Asker ve Sanat
FST 18 Nisan 2006
Tempo dergisinde bir haber varmış, Zaman gazetesinde aktarılıyor. Buna göre “8. Yaşayan Asker Ressamlar Sergisi” münasebetiyle Harbiye Askeri Müze ve Kültür Sitesi Komutanı Halli İbrahim Çiçeksiz “Askerler de sanattan anlar” diyerek bazı beyanatlar vermiş. Sergide 133 general, amiral, subay ve astsubayın 330 adet tablosu yer alıyormuş. Adı geçen Albay müzede sergilenecek eserlerin seçici kurulunda da yer alıyormuş. Albay Çiçeksiz, müzelerine çok resim geldiğini ancak “hepsinin Türkiye Cumhuriyeti’ne uygun resimler olmadığını” söyleyerek şöyle demiş:
“Cumhuriyet ilkelerine aykırı. Bir tanesi camilerin önünde türbanlı, çarşaflı bir sürü insan çizmiş. Olmaz. Biri Atatürk yapmış; ama Atatürk’le alakası yok.”
“Askerler de sanattan anlar” diye sergi açmaya gerek yok, ben ressamlığıyla meşhur birini zaten hatırlıyorum. Yalnız Albayın açıklamalarında eksik yerler var. Densiz biri için “camilerin önüne türbanlı çarşaflı çizmiş” diyor haklı olarak ama yeterli mi? Yani önünde kimse olmadığı halde cami çizmiş olsa kabul edilecek miydi sergiye? Yahut, bir Cumhuriyet düşmanı yasağı delmek için cami önüne türbanlı ve çarşaflı değil başını babaannemizin tavşanı gibi bağlamış birilerini koysa olur mu denecekti? Albayın cumhuriyet değerlerine bağlılığı bu noktada kuşku uyandırabilir, gayretini takdir ettim ama ihmaliyle paşalık hayali suya düşebilir, hatırlatayım.
- Bürokrasi , Güncel
- Yorum(33)
- Bu Yazıyı Paylaşın
- PDF olarak kaydedin
Dünyanın yargılanmayan -sanırım- tek darbecisi Picassobeğenmez Marmaris Mukimi’nin nü’sünü sergiye almadılarsa ahrette iki elim yakalarında olsun netekim.
Babaannemizin tavşanı bu terim yerine oturmuş oldukça da yakışmış şimdi ikinci basamak olarak sıkma baş ile bugs bunny arasında ki laiklik açısından tehdit oluşturan farkı irdelemek lazım!
Askerleri cok yanlis anliyoruz bence..
Cogumuz, askerlerin tek-tipci, biteviye tekrar eden seylerin sanat oldugunu sandigini dusunur; ve bu yuzden, onlari, bilmem kac senedir hep ayni heykel, bust, ve portrelerin basmakalip reproduksiyonlarina mahkum ederiz…
Ayni seylerin surrealist, ekspressiyonist, impressiyonist, naturmort, kubist, rustik –ilah– versiyonlarindan onlarin da gina getirdigini ne zaman anlayacagiz?..
Halbuki, Cumhuriyet Ilkeleri, kiymetli ve pasa-olasi Albayimizin dogru tespit etmis olmasina ragmen dile getirmegi gereksiz buldugu, devamli ve surekli yenilik prensibi uzerine kuruludur.
Topragi-bol-olasica Eczacibasi’nin ‘kerpic duvar onunde sumuklu cocuk’ tiplemesiyle betimledigi ve surekli hic degismeyen gelismisligimizi vurgulayan calismalari benzeri, cami onunde basortulu kadin ciziktirimlerinin ne gibi bir orjinalitesi var Allah askina..
Basortulu kadin yerine ciplak kadin daha iyi bir fikirdi tabii ki, ama, her seferinde fakli kadin olmak kaydiyla.. Ama, yine de, asil orjinal olan –olacak olan– seyleri artik gorebilmeliyiz:
Mesela, daha sahura kalkmis ve gozleri mahmur bir Ulu Onder portresi dusunun.. elinde ayran rengi bir bardaktan ogle vakti temcit hosafi icen..
Ya da, ihram giymis, husu icinde seytan taslamakla mesgul bir Ulu Onder.. veya elinde tesbih, bagdas kurmus esma ul Husna zikreden bir Ulu Onder..
Yani, diyecegim o ki, gercekten orjinalite tasiyan, anlamli sanat eserlerine yonelmek gerekiyor..

Cami önü çarşaflı çiziktirmeleri aslında resmi yapanın Osmanlı Dönemi bir eserden intihal yaptığına işarettir. Her acemi ressam önce kopya ile başlar netekimde öyle yapmıştı.
Askerleri yanlış anlıyorsunuz. Orada gelinmek istenen nokta açıkça ortada. Türkiye TSK sayesinde ayaktadır.
“Tükürürüm böyle sanata” diyen zihniyetle bu zihniyet arasında hiçbir fark yok…
Sayın baykuşuyumaz;
şaka yapıyorsunuz, değil mi? (ciddi soruyorum)
recep yılmaz gayet de ciddi konuşuyorum.
türk milletinin içindeki seste böyle konuşuyor hainler dışıda
“Türkiye, TSK sayesinde ayaktadır” önermeniz çok kolay çürütülecek bir tez… Şimdi fazla vaktim olmadığı için uzun yazamayacağım. İlk fırsat bulduğumda inşallah…
Unutmadan şunu da sorayım sayın baykuşuyumaz;
“Askerleri yanlış anlıyorsunuz. Orada gelinmek istenen nokta açıkça ortada” derken ne anlatmak istediniz acaba?
Baykuş Bey,
Siteye hızlı bir giriş yaptınız, değerli katkı ve yorumlarınızın devamını beklerim. Kısa sloganlar dışında detay analizleriniz olursa daha çok aydınlanırız, yoksa Recep her aklına geleni bir yorum girdisiyle sormaya kalkıp kotayı dolduracak.
Selamlar.
FST
Sayın izlenimler;
Kasıtlı olarak yapmıyorum inanın… Kota aşımı olursa lütfen faturayı tarafıma intikal ettiriniz… 
Aklıma bütün sorular sair zamanlarda geliyor
Nerde bu millet, nerde bu devlet, nerde bu Fethi Bey günlerden beri sayın seyirciler?!
Merhaba Metin bey,
Merak etmeyin bir problem yok, maalesef bazen izlenimler dışında işler yoğunlaşabiliyor, siz beni zengin edecek bir yöntem bulamadıkça kesinti kaçınılmaz :)ekmek davası malum. Bugün yarın görüşürüz.
Selamlar.
FST
Fethi bey izlenimler’e google reklami almayi dusunur musunuz? Akmasa damlar, belki google online semizotu saticilari ve osmium firmalarindan da reklam almistir, onlar cikarsa iyi guleriz. (Web’den misvak satan yer var mesela, google kacirmazdi firsati siz bizim cebinde misvak bulunduran ogrencilerimizden bahsedince).
Bülent Bey,
Semizotu deyip geçmeyin; stratejik önemi olan bir maddedir kendisi! Nereden mi biliyorum? Biliyorsunuz reklamcılar ota b*ka burunlarını sokmadan duramazlar; bu hem bir tecessüs ve merak meselesidir, hem de işin tabiatı icabıdır. Ben de anneme nerede çalıştığımı kimseye söyletmeyenlerdenim, bundan dolayı bilirim. Yemeğinden ve salatasından pek hoşlandığım bu semizotu nebatı, şu bildiğiniz Calgon var ya, aslında onun hammaddesinin yerini alabilecek çok ucuz ve etkili bir elemandır ama şapşal tüketici avcunu yalasın, yalar da daha bin yıl!
“Ben de anneme nerede çalıştığımı kimseye söyletmeyenlerdenim” cümlesi biraz sorunlu olmuş. Ama üşendim şimdi düzeltmeye, nasılsa aslını biliyorsunuzdur. Ona göre uyarlarsınız artık.
Pardon, yeni bir zattirizuttiriyum tartışmasının müsebbibi olmayayım da…
Metin Bey,
Semizotunun stratejik olması bilgisine bir ilave de ben yapayım: Dünyada mevcut tüm semizotunun yüzde 90′ı Türkiye’dedir ve “Ulusalcı Gıda Mühendisleri Derneği” verilerine göre değeri 10 Trilyon dolardır. Ancak dış güçler bu gerçeği saklamaktadır.
Yasağı delen Süleyman Demirel’in toplam semizotunun 7 trilyonluk kısmını yediği de benim tahminim, Allah ömür versin, turp gibi baksanıza.
Selamlar
Bülent Bey,
Sizi finans danışmanı olarak tutmaya karar verdim, Google reklam gelirinin yüzde 10′una ne dersiniz?
(Bu arada ben misvak kullanımının dini bir ibadet olarak algılanmasını yanlış bulmakla birlikte yazıda uluorta misvak kullannları eleştirmiştim, hassasiyet gösterip yanlış anlaynlar çıkar diye bu notu düşüyorum.)
Selamlar
Fethi Bey, vallahi de tallahi de doğru söylüyorum! Asam’da masamın hazır olması lazım; amma velakin önce faşist/ ulusalcı/ kızılelmacı filan olma önşartı var, onu nasıl aşacağım bilmem artık.
Bu arada, Demagoglar Demagogu Hz.Sülü’nün neden 7 ton (kaç çeki eder?) semizotu yediğinin sırrını da çözünüz ve suçsuz günahsız turp nebatını işin içine karıştırmayınız.
Fethi bey,
Bu aciklamayi yaptiginiz iyi oldu. Yoksa, sizi nobranca anlayissizlikla itham etmek uzereydim
Fethi bey,
Hazir konu acilmisken (?) sorayim: Siyah-zemin uzerine beyaz yazi yazmak ayricaliginiz nereden geliyor… Siyah boyaniz cok galiba…
Bizim basimiz kel mi –ben de azor sarisi uzerine turkuaz mavisi yazmak istiyorum. En azindan imtiyazlarda esit olalim bari
Fethi bey,
Arkarkaya 3 yazi biraz fazla oluyor, biliyorum, ama, 2 yazidan daha iyidir (!)
Beyaz Türklerin tasfiyesi mi baslikli yazinin burada mi DerinSular’da mi islenmesi daha dogru olur diye biraz dusundum. Burasi daha uygun geldi bana. Gerci, istek uzerine sarki calmadiginizi biliyorum, ama, yogunlasan islerinizin arasinda konu seciminde yardimci olmak gerekebilir belki.
Not: Sorudaki soru isaretinin eksikligi orjinal beyaz Turke aittir.
Metin bey,
Asam’da yeriniz hazir olsa bile iltifat etmeyiniz; lutfen.
Sizi aramizda, Kesem’de gormek istiyoruz.
[Etti 4]
Maalmemnuniye, saygıdeğer dostum!
Fethi Beyciğim,
Sizi derinsular’ın tehlikeli sularında bekliyorum! Çaprazlama muhabbet diye yeni bir yöntem keşfettim (yoksa icat mı ettim?)ki şöyle oluyor: a’nın x blogundaki yazısına b y blogunda cevap veriyor, bunu gören c de onlara z blogundan sesleniyor. Binaenaleyh yollar yürümekle aşınmaz!
“Kapa parantez” ile “ki” arasındaki tık kayıptır. Bulanların insaniyet namına bana bildirmeleri rica olunur.
Valla Fethi bey, ben aslinda bilgisayar danismaniyim diye dolasiyorum ama ‘akmasa damlar’ herkes icin gecerli. Kilik kiyafet mecburiyeti var midir bu is icin? Beyaz veya siyah olmak lazim midir?
