Keloğlan Kara Murat’a Karşı
FST 25 Ocak 2006
Bilenleriniz vardır, son yıllarda çevrilen Türk filmlerini zihin sağlığım açısından mümkün olduğunca izlememeye çalışıyorum. Şehirlerarası otobüslerde filan rastgelirse ancak bakıyorum. Bu konuda bir zamanlar bir yazı da yazmıştım, şimdi nerelerde Allah bilir. Gene ortalıkta bir Türk filmi furyası var, Babam ve Oğlum ne bir film varmış, giden ağlıyormuş, Başbakan da gitmiş ama eşi daha fazla ağlamış vs. Eskiden yeşilçam filmleriyle dalga geçilirdi, millet izleyip ağlıyor vay ahmaklar filan diye, demek şimdi de moda olmuş. Konuyla ilgili beni keyiflendiren “olumsuz” bir yorum okudum, daha bir şey yazmama gerek yok. Çok ağlamak isteyen gitsin Kemalettin Tuğcu kitabı okusun.
Bir de Keloğlan yeniden çevrilmiş. 50 yaşındaki Mehmet Ali Erbil Kel “oğlan” imiş. Okuduklarımın yalancısıyım, filmi görmedim homoseksüel miymiş keloğlan, entel olunacak ya, artık herneyse. Ha bir de Özcan Deniz Kara Prens mi, Kara Murat mı bir şey oynuyormuş. Ben bu adamı gördükçe boynunda bir tutulma mı var diye düşünmeden edemiyorum, boynu kütük gibi sağa sola dönerken kafasını çevirmiyor, vücuduyla dönüyor izlenimi ediniyorum. Bir de kendisiyle ilgili hatırladığım, herkesin cipe bindiği bir ağa dizisinde her bölümde bir tokatta bir kaç kadın devirme hadisesi vardır. Geçen gördüm elleri sarılıydı, bir şeye kızmış, delikanlılık işte, önce duvarları yumruklamış, sonra gitmiş pencereye bir tane yapıştırmış, herhalde camı duvar gibi sağlam belledi, parçalanmış tabii elleri. Herneyse, son dönemin en büyük bestekar ve film yıldızıdır, cama mı yapıştırır, bir mankeni mi döver, bizim haddimize düşmez, “Ağanın eli tutulmaz” denmiş, Seymen Ağa da bu sınıftan oluyor haliyle.
Cem Yılmaz’a da iki laf edeyim. Sevgili kardeşim, sen gösteri adamısın. Komiksin, bunu takdir ediyorum, eline Demirel’den başkası su dökemez o da tamam ama kendini harcatma. Bak reklam işi de çok güzel tutuyor, girme sinema işine. Senin adını kullanarak seyirci toplamaya çalışıyorlar, iyi para alıyorsundur ama prestijin düşer sonra. GORA bence bir fiyaskodur. Hiiç öyle bana söylenmeyin. Reklamlarında gösterilen 3-4 sahne dışında gülen oldu mu? İtiraf edin. Orta halli bir eğlence. Ben yarısında uyudum kaldım be kanepede. Kendi gösterilerinde kahkahadan kırılanlar GORA’da gülümsedikleri yerleri bile hatırlamayacaktır.
Sevgili dostlarım, ben Hıncal Uluç “kahkahaları arka arkaya patlatacaksınız” dedi diye Fasulye adlı bir filme gittim, onun gazı senelerdir geçmedi, Türk filmi için sinemaya gitmiyorum. Evde adam gibi gülmek istersem Sadri Alışık, ağlamak için Sezercik Aslan Parçası, eğlenmek için de Kemal Sunal izliyorum. Boşverin entel görüntü vermeyi, itiraf edin, şimdiki zırvaların yanında Yeşilçam klasikleri şaheser kalır.
Kara Murat Cüneyt Arkın’a da burada alenen çağrıda bulunuyorum, eğer Kara Prens Özcan Deniz’e şahane bir meydan dayağı atarsa buradan “Kara Murat benim” diye bağıracağım, senelerdir odamda asılı Cüneyt Arkın posterini de çerçeveleteceğim. Yettiler artık, ben mi çıkayım meydana kardeşim, gına geldi iyice.
- Güncel , Medya
- Yorum(5)
- Bu Yazıyı Paylaşın
- PDF olarak kaydedin
Fethi Bey çok güzel yazmışsınız. Benim siteme yazdığınız yorumla verdiğiniz destek için de teşekkürler.
Ben eleştirimi yazarken izleyicilerle ilgili birşeyler yazmamaya çalışıyorum ama burada şunu söylemeden geçemeyeceğim. Milletimizin kalitesiz TV dizilerin beyni uyuşmuş. Ne görseler beğeniyorlar. Bazen arkadaş/akraba toplantılarında bak şu dizi çok komik diyorlar inanın bakarken bir kez bile gülümsemiyorum. Biz gülmeyi mi unuttuk, yoksa bizimkiler mi güldürmeyi beceremiyor anlamadım
Sayın blogerlar bir diğer noktaya da değinmek istiyorum. Malum sinema piyasası esas olarak Hollywood güdümlü hareket eder amerika ise şu günlerde topluma yeni değerleri enjekte etmek için sinemayı pek sık kullanır. Amerikada sinema medya sektöründe gay-lezbiyen ağırlığı çok belirgindir aynı dağılım Türkiyede dahi baskısını gün geçtikçe hissettirmekte yurt dışında yaşayan gay yönetmenlerimizin çevirdikleri bilumum filmler gay kardeşliği nedeniyle uluslararası pekçok platformda ödüller almakta ve aynı filmler dönüp bizim toplumumuza ödüllü yönetmenin başarılı filmi diye medyada ki gay-lezbiyen ittifakı ile reklam edilmektedir. Korkarım bu çaba yakın zamanda ülkemizde şu günkü sosyal problemlerin çok daha ötesinde bir problem oluşturacaktır.
Bendeniz de bu guzide filmin fragmanini seyretmek gafletine dustum. Ates sacan ejderhalar, Mehmet Ali Erbil’in keli, Petek Dincoz’un kaval calisi vs. Filmden cok bir sirk gosterisi olsa gerek.
“Ha bir de Özcan Deniz Kara Prens mi, Kara Murat mı bir şey oynuyormuş.”
Bir arkadasim “Keleoglan Cokoprense Karsi” demisti, hala ona guluyorum.
Bu olumsuz elestiriler karsisinda biride cikip olumlu elestiri yapar diye bekledim ama yok galiba.
Ozaman ben bir tavsiyede bulunayim.Bu saydiginiz filmlerden tum sevdiklerinizi uzat tutun buna katiliyorum.
Amaaaaa…muhakkak Gonul Yarasi filmini izleyin.Her karakterin verdigi bir mesaj var.”two thumbs up”
cok güzel keleoglan akıllı yanındaki cüce kardesime benziyor ve boyuda aynıyası
35bu kadar cok yaslı ben ise9 yas bu benim kardesim cüce delisi arada gezme keleoglan istedigi kadar göbek atvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvv