmadı bize. Bugün dahi girdiğin zaman o büst aynı yerde durur.”

Darbe döneminde “gidin söyleyin, ben paşa filan tanımam” diyen Ali Şen’in ruhsatsız tesisler için bulduğu yöntem bize hiç yabancı değil. Aspirin gibi bir şey. Üstelik teklifi yapana bakalım: sonradan hava kuvvetleri olacak Halil Sözer Paşa. Eee, tabi hassasiyetleri en iyi içerden biri bilir. Gerçi son zamanlarda gemi azıya alan polisler büst bayrak filan dinlemiyor gecekonduyu yerle bir ediyor ama Atatürk ve Fenerbahçe isimleri yanyana gelince darbeci paşanın da eli kolunu bağlamış bizim başkanla general.

Bu arada Hürriyet gazetesi ile ilgili cümle de hem darbenin mantığını, hem de 25 senenin Hürriyete pek bir tesirde bulunmadığını göztermesi açısından dikkat çekici. “Bu lafların yarısını yazdı Hürriyet. Korkuyordu yazmaya; çünkü gazete kapatıyorlardı o dönem.” Hürriyet bugün hala lafların “işine gelen” yarısını yazıyor, işine gelen resmi gösteriyor, gelmeyeni yok sayıyor. O zaman askerden korkuyormuş, bugün kimden korkuyor belli değil.

Neticede, şu olay beni ikna etmiştir: Atanın büstünü ilelebet payidar kalacak şekilde ruhsatsız binanın önüne dikip resmi açılış törenini darbe döneminde bir paşaya yaptıran Ali Şen aranan”zeka ve çevikliğe” sahip olması açısından takdiri hak etmiştir. Atatürk yaşasaydı boş iddialarla “bizim takımı tutuyordu” diyenlere değil, zor zamanda büstünü diken Fenerbahçeye itibar ederdi. Halil Sözer paşa da halen sağ ise şu anda belki de Fenerbahçe Orduevinde eski günleri yad ediyordur. Son söz: Ali Şen Başkan, Fenerbahçe Şampiyon…

4 Yorum

  1. Da Vinci - 11 Ara 2005 - 1:18 pm

    Fethi Bey,

    Başlık ile yazı alâkasız olmuş gibi geldi bana.

    Saygılar

  2. izlenimler - 11 Ara 2005 - 3:29 pm

    Ben de tam oturtamadım, bu haliyle kabul edile.

  3. Muzmin Anonim - 12 Ara 2005 - 3:41 am

    Basligin yazi ile ortusmemesi normal; cunku aktarilanlarin kategorizasyonu icin kullanilabilecek kelime bu dilde pek yok..

    ‘Kopek giren evden melekler kacar’, ya da ‘karinca duasini duvara asmazsaniz o evde bereket olmaz’, veya ‘duvara bir iki bas sarmisak asin ki vampirlerin tasalludundan kurtulasiniz’ diyen din adamlarini hangi baslikla aktaracaksiniz..

    Din adami koyasini verince kolay; bu baglamda kullanima hazir kelimeler var.

    Ama, 50 senesini Ordu’da gecirmis, ta basindan beri laik-aydinlanmaci egitimle ise baslamis birilerinin bu tur inanislarina batil itikad demek kolay mi?..

    Konunun zorluklarindan birisi bu.

    Dogamalara korukorune inananlara ne diyecegimizi cogu zaman biliyoruz, ama, bazilarina bunu demek cesaretimiz yok[tu]..

    Ikinci husus baska bir sey: Ali Sen kimdir?

    – Fenerbahce’nin basinda onca zaman saltanat surmesinin altyapisi nedir?
    – Kendi tesebbusu olarak bir deri fabrikasini bile yurutemeyen birisinin hala daha en ziyade muzaherete mazhar olmasini nasil aciklamak mumkundur?
    – Rusya ile bu kadar icli disli olmasina ragmen, yesil sermaye ismiyle uzerine cullananlarin gordugu muamelenin binde birine ugramamasinin sebepleri nedir?

    gibi sorular ortadadir; fakat futbol ve onun ayrilmaz parcasi olan sloganlar sayesinde bunlari gozazrdi edebiliyoruz…

    Eh, bir kismini cesaretsizligimizden, bir kismini da cambazabak yuzunden yok farzedince, geriye huzur kaliyor..

    Huzuru bozmanin da alemi yok tabii ki.. :-)

  4. Xxxx - 18 Kas 2007 - 4:41 am

    Ben halil sözer paşanın korumalığını yaptım hala dimdik ayakta ve fenerbahçeli :) ve inanın eşsiz bir insan…

Geri bildirim | Yorumlar için RSS

Yorum yapın

Kapat
E-posta ile paylaş