Leninland

FST 26 Haziran 2006

lenin2.jpgŞu ara Lenin ile ilgili haberler dikkatimi çekiyor. Haberler Türkiye ve dünyada komünizme inananlar için pek iç açıcı değil. Gerçi ben daha farklı düşünüyorum, birazdan bahsedeceğim. BBC’deki bir haberde Leninland diye bir projeden söz ediliyormuş. Buna göre Lenin’in doğduğu bölgede ziyaretçi arttırmak için eski dönemleri hatırlatan büyük bir park yapılacakmış. Projeyi destekleyenler yanında, “canım koca Lenin böyle işler için istismar edilir mi” diyenler de varmış. Detaylar Şöyle:

Lenin’in doğduğu Ulyanovsk bölgesi valisi Sergey Morozov, ziyaretçi sıkıntısı çektiği söylenen merkezin bulunduğu yerde her gün geçitler yapılacak bir Kızıl Meydan kurmayı, konuşan bir Lenin heykeline Komünizmi anlattırmayı, kolektif çiftliklerde çalıştırmayı düşünüyor. Hatta ziyaretçilerin sivil ajan kılığındaki görevlilerce öküz arabalarına bindirilip “Sibirya’ya sürgün” deneyimi yaşaması da planlar arasında. […] Bölge uzmanı Sergey Petrov fikre karşı olmakla beraber, başarı getireceğine inananlardan. Petrov, “Bunun bir turist için ne kadar heyecan verici olabileceğini tahmin edebiliyor musunuz? Parkta dolaşırken birden gizli servis ajanları sizi takip etmeye başlayabilir. ” diye konuştu. Bununla beraber, projenin ardında Amerikalı yatırımcıların olduğu haberleri huzursuzluk yarattı. Petrov, “Bunun karşılığında, biz de Alabamaland’ı inşa ederiz. İçinde, siyah köleler ve yeraltı hapishaneleriyle birlikte…”

Diğer yeni bir haber Lenin’in eviyle ilgili. Meğer bölge valisi Morozov park projesiyle ilgili araştırma yaparken, müze müdürünün çoktan para kazanmanın yeni yollarını bulduğunu keşfetmiş. Şöyle Deniyor:

[…] İzvestiya gazetesinin haberine göre, Ulyanovsk kenti Valisi Sergey Morozov, Lenin’in doğduğu ve çocukluğunu geçirdiği, ölümünden sonra ise müzeye dönüştürülen evle ilgili araştırması sırasında ilginç bir durumla karşılaştı. Turist çekebilmek için müzeyi “Leninland” haline getirmek isteyen ve bu amaçla gelir-gider durumunu öğrenmeye çalışan Morozov, yerel işadamlarının evde gizlice partiler düzenlediğini ortaya çıkardı. Araştırma sırasında, müze yetkililerine el altından para veren zengin işadamlarının içki alemleri yaptığı ve striptiz gösterileri düzenlediği anlaşıldı. Müze Müdür Yardımcısı Eduard Şabalin, Lenin’in evinde parti düzenlenmesi karşılığında aldığı paranın sadece küçük bir bölümünü kayıtlara geçtiğini itiraf etti. Müze Müdürü Valeriy Perfilov, gelir sağlamak amacıyla evde akşam yemekleri düzenlendiğini doğruladı ve “Müzeyi yaşatmak için para kazanmamıza Lenin herhalde itiraz etmezdi” dedi, ancak içkili, striptizli partiler konusunda bilgisi olmadığını söyledi.

Komünist Parti’nin Ulyanovsk’taki yöneticisi Aleksandır Kruglikov, gelişmeleri “skandal” olarak niteledi ve “Lenin’in evinde sarhoş insanların dolaşması kabul edilemez. Artık bu kadarı da fazla! Onun adını kullanarak para kazanmak utanç verici. Maalesef günümüzde ruhları bile satıyorlar” dedi.

Şimdi bu iki haberi bir araya getirirsek ne diyebiliriz? Şu anda Rusya’da komünizmin lafı dahi kalmadığına göre Morozov’un projesi bence kınanmayı hak eden bir şey değil. Hele Komünist Parti yöneticisi Kruglikov’un “Lenin’in evinde sarhoş insanların dolaşması kabul edilemez” demesi içmeye su bulunmayan, çeşmelerden votka akan bir ülke için ancak gülünç sayılabilir. Bence burada müze müdürü Perfilov doğruyu söylemiştir: “Müzeyi yaşatmak için para kazanmamıza Lenin herhalde itiraz etmezdi”. Ben bir adım daha öteye gideyim, Lenin bölgelerini kalkındırma projelerinden dolayı Morozov ve Kruglikov’u alınlarından öper, ilaveten orada eğlence partilerinin düzenlenmesine de ses çıkarmazdı, -sadece zenginlere imkân verilmemesi, arada halkın altın günlerini vs. orada yapması kaydıyla elbette-. Benim bildiğim Lenin fakir fukara kesimin perişanlığına karşı mücadele etmiştir, büyük devrimciler ille de “eğlence karşıtı” olacak diye bir kaide mi var? Muhtemelen Lenin de işler yoluna girince milletin coşup eğlenmesini isterdi. Kaldı ki devrim oldu diye tiyatro, sinema, opera işi bitmemiş, ideolojik bir hal almak kaydıyla hızlanmıştır.

