Trikopis
FST 26 Haziran 2006
Köşe yazarı Mehmet Y. Yılmaz Latife Hanım üzerine yazılan kitabın bir yerine takılmış. Buna göre Atatürk’ün köpeğinin adı mağlup Yunan Komutana ithafen “Trikopis” imiş. Bunda ne olabilir demiştim, M. Yılmaz konuyu şöyle açmış:
[…] Köpek adını Yunan işgal ordularının başkomutanından almıştır: Trikopis! O tarihte Trikopis, Atatürk’ün “düşmanı” idi. Bir insanın, köpeğine düşmanının adını koymuş olmasını yadırgadım.
Çünkü köpek seven herkes bilir ki, insanlar köpeklerine sevmedikleri birisinin ismini vermezler. Tam tersine köpeklerine derin bir sevgi ile bağlandıkları için ona en çok sevdiklerinin isimlerini bile verdikleri olur. Mesela Hıncal Uluç’un köpeğinin adı “Cimbom”du.
Bundan nasıl bir sonuç çıkarmalıyız bilmiyorum. Atatürk, aslında köpekleri sevmezdi de mecburiyetten mi bir köpek besliyordu, yoksa Trikopis, düşman bile olsa aslında saygı duyduğu birisi miydi?
Bundan basit ne olabilir? Trikopis iyi bir asker ise, rakibi olan diğer iyi askerin onu takdir etmesi tarihte az görülen şey midir? Tam tersi o zamanlar köpeklere genelde sevilmeyenlerin ismi de veriliyor olabilir, köpeklerle Türk insanının ailece yakınlaşması nispeten yeni bir olaydır. Eskiden köpek bekçilik yapan, koyun güden bir hayvan iken bugün bir aile üyesi olarak nüfusa kaydedilecek duruma gelmiştir. Benim yorumum bu, M. Yılmaz’ın bu saçma konudan dolayı Atatürk’ü yadırgamasına ise mana veremedim. Bence Hıncal Uluç’u yadırgasa daha iyi eder.
- Siyaset
- Yorum(10)
- Bu Yazıyı Paylaşın
- PDF olarak kaydedin
Mehmet Yılmaz, bütün bunları boşverse de, Stone Hanım’ı Ertuğrul Efendi’nin elinden nasıl kapacağını düşünse daha iyi olur.
Efendiler,
Bu olayı hafife alıyorsunuz.
Yunan bayrağını yerde görünce ‘Ne lan bu’ gibisinden bir şaşkınlığa uğrayıp ‘Kaldırın hemen onu ordan’ diyen Atatürk değil miydi?
Ya da o Atatürk ise, o zaman köpeğe Trikopis ismini koyan kim?
Ya da Trikopis ismini koyan Atatürk ise ‘Kaldırın o bayrağı’ diyen kim?
Neyse kafam karıştı…
Sizi “yadırgadım” Manyakadam.
Nedenki sayın izlenimler?
Hem bitmedi.
Yazıda Trikopis Atatürk düşmanıydı deniyor.
O zaman ismi Atatürk düşmanlığı çağrıştıran bir köpek de varlığıyla Cumhuriyet için bir tehlike oluşturuyor demek değil midir? İsmini Atatürk’ün koymuş olması da durumu değiştirmez.
Yok muydu koskoca sarayda o iti parça parça edecek bir vatansever Türk evladı? Yazık olsun!
Yazıdaki hata Trikopis’in Atatürk düşmanı olarak gösterilmesinde. Zavallı köpeğin parçalanmasına gerek yok elbette, hayvan ne yapsın, “atıl Trikopis” deniyor vs.
İşin aslı Atatürkçü Düşünce Derneğine sorulabilir.
Mevzuu ile ilgili bir anekdotta benim var. 27 gun once kaybettigim kedim Danny’yi 15 yil once yavru olarak almistim.O zamanlar hayvlarara hassasiyetim ortalama birinkinden biracik fazla, yani simdikinin onda biri kadardi. O sira Birinci Irak Zaferi (!) zamani idi. Bir kiracim vardi Texas’ta. Kirayi getirmek icin evime geldiginde annem kopek aldi, ismini de Saddam koyduk dedi. Savas karsiti aktivitelerin icinde yer almis biri olarak, hemde bir musluman ve Turklugun ekisi olacak bundan hic hoslanmamistim. O sirada TV’de Baba Bush’un yasrdimcisi Quayle vardi. Agzimdan ” benmde b oglanin adini Dan koyacagim; nasil olsa ikisinin IQ’lari asag yukari ayni” demek cikti defasif bir refleks ile. Oglan Dan diy cagirdim bikac gun, hala gercek isim dusunurken. Sonrada bu zahmetten kurtulmak icin soguk gelen ismi biraz yumusatmak icin Danny yaptim ve oyle kaldi.
Hisse? Hisse falan yok. Iste oyle bir anekdot. Yilazm hakli, Fethi Beymi mevzuunda su kadarini soyleyeyim. Bizim kultutrumuzde hakaret sayilan ayi, kopek gibi kelimeler artik Bati kulturlerinde hakare kelimesi olmaktan cikmis, hatta bazilari iltifat sayilir olmustur, bahsedilen hayvanlara hassasiyetin artisi ile dogru orantili olarak. Hatta jenerik hayvan kelimesi dahi bircok kontekst icerisinde hakaret kelimersi degildir.
Benim 15 yil once hayvanlara bakisim bu gunku gibi olsa idi asla bir saldirgan yureksiz emperyalist’in hik deyicisinin ismini canim kadar sevdigim yavrucuguma vermeyi dusunmezdim.
Ataturk’un motifini cozmek o kadar zor degil. Tabiiki benim kiraci gibi o da dusamana hakaret ediyor. Buyuk adamlar’in (!) her yaptiklarinda buyuk buyuk hikmetler olmak zorundami?
Melek Danny, Kader, Kismet ve Bulut’un babasi
Bekir Bey,
Uzman yorumu için teşekkürler.
FST
Mehmet Y. Yılmaz Beyefendi şöyle buyurmuş: “Bundan nasıl bir sonuç çıkarmalıyız bilmiyorum. Atatürk, aslında köpekleri sevmezdi de mecburiyetten mi bir köpek besliyordu, yoksa Trikopis, düşman bile olsa aslında saygı duyduğu birisi miydi?”
Bu mevzuda müşkülata duçar olmaya hiç gerek yoktur. Kıyas yolu ile neticeye varmak mümkündür.
Düşününüz. Trikopis denen adamın bir köpeği olsa, bu köpeğin adı da Atatürk olsa, Mehmet Yılmez beyefendinin sorusunu biz de uyarlama yaparak sorsak:
“Trikopis, aslında köpekleri sevmezdi de mecburiyetten mi bir köpek besliyordu, yoksa Atatürk, düşman bile olsa aslında saygı duyduğu birisi miydi?”
Buradan herkes sonucu bulabilir kanaatindeyim.
Hürmetler ederim.
Yunan başkomutanı Trikopis`in, hiçbir zorlama ve baskı olmadan her
Cumhuriyet bayramında Atina’daki Türk büyükelçiliğine giderek,
Atatürk`ün resminin önüne geçtiğini ve saygı duruşunda bulunduğunu biliyor muydunuz?
Sitede emegi gecen herkese tesekkurler
http://www.1bilgi.com
Sizleride sitemize bekliyoruz
Nice yillara…