Sayın Müzmin Anonim,
Ayrımcılık beni de rahatsız ediyordu, sağı solu biraz kurcaladım admin için farklı renklendirilen yeri bulup eşitliği sağladım.
Bu arada önizleme için bir plugin var ama ne hikmetse kurup çalıştıramadım. Size söylüyorum ama anlaması gereken şu ara Emin Çölaşan’ın test soruları, David Ricardo gibi ciddi konularla meşgul Hasan Hüseyin’dir. Belki bu vesileyle bana önerdiği bu dalganın nasıl işleyeceğini bir kontrol eder.
Beyaz Türk konusunu bana münasip görmüşsünüz, şu halde görevden kaçmam mümkün değil. Ismarlama yazıda kırmayacağım birkaç kişiden biri olduğunuzu daha önceki bir yazıyla da göstermiştim. Yalnız yazıya motive olmak için evin içine ayakkabı ile gireyim dedim, nerdeyse kıyamet kopuyordu. Bir de beyazlamak için duşta Ace Otomat kullanmaktan mütevellit yüzümdeki izleri tedavi ettirmek de zaman alacak gibi görünüyor.
Selamlar.
(Bu arada size bilmukabele bir siparişte bulunacağım, bekleyin)
FST
Metin bey,
Derinsular benim boyumu çok aşıyor, şu yaşa geldim yüzme öğrenemedim maalesef. Haddimi de bildirdiler zaten, kendi çöplüğümde daha rahat ediyorum. Yine de sıkışırsanız arada uğrarım.
Selamlar.
FST
Bülent Bey,
Teknoloji+Finans danışmanlığı için yüzde 15 diyeyim, daha yukarısı olmaz. Son moda gündem ışığında “evde ayakkabıyla dolaşma” o da olmazsa “mandalin kasasından ayakkabılık kullanma” kriterlerine uymanız benim için yeterli.
Google’dan bana yılda 10 USD damlasa size 1.5 USD sızar ki şu dönemde kaçırılacak fırsat değil gibi görünüyor. Başka taliplisi çıkıp fiyat kırmadan görüşelim derim.
FST
Prens’ten komutanlara tehdit
İngiltere’de yayımlanan pazar gazetelerinden The Mail on Sunday, tahtın üçüncü sıradaki varisi PrensHarry’nin askeri okuldaki komutanlarına, ”Ya beni cepheye gönderirsiniz ya da askerliği bırakırım” dediğini öne sürdü.
Teğmen rütbesiyle okuldan mezun olan Prens Harry’nin mutlaka Afganistan ya da Irak cephelerinden birinde görev yapmak istediğini yazan gazete, prensin ”Ben ve bölüğüm savaşa gönderilmezsek, üniformamı teslim eder ve giderim” dediğini iddia etti.
21 yaşındaki genç prensin bu ısrarlı tutumunun, Sarayı ve Savunma
Bakanlığı’nı zor durumda bıraktığını da duyuran Mail on Sunday, ”prensin cepheye gitmesine izin verilmesi halinde güvenliğinin sorun olacağını, verilmemesi ve Harry’nin bu nedenle ordudan ayrılması halinde de bunun bir skandala dönüşeceğini” savundu.
Bu skandalın halkın tepkilerine yol açacağına da dikkat çeken gazete, ”çok sayıda kişi, sıradan gençlerin cepheye gönderildiği bir ülkede prensin neden ısrarla savaş bölgesinden uzak tutulduğu sorusunuyöneltecektir” ifadesini kullandı.
Birgün de bir paşa çocuğu beni güney doğuya yollayın babamın gölgesinde bırakıp Karpuzkaldıran Dinlenme Tesislerine yollamayın der mi acaba? Kimsenin evladı parelenmesin ama neden hep cenaze haberleri ankara-çubuk, kırşehir-kaman, erzurum-oltunun çamurlu ayakkabılı fakir insanlarının evine düşüyor. Bu memleket paşalarının hiç erkek avladı yok mudur? ki birinin de askere gitti diye haberi duyulmaz vicdanım kanıyor bir pansuman yapacak yok mu?