Peki “Leninland” projesini biz neden uygulamayalım? Tabii adı kendi kültürümüze uygun olarak, “Türkland” gibi. Mesela Fatih semtinde Fatih Sultan Mehmet dönemini yansıtan bir bölge yapılıp o zaman cereyan eden olaylar orada ziyaretçilere aktarılabilir. Daha güzeli, yakın tarihimiz için bu uygulama çok faydalı olabilir. II. Meşrutiyetin hareketli dönemlerini canlandırırsak, Cağaloğlu Sultanahmet civarında yapılacak parkta Enver Paşa heykeli bir köşede konuşma yapar, Bab-ı Ali baskını günde bir defa icra edilir, Mahmut Şevket Paşa heykeli vurulur, turistleri takip eden muhbirler heyecan yaratır vs. Hele Cumhuriyetin ilk yılları ne öğretici ve ilginçtir, Ankara’daki parkta bir köşede Takrir-i Sükun kanunu çıkarılır, diğer meydanda İstiklal Mahkemeleri şapka takmayanların maketlerini idam eder, temsili olarak öldürülen Kubilay’ın heykeli, İzmir’de büyük bir kalabalığa hitap eden Fethi Beyin heykeli, temsili Kürt isyanları, temsili göçler, temsili Rum mübadelesi ile canlı bir tarih yaşanır. Kazanımlar fiilen görülür. Bir bölümde temsilen Türkçe ezan okunur. Elbette, her köşe başında şakacı muhbirler gene sizi takip etmeye devam eder. Daha geniş bir alanda İsmet Paşa, Menderes, Demirel, Ecevit yılları da temsil edilebilir. Alevi-Sünni kavgalarını temsilen açılacak parklar Çorum, Maraş, Sivas’ı ihya ederken yerel kalkınmaya yeni bir boyut getirebilir. Darbe dönemleri dışında, 1970’li yılların, Özal döneminin ve 28 Şubat sürecinin de çok canlı olarak ilgi çekeceğini tahmin ediyorum. Bence büyük bir proje olur, istihdam sağlar, ekonomiyi canlandırır, girişimcisine para kazandırır.

Ben Leninland projesine taraftarım. Stalin ve Mao için de mutlaka yapılmalıdır. ABD için Alabamaland projesini de destekliyorum. Bu arada Lenin demişken, devletçilikle, özelleştirme ve küreselleşme karşıtlığıyla komünistliği karıştıranlara Prof. Sadun Aren mealen “ahmaklığın gereği yok” demiş, onu da duyurayım. Gerçi hoca bu fikirlerini daha önce de beyan etmişti, şu haberde var ama başlığı saptırılmış dikkat etmek lazım.

Popularity: 8% [?]

2 Yorum

  1. Murat Aygen - 26 Haz 2006 - 5:19 pm

    Muhterem Fethi bey dostum,

    Bizde sanıldığının aksine, “Marksist-Leninist” demek ılımlı solcu demektir. Çarlık Rusyası’nda rejimin prof.ları devrimci gençlere “bırakın zırtapoz yazarları da, Karl Marx gibi mutedil, iktisattan anlayan yazarları okuyun” derlermiş. Devrimci gençler de “böyle YÖK-prof.lar tavsiye ettiklerine göre bu Marx’da iş yok” diye düşünürlermiş. Gel zaman, git zaman nasıl ki Bach’ı Mendelson keşfetti ise, Marx’ı da Lenin keşfetmiş. “Bakmayın bu adamın öyle kapitalizme övgüler düzdüğüne, o bir devrimcidir” demiş. Popülizme karşı kaba önlem faşizm, ince önlem ise Marksizm-Leninizm’dir. Lenin’in kadrini, kıymetini bilmeyen Türk liberalleri popülistler tarafından yönetilmeye müstehaktırlar.

    Saygılarımla,
    Murat Aygen

  2. Muzmin Anonim - 26 Haz 2006 - 5:52 pm

    Hele Komünist Parti yöneticisi Kruglikov’un “Lenin’in evinde sarhoş insanların dolaşması kabul edilemez

Yorumlar için RSS

Yorum yapın

Kapat
E-posta ile paylaş