Ayşe Teyze
FST 15 Mart 2006
Merkez Bankasına yeni başkan atanmış, akşam haberlerde dinledim, hayırlı olsun. Samanyolu TV yeni başkanın okuldan arkadaşlarına babasının esnaf arkadaşlarına filan sorular yöneltiyordu. Sanki “bu başkan içimizden biri, halkın çocuğu” mesajı verilmek isteniyor gibi bir hissiyata kapıldım. Arkadaşı Ali Babacan da bakan olduğunda Ankara esnafının onayı alınmıştı hatırlarsanız. Bunlara bir diyeceğim yok, olabilir elbette. Yalnız aynı gruba ait Zaman gazetesinin yeni başkanla ilgili verdiği haberdeki bazı yerleri manasız buldum. Kendisi tanıtılırken şöyle ifadeler kullanılmış:
[…] Başçı, Bilkent Üniversitesi’nde hocalık yaptığı dönemde dersleri örneklerle anlatması ile biliniyor. Öğrencileri, Erdem Başçı’nın konuların iyi anlaşılması için ekonomi derslerini güncelleştirerek anlatmayı sevdiğini, sık sık ‘Ayşe teyze, Mehmet amca’ örneklerini kullandığı belirtiyor.
Zaman Gazetesinin haberindeki Ayşe Teyze, Mehmet Amca örneklerinin kullanılmasındaki espriyi kavrayamadım. Sonra bu ifadeleri kullanmak neden “güncelleştirmedir” o da meçhul. Bir defa bu okul Bilkent Üniversitesi ise orada tedris dili ingilizcedir ve Ayşe Teyze, Mehmet Amca yerine “Aunt Ayşe”, “Uncle Mehmet” denmesi gerekir bildiğim kadarıyla.
Söylemesi ayıp, ben de ingilizce eğitim veren bir yerde okumuştum bir zamanlar ve çok az devam ettiğim ve uyuklamadığım zamanlarda pek Türkçe bir şey duymuyordum. Yanlışlıkla Türkçe bir şey diyene suratı asıp “I dont understand Turkish vs.” diyen duvar gibi bir iki hoca da hatırlar gibiyim. Belki Bilkent mezunu bir arkadaş aydınlatır, amca, teyze meselesi neyin nesidir. Tabii hoca “ne ulan bu filoloji dersinde miyiz, adam gibi Türkçe anlatacağım” deyip “Ayşe Teyze parasını faize mi yatırsın, yastık altında mı tutsun”, “Mehmet Amca emekli ikramiyesiyle davarcılık mı yapsın, oğluyla birlikte mahalleye market mi açsın” türünden iktisadi analizlere girmişse alnından öpmek gerekir, o ayrı mesele.
Ben de bahsettiğim ecnebi dilde eğitim veren okulda bir iki sene “ne diyor bu herifler yahu” diyerek vakit geçirmiş, dili öğrenince de okulu devam etmeden geçebileceğimi anlayıp okula gitmek yerine kendimi uyku ve futbola vermiştim. Şimdi dönüp bakıyorum da, belki iktisat anlatan ünlü hocamız yaşı itibariyle az çıkan sesiyle tarzanca konuşacağına “Ayşe Teyze”, “Fatma Bacı” diyerek “güncelleştirse” blog köşelerinde atıp tutmak yerine Merkez Bankasının başından İMF patronluğuna giden yolu aşındırıyor olurdum.
Lafı uzatmayalım, çok laf yalansız olmaz demişler, ben yeni başkanın geçmişinin bu işe uygun olup olmadığını bilecek birikime sahip değilim, parlak bir geçmişi var gibi görünüyor, tipi de munis, efendi bir adamı andırıyor. İnşallah başarılı olur, vatana, millete, Ankara esnafına, özellikle de Ayşe teyze ile Mehmet amcaya hayırlı olsun.
- Bürokrasi , Ekonomi
- Yorum(7)
- Bu Yazıyı Paylaşın
- PDF olarak kaydedin
Yeni başkan ile ilgili neden böyle bir yaklaşım sergilediğinizi tam anlamış değilim doğrusu.
İnce eleştiri var ama,nedeni belli değil ?…
Merhaba,
Yaklaşımı yanlış anlamışsınız. Tamamen Zaman gazetesinin anlamsız haberiyle ilgili bir yazıdır. Yeni başkan derste “Ayşe teyze” ne olur, demese ne olur? Saçmalamışlar.
Yeni başkanı tanımadığım için eleştirmem söz konusu değildir. Muhtemelen bu işi kaldıramayacak biri olsa seçilmezdi.
Medya tenkitçisi olarak bunun bir medya tenkidi olduğu gerçeğini kaçırmamanız gerekirdi.
Selamlar.
Fethi
Hocam, bana da ilk başta çok saçma gelmişti Ayşe teyze haberi ama başkanın türbanlı eşi haberlerini okuyunca erken karar verdiğimi düşünmeye başladım.
Zaman’daki saçmala en azından haberi hazırlayan muhabirle sınırlı… Bir de şuna bakalım:
“Geçen hafta yazı işleri masamızın en tartışmalı konularından biri, Merkez Bankası’nın başına atanacak kişiydi.
Başkan adayının eşinin başının örtülü olduğu bilgileri geliyordu.
Ankara büromuzun bir muhabiri, başkan adayının eşinin arabasının direksiyonunda fotoğrafını çekmişti.
Başı örtülü, ama modern görünümlü bir kadındı.
Yazı işleri ve ekonomi servisimizle bunu tartıştık.
Bazı arkadaşlarımız, Merkez Bankası başkanının eşinin türbanlı olup olmasının o kadar önemli olmadığı görüşündeydi.” Ertuğrul Özkök
Sevgili H. Hüseyin,
Eğer Hürriyet gazetesinde tersine bir yazı bulsan haber değeri taşıyabilirdi. Bu vakayi adiyeye şaşırman, tecrübesizliğinden olsa gerek. Kaldı ki bu yazıda Hürriyete yakışmayan bir eksiklik, konunun spor ve magazin servisleriyle tartışılmamasıdır. Erman Hocanın söyleyeceği çok şey yok mudur bu mevzuda?
Bu arada güzel çalışmalarıyın devmını bekleriz, kolay gelsin.
Fethi
Bu arada bizim okulda ekonometri hocamın kardeşi olur kendileri önereceğiniz para politikaları kur politikaları falan olursa çekinmeden söyleyin. Ben hocama iletirim o da kardeşine iletir böylece memleket idaresine de bir katkımız olur Fethi bey. Önerilerinizi büyük bir hasretle bekliyorum.
Saygılar.
Tansel
Ben ne önereyim, emekli 3. Ordu komutanı Tuncer Kılıç Paşa veciz bir şekilde söyledi ama karşı devrimciler kulak asmadı, “Ülkedeki tüm baskı makineleri ve lazer yazıcılar devreye sokularak para basılmalı, iç borçlar hemen bitirilmelidir”.
Şu dahiyane çözümü bir zahmet kendisine iletiverin, bu arada işsiz bir blogcu var, Merkez Bankası “Tabldot İşleri Daire Başkanlığında” filan bir yer olursa hayır demez, diye de kulağına bir fısıldasın bakalım.
Selamlar.
Niye kızıyorsunuz ki Fethi bey. Kendi açısından son derece güzel bir çözüm. Enflasyonun bürokratlara kaynak aktarmanın bir yolu olduğunu benden iyi bilirsiniz yoksa

Bu arada o işi fısıldarım da başkasını atayacaklar galiba
Tansel