“Keşke Hardal Yemeseydi”

FST 26 Aralık 2005

Namık Kemal Zeybek bir ara sitemize Hz. Muhammet’in Türk olması iddiasıyla konuk olmuştu, hatırlayan çıkar. Kendisi bugünlerde de Atatürk konusunda konferanslar vermeye başlamış. Hürriyet gazetesinin haberine göre Namık Kemal Zeybek Atatürk’ün 3997 adet kitap okuduğunu tespit etmiş. Rakamın 4000 olmaması Namık Kemal Beyin titiz bir çalışma yaptığını gösteriyor. Elbette bu rakamın içine mahalle mektebinde okunan elifba, ilk ve orta okuldaki çocuk kitapları dahil değildir. Zeybek Atanın kitaplarıyla ilgili çok önemli bir tespitte de bulunuyor (yazım hataları orijinaldendir):

“… Atatürk, Çanakkale Savaşı sırasında, ‘Orkun Kitabeleri’, ‘Osmanlı Tarihi’, ‘Kazak ve Kırgız Türkçesi’, ‘Tatar Türkçesi’ okuyordu. Lenin, Jean Jack Rousso, Çalıkuşu, iktisat okuyordu. Atatürk bu kitapları en az 2’şer 3’er kez okuyordu. Bize okulda Atatürk’ün hep karga kovaladığı anlatılıyor. Tamam o da önemli belki ama, asıl bunların anlatılması, okutulması lazım.”

Hakikaten önemli değil mi? Benim de aklımda nedense hep bu karga kovalama meselesi kalmıştır. Düşünün anaokulundan doktora bitene kadar devam eden eğitim neticesinde çoğunluğun aklında kalan “kovalanan kargalardan” ibaret. Halbuki, Atatürk’ün okuduğu kitapların sayısı belletilse daha iyi olmaz mıydı? Yalnız matematiğim pek iyi değildir, bu kitaplar 2-3 kez okunduğuna göre 3997X(2;3)=7994 ile 11991 arası kitap okunmuş demektir. Cepheden cepheye koşan, sıfırdan bir ulus yaratan bir lider için hiç de fena rakam değil. Üstelik “Orkun Kitabeleri”, “Lenin”, “Çalıkuşu” ve “İktisat(!)” gibi çeşitli eserleri okumakla kalmayıp “hatalarını da düzeltiyormuş”. Zeybek devamla şunu da söylemiş:

“Gündüzleri çok çalıştığı için kitapları akşamları okuyordu. Bu akşam oturmalarında tabii rakı sofrası da kuruluyordu. Keşke içmeseydi. Aslında bunun kötü olduğunu kendisi de çok iyi biliyor. Okuduğu bir kitabın kenarına, ‘Rakı, tütün ve hardaldan uzak durun’ diye not düşmüştü. Keşke rakı içmeseydi, tütün kullanmasa ve hardal yemeseydi de daha uzun yaşasaydı. O’nun fikirlerinden ve hizmetlerinden daha uzun yararlanabilseydik.”

“Kitapları akşam okuyordu… tabii rakı sofrası da kuruluyordu” mu? Kitaplar topluca okunuyordu o zaman. Namık Kemal bey biraz açsa iyi olurmuş. Hardal meselesiyle Pınar ve Tukaş, tütün işiyle de zarardaki Tekel puro fabrikası ilgilenecektir ama AKP’liler bu kitabın kenarına düşülen notu istismar edip “Al, Atatürk de rakıdan uzak durun demiş, üstelik kayda da geçmiş” diyerek karşı hücuma geçebilirler. Namık Kemal Bey iyi etmemiş bu bilgiyi vermekle. Herneyse, aksini düşünenler olsa bile, kendisinin ölümünün hatalı beslenme sonucu olduğu artık kesin olarak tespit edilmiştir. Tehlikeli üçlü tanımı da artık “un, şeker, tuz” yerine “rakı, hardal, tütün” olarak değişebilir. Diyet uzmanlarına duyururum.

Popularity: 35% [?]

