SKAAS: “…mevcut radyo bulunmadığından”
FST 20 Haziran 2006
Geçtiğimiz aylarda Ankara dışındaki üyelerine lojman temini, Tv izleyicileri için akıllı simge tasarımı ve TV izleme eğitimi gibi ataklarıyla benim ve kamuoyunun takdirini toplayan RTÜK’ten şu ara pek ses çıkmıyor, nerde bu devlet, derken Milliyet Gazetesindeki haberi görüp ferahladım. RTÜK birlik ve beraberlik yanında kendisine de en fazla ihtiyacımız olduğumuz bugünlerde yeni projeleriyle sesini duyuracak gibi görünüyor. Neden ihtiyacımız bugünlerde had safhada? Düşünün, dünyanın en ciddi, saygın ve bilinçli TV izleyicileri olarak Marava Televole, Sabah Sabah Anan ve Seda Sayan, Benimle Göbek Atar mısın türü bilgilendirici, eğitsel yayınlara reyting rekoru kırdıran Türk halkı karşılaştığı bir ciddiyetsizliğe karşı infial içinde. Popüler şovmen M. Ali Erbil programda bir vatandaşın pantolonunu indirmiş, şans eseri ilgili şahıs o gün don giymediğinden edep nümunesi halkımız fevkalade nahoş bir manzara ile karşı karşıya kalmış. M.Ali Erbil’in idamı ile ilelebet TV’lere çıkmasının yasaklanması arasında değişen cezalar öneriliyor, muhtemelen konu Seda Sayan, Dansöz Asena ve Seyfi Huysuz Dursunoğlu tarafından da gündeme getirilip sonuca bağlanacaktır.
Peki bu konularda ilk planda harekete geçmesi gereken RTÜK ne düşünüyor dersiniz? Onu bilmem ama RTÜK’ün şu sıralar çok önemli bir atılımın arefesinde olduğunu söyleyebilirim. Habere göre RTÜK son toplantısında kuruma “bir radyo alınmasını” karar bağlamış. Radyo istasyonu kuracak demiyorum, bildiğiniz 3-5 YTL’lik bir el radyosu canım. Peki bu kritik karar neden alınmış, en az benim kadar merak ediyorsunuzdur, habere bakalım:
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun (RTÜK), ulusal ve yerel toplam 254 televizyonun sadece 40′ını izleyebildiği, radyoları ise “mevcut radyo bulunmadığından” dinleyemediği ortaya çıktı. […]Teknolojisi çok eski olan RTÜK’ün kayıtları hala VHS sistemiyle yaptığı, bazı cihazların da bozuk olması nedeniyle kayıtların sağlıklı yapılamadığı öğrenildi. Öte yandan, denetimlerin neredeyse tümünü merkezde yapan Üst Kurul’un, hiç radyosu bulunmuyor. RTÜK, bu nedenle, geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdiği bir toplantıda “radyo alma kararı” çıkardı. Üst Kurul, böylece, bölücü, irticai ve misyoner yayın yapan radyoları önümüzdeki günlerde denetleyebilecek. […]Yerel radyo ve televizyonları denetleyemeyen RTÜK bir süre önce, bu televizyonların denetimini polis aracılığı ile yapmaya başladı.
[…] Üst Kurul denetimlerle ilgili sorunları gidermek amacıyla TÜBİTAK ile işbirliği yaparak, Sayısal Kayıt Arşiv ve Analiz Sistemi (SKAAS) oluşturacak. Bu sistem ile tüm yayınlar dijital ortama kaydedilecek ve “arama motoru” ile bölücü, irticai ve pornografik yayınlara ulaşılabilecek. Ayrıca cezai işlem uygulaması daha hızlı gerçekleşecek. […] Sistemin oturması ile polisin denetiminde olan yerel radyo ve televizyonlar rahatlıkla denetlenebilecek.
