“Müslümanlığın en iyi uygulandığı ülke”
FST 25 Nisan 2006
Süleyman Demirel’e katıldığı bir konferansta Bülent Arınç’ın konuşmasında “Laikliğe karşı çıkan yok. Ancak günün şartlarına uygun yorum farklılıklarını ortadan kaldırmak gerekir” sözü hatırlatılarak fikri sorulmuş. Demirel’in cevabının arasında şu ifadeler var:
“Kişi neden şikayet ediyor? […] En ters şeyleri kim istiyorsa bırakın söylesin. Cevabı yok mu? Var. Eğer cevabınız yoksa zaaf içindesiniz zaten. Laiklik mi diyorsunuz? Neresi tartışılacaksa gelin tartışalım. Müslümanlığın en iyi uygulandığı ülke Türkiye. İslam’ın bütün şartları yerine getiriliyor. Kim bunlara mani? Bu, ‘Laik Türkiye’den ne şikayetin var?’ sorusunu sormaya yetmez mi? Yeter.”
Öğrenci istediği cevabı alamamış gibi görünüyor. (50 senedir “Baba”dan cevap alabilen var mı ayrı konu ya). “Gelin tartışalım” lafı bir yana “İslam’ın bütün şartları yerine getiriliyor. Kim bunlara mani” sorusunu biraz açmak istiyorum. Malum İslamın Şartı 5′tir (Altıncısı kimine göre haddini bilmek ama Mızraklı İlmihal kitabına girmemiş). Artık yeni nesil İslamın şartını öğreniyor mu bilmem ama bizim çocukluğumuzda iyi kötü bir şeylerin ezberletildiğini hatırlıyorum. Herneyse, gerici damgası yemek kaçınılmaz olsa da bugün temel bir din dersiyle Türkiye’de Demirel’in sorusuna nasıl cevap verilebilir bakmaya çalışalım.
1. Kelime-i Şehadet
Müslümanlığın kabulünü ifade eden bir ibaredir. İçten söylendiğinde Türkiye’de herhangi bir sıkıntıya sebep olmaz. Uçak düşme ihtimali veya ciddi bir ölüm tehlikesi karşısında sesli söylenebilir, aksi halde resmi bir kurumda sesli olarak kelime-i şehadet getirmek insanın başına belalar açabilir. İsteyen denemek için çağdaş bir ortamda, mesela Valilik protokol toplantısı sonrası dağılırken, Okulda öğretmenler odasında topluca otururken, Atatürk anıtına çelenk koyduktan sonra yerine dönerken, Askeri birlikte eğitim molası verilmişken denemeler yapabilir. Mutlaka bir şey olur demiyorum ama denemesi bedava diyorum.
2. Namaz Kılmak
Devlet memuru değilseniz, camisiz şehir Ankara’da yaşamıyorsanız pek problem değildir. Devlet memuru iseniz terfi, kıdem, derece, kademe türü ilerlemelerde durumunuz iktidara göre değişebilir. Mesela AKP türü dinci sayılabilecek ihtimallerde fişlenme kaçınılmazdır. Laik iktidarlarda ise sürgün yolu görünür. Cuma namazları öğrenci ve öğretmenler için problemlidir. Ders Cuma namazına rastlıyorsa öğretmenin namazı kılabilmesi kolay değildir. Öğrencilerin namazı kılabilmesi de öğretmenin toleransına bağlıdır.
Öte yandan kamu kurumlarında namaz kılmak için ayrılan yer (tabii varsa) ve abdest alma şartları da ayrı bir konudur. Aynı durumun birçok “modern” özel şirkette de geçerli olduğunu biliyorum. Yani “Kim bunlara mani” sorusunun cevabı çok da açık değil.
3. Oruç Tutmak
Genelde namaza göre daha cazip bir ibadettir. En azından yılda bir sefer geliyor, direklerarası, karagöz, meddah, pastırma, pide gibi etkinlikler sayesinde eğlenceli de geçiyor, kamu kurumlarında dahi pek sıkıntı çıkarılmayan bir ibadet. Namaz gibi günde 5 defa insanı meşgul etmiyor. En koyu laikler bile bu ibadete kısmi tolerans gösteriyorlar. En azından Ramazan bitene kadar içki içmeyenleri var.
