Şamar
FST 2 Mayıs 2006
Süleyman Demirel’in başörtüsü çıkışı malum, millet esip gürlerken Babayı savunmak gene bana düşecek gibi görünüyor. (10 kişilik ombudsman kadrosuna dahil olma girişimimle konunun alakası yoktur). Süleyman bey kendi beyanatları üzerine boş boş atıp tutanlara şu cevabı vermiş:
[…] Bugün orta yerdeki polemik şu; kızlar, başı bağlı kızlar üniversitede okuyamıyor. Okuyamıyorsa bu engeli kaldırın. Bu engeli kaldırmak kime düşer? Bugünkü hükümete düşer. Vaatleri de odur. Üç buçuk senedir neredesiniz? Kaldırın bu engeli. Sonra, bu ülkenin çocuklarının dış ülkelerde okuması o kadar da ayıp bir şey değil. Eğer ayıp bir şeyse kendi çocuklarınızı evvela Türkiye’de okutun.
Konuyla ilgili başka yazı yazma hakkımı mahfuz tutarak Babanın okkalı şamarını hatırlatıvereyim dedim.
- Siyaset
- Yorum(29)
- Bu Yazıyı Paylaşın
- PDF olarak kaydedin
Vallahi Demirel’in resmini görünce “Arabistan’a gitsinler” dediğini yazmış olduğunuzu sandım… Sükut-u hayale uğradım doğrusu…
(Bu arada hoşgeldiniz Fethi Bey
)
Ben hayatımda SD kadar iyi bir demagog görmedim.Dün söylediklerine bak bugün söylediklerine.Yuh ki ne yuh.. Ben tevellütümden 15 sene önce bu adam siyasi hayatımızdaymış -Allah gecinden versin :-)- ölüp gidicem hala bu adamın beyanatlarını dinliyorum.Yok mu beni bu kabustan kurtaracak değerli ombudsman adayımız Fethi bey ? Yoksa sizde mi onlardansınız ?
Bu arada aklıma geldi, Metin Bey’in Mustafa Akyol.org’a yazdığı “Mügalata kaça ayrılır ?” başlıklı nefis bir listesi var.SD’nin özelliklerini anlatmakta eksiği var fazlası yok. Metin Bey ağabeyime telif ücretini birşekilde(Bkz.Fethi Bey’in gofretleri:-) ödemek kaydıyla alıntılıyorum:-) :
Bakınız mugalata (safsata) kaça ayrılır:
1. BİÇİMSEL (laf ola torba dola) SAFSATALAR
2. SERBEST SAFSATALAR
2.1. BELİRSİZLİK SAFSATALARI
2.1.1. Cinaslı Safsata
2.1.2. Çok Anlamlılık Safsatası
2.1.3. Vurgulama Safsatası
2.2. KIYASLAMA HATALARI
2.2.1. Özelleştirme Safsatası
2.2.2. Genelleştirme Safsatası
2.3. KATEGORİ HATALARI
2.3.1. Bütünleme Safsatası
2.3.2. İndirgeme Safsatası
2.4. KONUNUN ÖZÜNÜ KAÇIRMA SAFSATALARI
2.4.1. Kısır Döngü Safsatası
2.4.2. Alakasız Sonuç Safsatası
2.4.3. İddiayı Zayıflatma Safsatası
2.4.4. Alakasız Amaç Safsatası
2.4.5. Konuyu Saptırma Safsatası
2.5. SALDIRI SAFSATALARI
2.5.1. Adam Karalama Safsatası
2.5.2. Niteliksel Adam Karalama
2.5.3. “Sen de
ya bu konuya yorum yazmak (ki kendimi mecbur hissettim) için o kadar düşündm ki…aklımdan geçen hiçbir kelime duygularıma tercüman olamıyor. aklıma ilk gelen “aman yeter be adam…sus artık…belamısın nesin?” oldu. Bence bir bilmem neresini açan manken haberi, gazetelerde ve tv de yayınlanan demirel haberlerinden daha değerlidir…bu kadar.
Altina imzami atarim filan demiyorum ama o alintilanan cumleyi ben de soyleyebilirim. Demirel’in susmasi degil, koskoca memlekette bu laflari etmenin nicin ona kaldigini dusunmek gerekiyor. (gerci Mumcu da yakalamis gozukuyor bu noktayi). Fethi beyin samar nitelemesi gayet yerinde bence.