Faicaya bakar mısınız? Hayır, koca kurumda radyo olmaması değil mesele, bu zamana kadar “bölücü, irticai ve misyoner” yayın yapan radyolar dinlenmiyormuş da haberimiz yokmuş. Allahtan RTÜK bir radyo almaya karar vermiş de felaketin önüne geçilecek. Tabii radyoyu nereden alırlar, bu iş için bir ödenek tahsis edilmiş mi bilemiyorum. Ama yaptığım istihbarata göre Ankara’da Maltepe Camisinin önünde tarak, çorap, jilet vs. satan bir seyyar satıcıda 3 YTL’ye süper el radyoları varmış, üstelik iki kalem pil de hediye ediyormuş, duyurmuş olayım. Tüm RTÜK üyelerine birer adet almalarını tavsiye ederim. Ha, biraz paraya kıyarlarsa radyolu cep telefonları da var, Maltepe civarında bolca bulunabilir, onu da hatırlatayım. (Maltepe esnafı, hadi iyisiniz, reklamınızı yaptım bedavaya, rey isteyince yan çizmeyin ama.)
Radyo meselesi halledilip bu iş için meşgul edilecek yerel polisler rahata kavuşacak ve irtica, bölücülük, misyonerlikle mücadele bayrağını RTÜK doğrudan ele alacak, ona şüphe yok ama şu SKAAS işini tam anlayamadım. Radyo dinlemekten aciz bir kurum açılımının ne olduğunu anlamadığım bir dijital sistemi nasıl kullanabilecek acaba? Hala VHS kullanan, “bazısı bozuk” videoları olan bir kurum “irticai ve pornografik” (ikiliye dikkat!) yayınları motorla tarayacak, hızla cezalandıracakmış.
Kafam çok karışık, işin içinden de çıkamayacağım, o sebeple RTÜK’ün radyo ayarlarıyla oynarken gözden kaçırdığı ama 26 ton etle beslenen TRT’nin yakaladığı misyoner oyunu domuzluk, “Piglet ve Tiger” meselesini ele alamayacağım, her şeyi devletten beklemeyelim. Yalnız TRT’nin dikkatini çekeyim, dinimizde en az domuz eti yemek kadar haram sayılan alkollü içkilerin bazı dizi ve özellikle yabancı filmlerde alenen tüketildiğini görüyorum, haberiniz ola. Tamam çizgi filmdeki küçük domuzu yakalayıp ne kadar hassas olduğunuzu ispatladınız ama bakın ben de en az sizin kadar uyanık ve zindeyim.
Popularity: 6% [?]
- Bürokrasi , Medya
- Yorum(18)
- Bu Yazıyı Paylaşın
- PDF olarak kaydedin
Herkese TRT’siz günler dilerim…
Izlenimler,
‘Hayir ben ilgilenmiyorum’ filan diyorsunuz, ama, kelimlerin arasina boyle subliminal mesajlar ilsitirmegi de ihmal etmiyorsunuz..
Mustafa Akyol’un bu konudaki faaliyetleri yeterli degilmis gibi, ki fazlasiyla yeterli, bir de RTUK mu cikti –’AT’in bir baska versiyonu olan ‘AsT’ ile..
Yakinda birileri daha cikip ‘Uyanin simge tasarimi’ da peydahlarsa, ‘AT’in ‘AsT’-'UsT’ iliskisi kemalen tesekkul etmis ve yerli mali haline gelmis olur..
Iyi de, sizin bundan cikariniz ne olabilir ki? ‘AT’de herkes belli bir yeri zaten kapti; Mustafa bey, malum, kale, savunma, ortasaha ve forvet ve hatta antrenor ve amigo; Ozturk bey de ‘diger argumanlari’ni sahipleniyor –ustelik ‘Zihinsel Tasarim Cikarimi’ basligi altinda yeni acilimlar getirerek–, bendeniz ise, bildiginiz uzere, ic guveysinden hallice saha kenarinda yuzu seyirciye donuk nacizane entel dantel fruko taklidi ile mesgul..