4. Hacca Gitmek
Diyanetin tombala kesesinden çıkmayı başarır, Devletten onaylı Ali Baba ve Kırk Haramiler A.Ş. tur şirketlerince kazıklanmazsanız pek problemli bir ibadet değildir. Zaten parası olan ve sağlığı yerinde kişilere yükümlülüktür. Devlet memurlarının izin almasında kısmi sıkıntılar çıkabilir ama genelde ömürde bir defa olduğu için laikler bu ibadeti onaylamış gibidirler. “Var mı karışan” denirse kafanıza göre atlayıp arabaya gidemiyorsanız, herhangi bir tur şirketine yazılamayıp ille de Diyanet ve Müftülükler denetiminde ekstra ödemeler yapmak zorunda kalıyorsanız ve mutlaka da kura çekiliyorsa” cevabımız yine çok net olamıyor.
5. Zekat Vermek
Zekat da mal ile yapılması farz kılınmış bir ibadet. Tüm borçlarınızı, oturduğunuz evi, bindiğiniz otomobilinizi vs. hariç tutarak elinizde kalan meblağ 80-90 gr. altını geçiyorsa, bu meblağın da üzerinden 1 yıl zaman geçmişse ilgili tutarın % 2.5 kısmını fakirlere vermeniz gerekir. Tarım arazilerinde bu oran nispeten farklıdır, işlenen tarla bedeli ve yapılan giderler hariç alınan mahsulün gelirinin % 10′u fakirlere ödenmelidir.
Peki “va mı bunun izah tarzı?” Hiçbir çağdaş kesim bir şahsın zekatını adam gibi hesaplayıp bir fakire vermesini alenen kınadığını duymadım, ihtimal de vermiyorum. Ancak mesela bir vakıf yahut dernek kurup “zekatları toplayalım, fakirlere dağıtalım” derseniz, bunu da yardımlaşma adıyla değil de dini bir ibadet adıyla yapmaya kalkarsanız laik odakların tepkisini çekebilirsiniz.
“Müslümanlığın en iyi yaşandığı” ülkedeki ahval buna benzer bir şey. En azından oruç ve zekat şartlarında aleni bir tepki gösterimi söz konusu değil. Yani namaz kılan fişlenirken, oruç tutana ses çıkarılmıyor. Kelime-i şehadet konusunda yeterli gözlemim yok, ama tahminim uzun haliyle Arapça getirilen kelime-i şehadetin sizin birinci sınıf bir yobaz olduğunuzu ispatta yeterli olacağıdır.
Kısaca “Kim bunlara mani” sorusunun cevabı Demirel’in zannettiği kadar açık ve net değil. Va mı bunun başka izah tarzı? Bana devlet Türkiye’de Müslümanlığa mani oluyor dedirtemezsiniz. Binaenaleyh cevabınız yoksa zaaf içindesiniz demektir, fevkalade de ayıp edersiniz.
(Bu sadece 5 şart üzerinden bir değerlendirme, bir de benim zamanımda 32 Farz ve bunun geliştirilmiş hali 54 Farz vardır ki, analizi çok uzun zaman alabilir. Malum bu 5 şey yapılması “şart” olanlar. Bir de “yapılmaması” şart olanlar var ki orası daha da karışık. Bundan ötesine benim ilmim yetmez.)
- Siyaset , Toplum
- Yorum(4)
- Bu Yazıyı Paylaşın
- PDF olarak kaydedin
Hmm. Bu tip yazilari, yatirim, istihdam, uretim, ticaret cesitleri icin filan da dusunsek ne faydali olur?
Daha genisletilip ‘XXX serbest mi dediniz? bakalim ne kadar serbestmis’ seklinde yazilar yazsa birisi, Fethi beyden gelecek servetimin tamamini simit olarak kendisine hediye etmeyi ciddi ciddi dusunurum. (DeSoto’nun kitabinda dogrudan devleti ilgilendiren tescil/tapu vs. icin benzer calismalar var mesela, onlar gibi biraz).
Bunu yanlis anlamakta israr etmMEemiz lazim.
olmaliydi.
SD’ye lütfen hakaretvari konuşmayalım. Kendisi bu ülkenin gelmiş geçmiş en iyi demogogudur. Bizim ulu devlet erkanımıza ve bürokrasimize en büyük katkısı da bu demogoji kültürü olmuştur. Kendisini saygıya selamlıyorum.