“Daha Anlaşılır Hale Getirildiğini…”

FST 3 Mayıs 2006

uydurma.jpgDemirel fırtınasının dineceği yok, arada gözden kaçabilecek ilginçlikler olabiliyor, dikkat etmek gerek. Misal, geçenlerde Atatürkçü Düşünce Derneğinin bir konferansında İsmet Görgülü isimli bir doçent konuşma yapmış, yanında da resimde görülen afiş asılıymış. Afişteki yazıda “Cumhuriyet düşünsel, bilimsel, tensel, güçlü ve yüksek kişilikli korumacılar ister-K. Atatürk” deniyor. Haberde tuhaf yerler gözüme çarptı:

Atatürk’ün 1924 yılında öğretmenlere hitaben söylediği bu sözün aslının, “Cumhuriyet fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek seciyeli muhafızlar ister.” olduğunu savunan vatandaşlar, derneğin Atatürk’ün sözlerini değiştirmesini eleştirdi. Konferansta konuşma yapan Doç. Dr. Görgülü ise Atatürk’ün sözlerinin çarpıtılmadığını, sadece kelimelerin değiştirildiğini kabul ederek sözün doğrusunun, “Cumhuriyet fikri, ilmi, maneviyatlı ve yüksek karakterli muhafızlar ister.” olduğunu söyledi.

Konunun eleştirilmesi üzerine ADD Marmaris Şube Başkanı Cemalettin Efecan ve Yönetim Kurulu üyeleri, sözlerin çarpıtılmadığını, sadece daha anlaşılır hale getirildiğini ve günümüz Türkçesine uyarlandığını savundu. Efecan, cümledeki “tensel” kelimesinin yanlış yazıldığını, doğrusunun “tinsel” olacağını belirtti.

“…olduğunu savunan vatandaşlar” deniyor, her kim ise bunlar hakikaten uyanıkmış. Yalnız doçent ile vatandaşın Ata’ya atfettikleri söz biraz farklılaşmış. Vatandaş versiyonunda ilim ve fen varken, maneviyattan söz edilmiyor. Doçent versiyonunda ise ilim ve fennin yerini “fikri, ilmi” almış bir de maneviyatlı denmiş. Bu versiyonun imlası da bozuk. “Fikri, ilmi, maneviyatlı” denmiş. “Fikirli, ilimli, maneviyatlı�? olsa belki diyeceğim ama Atatürk böyle bir söz söylemiş olamaz. Öte yandan, birini söyleyen doçent, yani “bilim konuşuyor”. Ayak takımının iddiasına tercih etmemiz “ilim ve fennin” icabıdır.

Aslında aynı imla bozukluğu ADD şube başkanının ifadesiyle “sadece daha anlaşılır hale getirilen�? vecize için de geçerli. Mesela “Cumhuriyet düşünsel, bilimsel, tensel (tinsel)… korumacılar ister” ifadesindeki düşüklükler bir yana, “düşünsel korumacı” nedir sorusu akla gelebiliyor. Elbette aynı şeyi “bilimsel korumacı” için söyleyemeyeceğim, son yıllardaki gelişmelere göre gayet uygun bir ifade olmuş.

Peki bu ifade için daha “anlaşılır” denebilir mi? Vatandaş versiyonunda “seciye” kelimesi belki günlük konuşmada sıkıntı yaratabilirken, doçent versiyonunda ortalama olarak herkesin anlayabileceği kelimeler yer alıyor. Ya Atatürkçü derneğin sadeleştirip anlaşılır hale getirdiği, üstelik bir de yanlış yazdığı ifadedeki “tinsel” kelimesine ne diyelim? Seciye cümlenin gidişatından çıkarılabilir ama tinsel (tensel haline dönüşmese dahi) çağdaşlıktan nasibini almamış olanları bir hayli zorlayabilir. Bir de “günümüz Türkçesi” lafı geçiyor, “dünümüz Türkçesinde” ciddi bir problem var demek ki günümüz Türkçesi icat edilme ihtiyacı hasıl olmuş.

