Albay’ın Dayağının Düşündürdükleri
FST 18 Şubat 2006
Emekli bir Albay Milli Güvenlik dersine girdiği lisede birkaç öğrenciyi silginin yumuşak tarafıyla dövmüş, gelen tepkiler üzerine de “Bu olay neden bu kadar abartıldı, anlayabilmiş değilim” demiş. Biliyorsunuz Milli Güvenlik dersi liselerimizde askerler eliyle yürütülen bir ders. Çok eskiden aldım, pek hatırlamıyorum ama tahminen ordu-millet kavramının ruhuna uygun olarak işlenen, çavuşun kolunda kaç şerit var, topçu bataryası nasıl teşkil edilir, Kara Kuvvetleri Brövesi nasıldır, 6. Kolrdu hapishanesi hangi vilayetimizdedir gibi konuların işlendiğini düşünüyorum. Tabii ders niçin var, konuları nelerden ibaret meselesi benim uzmanlık alanım dışında, ben ilgi alanım dayağa döneyim. Dayak yiyen öğrenciler (ki sayıları bayağı var, harfleri sayamadım) şöyle demişler:
10-A sınıfı öğrencileri F.D (17), F.M.Y (17), K.Y, Ç.D, Ş.M.H, olayı şöyle anlattılar: “Derste arka sıralarda bir patırtı olması üzerine hoca, öğrencilerin yanına gelerek ‘Niye gürültü yapıyorsunuz?’ dedi ve sırayla bizleri ayağa kaldırarak tekme tokat girişti. Tahta silgisiyle kafamıza vurdu.�? Öğrenciler, daha önce de emekli Albay’ın dayağına maruz kaldıklarını söylediler.
Veliler de tabii olay üzerine okula gelmiş vs. Bir de albayın gazetecilere “sen durduğun yerde birini döver misin” dediği aktarılıyor. Olayın albay tarafından nakledildiği versiyonunda kısmi farklılıklar var: “Dersin başından beri gürültü yapan 4 öğrenciyi ayağa kaldırdım. Birisine tahta silgisini fırlattım. Öğrenci eğilince silgi yüzüne değdi ve o öğrencinin kaşı çatladı. Daha sonra diğer öğrencilere de silginin yumuşak kısmıyla vurdum.” gibi. Görülüyor ki, hoca, pardon albay, konuyu normal olarak görüyor. Dersin başından beri konuşan öğrenciler kurşuna dizilecek gibi sıralanıp üzerlerine tahta silgisiyle ateş edilmesini ben de askerlik açısından normal kabul ederim. Dayağa itiraz edilmesini albayın algılayamamasını da hoşgörmek lazım, askeri gelenek meselesi malum.
Yalnız, bu haberde bir iki konuda temkinli olmayı taviye ederim. Bazı lise öğrencilerinin alabildiğine azgınlaşıp öğretmenleri çıldırttığını hepimiz biliriz. Bunlarla nasıl başa çıkılır, öğretmenlikten anlayanlar bilgi verebilir. Bizim de lisede çileden çıkardığımız öğretmenler vardı ama dayaksız otorite sağlayanlar da çoktu. Özellikle bilgi gücüyle, nüktedan anlayış bir araya geldiğinde öğrencilerin genelde azması söz konusu olmaz. Salt bilgi gücü ve korkuya dayalı ciddiyet dersi sevimsiz hale getirebilir, bilgisiz, kendini geliştirmeyen bir hocanın izleyeceği saldım çayıra anlayışı da sınıfı hayvanların tepiştiği ahıra çevirir. Özellikle Lise 2 ve 3 talebeleri bu yaşta zıvanadan çıkmış gibidirler. Benim bile sokakta gördüğüm kıravatı yarıya kadar çözülmüş, gömleğinin eteği dışarıda, suratında yamuk bir sırıtma ile dolaşan gürültücü kızlı erkekli gençleri görünce asabım bozuluyor zaman zaman. Ama geçici birdönemdir, ne yapalım diyerek katlanıyorum. Dolayısıyla Vakit gazetesinin haberi biraz abartılı göründü bana. Adı geçen lisede Matematik, Edebiyat veya başka bir branş dersi hocasının muhtemelen icra ettiği dayak eyleminin gazete için Milli Güvenlik dersi kadar ses getirmeyeceğinden eminim.
Hasılı, Albay’ın silginin yumuşak ya da sert tarafıyla öğrencileri dövmesi doğru bir şey değildir kendisi birşekilde cezalandırılmalı ve ibret olmalıdır ama dayak meselesi sadece Milli Güvenlik dersi söz konusu olduğunda değil her zaman kınanmalıdır. Çocuğunu hayvan muamelesiyle eti senin kemiği benim diye okula, kuran kursuna veren vatandaşımızın albaya karşı ekstradan celallenmesi itirazın dayağa değil albay dayağına olduğunu gösterir.
- Eğitim
- Yorum(1)
- Bu Yazıyı Paylaşın
- PDF olarak kaydedin
Bunlara kalsa okullarda bir de hucre actirir, ogrencileri icine tiktirirlar. Zaten kislalarda hucreye “mektep” isminin takilmis olmasi da bizi dusundurmeli. Bunlar insan olamaz. Vahsi bunlar.