6 Yorum

  1. Anonymous - 26 Ara 2005 - 8:28 pm

    Raki ile tutunu anladik lakin NKZeybek’ in tesbitlerinin hardalla olan tek iliskisi bir tek hardal tanesini dahi doldurmuyor olmasidir kanimca…

  2. Muzmin Anonim - 26 Ara 2005 - 9:56 pm

    Burada artik benim yazmama gerek olmadigini dusunuyordum –cunku, hangimizde degisiklik oldu bilmiyorum ama, luzumundan fazla rezonans halindeyiz; fakat linkini verdiginiz yazida soyle ince bir noktayi atlamissiniz:

    [vecz http://www.hurriyet.com.tr/kultursanat/3704275.asp?m=1&gid=69 ]
    Namık Kemal Zeybek, konferans sırasında kürsüden konuşmak yerine, mikrofonu eline alarak protokol ve öğrencilerin arasında konuşmayı tercih etti. Zeybek’i, Erciyes Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cengiz Utaş, Türk Ocakları Başkanı Mustafa Öztürk, DYP Kayseri eski Milletvekili Sevgi Esen, öğretim üyeleri ve öğrenciler dinledi.
    [/vecz]

    ‘Protokol’ sadece yukarida ismi sayilan 3 kisi olamaz.. Geriye kalanin nicin dinlemedigi hakkinda ise hic bir aciklama yok.. ve atlanmis..

    Her neyse.

    Tarihimizi bilmiyoruz. Ogrenmek meragimiz da yok…

    NKZ olmasaydi, ne ben, ne de –eminim– sizler, Vladimir Ilyic Ulyanov (Lenin) ve Jean-Jacques Rousseau gibi her ikisi de hem filozof hem de devrimci olan sahsiyetler arasinda Resat Nuri Calikusu’nun da sayilabilecegini bilecektik.. Cehaletimizden utanmaliyiz… Yaziklar olsun..

    [vecz]
    “Gündüzleri çok çalıştığı için kitapları akşamları okuyordu. Bu akşam oturmalarında tabii rakı sofrası da kuruluyordu”
    [/vecz]

    Burada NKZ cok ozlu bir sekilde olaganustu insanlarin normal hayatini dile getiriyor; ama, herkesin bilhakkin anladigindan emin degilim: Gunduzleri cok calisldiginda aksamlari kitap okumak hic de kolay degildir. Bedeni yorgunluk ustune bir de dimag yorgunlugu yani…

    Raki Sofrasinin hikmeti de buradadir; alelade insanlar icin gerekli olan uyku, buyuk insanlar icin haramdir.. millet adina uyanik olmalari, onlarin dunya nobeti tutmalari gerekir.. Yoksa.. mazallah..

    Simdi… milletin artik uyandigini filan zannedenlerimiz buna gerek olmadigini dusunebilirler belki, ama, yaniliyorlar.. bizim gercek eksigimiz gercek buyuk adamlardir..

  3. Tansel GUCLU - 26 Ara 2005 - 10:08 pm

    yahu yıllardır kitap okurum arada rakı da içtiğim olur. madem gazi paşa yapmış bundan sonraki ilk işim ikisini bir arada yapmak olacaktır. teşekkürler NKZ :))

  4. Muzmin Anonim - 26 Ara 2005 - 10:51 pm

    Tansel bey,

    Giderek sizden umidimi kaybeder oldum.. Ikisini bir arada yapmaktan bahseden yok ki.. Ikisini bir arada yaparsaniz ancak Cevat Sakir olursunuz..

    Ama, once kitap okur sonra da sabahlara kadar raki sofrasinda sofra erkanina nutuk cekerseniz vatan ve millete hayirli bir evlat olacaginizi soyleyebiliriz –ornekleri olceginde tabii ki..
    :-)

  5. izlenimler - 27 Ara 2005 - 9:34 pm

    Sayın Müzmin Anonim,

    Burada artik benim yazmama gerek olmadigini dusunuyordum –cunku, hangimizde degisiklik oldu bilmiyorum ama, luzumundan fazla rezonans halindeyiz; fakat linkini verdiginiz yazida soyle ince bir noktayi atlamissiniz

    Neticede aklın yolu birdir ve de boynuz kulağı geçer denmiştir. İsabetle dikkat çektiğiniz ince noktayı atlamam kulağın henüz hizasına yaklaşabildiğimi gösteriyor. Ancak en azından habere dikkat çekmem uyanik bir yurttaş olduğumun göstergesidir, herhalde takdir edilir.

