İki Yazı

FST 17 Mayıs 2006

A. Turan Alkan’ın Zaman gazetesindeki yazısını tavsiye ederim. Örneğin ben meselâ!. Engin Ardıç da Türkiye’nin tanıtımına değinmiş. Bir iki paragraf aktarıyorum:

[…] Neyini tanıtacaksın, çirkin şehirlerini mi, milyonlarca kara lumpenini mi? Eğitimini mi, sağlığını mı, trafiğini mi, demokrasini mi yoksa?

Sağcısı da solcusu da hiç ağzını açmasın, ellili yılların sonlarında İspanya kendini kurtaracak o amansız turizm patlamasına yöneldiğinde, bizim eşekler birbirlerini yemekle iştigal ediyorlardı…

Sonra döndüler, ağız birliğiyle, o güne kadar Türkiye’nin bir Rodos adası kadar bile etmeyen yatak kapasitesini gerçekten patlatan adama, Turgut Özal’a küfür ettiler!

Popularity: 10% [?]

10 Yorum

  1. Muzmin Anonim - 17 May 2006 - 4:05 pm

    Allah razi olsun Kemal ve Resat beylerden, Paris Komunu ayaklanmasi sirasinda orada olduklari icin. Her ne kadar ve buyuk bir ihtimalle ‘nerde lan beni bu hayhuyun arasina iten o i***!’ demis olsalar bile; hamamin namusuna muspet katkilari olmustur.

    Ispanya Ic Savasinda varlik gosteremeyisimiz gercek bir yuzkarasidir. Gercekten. Afganistan ve Irak’ta bu durumu telafi etmek isteyenler de –nasil oluyorsa– ayni sekilde birer yuzkarasidir.

    Alkan’in yazisini da begendim –samimiyim. Tenasul uzvunu bir kalem gibi (yoksa tersi miydi) saga sola sallayan birisini accik sallamanin kotu bir tarafi olamaz. Yok da. Ama, belki de hic sallamamaliydi.

  2. metin-thePoor - 17 May 2006 - 6:28 pm

    Bu konuda 846.357 vuruşluk bir NESİR hazırlamaktayım. İçi fikir ve duygularla dolup taşacak; ancak ölçü ve uyak bahis konusu olmayacaktır. Bu nedenle işimden de istifa etmiş bulunmaktayım. Sakin kafayla, rahat rahat yazabilmek ve yazarken de ortalığı batırma kaygısı olmaksızın keyifli keyifli çekirdek çitleyebilmek için eşimden de boşanmayı kafama koydum. Velet isterse annesinde kalabilir. Üç yıl sekiz ay yirmi gün sonra makalemi www.izlenimler.com adresinde neşredeceğim.

    Tümü sayın Mazoş(/h)ist Anonim’e ve yalnızca “NESİR” kısmı kıymetli dostum Muzmin Anonim Bey’e duyurulur.

  3. Muzmin Anonim - 17 May 2006 - 7:05 pm

    Bu konuda 846.357 vuruşluk bir NESİR hazırlamaktayım. İçi fikir ve duygularla dolup taşacak; ancak ölçü ve uyak bahis konusu olmayacaktır.

    846,357 konusunda benim degil de, eminim Izlenimler’in diyecekleri olacaktir. Bana, sanki, ‘okunabilirlik olcu’su acisindan biraz uzun bulunabilir gibi geldi. Bu sadece bir tahmin; kendi acimdan, boyle dunyevi kisitlara uymuslugum pek de vaki degildir.

    Bu nedenle işimden de istifa etmiş bulunmaktayım.

    Ciddiyseniz, buna –sizin uzuldugunuz kadar– uzuldugumu bilmenizi isterim.

    Sakin kafayla, rahat rahat yazabilmek ve yazarken de ortalığı batırma kaygısı olmaksızın keyifli keyifli çekirdek çitleyebilmek için eşimden de boşanmayı kafama koydum. Velet isterse annesinde kalabilir.

    A. Yok daha neler!!! Kalem erbabi olmak icin evlad u ayalden vazgecmek? Bunu kabul edemeyiz.

    Yanlis orneklere kapilip kotu yollara dusmekten hic bir farki olmadigi gibi, buna eser miktarda etkisi olan birisi olsam bile vebalinin altindan kalkamam.

    Izlenimler’den, bir yuvanin dagilmasina mani olmasi amaciyla, ‘Serbest Kursu’ basligi acmasini; ve bunun altinda –tipki benim sitemde basarili sekilde yaptigimiz uzere– akla gelen her seyin, nesir ya da nazim, ifadesine imkan tanimasini istirham etmek zamani gelmistir.

