“Ne beni, ne başkasını…�?

FST 20 Mart 2006

Yeni Merkez Bankası başkanına medyada gösterilen tavır ilgimi çekmeye devam ediyor. Zaman gibi muhafazakar kanatta “halk adamı, esnaf çocuğu, derslerini Ayşe Teyze diyerek anlatırdı” mealinde bir meşrulaştırma eğilimi varken, benim de yanında olduğum Hürriyet, Milliyet, Sabah gibi çağdaş tarafta “hanımının başı örtülü, direksiyonda resmini çektik, ekonomi servisi ve yazı işleri sabaha kadar tartıştı, yarın devleti resepsiyonda nasıl temsil eder” şeklinde laikliğe vurgu yapan bir hassasiyet görülüyor. Bazıları da “canım hanımının başı örtülü olsa ne olur, sanki eski başkan Serdengeçti’nin hanımını hatırlayan var�? mealinde ortayolu tutuyorlar. Bu esnada benim dikkatimi çeken ve üzen açıklama İşbankası Genel Müdürü Ersin Özince’den geldi. Bir vesileyle açıklama yapan Özince konuyu abesle iştigal olarak nitelemiş. Haber şöyle:

Özince, İş Bankası Ege ve Akdeniz illeri toplantısı için geldiği Denizli’de, AA muhabirinin sorularını yanıtladı. Özince, Merkez Bankası Başkanlığı için adı geçen Başkan Vekili Erdem Başçı’yla ilgili tartışmalar konusunda, 30 yıldır finans sektörünün içinde bulunduğunu, bugüne kadar Merkez Bankası başkanlarının eşleri ya da aileleriyle ilgili bir şey olmadığını belirtti. Böyle bir değerlendirmeyi gereksiz bulduğunu bildiren Özince, ”Bu, ne beni, ne de başkasını ilgilendiren husus değildir. Zaten konu olan Merkez Bankası’nın başkanıdır. Onun aile fertleriyle ilgili değerlendirme abesle iştigal olur” dedi.

Ersin beyin bu beyanatı beni hayretler içinde bıraktı. Sanki konuşan Atatürk’ün mirası, CHP’nin emrindeki İş Bankası değil Faysal Finans’ın genel müdürü. Sayın Özince, “Ne beni, ne başkasını …�? deme hakkını nereden alıyorsunuz? Bizleri bal gibi de ilgilendirir paranın patronunun başı. Yarın bu şahıs bir resepsiyona eşli katılır da maazallah sayın cumhurbaşkanı da tesadüfen orada olursa ne olacaktır? Dün “Çılgın Türkler�? kitabının yazarının konferansına katılıp destek olduktan sonra makam aracı bir pet şişeyi ezdiğinde çıkan sesten ürken cumhurbaşkanımız başörtülü biriyle karşılaştığı takdirde komaya girmeyecek midir?

“Konu olan merkez bankası başkanı, eşi değil�? ise, başka konularda senelerdir gösterdiğimiz hassasiyet boşuna mıdır? Eşi başörtülü olduğu için ordudan atılan subay astsubaylar, görevden alınan dekanlar, ataması yapılmayan bürokratlara ne diyeceksiniz? Sayın cumhurbaşkanımız, CHP, YÖK, Danıştay, Sayıştay, Yargıtay vs. sizin nazarınızda yok hükmünde midir? Bakın Hürriyet gazetesi ekonomi servisi ve …… saatler süren bir toplantı yaparak mahir bir muhabirin direksiyon başında resmini çektiği hanımla ilgili karar almaya çalışmış. Sabah gazetesi ilgili hanımın zamanında AKP için iktisadi analizler yaptığını tespit etmiş. Gerici güçlere karşı sarf edilen bu emeği ne hakla yok sayacağız?

Çok üzgünüm, İş Bankası genel müdürünü CHP genel başkanına havale ediyorum. TTK ve TDK’nın ümüğünü sıkan, Atatürk’ün manevi evladını sürüm sürüm süründürüp gerici AKP’ye mahkum eden, Veysel bey ve beni eski CHP özlemiyle nostaljiye gark eden Deniz Baykal belki Özince’yi yerinden ederek ayıbı temizler. Yoksa ben buradan kampanyayı başlatacağım “Özince Atanın mirasından elini çek, İş Bankası İran Milli Bankası ol-maa-yaa-cak�?

Bir yorum

  1. Veysel Aratlioglu - 22 Mar 2006 - 9:49 am

    Hissiyatıma “terceman” olmuşsunuz Sayın Tan. Eski CHP hasreti ile ben yanıp tutuşmayayım da kimler tutuşsun? 1960′lı yılların sonuna doğru Prof. Turhan Feyzioğlu’nu “Ha bu adam gardrop devrimcisidir. Çağdaşlaşmadan anladığı kılık-kıyafettir. Özellikle de sömürü düzenine karşı değildir” diye partiden şutlayan CHP bugün O’nun manyetik alanına girmiş adeta… Varsa-yoksa çağdaş kılık-kıyafet. Yahu buna “gardrop devrimciliği” diyen siz değil miydiniz?

    Saygılarımla,
    Veysel Aratlıoğlu

Geri bildirim | Yorumlar için RSS

Yorum yapın

Kapat
E-posta ile paylaş