Archive for Haziran 11th, 2006

“Daha önce böyle bir örnek görmemiştik” Gezi Notlarından Esintiler

FST Haziran 11th, 2006

sezerkudus.jpg Gazetelerde sayın cumhurbaşkanı Sezer’in İsrail ziyaretinden coşkuyla bahsediliyor. Ben de coşkuya iştirak etmek üzere haberlerin detayına indiğimde kafamda bazı soru işaretleri oluştu. Umre yapma ihtimal ve tehlikesine binaen Putin’in dahi üst düzey temsilciyle katıldığı Mekke’deki İslam Konferansına katılmayıp takdir toplayan Ahmet Necdet Sezer’in İsrail ve Filistin gezisinden gazetelere yansıyan notların bazılarına değinmek isterim. Haberi bir ilkokul öğrencisi tarz ve heyecanıyla aktaran Milliyet gazetesi bu ziyaretle ilgili notları verirken özellikle İsrail parlamentosundaki yetkililerin Atatürk’ün izinde oldukları yönünde beyanlarını öne çıkarmış. Gazeteye göre Şimon Perez şöyle demiş:

Hükümet adına konuşan Başbakan Yardımcısı Şimon Perez de, İsrail’i kuran iki lider Davin Ben Gourion ve İtsak Denrvi’nin Türkiye’de yükseköğrenim yaptığını kaydederek, şöyle konuştu: “Unutulmaz insan Mustafa Kemal’in devrimlerini gerçekleştirdiği yıllarda bu liderler Türkiye’de bulundular. Ve Ondan esinlendiler. Bu devrimlerin sonucunu bugünlerde hissediyoruz. Atatürk kadar uzağı gören bir önder bulunmamıştır. Dinsel kurumların bir ülkeyi ellerine almamalarını sağladı. Çağdaş ve modern bir yönetim ortaya koydu.”

“Dinsel kurumların bir ülkeyi ele almaması” mı? Duyan da bu lafın “yemekten cep telefonuna, çocuk oyuncağından peruğa kadar” hahamların koşer sertifikasını arayan şeriatçı bir ülkenin liderince söylenmediğini zannedecek. Ben Gourion ve İtsak Denrvi’nin “Ondan esinlenmesi” ise “İsrail Güneydoğu’da arazi alıyor” diyerek Yahudi düşmanlığı yapan, şu günlerde hamam, sauna ve seyyar duş çeteleriyle kafası iyice karışmış ulusalcıları daha da sersemletebilir. Eşekten düşme etkisini güçlendiren bir diğer faktör Türkiye çağdaş kesimin önderliğini Demirel ile paylaşan Sezer’e Perez’in düzdüğü övgüler. Sayın Sezer için Perez şunları söylemiş:

“Kişiliğinizden kaynaklanan samimiyetiniz belli. Siz bizim gözümüzde en değerli simgeleri temsil ediyorsunuz. Bizim gözümüzde çağdaş Türkiye’nin değerlerini simgeliyorsunuz. İnsan hakları, hukukun üstünlüğü ve adaletin simgesini gösteriyorsunuz. Bizim ilişkilerimizin garantisisiniz”

Haberde daha başka liderlerin övgü dolu konuşmalarından da bahsediliyor. Mesela İsrailli yetkililerin (Milliyet’in uydurması değilse) “İlk kez bir devlet başkanının konuşması bu denli coşkuyla alkışlandı. Daha önce böyle bir örnek görmemiştik” dedikleri de aktarılıyor. Sezer çifti daha sonra soykırım anıtını ziyaret etmişler. Burada “Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, önceden belirlendiği üzere, kippayı nazikçe geri çevirdi” deniyor. Tabii oranın kamusal alan olduğu gerçeğinden bihaber İsrailli yetkililere laiklik dersinin verilmesi iyi olmuş. Kippa giymiş olsa inançları gereği Kippa giymeyen Yahudileri rencide edebileceği gibi daha hassas konular İsrailli yetkililerce daha sonra anlaşılabilecek önemli hakikatler. Bunun için daha kırk fırın “koşer sertifikalı” ekmek yemeleri gerekir. Herneyse oradan Filistin’e geçilmiş, Hamas’a “gerçekçi olun” mesajı verilmiş, “Arafat’ın mezarına çelenk koyan Sezer’in, Filistin yönetimi lideri Mahmut Abbas ile el ele tutuşması dikkat” çekmiş vs. Tabii bizi ilgilendirebilecek kısım haberde şöyle veriliyor:

Cumhurbaşkanı Sezer ve eşi Semra Sezer, Filistin topraklarına geçmeden önce Harem-i Şerif’i ziyaret etti. Semra Sezer’in, bir tülbentle başını örterek gezdiği Mescid-i Aksa’ya, Sezer de bir Uşak halısı hediye etti. Cami imamı da bu halıyı imamların namaz kıldığı bölüme serdi. Mescid-i Aksa’ya girişinde zeytin dalı takdim edilen Sezer, imamın “Restorasyona İsrailliler izin vermiyor” diye yakınması üzerine, “Öyle mi, soralım, nasıl çözülür” dedi.

Mescid-i Aksa restorasyonunu nasıl halledeceği bir yana, 6 senelik önderliği döneminde tek tavizine şahit olmadığımız Sezer’in camide Deniz Baykal gibi namaz kılmak zorunda kalmamak için ziyareti Cuma namazından uzak bir vakte ayarlaması kendisini gözümüzde bir derece daha yükseltmiştir. Gerçi sayın Sezer’in eşinin kamusal alan olan Mescid-i Aksa’da “bir tülbentle başını” örtmesi küçük bir çelişki oluşturmuş (ki örtünün şeklen kabul gören babaannelerimizin tarzıyla bir alakası olmaması da garip). Düşünün, bir yandan şeriat emri olan Kippayı “kibarca�? reddediyorsunuz, öte tarafa geçince ömrünüzü mücadele etmeye adadığınız “örtüyü�? eşinizin başına örtmesinde beis görmüyorsunuz. Laik bir insanın bu iki dine eşit mesafede olması gereği dikkate alındığında, bu “ödün” nasıl izah edilecektir, bekleyip göreceğiz.

Unutuyordum, bir de Sezer’in “ayakkabılarını eline alarak camiden çıktığı” meselesi var ki, kazanımlarımız açısından ciddi soru işaretleri doğuran bu durumla artık Beyaz Türkler ilgilenecektir herhalde.

Kapat
E-posta ile paylaş