    Üç yıl sekiz ay yirmi gün sonra makalemi www.izlenimler.com adresinde neşredeceğim.

    Sabirsizlikla bekliyoruz. ‘Sabirsiz’ anahrar kelimedir. :-)

    Tümü sayın Mazoş(/h)ist Anonim’e ve yalnızca “NESİR

  4. metin-thePoor - 17 May 2006 - 7:27 pm

    “Izlenimler’den, bir yuvanin dagilmasina mani olmasi amaciyla, ‘Serbest Kursu’ basligi acmasini; ve bunun altinda –tipki benim sitemde basarili sekilde yaptigimiz uzere– akla gelen her seyin, nesir ya da nazim, ifadesine imkan tanimasini istirham etmek zamani gelmistir.” [MAn]

    SAHRA TALİMATNAMESİ:

    1) Bu blog ve benzeri bloglarda akla ilk gelen şeylerin yazılması yasaktır. Akla gelen şeyler üçerli kol halinde sıraya dizilecek, uygun adım marş içtima alanına toplanacak, komutan izin vermedikçe rahat pozisyonuna girmeyecektir.

    2) Nesirlerin nazım alanına, buna mukabil nazımların da nesir alanına firarı kesinlikle yasaktır. Aksine davrananların hava tebdili hakkı yanacaktır.

    3) ‘Serbest Kürsü’nün ismine bakıp da serbest serbest nesir ve nazım yumurtlayacaklar derhal ve behemahal hizaya getirilecektir. Hizaya gelmeyenler Ataman Bey’e havale edilecektir.

    4) Bu talimatname Fethistan Anayasasına tabi değildir. Bilakis, Fethistan Anayasası bu talimatnameye tabidir.

    5) Bu talimatnamenin isminin “Sahra Talimatnamesi” oluşu, özhakikigerçek sahra talimatnameleriyle alakasına delalet etmez.

    6) Bu talimatname maddelerine aykırı hareket edenlerin akıbeti, Muzmin Anonim Bey’in keskin ve acımasız diline düşmek ve kurtulamamak ve dahi orada ebediyyen çürümek olarak tespit ve tescil edilir.

  5. izlenimler - 17 May 2006 - 8:35 pm

    Metin Bey,

    www.izlenimler.com adresinde yayınlamanız bayağı zor, bunun sebebi yazının uzunluğu değil, site isim hakkinin başka birine ait olması. O zamana kadar ismi ele geçirmeyi planlamıyorsanız, www.izlenimler.net adresinde yazınızı beklerim.

    Müzmin Anonim,

    İngilizce veya başka bir yabancı dile -hakiki ve takma isimler dahil- asla antipatim yoktur. Bu arada serbest kürsü nasıl açılıyor bilmiyorum, “Serbest Kürsü” diye bir kategori açıp oraya yazılması kastediliyorsa kolay. Gerçi sitenin yorum bölümleri dostlara sınırsız bir serbest kürsüdür ama ayrı bir bölüm de düşünülebilir.

    FST

    Not: Metin bey, istifayı geciktirmezseniz gofretler eski iş arkadaşlarınızca paylaşılacak demektir.

  6. metin-thePoor - 17 May 2006 - 8:43 pm

    Fethi Bey,

    Verdiğim adres yanlış değildir. Madem ki blogunuzda örfi idare ilanı edilecek, vaktiyle sıvışayım bari diyorum. Serbest Kürsü ilmeği oluşturulup orada AIDS’li muamelesi görmeye de gerek yok ayrıca.

    İstifaya gelince… Şimdi eve gidiyorum, hele bi boşanma davası için avukatımı arayayım, sonra lafa devam ederim.

  7. metin-thePoor - 17 May 2006 - 8:45 pm

    “ilanı” değil, “ilan” olacaktı. Düzeltirim.

    Not: Gofretleri yemek nasip olmadan şurdan şuraya adım atarsam namerdim. Yahya da namerttir.

  8. Muzmin Anonim - 17 May 2006 - 9:19 pm

    Şimdi eve gidiyorum, hele bi boşanma davası için avukatımı arayayım, sonra lafa devam ederim.

    Avukatinizdan bosanmaniza tek kelime edemem. Bu devirde insanlar zaten gomlek degistirir gibi avukat degistiriyorlar. Kadi kizindan sizin ya da benim neyim eksik.. Yani.