Anladığım kadarıyla –en azından bu örnek için- ADD mensupları Atatürk’ün söylediğini hem anlayabilecek hem de doğrusunu yazabilecek yetenekten bayağı uzak şahıslar. Baksanıza içinde anlaşılmayacak tek kelime olmayan bir vecizeyi sadeleştirelim derken bir alay çam devirmişler. Üstelik işin içine koca bir doçenti de karıştırıp ele güne mahcup etmişler. Yalnız Cumhuriyet gibi düpedüz Arapça bir kelime neden anlaşılır hale getirilmemiş onu çözemedim. Lafı uzatmadan, geçen sefer bir başka konuda olduğu gibi bu yazıyı da A. Karakoç’tan bir şiirle bağlayayım.

Yoğurtlu Turşu

Toplum ağacında ham betiklerin
Buruk lezzetinden tatmayan bilmez
Düşsel anıların, kör yitiklerin
Küflü gölgesinde yatmayan bilmez

Şişerken mutluluk salatasından;
Usumuz döküldü ayran tasından
Tutuk sevilerin üç ortasından
Havucu çorbaya katmayan bilmez

Ulusal sevinge söylevleri hiç
Yaşamlar hörgüçlü, koşullar tüm piç
Yığınla sözcükten çıkmaz bir kerpiç
Yılanı koynunda tutmayan bilmez

Çabalar armutça düşerken daldan
Yapıtlar dumanca tüttü kavaldan
İki kez, dört sanı, altı çuvaldan
Bir giz var kargaca ötmeyen bilmez

Özgürlük evrende koşturur atı
Bir ettik yoğunu, yalını, saltı;
Yeni tilciklerin yediği haltı
Yır denen kazıktan yutmayan bilmez

A. Karakoç

9 Yorum

  1. Muzmin Anonim - 03 May 2006 - 9:17 pm

    Google’da (Turkce siteleri) aratinca:

    ‘tinsel’: 32,000
    ‘bedenen’: 59,000

    Goruldugu gibi, ‘tinsel’ciler 2-1 maglup.

    ‘tinsel’mis.. koku de suradan gelir:

    Tin tin
    Tini mini hanim..
    Neler istiyor canim…

  2. Bulent Murtezaoglu - 03 May 2006 - 9:39 pm

    Hmm, Language Log‘da yazzanlar da bu google’dan saydirma metodunu kullaniyor arada sirada. Bazen yanlisin dogrudan fazla ciktigi ve ‘yetkili’lerin madem oyle bu ‘yanlis’ hali de sozluge girsin dedikleri de oluyor.

  3. izlenimler - 03 May 2006 - 9:46 pm

    Ben de şöyle bir arama yaptım

    tinsel: 32.900
    ruhsal: 814.000
    manevi: 1.290.000

    seciye: 811
    kişilikli: 44.600

    Tin ile ilgili benim de aklıma da tini mini hanım gelmişti, tabii Rin Tin Tini de unutmamak lazım.

  4. Muzmin Anonim - 03 May 2006 - 10:34 pm

    Yoğurtlu Turşu

    Yok, kardesim yok; olcude cikmiyorsa, isiminde hata cikiyor..

    ‘Recelli Tursu’ olmasi gerekirdi
    :-)

  5. metin-thePoor - 04 May 2006 - 10:50 am

    İsmimi derhal Meruh’a çevirmem lazım!

    Bi de o kadar küfrediyom enhakikihasöztürkçeci beylere “bayan”lara yani…

  6. metin-thePoor - 04 May 2006 - 5:47 pm

    Sevgili Fethi Bey,

    “Cumhuriyet düşünsel, bilimsel, tensel, güçlü ve yüksek kişilikli korumacılar ister”miş ya hani, bakınız nasıl da tensel tensel korunmuş. Bizim mesleki bloglardan birinden naklen, Şekil A:

    Sabah Sabah Seda Sayan
    02/05/2006 Sabahı

    Programın konuğu Banu Alkan’ın uzatmalı sevgilisi, kabak tadı veren Murat Taşdemir’dir. Muhabbetin ana başlığı “Banu Alkan horluyor” olmasına rağmen Murat Taşdemir’in ani bir açıklaması, stüdyodaki konukları ve televizyon başındaki seyircileri hayretlere düşürür.

