Bayramımız Hayırlı Olsun ama…
FST 21 Haziran 2006
RTÜK ile ilgili yazıya yapılan bazı yorumlar bir şekilde dönüp Çanakkale ile ilgili çizgi filme geldi. Bu vesileyle ben de geçenlerde sessiz sedasız gerçekleşen bir hadiseyi hatırladım, bakalım siz bu işe ne diyeceksiniz. Bir blogda okuduğuma göre şöyle bir kanun kabul edilmiş:
AK Parti Samsun Milletvekili Cemal Yılmaz Demir, 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitler Günü ile 12 Mart İstiklal Marşı’nın aynı coşku ile kutlanması konusunda Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkındaki Kanun’da değişiklik yapılmasına dair Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)’ye teklif sundu. Demir’in teklifini değerlendiren meclis, teklifi onayladı. Bu kanun değişikliği ile 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü, 30 Ağustos Zafer Bayramı, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı, 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramından sonra 5. resmi tatil günü oldu.
[…] Kanun değişikliğine göre bir taraftan Çanakkale Zaferi, diğer taraftan da 12 Mart İstiklal Marşı’nın Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Kabul Günü kutlanacak. İki önerisinin kabul görmesinin sevindirici olduğunu ifade eden Demir, “12 Mart tarihinde İstiklal Marşı’nın kabul kutlamalarında tüm resmi daire ve kurum, kuruluşları, belediyeler, üniversiteler ile Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı resmi ve özel okullarda en az iki saat süreyle kutlama programı yapılacak.” ifadelerini kullandı.
12 Eylül darbesiyle hükmünü kaybedip kaldırılan 27 Mayıs Bayramı yerine beşinci bayram yeniden konulmuş oluyor. Hayırlı olsun. Bu bayramın genel etkileri o günün tatil olmasıyla memurların protokol dışında kalan kısmı ile törenlere katılmayacak öğrenciler üzerinde olacaktır. Mart ayının soğuk olması dolayısıyla özellikle Anadolu’da törenler dondurucu soğukta yapılacaktır, şimdiden protokolü uyarmış olayım. Peki tatil dışında hayırlı bir gelişme olabilir mi denirse bence olmaz, zira zaten tatil olmasa bile o günün anlam ve önemi çeşitli etkinliklerle hatırlanıyor. İlave bayram yapıp yeni kavgalara sebebiyet vermek pek mantıklı olmamış.
Mesela törenlere hurafe bulaşma ihtimali yanında 18 Mart bayramının diğer bayramlardan farklı olarak Atatürk’ten ziyade ünlü şiiri vesilesiyle Mehmet Akif tarafından kısmen de olsa domine edilme durumu gözden kaçırılmasa iyi olurdu. Durduk yerde 2 saatlik törenin yüzde kaçında Atatürk’ten yüzde kaçında hurafeden bahsedildiği işgüzarlarca hesap konusu edilecektir.
Bunlar işin bir yönü ve benim asıl gelmek istediğim nokta farklı. 18 Mart’ın bayram olarak kutlanmasının gereksizliğini yukarıda vurguladım ama teklif edilmesine rağmen bayram olarak kabul edilmeyen bir başka güne de dikkatinizi çekmek isterim. Daha önceki bir yazımda detaylı olarak ele almıştım, CHP Denizli milletvekili Mustafa Gazalcı ve 54 arkadaşı her yıl 3 Mart gününün “Laiklik ve Öğretim Birliği Bayramı” olarak kutlanmasını bir kanun teklifi olarak Meclise göndermişlerdi. Ama bakıyorum 18 Mart bayramı için verilen teklif 2 hafta içinde kabul görürken 3 Mart Laiklik Bayramı için Meclisin kılı dahi kıpırdamamış. Bu vesileyle yeniden soruyor ve kamuoyunun takdirine bırakıyorum.
3 Mart Laiklik Bayramına ne oldu? Bir kanun teklifinin kabul edilebilmesi için ille de içinde hurafe mi geçmesi gerekiyor? Kazanımlarımız konusunda endişeye düşmekte haksız mıyım? (Bu kampanyamın seçimlerde bir adım öne geçme çabasıyla bir alakası olduğunu iddia eden müfteridir. Hele Cumhurbaşkanlığı için giderayak alınan 2 Mercedes 600 SEL ile hiç ilgisi yoktur.)
- Siyaset , Toplum
- Yorum(3)
- Bu Yazıyı Paylaşın
- PDF olarak kaydedin
Fethi Bey,
Bloguma gönderdiğiniz yorum malum odakların komplosu olsa gerek, spam addedilmiş.İlgili yorumu kurtardım.Hangi başlığa gönderdiğinizi söylerseniz hemen yapıştıracağım..
Saygılar.. taşra teşkilatı çalışıyor..
Şu Ayberk midir, Gökberk mi bir fötr şapkalı adamla ilgili habere yazmıştım, uzun tartışmaların olduğu yer. Ayberg Masalı olabilir.
Ok Sayın C.Başkanım..