“Çocuk olup olmadığının tesbitine”
FST 26 Nisan 2006
Bülent Arınç geçenlerde demokrasi vurgusu yapan konuşmasıyla birçok kesimin alkışını almıştı, sonra 23 Nisan konuşması için kendi kürsüsünü 21 yaşında olduğu iddia edilen bir “çocuğa” bırakmakla eleştirilmiş. Gazetedeki haberde sarımsak-sakız olayını aratmayacak tuhaflıklar var. Çocuk Hakları Derneği diye bir yer “nasıl olur da çocuk bayramında koca delikanlı çıkar konuşma yapar” şeklinde itirazla mahkemeye başvurmuş. Şöyle cümleler var haberde:
[…] Çocuk Hakları Derneği Başkanı Cengiz Kaplan, “İbrahim Seyhan 21 yaşındadır ve çocukluk döneminden çıkmış olması nedeniyle 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda çocuk olan öğrencilerin yerine çıkıp ergin bir vatandaş olarak Meclis Kürsüsü’nde konmuşma yapması Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği bu bayramın ruhuna aykırılık teşkil etmektedir” dedi ve Seyhan hakkında yaş tespiti için mahkemeye başvurdu.
[…] Açılan davayla ilgili dilekçede, “Kanaatimizce 21 yaşında olduğunun farkında olmayan davalı İbrahim Seyhan’ın yaşının 21 olduğunun tesbiti, hem davalının bizzat kendisi ve hem de önümüzdeki yıllarda kutlayacağımız 23 Nisan etkinliklerinde Atatürkçü ve laik vatandaşların ve en önemlisi çocukların hayal kırıklığına uğramaması bakımından önem arz etmekte olduğundan, işbu davanın açılarak Sayın Mahkemenizden davalının çocuk olup olmadığının tesbitine karar verilmesini talep etmek zorunluluğu doğmuştur” denildi.
Öncelikle, Çocuk Bayramında (imam hatipte okuduğu vurgulanıyor) koca delikanlının kürsüye çıkarılması ve bir başka gazetede okuduğum kadarıyla “Katsayı adaletsizliği giderilmelidir vs” şeklinde günün anlam ve önemiyle bağlantısız bir konuşma yapması bana da garip geldi. Evet, haberlere göre bu çocuk tüm Türkiye’deki öğrenci konseyleri arasında yapılan seçimler sonucu başkan olmuş ve Mecliste konuşmaya hak kazanmış. Ancak, çocuk bayramı ile görüntü pek uyumlu olmamış.
Bizim bildiğimiz bu bayramda 5-12 yaş arası “hakiki” çocuklar “Mini Mini Bir Kuş Donmuştu”,” Bir Aslan Miyav Dedi” türü şarkılarla eğlenir, soğuktan donma dışında hoşça vakit geçirirler. İtibarlı bürokrat yahut zenginlerin çocukları da çeşitli devlet memurlarının yerini alıp abuk subuk açıklamalar yaparlar. Bu manzarada en son yeri olan şey 21 yaşında olduğu rivayet edilen (resme göre de en az 18 gösteren) çakı gibi bir delikanlı değil midir? Bana göre burada bir parça düşüncesizlik var. Önce bir AKP bürokratının 10 yaşlarındaki ilkokul öğrencisi yakını çıkarılıp konuşturulsa, daha sonra seçilmiş genç çıksa fincancı katırları ürkütülmezdi. (Not: AKP ve CHP beni kılavuz tutsa işleri rayına girecek ama AKP pek kibirli, CHP de SBF 2. sınıf öğrencisi İrem’den medet umuyor, kendileri bilir işte böyle çuvallarlar).
Peki Çocuk Hakları Derneği ne demek istiyor? Bir defa bu genç 3 yıl önce başlatılan bir proje çerçevesinde kendi okulunu temsilen oraya gelen 80 küsur öğrenci arasından seçilmiş, yani olay Bülent Arınç’ın kafasına göre birini çağırıp mecliste konuşturması değil. Haydi bu dernek medyada görünmek istiyor, mesajı da ancak böyle verebilir diyelim, şu laflara ne diyeceğiz: “21 yaşında olduğunun farkında olmayan”, “Atatürkçü ve laik vatandaşların ve en önemlisi çocukların hayal kırıklığına uğramaması”, “davalının çocuk olup olmadığının tesbitine karar verilmesini” vs.
Bu cümleleri bilmem de diyelim ki çocuğun yaşı tespit edildi (nasıl oluyorsa) gerçekten 21, hatta 23 olduğu kesinleşti, ne olacak? “Hem davalının bizzat kendisi ve hem de önümüzdeki yıllarda kutlayacağımız 23 Nisan etkinliklerinde Atatürkçü ve laik vatandaşların ve en önemlisi çocukların hayal kırıklığına uğramaması bakımından” bunca lüzumsuz girişime ne gerek var?
Bakın ben sorular karşısında bocalayıp dururken Süleyman Demirel konuyu nasıl çözüme kavuşturmuş. Eee, boşuna başköşeye konuk etmiyoruz, kırk yılda bir de anlamlı bir çözüm üretsin. Kendisine “23 Nisan’da çocukların Meclis’e gelmesi adettendir. Bu seneki biraz bıyıkları terlemiş, sakalları uzamış” diyen gazeteciye “Atatürkçü derneklere haber verin hemen dava açsınlar, birileri hayal kırıklığına uğramasın” dememiş şu beyanda bulunmuş:
“Biraz erken büyümüş. Tabii ki çocuğun bir tarifi var. Yaşla tarif ediliyor. Yani yadırganmayacak birisini getirseler daha iyiydi. Gelecek sene öyle yaparlar”
Başka söze gerek var mı?
Popularity: 11% [?]
- Siyaset
- Yorum(3)
- Bu Yazıyı Paylaşın
- PDF olarak kaydedin
Reklamlarda, boru gibi bir erkek sesine ‘Bugun 23 Nisan, nese doluyor insan’ dedirtiklerinde, bende dava acmak dusunmustum.. ama, sonunu iyi bagladiklari icin bir sey yapmadim.
Benzer bir seyi, Bulent Arinc da yapabilir ve ‘egitimimizin eristigi mertebeyi gorun; cocuklar ne de cabuk buyuyor bu sistem sayesinde’ filan diyerek meseleyi tatliya baglayabilirdi…
Boylece o yavrucak da uzulmezdi..
Simdi, isin yok, mahkeme mahmekeme surun.. bir de yoklama kacagi filan oldugu ortaya cikarsa yandi yavrucagin tahsil istikbali..
‘Nalina da mihina da’ prensibi geregi bir sey daha ekleyeyim:
23 Nisan, ‘ogrenci bayrami’ demek midir?
eger oyleyse, ayni kursuye ‘askerlik caginda bir cocuk’ yerine ‘asker uniformasiyla bir cocuk’ de (askeri liselerden) cikabilir miydi..
Ya da, komisyonlardan gecseydi, ‘asker uniformasiyla bir yetiskin’ ogrenci (Harp Akademileri ogrencisi) mesela…
Meclis baskanligi bu konularda Cankaya Noterligi olarak mi gorev yapar?
Bu sene 19 Mayis spor hareketlerini de o nü teyze ve arkadaslari yapacakmis.