Baska bir haberde haberde AKP icinden Demirel’e Hitler benzetmesi yapildigini da okudum. Eger is bu seviyede laf etmeye donecekse Demirel ilerlemis yasina ragmen bugunkuleri parmaginda oynatir.
Demirel avcıdır ilk lafı ettiğinde beklediği cevap gelirse ki Kasımpaşalı bu çıkışları yapmaya hep teşnedir Demirel şamarı enseye yüze nereye gelirse patlatır şimdi gene AKPlilere tek alternatif bırakmıştır kurt siyasetçi oda susmaktır!
Bugün canım yazı yazmak istemiyor. Nedenini merak eden şuraya bakabilir:
http://www.blogger.com/comment.g?blogID=19088081&postID=114637587616308739
Neyse, konu sabık Sparta Kralı The Salomon olunca yine de susmak olmaz. İyisi mi, kendime telif hakkımı ödeyip, Mustafa Bey’in bloguna yazdığım kısacık yazıyı buraya alıntılayayım. Bakın benim ağzımdan The Sülü Magnificent ne demiş:
Binaenaleyh türban vaaaadı da ben mi örttürmedim?
Bana laikçiler türbanı bahane ediyor dedirtemezsiniz.
İmza: Bir Bilen
Sevgili FST,
Başörtüsü zulmünü yapanların komünistler olmadıkları gerçeği artık gün gibi ortaya çıkmıştır. Bkz:
http://6vr.blogspot.com/2006/04/sn-perinek-fetvay-verdi.html
Ancak TÜRKİYE gazetesi ve TGRT yayımcıları bu Marx-bilimsel gerçeği itiraf edinceye kadar bu zulüm devam edecektir. Kimse kimseyi kandırmasın, top artık İhlas Holding’tedir. Ya ağlara gönderecek, ya da taca atacaktır.
Saygılarımla,
Veysel Aratlıoğlu
Dipnotumu gene unutmuşum. Keyifsizim ya ondan! Hatırlattığın için sağol aziz kardeşim Suat Bey.
Dipnot:
Gofret, milli bir mes’eledir. Unutulamaz, unutturulamaz, unutulması teklif dahi edilemez, böyle bir teşebbüste bulunulması kanun-u esasinin dibacesine de, madde ve bendlerine de aykırı olduğu gibi, kanun-u esasii tağyir, tebdil ve ilga manasına da gelme ihtimali mevcuttur.
“Madem basibaglilari bu kadar dusunuyorsun, ucbucuk senedir niye cozemedin bu isi” diyenler acaba gercekten bu isin cozulmesi( s. Arabistan’a gonderme cozumu degil- bu hanimlara insan haklarinin verilmesi) cozumunu isteyenlermi? Bu sorunun cevabini bulmak icin bu blogda musahede ettigim zeka seviyesine dahi gerek yok.
Dun bu hanimlari S. Arabistan’a gonderen Baba, bu gunu “niye cozemedin” diyorsa bunun tercumesi “bende cozulsun istiyorum” degil “ERKEKSEN COZ DE GOREYIM” dir. Daha acayimmi? Kuvvet ASKER VE SIRTINI ONA YASLAMIS SECKINLER VE BUROKRASININ ELINDEDIR! BILIYORUM UCBUCUK DEGIL 35 SENE HUKUMETTE OLSAN SANA BIRSEY YAPTIRMAYIZ! Ancak boyle “Yalanci pehlivan gibi” bana kukrersinbirazda ‘kizim sana soyluyorum gelinim sen anla’ misali serzeniste bulunabilirsin diyor Demirel. Cingoz Recai’nin derdi GENE (benim yasimda olanlar bu GENE’yi cok iyi anlarlar) milleti katrilyonlaraca SEVEN kardesler, yegenler dostlar. Burda kullandigi starateji su: Askere yaranarak gene kendime bir rol cikarabilirim’ bu skilde hem kardes, Yiyen (pardon yegen), aile resmimdekileri kurtaririm hemde gene Turkiye benim kilavuzlugumda eski gunlere doner. En azindan Erdogan Hukumeti “yaw bu adam basimiza is acabilir; su TMSF uzerine gitmese” der.
Bir diger nokta ise simdilerde “bizde cozulsun istiyoruz” diyen laikcilerin istedikleri “NIHAI COZUM” un, Hitler’inkinde farkli olsada Sharon’un Filistinliler icin dusundugunden cok farkli olmadigi. Onlarda Demirel gibi “nanna nananaana, erkeksen coz” diyorlar. Hemde gene bagci dovmek saiki ile magdur kitleye “bakin bizde cozum istiyoruz; naapiyim siz getirdiniz bunlari; mevzuyu siyasi rant yapiyor cozmuyor” diyerek bir tasta iki kus vurmaya calisiyirlar akillarisira. Magdur kitlenin degerlerinin yeminli dusmani bu zevat ayni zamanda onlarin zekalarina hakaret ediyor.
Benim derdim burda Ak-Parti Kara parti bilmem ne parti savunuculugu yapnmk degil. Hukumeti bu askeri vesayete karsi cesur tavir almadigi icin defalarca elestirmis biriyim. Fakat el insaf! Mars’tan gelmis olanlar dahi sucu sadece Semdinli Iddianamesi hazirlamak olan cumhuriyet savcisi Sarikaya’ya yapilani gorup “GERCEK GUC” un kim olduguna karar verebilir. Bu durumda “hukumetsin cozssene” diyenlerin bunu cehaletten soylediklerini dusunebilirmiyiz? Daha on gunu once duvarinda “Hakimiyet Kayitsiz Sartsiz Milletindir” yazan TBMM’nin kurulus yildonumunde bu ibarenin manasini hatirlatan meclis baskanini BUlendinecad ilan eden CHP’nin agir topu Ali Topuz, ve ertesi gun ayni mesaji tekrarlayan bu “sosyal demokrat halkici” partinin baskani idi. He hafta yeni bir darbe cagrisi ile ortaya cikanlar “niye cozemedin” diyorlarsa siz onu “erkeksen coz; Menderes’i, Erbakan’i hatirla” okuyun.
Demirel 101 icin Metin Bey’in tasnifinin cok yararli olacagini dusunuyorum.
Bekir L. Yildirim
” ‘Yapmacık Çoban Sülü’sün’
Türbanlılar Arabistan’a gitsin” diyen Demirel, tüm muhafazakarların tepkisini çekti. Demirel’i ilk keşfedip ağır bir şiir yazan ise Necip Fazıl olmuş. İşte o şiir… ”
Kaynak: http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=17121
Süleymanname
Sen gül diyarının yapma gülüsün!
Aynı yapmacıkla Çoban Sülü’sün!
Yoktur izlediğin bir dava yolu;
Bir bu yan, bir şu yan, büküntülüsün!
Türk’e zıt sermaye merkezlerinden,
Bir zikzaklı yolda hep, güdülüsün!
Milli yekparelik gelmez işine;
Bu yüzden parçalı, bölüntülüsün 1
Ve devlete mason biraderlerin
Tam da maslahata denk ödülüsün!
Ne sır sendeki bedava oluş!
Problemler içinde en müşkülüsün!
Fikir dağlar boyu kocaman kitap;
Sen de o kocaman kitabın bir virgülüsün!
Böyleyken ustasın gözbağcılıkta;
Cüceler sirkinin baş Herkülüsün!
Gözyaşı ve çığlık vatanında sen,
Hüzün bahçesinin şen bülbülüsün!
Büzülmüş susarken mahzun hakikat,
Davuldan ziyade gümbürtülüsün!
Teokratik rejim olmaz deyip de,
Peşinden müslüman görüntülüsün!
Kolera, vergiler, zamlar, enflasyon;
Bir felaketsin ki, binbir türlüsün!
Gelirsiz giderli bütçelerinle,
Her yıl, milyar milyar köpürtülüsün!
Okka okka vicdan satıl alırsın;
Topuzu altından oy baskülüsün!
Bir gökdelen sanır seni gören göz;
Bilmez ki, temelden çöküntülüsün!
Büyük Kongre, dikiş tutturduğun yer;
Meclise gelince söküntülüsün!
Bağlısın hak bilmez yeminlilere;
Hakkı bilenlerden çözüntülüsün!
Üçbuçuk mebusa kaldı diye fark,
Kimbilir, ne kadar üzüntülüsün!
Millet gökten adam dilensin, dursun!
Ümit fakirinin keşkülüsün!
Kuzum, senin neren Anadolludur?
Türk’ e Amerikan püskürtülüsün!
Farkın şu ki, eski Başbakanlardan,
Sen o belaların son püskülüsün!
(1971)Necip Fazıl Kısakürek
Yine ayni hikaye..
Hay, benim vezinden de kafiyeden bihaber, fakat her 2 kisisinden 3unun kendini sair sanan milletim….
Misralar 6 + 5 olmasi lazim ama tutmayanlar var. NFK hece veznini bu kadar acemice bozmus olamaz –aktaran yanlis aktarmis.
Dogru yazilmis halir bu linkte gorulebilir: http://www.delikanforum.net/showthread.php?t=5174
Süleyman Demirel ilk kez benim annem doğmadan 1 yıl önce siyasete girmiş, annem 2 yaşındayken de başbakan olmuş. Ve 1999′da Cumhurbaşkanlığından ayrıldı. yaklaşık 50 senelik bir süreç. Diyebiliriz ki şimdi Erdoğan’a çöz dediği problemin baş mimalarından birisidir ve eğer bu sorun çözülecekse eline bu sorunu çözmek için en çok fırsat geçen kişidir. Şimdi, üç buçuk senedir iktidarda olan bir patiye hadi o zaman çöz demekte de kanaatimce yanlıştır. Kaldı ki kendisi de RTE de bu sorunu çözebilecek tıyniyette değildirler, binaenaleyh çözmemişlerdir, çözemeyeceklerdir; bilakis daha da bağlayacak, işlere daha sarpa sardıracaklardır. Saygılarımla.
Biraz evvelki yorumumda tıyniyet olarak yazdığım kelimenin aslı TDK’ya göre “tıynet” imiş, düzeltir, özür dilerim.
“Ben de […] yaşındayken” diyordum az kalsın, ossaat sevgili dostum Muzmin Anonim Bey yaşımı öğrenmiş olacaktı. Tongaya basıyordum sizin yüzünüzden sayın Denememeler! Bi daa böyle yapmayın reca ederim. (”Ha???” dediğinizi duyar gibiyim! Boşverin, The Sülü de ciddi mes’ele değil zaten.)
Biri kasımpaşalıya ilmi siyaset dersi vermelidir etrafına toplanan danışman vs her kim ise yeri geldiğinde her üreyen ite taş atılmamasını veya her doğruyu her zaman söylememesi gerektiğini söz gümüşse sükutun altın olabileceğini veya aksi durumların da olup bazen de sükutun teneke sözün altın olabildiğini anlatmalıdır. Yıllar evvel olimpiyatlarda güreşçilerimiz çangal oyununu yeni kullandıkları zaman ayaklarını uzatıyorlar ve bunu görüp hamleyi yapan rakiplerini kolayca çangala alıp tuş ediyorlarmış . Rakip antrenörlerin oyunu çözmesi birkaç yıllarını almış tabi bu arada bizim güreşçilerde madalyaları toplamış durmuş. Bir zaman sonra minderde bizimkiler gene bacaklarını boşa uzattıklarında rakipleri biz almayalım dercesine elleri ile yok yok işareti yapmışlar. Ve çangal efsanesi de sona ermiş. Eğer siyasetçi de feraset yoksa danışmanın da olmalıdır yok danışmanda da yoksa ağlayıp sızlanmanın ona buna çatmanın kapalı kapı arkasında başka konuşup başbakanlık kapısında paşa kucaklamanın bir anlamı olmadığını 28 şubatta anlamış olmaları lazım.Eğer bu son 3 ayda önlerine uzatılan çangalı gene yutacaklarsa bilsinler ki minder adı unutulmuş yiğit dolu…
Taha Kıvançtan alıntıdır..
Türk siyasî hayatının son yarım asrında damgası bulunan kurt politikacının “Arabistan’a gitsinler” lâfını bir gaflet ânında ağzından kaçırdığına inanır mısınız? Hesaplı-kitaplı bir çıkışsa yaptığı, o sözlerin ülke genelinde tepkilere yol açacağını, kendisini iktidar partisi sözcülerinin eleştiri oklarına hedef yapacağını bilmez mi? Elbette bilir.