  9. Muzmin Anonim - 17 May 2006 - 9:35 pm

    Metin bey,

    Yahya mahya diyerek basimizdan hic eksilmeyesi bir buyugumuze sucun sahsiligini bile cok goruyor olabilirsiniz. Bunu size cok gormem; ama, sizin de bir Mulkiyeli oldugunuzu dikkate alarak, bunu belki de Uluc Gurkan‘in pek de samimi ve masum bir dille itiraf ettigi ‘koltuga oturmak’ seklinde de aciklayabilecegimiz bir tur kiskancliga da vermeden edemiyorum.

    Uluç Gürkan, 1968 kuşağının heyecanlı Mülkiyelisi’ydi. Forumların ateşli konuşmacısı, eylemlerde en öndeydi. 1971′de Tuzla Yedeksubay Okulu’nda askere alındı. Temel eğitimini tamamladığında şok yaşadı. Yedeksubay rütbesi söküldü, “sakıncalı piyade” olarak Erzurum’a gönderildi. Ve şimdi Cumhurbaşkan Vekili.
    İki günlük resmi bir ziyaret için Tunus’a giden Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e Meclis Başkan Vekili Uluç Gürkan vekalet ediyor. Meclis Başkanı Hikmet Çetin’in de yurt dışında olması nedeniyle, Gürkan 2 günlüğüne Cumhurbaşkanı Vekili oldu. Böylece, 1971′de “sakıncalı piyade” olan Gürkan, 27 yıl sonra devletin en üst makamına oturdu.

    Cumhurbaşkanı Demirel’i Tunus’a uğurlama töreninde protokol sıralamasında Demirel’in ardından ikinci sırada yer alan Gürkan, uçağın havalanmasıyla birlikte protokolun bir numarası oldu.

    Atatürk’ün koltuğu

    Askerliğini “sakıncalı piyade” olarak yapan, yıllarca Demirel’in en sıkı muhalifleri arasında yer alan Gürkan, duygularını SABAH’a anlatırken, bir zamanlar Atatürk’ün oturduğu koltukta oturmanın “çok güzel bir duygu” olduğunu söyledi. Gürkan şöyle devam etti:

    “O kadar güzel bir duygu ki, kendimi bu görkeme kaptırmak istemiyorum. Aksi takdirde sonra hiç bir şeyden tat alamam. İnsan çok kısa bir süre de olsa Atatürk’ün koltuğunun ağırlığını hissediyor burada.

    Hem öğrencilik, hem gazetecilik hem de siyasetçi olarak Süleyman Demirel’e hep muhalif oldum. Ama Atatürk’ün koltuğu o kadar ağır ki, bugün Demirel’in Cumhurbaşkanı olarak izlediği çizgiyi bütünüyle tasvip ediyorum. Dün Çayyolu’nda bir tiyatro binasının temeli atılırken sanatın çağdaş Türkiye’deki önemini vurgulayan konuşmasını yürekten alkışladım.”

    Bakin, ol mubarek koltuga oturunca insanin pekala ufku degisiyor; ama, herkesin de bunu yapmasi sart degil.

    Gelin, agabeylerinizden hem ornek alin hem de siz daha bir olgunluk gosterin; siz de itiraf edin.

    Biz bizeyiz.

    Ayni sey, Izlenimler icin de gecerli tabii –ama, onu bu saatten sonra Mulkiyeli edebilir miyiz bilmiyorum. Soyadi da Gole filan degil ki. Cok zor. Ama, olsun, onun itirafini da –yeterikadar gonulden yaparsa– eminim kabul eder ulu onder.

  10. metin-thePoor - 17 May 2006 - 11:31 pm

    Goltuk meraklısı değilim gardeşim. Bulun 226′yı düşürün. Hem Uluç’u da pek severim, ne de olsa Arabistan’a gidesice Mezarcı’nın mezara girmeden göğe yükselmesine sebep olduydu bir tv tartışmasının akabinde -müsteşar Turgut’un tabiriyle, benim Uluç’um işini bilir. Binaenaleyh şunu bana izah edin: Nilüfer gızımla ne alıp veremediğiniz var? Bunun izahını bana yapmazsanız gökkubbeyi başınıza yıkarım, daha olmadı Tansu’yu başınıza bela ederim, o da olmadı Karakaya barajının suyunu üstünüze salarım, bilmiş olun. Gap’ı da gaptırmam diye defalarca beyan ettiğimden de kimsenin şüphesi olmasın. Salisen, avugatımdan boşanacağımı nirenizden husule getirdiniz? Güller diyarımızın mümtaz terzisi mi söyledi?

Geri bildirim | Yorumlar için RSS

Yorum yapın

Kapat
E-posta ile paylaş