RTUK de ‘UsT’ platforma hitap ediyor.. Araya caktirmadan reklam alarak neyi hedefliyorsunuz –hedef kitleniz nedir demek istiyorum.
CBskligi secimleri oncesi bunlara tezessul etmenizi halkim adina cidden yadirgadigimi ifade etmek isterim.
Bu makalenizin bu konularla ucundan kenarindan dahi ilgili olmadigini soylemeyeceksiniz umarim.
Müzmin Bey,
Mustafa Bey -oy kaygısıyla söylemiyorum- sevip saydığım bir kıymetli yazarımızdır. AT ile ilgili ben de görüşlerimi bir yerlerde beyan etmiştim, sizin RTÜK gibi bir el radyosu dahi alamayıp bizleri bölücü, gericilerin eline bırakan, çalışanlarına bir lojman dahi tahsis etmeye mecali olmayan kuruma “UsT” türü gizemli projeler izafe etmeniz,beni komplocu gösterip oylarımı bölmek istemenizde iyi niyet göremiyorum.
Tamam, rekabetimi ciddiye aldığınız anlaşılıyor ama Mustafa Beyi geçtik, bari Suat Beyi elinizde tutacak, kitlesel bir oy kaynağını kaybetmeyecek şekilde hareket etseniz, ileri geri konuşmasaydınız. Neticede bu gafletinizin haneme bir artı olarak yazılacağını tahmin ediyorum. Halbuki ahmak dostum olacağına akıllı rakibim olsun diyen biriyim, sizin meydanlara erken veda etmenizi istemem.
Bu makalenizin bu konularla ucundan kenarindan dahi ilgili olmadigini soylemeyeceksiniz umarim.
Makalemin bu konularla hiçbir alakası yoktur, hedef kitlem Ankara seyyar satıcı ve mobil telefon esnafı, magazin dostu Türk halkı ve kasaplardır. Aksini iddia eden ispatla mükelleftir, ispat edemeyen fevkalade ayıp etmiş demektir. Bugün benim poliponik melodi, oyun yükleyen, sim çözen, şifre kıran, kapak değiştiren, üçe alıp beşe satan cep telefonu esnafım, seyyar satıcım zabıta ve maliyeciden, televole izleyicim M. Ali’den, kasaplarım Piglet’ten şikayetçidir. Bunlar halktır, halkı yok sayamazsınız.
Kendinizden menkul sanal bir oy desteğine güvendiğinizi fark ediyorum, gelin gerçekleri görelim, halk nezdindeki yerimize bakalım.
(Yazdığım yazının en az yarısı anlamsız olmuşsa bu işi öğreniyorum demektir, tamamı anlamsız hale geldiği gün seçilmemin garantiye alınacağını hepimiz kabul ederiz herhalde.)
FST
çok güzel bir yazı olmuş
Selam,
Haberi ilk okuduğumda bir tuhaf oldum,çünkü ben ve yeğenim Piglet’i ciddi ciddi seviyoruz..
Odasındaki perdede,kalemliğinde, yer minderinde hep Winnie the Pooh karakterleri var..
Ne zaman CD kiralamaya gitsek yanımda o varsa bir de winnie the pooh kiralarız..
Ve onunla birlikte oturup ben de izlerim ki özellikle Türkçe dublajının çok başarılı olduğunu söyleyebilirim..
Şimdiye kadar piglet’e domuz olduğu için iğrenerek baktığımı yeğenimin de bu animasyondan kötü yönde etkilendiğini inanın hatırlamıyorum..
Kaldı ki ,pigletkarakterini sevse dahi büyüyünce “ben piglet ızgara yiyeceğim
Anti TRT çorbasında tuzum olduysa ne güzel.