Bu konuyu durduk yere kaşımıyor Süleyman Demirel, bilerek isteyerek ve belli bir sonuç almayı umarak bunu yapıyor. Üzerinde düşünülmesi gereken soru şu: “Neden yapıyor, hangi sonucu almayı umuyor?” Ak Parti lider ve sözcülerinin, eğer Demirel’e cevap vermeleri şartsa, bu soru üzerinde düşündükten sonra mikrofon önüne çıkmalarını tavsiye ederim.
Hayli zamandır başlayan ve zamanlama açısından artık son iki-üç ayına girilen yeni sürecin nihâî hedefi, Türkiye’yi gelecek mayıs ayından önce seçime götürmektir; yeni cumhurbaşkanını yeni Meclis’e seçtirmek üzere… Bunu sağlamanın bir yolu olarak Ak Parti üzerinde oynanıyor. İçini karıştırıp çatırdatmak, bu başarılamazsa baskılarla nefesini keserek seçimi bir ‘kurtuluş simidi’ haline getirmek… Bunu gerçekleştirmenin yöntemleri deneniyor bir süredir… Ak Parti’yi tek maddelik, bütün derdi ‘türbana özgürlük’ olan bir siyasî kuruluş gibi göstermek ve Abdullah Öcalan’ı affettirmeye çalıştığını ileri sürmek bunun en kestirme yolu… Süleyman Demirel’in çıkışı ile Deniz Baykal’ın hırçınlığı yalnız eşzamanlı değil, eşhedefli de…
Bu kadar açık bir tuzağa düşerse iktidar partisi, yazıklar olsun…
Düzeltme!
Doğrusu Taha Kıvançın isim babası Fehmi Koru olacaktır.
Sevgili Fethi Bey,
The Sülü Bey, Mustafa Bey’in blogunda size bir cevap yazmış. Haberiniz olsun diye buraya da aktarıyorum:
Muhterem Fethi Bey gardaşım, benim Fethi Bey’im, benim işçim, benim köylüm,
Türkiye böyle bir beyanı kaldıracak durumda değildir. Memlekette takdim yazısı vaadı da biz mi yazmadık! Üs yok, takdim yazısı var. Metin Bey’lerde çare tükenmez. Açım diyene takdim yazısı yaz diyemezsiniz. Bana Metin Bey takdim yazısı yazamıyor dedirtemezsiniz. Elektriğin gomonisti, Metin Bey’in takdim yazısı yazamayanı olur mu? Metin Bey bazen rutinin dışına çıkabilir. Takdim yazısı tartışması kadar bu blogistanda havanda su dövülen başka bir konu yoktur. Bloglar takdim yazısı yazmakla aşınmaz. Kim bir takdim yazısı yazıyorsa Metin Bey beş fazlasını yazar. Bundan sonra bizim yanımızda durur, karşımızdakilere takdim yazısı yazar. Yazmadıysa yazmamış demektir, neresini sıksaydım? Böyle birşeyi benden umar mısınız Fethi Bey gardaşım? Türkiye’de böyle bir takdim yazısı var mı? Varsa iddia edildiği gibi suiniyetle mi yazılmıştır? Kim yazmıştır? Kim tape etmektedir? Moderatörler ne yapıyor? Hökümetin başını Metin Bey’in neden takdim yazısı yazmadığı iddiasını ispata davet ediyorum. Edemezse namerttir! Blog yorumcuları emekli olmaz. Gerekirse meydanlara, o da olmazsa bloglara inerim. Bunun icabı vardır veya yoktur bu ayrı bir mesele, icabı yoksa fuzuli bir şey yapılmış olmaz yine de, icabı varsa takdim yazısı fevkalade bir şeydir. Bu önemli bir iştir, binaenaleyh takdim yazısı yazmak yapmak takla atmaya benzemez. Pırlanta büyük, takdim yazısı yapamıyorsunuz; ama pırlanta olduğu için kaldırıma da koyamıyorsunuz. Güçlü takdim yazısını güreşe mi göndereceksiniz? Sorunun yanlış sorulması, cevabı yanlış kılar. Deniyor ki, araştıralım. O zaman herşeyi araştıralım, yarın güneş doğacak mı diye araştıralım. Dün dündür, bugün bugündür. Yarının icabına yarın bakarız. Birşey olduysa olmuş demektir. Ben bu yanlıştır demem, doğru da demem! Gap’ı da, Metin Bey’i de gaptırmam. Son beş yıldır bu blogların ne içindeyim, ne