    Öte yandan kendi metnimde çok ciddi bir hata hem benim hem sizin gözünüzden kaçmış bulunuyor. Orada yaptığım matematik işlemde “en az” ifadesini gözardı ederek yekün okunan kitap sayısını çok düşük hesaplamışım. Doğrusu “en az” 11991 kitap şeklinde düzeltilmelidir.

    Selamlar.

  6. Muzmin Anonim - 28 Ara 2005 - 3:56 am

    [vecz]
    Neticede aklın yolu birdir ve de boynuz kulağı geçer denmiştir.
    [/vecz]

    Rica ederim boyle ne anlama gelecegi kestirilemeyen analojilerden kacinalim…

    Bunu tecrubeden soyluyorum, cunku vaktiyle bir arkadasim odaya girerken kapinin agzinda durdurmus ve basini egmesini soylemistim.

    Nicin sorusuna ‘boynuzlarin carpmasin diye’ cevap verdigimde, ben, bir espri yaptigimi saniyordum…

    Ne o ne de beraberimizdeki diger arkadaslar benimle hemfikir degilmis..

    Olmadik yerde ufak yollu hirpalanmisligimi aklima getirdiniz simdi..

    Ah, genclik :-)
    [vecz]
    Orada yaptığım matematik işlemde “en az” ifadesini gözardı ederek yekün okunan kitap sayısını çok düşük hesaplamışım. Doğrusu “en az” 11991 kitap şeklinde düzeltilmelidir.
    [/vecz]

    Sizinle hemfikir degilim. Cunku o yazidaki ifade aynen soyle:

    [alinti]
    Yalnız matematiğim pek iyi değildir, bu kitaplar 2-3 kez okunduğuna göre 3997X(2;3)=7994 ile 11991 arası kitap okunmuş demektir.
    [/alinti]

    Benim de matematigim pek iyi olmamakla birlikte, orjinal metinde NKZ’nin buyurdugu sekline de bakarsak “Atatürk bu kitapları en az 2’şer 3’er kez okuyordu.” deniliyor. Ben buradan hepsinin 3er defadan fazla okundugunu cikaramiyorum.

    Iclerinden bir kismini cok defalar okudugunu iddia etmek de bana ulu buyuk liderimizin herhangi bir seyi anlamak icin cok ama cok sayida okumasini gerektigi istikametindeki tenezzullere isaret eder ki, bu maddenin sakimina aykiridir.

    Dolayisi ile, hadi, sizi kirmayayim ve cok az sayidaki bazi kitaplari (mesela, Kazak ve Kirgiz Turkcesi’ni) 3 den fazla sayida okudugunu kabul edeyim…

    Mumkundur, Kazak ve Kirgiz Turkcesi benim icin de ilk okuyusta tadina varamadigim bir kitapti cunku :-)
    Neyse, sadede donelim; malum, mevzudan ayrilani mankurt kapar..

    Bu yuzden, sadece matematigin bir subseti olan aritmetik degil, ayrica dogrusal mantik da kullanarak, butun ol kebir kevmiyetteki kitaplari en cok 3 defa okudugunu farzedebiliriz –bunu da, ancak, ol sahsiyetin zekasina hakaret anlamina gelme ihtimalinde dogabilecek gunahlar ve diger liabilty’leri, bu 2-3 iddiasini ortaya atanlarin basina diyerek soyleyebilmek mumkundur.

    Dolayisi ile, ust limitin max 11,991 okuyus olarak soylenmesi caizdir. Sizin temel yanlislarinizdan bir baskasi da bu rakkami ‘kitap’ sanmanizdir –halbuki, kitap sayisi accik-seccik verilmis; daha nesini hesaplayacaksiniz?…

    Alt limit ise, sizin dediginiz gibi 7,994 olarak gorulse bile, bence SIFIR olarak kabul edilmesi cok daha uygundur.

    SIFIR.. yani hic okumaksizin onca kitabi hatmetmis olma ihtimali ol sahsiyyet-i azama cok daha yakisir..

    Bundan boyle lutfen adedi bilgiler verirken, ya da aktarirken, rakkamlarin kendilerinden oteye anlam tasiyabileceklerini dikkate almanizi onemle istirham ederim.
    :-)

Geri bildirim | Yorumlar için RSS

Yorum yapın

Kapat
E-posta ile paylaş