C.Başkanlığı seçimlerinde Fethi Bey’i destekliyorum.Gerçi bazı münafıklar, benim desteğimi “wordpress uzmanlarına çağrı” başlığı altındaki Fethi Bey’le olan dialogumunuzun zahiri yönüne bakarak “link güncelleme karşılığı, oy” şeklinde okuyabilirlerse de bu link güncelleme kıyağının, destek kararımda ciddi bir etkisi yoktur.Ayrıca Fethi Bey temam hakkında ileri-geri bazı laflar etmiş olsa da küçük çıkar çatışmalarını siyasi ahlaka feda edecek bir yapım olmadığından dolayı bunları mazur görüyorum.Bu elbetteki Fethi Bey’in temam hakkındaki düşüncelerini “ne olur ne olmaz” prensibi gereğince tekrar gözden geçirmesine engel değildir.
Müzmin Bey AT hakkındaki açılımlarımı ti’ye aladursun ben bu yarışı Fethi Bey’in kazanacağına kesin gözü ile bakıyorum. Müzmin Bey’in C.Başkanlığına karşıyım, çünkü kendileri imza için gelen evraklara da hali hazırdaki “cümle cümle alıntı yaparak cevap yazma huyunu-kibarcası prensibini- ” uygulayacağı kanaatine sahibim. Devlet işlerini durma noktasına getirecek böyle bir şeye tabiatım icabı razı olamam.
Tüm adaylara başarılar!..
Merhaba Ece,
Piglet meselesi doğruysa aleni bir öküzlük vakasıdır. Ben doğru olacağına -en azından bu haliyle- pek ihtimal vermiyorum ama burası Türkiye, orası da TRT, neden olmasın.
İslam’da domuzun sadece etinin yenmesi ve bazı işlerde derisinin vs. kullanılması -o da ittifakla değil- yasaktır. Mesela içki haramdır ama bir şişe (yahut piglet örneğinde bir kadeh) viskiye bakmak günah değildir. İşin garipliği orada zaten. Tabii bizim kültürümüzde domuz etine karşı ekstra bir menfi bakış vardır, yalnız bu dinin haram kılması boyutunu çoktan aşmış bir gerçek.
Öte yandan Çanakkale çizgifilminin TRT ile bir ilgisi olduğunu zannetmiyorum. Samanyolu TV’de çıkıyor, ben izledim ve “evlere şenlik” bulmadım. Tabii aynı filmden mi bahsediyoruz bilmiyorum. Hani “içinde Atatürk’e fazla yer verilmiyor” denen çizgi film benim kastettiğim.
Öte yandan anneleri de Seda, Lerzan vs.den mahrum bırakmayalım. İzleyen izlesin, yasakçılık kapısını aralamak her zaman iyi niyetli beklentilerinize uygun sonuç vermeyebilir.
Katkıya teşekkürler, selamlar.
FST
İmdat! Piglet’i filan bırakın da beni Ece Hanım’dan kurtarın Fethi Bey! Blogumun vaftiz dedesisiniz ne de olsa, benim başombu adayımsınız!
Bi gelin şu yazlık siteme de neler olup bitiyo, görün. Bu kadar mı sahipsiz bırakılırmışım, yazıklar olsun güvendiğim herkese.
Keksiz kalalar inşallah beni sahapsız bırakanlar!
Fethi bey merhaba:)
Öte yandan Çanakkale çizgifilminin TRT ile bir ilgisi olduğunu zannetmiyorum. Samanyolu TV’de çıkıyor, ben izledim ve “evlere şenlik
Ece hanım,
Çanakkale çizgifilmi için teknik bir eleştiri getirdiğinizin farkındayım. Ben Atatürk meselesini sadece aynı filmden mi bahsediyoruz diye hatırlattım. Bir de konunun TRT ile pek ilgisi yoktu. Yine de teknik açıdan da pek fena olmadığını düşünüyorum, tabii çok önemli bir konu değil.