dışındayım, odamdan izliyorum. Binaenaleyh blogistanın altı çürüktür, interinetin altı çürüktür diye bırakıp gidecek değiliz, bununla yaşamasını öğrenicez; devletimiz ortadadır, güçlüdür. Benim halkım böyle yorumların üstüne bir bardak temiz soğuk su bulup içmemeli miydi? Benim halkım böyle yorumların üstüne bir bardak temiz soğuk su, su yoksa fiski bulup içmeliydi. Büyük blog yorumcularının geri vitesi yoktur. Mustafa Bey’in ID politikasından, Kürt meselesi politikasından, laiklik politikasından, İK politikasından uzun uzun konuşalım; bugün Avrupa Birliği müzakere masasındaysak bunların sayesindedir. Derin yorum, normal yorumun raydan çıkmış halidir. Mustafa Bey ve Metin Bey vardır, halk da vardır, olması da doğaldır. Bizim blogda ayrı gayrı yoktur. Altı yorumcuyuz: Muzmin Anonim, Bekir, Nuri, Suat, Metin ve ben. Altımızın yazdığı ortaktır. Hepsi bir çanakta toplanır. Herkes ihtiyacına göre çanaktan yazar. Mustafa Bey’in blogu kaypak bir zemindedir, altı oyulmuştur. 7 kere gittik 8 kere geldik, her geldiğimizde gönderdiler bi daha geldik, binaenaleyh doyamadık takdim yazısı yazmaya. Mustafa Bey’in blogu bir Yunan gölü değildir, Mustafa Bey’in blogu bir Türk gölü de değildir, Mustafa Bey’in blogu bir göl değildir. Blogistanı biz hiç beğenmiyoruz, ama 75 yılda neler yapılmış neler! Bizim korkumuz, biz üniter bir bloguz, acaba üniter bloga zarar gelir mi diye biz link sistemini düşünemiyoruz. Link sistemini düşünemediğimiz için de moderatörlüğe saplanmışız. (Fethi Bey gardaşım, hani senin benin, şuralarda bi yerlerde olacaktı?)
Türbanlılar takdim yazısını burada okuyamıyorlarsa Arabistan bloglarında okusun! Vaaa mı bunun başka izah taaazı?!
“Bu önemli bir iştir, binaenaleyh takdim yazısı yazmak yapmak takla atmaya benzemez.” cümlesinde “yapmak” kelimesini ben uydurmuşum. Rahşanella affetsin beni!
Yaw The Sülü beni çarpacak şimdi, son cümlesini atlamışım:
“Gendim için birşey istiyorsam namerdim Fethi Bey gardaşım!”
Metin Bey,
Binaenaleyh blogcular ve yorum yazanlar bir millet değildir. Bir halktır. Abesle iştigal etmek icabediyorsa, edilecektir. Mustafa Beyin blogu blogdur da, burası ne logdur? Netce itibariyle yazınıza ana sayfada yer verilmezse ayıp edilmiş olacaktır. Kimse bana Metin beyin emekleri boşa çıkacak dedirtemez.
Fethi Bey gardaşım,
Netice itibariyle Metin Bey’in benim adıma yazmış olduğu takdim yazısının her satırının altına imzamı atarım. Gısganmayın, sizin de istikbalde bir gün takdim yazınız olur, easasen zatıaliniz abesle iştigal etmektedir. Nerde bu hökümatın başı, nerde bu devlet? Kendilerini istifaya davet ediyorum, bulsunlar 226′yı düşürsünler!
Şapgamı alıp gitmemi isteyenler felaket tellallığı yapmaktadırlar.
Biz Milliyetçi Cephe’yi niçün gurduk? Milli gofret mes’elesinin halli içün. GAP nasıl benim eserimse, gofret de benim eserimdir. Bana boşuna mı Barajlar Kralı Morrison diyorlar! Gofret mes’elmesini çözmeden şurdan şuraya adım atmam. Attırırız diyorsanız o sizin bileceğiniz iştir. Binaenaleyh Ferruh yanlış yapmıştır. Goalisyonlarla bu memleket idare edilemez dedik, aziz milletime annatamadık. Fevkalade mühim bir mes’ele olan gofret mes’elesini bizi iktidara tek başına getirirseniz çözme taahhüdümde ısrarlıyım. Benim memurum işini bilir. (Müsteşar Turgut, aradan çık!)
