Dava
FST 28 Aralık 2005
Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı Joost Lagendijk geçenlerde silahlı kuvvetlerle ilgili bazı laflar etmiş, tepki çekmişti. Beyoğlu savcılığı da “bir grup” avukatın suç duyurusuna binaen harekete geçerek kendisine “Türk ordusunu aşağılamak” suçundan soruşturma başlatmış. Eşbaşkan şu aralar popüler olan 301. madde ile suçlanıyormuş. Radikal Lagendijk’in savcıları harekete geçiren basın toplantısında söylediklerini de aktarıyor:
“Başbakan’ın diyalog çağrısına Kürtler yanıt vermeli. Aksi halde milliyetçi gruplar ve ordunun istediği olur. Çünkü ordu PKK ile çatışmayı seviyor. Bu onu güçlü ve önemli kılıyor. Niçin Kürt belediye başkanları ‘Şiddeti savunmuyoruz’ demiyorlar? Neden renklerini belli etmiyorlar? Şiddeti açık açık kınamıyorlar?”
Joost Lagendijk sadece ‘Türklüğü, Cumhuriyeti, devletin kurum ve organlarını aşağılama’ suçunu düzenleyen 301. maddeden değil, Orhan Pamuk ile ilgili açıklamaları sebebiyle adil yargılamaya müdahaleden de yargılanmak isteniyormuş. Detaylar gazetede mevcut. İşin açığı burada ben herhangi bir kişi ya da kurumu aşağılama veya hakaret göremedim, veya gözlerim bağlanmış. “Ordunun PKK ile çatışması onu güçlü kılıyor ve bu gücü bırakmak istemiyor” mealli bir tespit var. Bu tespite katılmamak mümkündür tabii. Üstelik adam Kürt belediye başkanlarını alenen eleştirmiş “niçin şiddeti savunmuyoruz demiyorsunuz�? diye de açıkça kınamış. Anlaşıldığı kadarıyla “bir grup avukat” ve onları ciddiye alan savcı doğru ya da yanlış bir durum tespitini hızla “aşağılama” olarak görmüşler. Radikal gazetesinde basın toplantısı sonunda Lagendijk’in “umuyorum Türkiye hükümeti mesajı almıştır” dediği belirtiliyor, anlaşılan mesaj hatları karıştırıp savcılığa ulaşmış.
Komplo teorileriyle yatıp kalkan bir ülkede “ordu terörün bitmesini istemez, aksi halde önemsiz hale geldiğini düşünebilir�? sözü neden AB karşıtları ve belli bir kesimde infiale sebebiyet veriyor, anlaması zor. Bunda ordunun Türkiye’deki tartışmalı sıra dışı rolünün yeri büyük elbette. Mesela çeşitli uluslararası örgütlerin Türkiye ile ilgili “aşağılama�? sayılabilecek beyan ve değerlendirmeleri her zaman söz konusu olmuştur. Dünya yolsuzluk ve rüşvet endekslerinde hep gerilerde kaldığımızda hiçbir savcı çıkıp da “bize rüşvetçi, hırsız diyor, aşağılıyorlar, bizim gümrüklerimiz pırlanta gibidir�? diyerek Dünya Bankası veya falanca dereceleme kuruluşunun başkanını mahkemeye vermeye kalkmıyor. Finansal kuruluşlar ülkenin riskini yükselttiğinde “maliye teşkilatımız aşağılanıyor�? diyen de yok. Ama ordu ile ilgili üstelik Kürt belediye başkanlarını da eleştiren bir beyanata anormal derecede köpürülüyor.
Bu aşırı tepki bana eski komünist ülkelerle ilgili anlatılan meşhur bir fıkrayı hatırlattı, hani adam parti genel sekreterine ahmak demiş ve 21 yıl ceza almış, “yahu bir lafa bu kadar ceza verilir mi” deyince de “onun 1 yılı hakaret, 20’si devlet sırrını ifşa etmekten” cevabını almış ya. Eşbaşkana gösterilen acele ve aşırı tepkiyi “demek olayda gerçeklik payı var ki böyle etekleri tutuştu” diye yorumlayan çıkabilir. Lagendijk de kendisine açılan davaya karşı bugün verdiği beyanatta “siyasi amaçlı bir provokasyon söz konusudur” demiş. Adamı tanımam, ilgilenmem de, ancak şu tabloya göre durum tam da öyledir, siyasidir.
AB yandaşları ve karşıtları arasındaki tepişmede arada kalan bizlere neler olacak, seyredip görelim…
Popularity: 8% [?]
