Cumhurbaşkanlığı Seçiminde Son Sözüm
FST 23 Haziran 2006
CumhurbaÅŸkanı kim olacak tartışması siyasi gündemi daha meÅŸgul edeceÄŸe benziyor. Baykal, Sezer ile görüşmüş, bugün de Isparta’ya gidip Demirel ile görüşecek, büyük ihtimalle YAÅž sonuçlarına göre aday olacakmış. AKP’nin de kendi içinde planları olduÄŸu düşünülebilir. Peki ülkenin bu suni krizden çıkmasının bir yolu yok mu? Bence var.
Cumhurbaşkanlığı makamı için seçim yapılmaz, orası ilelebet Atatürk hayattaymış gibi boş bırakılır. Neticede kimse o mevkiyi Atatürk kadar dolduramayacaktır. Bu önerim tüm tartışmalara noktayı koyacak, herkes dönüp kendi işiyle uğraşmaya başlayacaktır.
Alın size çözüm, tüm tarafların bu önerimi alkışlayacağından şüphem yok. (Az önce ombudsmanlık kanununa baktım, hakikaten süper imkanlar sağlanıyor, üstelik bir değil beş kişi atanıyor, önerimin kabulü halinde burada şans daha yüksek görünüyor, neme lazım.)
Yok oyle, kaybedeceginizi anlayinca ‘bana yar olmayan kimseye de yar olmasin’ taktikleri.. CBsk.ligi makamina layik olan (=ben) gelidikten sonra daha iyisi bulunamyacagi icin benden sonra (yani ben arti hayatta degilken) bos tutulabilir. Ama, bu safhada olmaz.
Sizin gayenizin hizmet askiyla ici yananlari engellemek oldugunu artik bu necip milletim anlamistir.
[Not: Bu ‘theme’ daha iyi oldu bence. Fakat sizin, Izlenimler’in, alisilmis renklerinize tekrar kavusturulmasi gerekiyor]
Samimi teklifimi bir taktik olarak deÄŸerlendirme “taktiÄŸinizi” anlayışla karşılıyorum. Kendinizi “daha iyisi bulunamaz” türü vasıflandırmanızı necip milletimiz -özellikle çılgın bir kesimi- ayrıca deÄŸerlendirecektir. Bence sayın Sezer’in 3. Adamlığının tartışıldığı ÅŸu günlerde gelin boÅŸ hayallerden vazgeçin, bakın 5 ombudsman kadrosu varmış, gerçi lojman tahsisi konusu net deÄŸil ama size kira desteÄŸi yapılacağını tahmin ediyorum.
(Nota cevap: Renkler biraz daha bordo, kırmızı, turuncuya çalsa temayı ben de beğendim, insallah baska aksilik çıkmaz da bir süre rahat ederim)
Hah, bir önceki temanız illet bişiydi. Bu kesinlikle çok daha iyi, ama CB başadayımın dediği gibi renklerle oynansa iyi olacak.
Bu arada, asıl taktiÄŸin sizinki olduÄŸunu aklımdan geçirmedim deÄŸil. Aklım da karışacağı kadar karıştı. Ne yapsam bilmem! Neyse, bir “kurucu-seçmen” olarak düşüneyim biraz!
(Bakın bu arada siyaset bilimine yeni bir nosyon armağan etmiş bulunmaktayım!)
müzmin bey;
tüm analitik düşünme ve yazma yetilerimi pazartesi gününe yetiştirmek zorunda olduğum projeye kanalize etmiş olduğumdan, zat-ı alinizin hiper-analitik tarzına cevap yetiştirmekten aciz kaldığımı itiraf etmeliyim (bir önceki sayfada kalan yazıdan bahsediyorum).. şimdilik şu kadarını söyleyeyim evet, o dediğiniz kişi benim her ne kadar trabizonlu olmasam da.. bir de aklıma bir vecize geldi, yazayım..
evvel zaman içinde köyün birinde alim bir zat yaşarmış hanımıyla birlikte.. bu zat bir gece rüya görmüş; rüyasında köyün meydan çeşmesinden su içen deliriyormuş. hoca efendi bu rüyayı ciddiye alıp ertesi gün toplamış köylüyü meydana demiş içmeyin şu çeşmenin suyundan.. tabi köylü ciddiye almamış alim kişinin sözlerini.. bir gün iki gün derken hoca efendiyle karısı dışında köyde içmeyen kalmamış çeşmenin suyundan.. hoca efendinin rüyası da doğru çıkmış, herkese bir haller olmaya başlamış. yeni hal icabı köyde konjönktür de bayağı değişmiş.. bir kaç hafta direnmiş hoca efendi ancak bir yere kadar. almış hanımını karşısına:
- kalk hanım demiş kalk. gidip biz de içelim şu çeşmeden. yoksa köyün delisine çıkacak adımız..
sevgiler..
Cumhurbaşkanı ne işe yarar:))
sayg.
Bir bilsek söyleyeceğiz Ece Hanım!
Biz de mi su içsek şu çeşmeden acep?!
Dreamsact bey,
Bu hikayenin basili orjinali Omer Seyfettin’e ait degil midir? Hikaye Cin’de gecer; ve sonunda Imparator ve saray da yakinda yagmis olan delirtme yagmur suyunu icmege karar verirler…
[Bu da, ’soylenene bir itrazin olamiyorsa, kaynagina olsun’ taktigi sayilabilir tabii. Ama, munafikliga girer
]
Simdi.. su kadarini soyleyeyim: Siz icmege karar verebilirsiniz [cikardiginiz hissenin bu oldugunu saniyorum], ben yapmam. Halkimin bana ihtiyaci olacak; ben boyle populist sufli sebeplerle istikbale ihanet edemem.
Beni, sagduyusu kuvvetli halkim takdir eder. Edecek…
Ben başadayımı takdir ediyorum. (Teknik direktörümü de takdir etmem gerekiyor öte yandan.)
N’apsam bilmem!