Bu vesileyle, DOLAKSIZOĞULLAR’IN SÜLEYMAN SAMİ GÜNDOĞDU Beyefendi “Baba”‘ya, değil bizi, torunumuzun torununu mezara gömecek kadar ömür dilerim.
…Diyecem de, dedikten sonra biri sevabına Mazhar Osman’da bana bir yer ayırtıversin gari.
Sevgili Metin Bey Dostum,
Atilla Yayla’ya yazdigim e-postada Sparta Krali Solomon the Magnificent uzerine tez calismalari yapilmasi dusuncesini destekledigimi, hatta dahada ileri giderek Demireloloji (siyaset adami nasil olmamali)diye ders/arastirma ‘da teklif etmistim. Eminim simdi Gazi Universitesi yonetim kurulu haril haril teklifimi gorusuyordur. Sizin enfes mizahiniz bana bu adamin bizi kirk yildir gulme gazi cinsinden guldurdugunu dusundurdu. Bu saatten sonra millette onu ayni tarzda guldursun demenin bile bir anlami kalmaadi.
Bu vesile ile Safsatalar kitabina takdim yaziniz, Fethi Bey tarafindan yetersiz bulunursa, -ki ben bulunur demedim, bulunmazda demedim, benim bulunur veya bulunmam demem…yok yok olmadi dedimya “not my forte”- bir iki raw data piece’i ilave edeyim. Sizde benim gibi 70′lerde diger bir yiyen Yahya, I (bu Demirel’in yegenleri neden Yahya olur bu da arastirilmalidir kanimca) mobilya diye sunta yuklu gemileri gondererek 5 sente muhtac devletten bilmem kac milyon $$$$ istifade etmisti. Gene bu Baba Yahya II icin dostu Haydar Ailyev’e “tanirim iyi cocuktur; sizinkide Turk mali , yesin cocuk nolacak” mektubu yazmisti. Ve tabiiki aile resmindekiler. Ha birde “his own lexigographer” in “derin devlet” (varsa- var demedim, yokta demedim..) tanimi.
Dedimya bunlar ham bilgi. Belki sizin yazilim’inizda new and extended takdim yazisina donusebilir. Ilk takdinm yazinizdan beri koprulerin altindan cook sular gecti. O dundu; dun dundur bugun bugundur.
Yaw muhterem gardaşım Bekir Bey,
Pişmiş aşa su gatmanın manası var mı şimdi, dur hele bir, ortalık kızışmışken, ben uzatmalarda 5+5′in devamı gelsin diye uğraşıp didinirken, Yahya’nın mahyanın sırası mı? Binaenaleyh sus, susmazsan sıra sana gelecek! Haydar’ı yakinen tanırım, iyi çocuktu. N’apalım yani gardaşım, Cenabıhak bu fani dünyadan herkesin bir gün göçüp gideceğini buyurmamış mıdır -ben hariç?
AK Parti’de, son bir haftadaki gelişmelerin rahatsızlığı hakim. Bunun nedeni, “ikinci düğmeye de basıldı” inancı…
Partinin etkin isminin benzetmesi de durumu özetlemeye yetiyor:
“Kaygan virajda, taktik hata yapıp mayına bastık…”
Mayın olarak nitelendirdiği, 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in “türbanlı öğrenciler Arabistan’da okusun” çıkışı…
“Taktik hatanın” gerekçesi de şöyle izah ediliyor:
“Demirel’in ‘Arabistan’a gitsinler’ sözünü boşluk görüp, kündeye getirmek için daldık. Ama karşımızda, siyasi muhatabımız olmayan polemik ustasının bulunduğunu unuttuk…”
Bu tespitten sonra sorular sıralanıyor:
“Demirel’e yanıtı Erdoğan mı vermeliydi?..” “Demirel’e muhatap olarak Genel Başkan yardımcılarından biri çıkarılamaz mıydı?”
Muharrem Sarıkaya Sabah