    Seda Sayan: Anam herkes horlar, şöle bi dürtüvereydin sağa sola doğru, susardı kadıncağız.
    Murat Taşdemir: Nereye dürtüyorsun Seda hanım, Banu hanım huylanır. Mesela uyurken omzuna ya da biraz daha aşağısına dokun, hemen uyanır ve kızar.
    Seda Sayan: Aaaa siz nasıl şey ediyordunuz?
    Murat Taşdemir: Ben 11 senedir Banu Alkan’nın göğüslerini hiç ellemedim, biliyor musunuz?
    Seda Sayan: Yok canım, hiç mi mıncıklamadın?
    Murat Taşdemir: Yok valla, bozulurum diye elletmedi yıllardır. Elletmez de…
    Seda Sayan: Oyyy oyy yazık be anam sana.

    Stüdyoda bir uğultu oluşur.

    Seda Sayan: Adam da haklı bea, nasıl aldatmasın Banu Alkan’ı?
    Murat Taşdemir: Yaa anlayın yıllardır neler çektiğimi…

    Seda Sayan diğer konuğunu davet eder. O da Banu Alkan’ın “can dostu” Ferhat Güzel’dir.

    Seda Sayan: Ya görüyon mu Ferhat, Murat neler çekmiş? Bu arada siz birlikte Ünlüler Çiftliği’ndeydiniz Banu ile, hiç horladığını duydun mu?
    Ferhat Güzel: Yoh valla, ben duymadım.
    Murat Taşdemir: Nasıl duysun, dışarıda yattı hep, güvenliğe Allah sabır vermiş de uyumuş Banu…
    Ferhat Güzel: Yau sen onu bırak da, hiç mi elleşmedin Banu hanımla!
    Murat Taşdemir: Yok dedim ya, yaaaa… Elletmedi hiç.
    Seda Sayan: Sen ne yapardın Ferhat?
    Ferhat Güzel: Yani olaya başlarken elletmez, okşatmaz olabilir. Ama olay bir yerde kopar eninde sonunda, ondan sonra Allah ne verdiyse dalarsın mevzuya. Hatırlamazsın zaten, neresini okşadığını…
    Seda Sayan: Tamam Ferhatçım biz senden bir şarkı alalım hemen. Mikrofon nerede mikrofon!!!!!!

  7. Tercüman - 16 Oca 2008 - 10:43 pm

    Bu arı-duru-Türkçe’cilerin hangi sosyo-ekonomik sınıfın hizmetinde oldukları “kahir ekseriyet” sözcüğüne buldukları “ezici çoğunluk” karşılığından yeterince anlaşılmıyor mu? “Ezici” elbette birilerini ezen kişi demektir. Mesela “ezilenler”i ezen.. “Kahir” ise “kahhar”, “kahretmek” gibi sözcüklerle aynı köktendir. “Ekseriyet” sözcüğü de “kitleleri, yığınları” çağrıştırmaktadır. Hal böyle olunca, “kahir ekseriyet” terkibi “beklenen gün” geldiğinde o malum …izm’i kahredecek olan kitleler, yığınlar anlamına kesinlikle gelir. Bu nefis terkibi güzel Türkçe’mizden tardetmek “devrimcilik” umdesine aykırıdır!

  8. FST - 16 Oca 2008 - 11:02 pm

    Mütercim dost, bu yazıyı yeniden hatırlattın, sağol.

  9. Uçan Top - İzlenimler - 06 May 2008 - 10:08 pm

    […] de şiir aktaralım eski yazılardan, tam […]

Geri bildirim | Yorumlar için RSS

Yorum yapın

Kapat
E-posta ile paylaş