Tolga Örnek “içinde hurafe geçmeyen” belgeseliyle zavallı Anzak askeri temasını işlemeye kalkmıştı, pek tutmadı galiba. Bu konuda daha önce yazdığım bir yazı var:
Çanakkale: Bitmeyen Dava
Unutmadan, bu tür konularda devletin çizgi film yapmasının boş yere bazı uyanık aracıları besleme dışında faydası olmaz.
Selamlar.
FST
Yukaridaki kisimlar sizin cevabi yazinizdan alinmislardir. Aramizdaki durus farkini kiymetli oycularim gorsunler diye…
Ben, ’sevip saymak’ ve sonra onlardan ‘gecmek’ taraflisi degilim. Sayip sevmegi ve onlarla kalmak benim ayirdedici ozelligim olacak. Ne kadar kalmam gerekiyorsa o kadar kalacagim. Oyle bir-iki donem degil.. omur boyu!..
Müzmin Bey,
Merak edilmesin, oycularımız “namaza yaklaşmayın” emrinin evvelini de okuyacak ayardadır, hamlenizi kolaylıkla savuştururlar.
Bu arada bana tek dönem de yeter, zira Mersedes emekli olunca da cumhurbaşkanında kalıyormuş. Sadece o dönem içinde bir yasa çıkartıp lojmanı da ayarlamak gerekiyor, onu dünden hallederim.
Fethi bey,
Ne? Siz bir de ‘namaza yaklasmayin’ mi diyorsunuz.. Boyle bir seyin evveli ahiri mi olurmus.. Ben hep ‘namaza yaklasin’ derim.
Bir de, size bir tek donem yetebilir, daha da otesi bu millete sizin bir donem CBsk.liginiz (Mevlam hayirlara tahvil eyleye) fazla gelecektir bence..
Fakat, ben bu yuce gorevdeyken, butun milletin, sinif ve zumre ayrimi yapmkasizin, ‘ya Rabbim omur verde bu insan basimizdan eksilmesin’ nidalariyla dualara cikacagini gorur gibi olmuyor musunuz..
Siz bu gidişle köşkte cami de açarsınız. Yalnız “bana tek dönem yeter” dememden halkın daha fazla kalmam için duacı olmayacağı sonucunu çıkarmanız acelecilik olmuş. Onlar isteyecek ama ben size de şans tanımak için makamımdan ayrılacağım.
Bu kadar devlet tecrubesisizligine, umur erkandan bihaber olmaga ragmen onune gelen herkesi bu ulvi makama kendini layik gormesi demokrasimizin cilvelerinden degilse baska ne olabilir diye soruyor kamuoyu..
Kosk’un mustemilati icinde halen bir caminin var oldugunu soyleyerek sizi sasirtmak istemezdim dogrusu..
Birincisi, halkin isteklerine gercekten kulak veriyor olsaydiniz, aday bile olmazdiniz bence.
Ikincisi, daha simdiden halkin isteklerine gercekten kulak verMIiyor olacagini beyan eden bir kisinin nasil olur da boyle bir teveccuhe kendisini layik gorebiliyor olmasi cidi bir muamma ve celiski degil midir?
Neyse. Butun bunlari sandikta cozecegiz. Halkim, bir iki secme kisiye lojamn ve/veya makam vaadiyle kendini sectirir yapanlara gercekleri gosterecektir.
Halkim, bir iki secme kisiye lojamn ve/veya makam vaadiyle kendini sectirir yapanlara gercekleri gosterecektir
Halkimizin vaatlere aldırmayacağını söyleyen kim? İş, aş, anahtar dedim ama “Müzmin Anonim ne diyorsa 5 fazlası” demedim henüz. Asıl kozumu sona bırakıyorum.
Münakaşa karın doyurmaz! Benim yazlığa gelin, bugün ikindi çayının yanında börek var, börekyanı var.