- Siyaset
- Yorum(8)
- Bu Yazıyı Paylaşın
- PDF olarak kaydedin
İfadeleri niye eksik veriyorsunuz ve niye bu eksik ifadeler üzerinden yorum yapıyorsunuz? Adam resmen “ordu pkk’yı provoke ediyor, kışkırtıyor, pkk da karşılık veriyor” gibisinden bir şeyler söyledi. Sadece “ordunun pkk’yla çatışması onu güçlü kılıyor” demedi. Sanki iki devletten biri diğerini kışkırtıyormuş da ötekide karşılık veriyormuş. Ne yapacak ordu? Teröristlere dokunmayacak mı? Avrupalı bir yetkili nasıl böyle konuşur ve devletin silahlı kuvvetini teröristlerle eşitmiş gibi düşünür?
Endişe etmeyin, bizim bir şey söylememizin kıymeti harbiyesi yok. Zaten savcılık harekete geçmiş, muhtemelen içeri tıkarlar, nasıl düşüneceğini öğretir adam ederler yakında.
Kimw ne içeri tıkıp tıkmayacaklarından, adam edip etmeyeceklerinden. Madem bir yazı yazıyorsunuz eksik ve yanlış yazmayın; yorumunuzu da çarpıtılmamış metin üzerinden yapın. Ziyaretçiler için önemli olan budur…
Hırslanmaya gerek yok. Hangi metin çarpıtılmış? Benim haberi aldığım Radikal gazetesinde bire bir tırnak arasında verdiğim ifade yer alıyor. Beni ilgilendiren kısmı orasıdır. Esas metni koyduktan sonra azıcık zekası olan ne denmek istediğini anlar.
Kaldı ki sizin bahsettiğiniz ifadeler herneredeyse, onlarla Radikaldeki ifadeleri arasında bir fark yok, hepsi aynı kapıya çıkıyor.
Ziyaretçilerim için ana metni ve linkini verdim, bir de onların anlayış ve kabiliyet eksikliklerine göre herşeyi detaylı yorumlayacaksam işim var demektir.
Misafir umduğunu değil bulduğunu yer. Sizin hoşunuza gidecek bir sürü site, forum var, gidin oralarda esip gürlersiniz.
Fethi
Yorum yazan birine sinsi sinsi laf atmak için boşuna uğraşmayın. Radikal’in dışındakilere de bir bakın isterseniz. Her halde hepsi birden yalan atmıyordur.
Yorum bölümü herkese açık olduğuna göre yazdıklarınızı istediğim şekilde eleştirebilirim.
Bence de dilediginiz gibi elestirin ancak bir haberi vermek icin 40 gazete gezmek gerekmiyor. Kaldi ki 35 tanesi ayni gruba ait olan bir medyada bu hic mi hic gerekmiyor. Ortada carpilmis veya carpitilmis bir haber goremedim. Son birkac aylik surecte Turkiyede Pamuk, Dink, Lagendijk ve dahi hatirlayamadigim Alacakaranlik Dava kusagi AB karsiti lobinin hukumet icinde ki truva atlari ile birlikte duzenledikleri bir seri operasyon olabilecegini dusunmekteyim. Turkiyede Hukukun bagimsizligi, ustunlugu, tartisilmazligi ve evrenselligi ile ilgili burada ahkam kesecekler icin kulahimin fax numarasini bilahare verecegim.
ilk yorumu yapan anonymous, Fethi beyin gazeteden yaptigi alintinin neresini begenmediniz anlamadim. Adamin yorumlarini farkli yerlerden okudum farkli bir sey degil. “gibisinden bir şeyler söyledi” diyerek aslinda isin aslini kendinizin de bilmedigini acikca gostermis bulunuyorsunuz.
Adam Kibris sorunundan Rum keismini elestiriyor, guneydogu sorununda PKK’yi elestiriyor. Ordu konusunda soylenenler bence kisisel dusunce ve teoriden ibarettir, kendisini baglar. Acilan dava bence de son derece yersizdir, onca gercek problem dururken yapilan bu isler insan haklari ve ifade ozgurlugu konusunda ne kadar geri oldugumuzu gosteren baska bir olaydir.
Langendijk’de yaptığı acıklamada aslında eleştirdiğinin pkk olduğunu belirtmiş… Sabahtan beri açıklamanın üstüne düşünüyorum, lakin “hakaret” olarak tarif edilebilcek bir şey bulamadım. Oratada bir hakaret söz konusu ise, niye hakaretin muhatabı değilde işgüzar bir vatandasımız girişimde bulunuyor onuda anlamıs değilim.