86 Yılda İlk Kez: ISO 9000, Mankenler ve Tatil Duyurusu
FST 29 Haziran 2006
TBMM ISO-9000 bilmem kaç belgesi almış. TV’de haberlerde gururla izledim. Gerçi belge törenine kırılan sandalyeler damga vurdu ama olsun. Bu arada kırılan sandalyeler taşınırken dikkat ettim, koca TBMM ödül törenine adi plastikten sandalyeler getirmiş, üstüne de iğrenç, zevksiz, ucuz bir kılıf giydirmiş. Peki bu durum hadisenin büyüklüğüne gölge düşürür mü? Hayır. Zaten ödüllü kurumun patronu Bülent Arınç da olayın bu yönde değerlendirilmesini kınamış ve işin gerçeğini şöyle anlatmış:
”Benim eleştirdiğim konu, TBMM’nin 86 yılda ilk kez kalite belgesi aldığına ve dünya parlamentoları arasında da benim tespit edebildiğim kadarıyla bir başka örnek bulunmadığına göre, personelimizin büyük bir gayretle üç yıl boyunca bu belgeyi almak için özel eğitimlerden geçirilmiş, özel takiplerle sonuçlandırılmışsa, buna en az bir teşekkür etmek ve bunu takdirle anmak gerekir.
500-600 kişinin katıldığı bir ödül töreninde tesadüfen 1-2 sandalyenin kırılmasını ödülden daha önemli bir haber olarak görenlere serzenişte bulundum. Şu an burada bir basın toplantısı yapıyorum, elektrik kesilebilir ve konuşamayabilirim. Sizlere elimle hitap ederken mikrofona dokunmuş ve bütün mikrofonları devirmiş olabilirim. Siz yerinizden kalkarken başka bir kameraman arkadaşın kamerasını devirmiş olabilirsiniz. Bunlar gülünecek, alay edilecek olaylar mıdır? İnsan hayatı mobildir, herhangi bir davranışınız bir yanlışa yol açmışsa, oradaki sandalyenin kırılmasıyla kalite belgesinin ne alakası var? Bir firma oradaki töreni hazırlamak üzere görevlendirilmiş ve tesadüfen iki tane sandalye kırılmış. Türk basınının geldiği nokta bu olmamalı. Hepinizi tenzih ediyorum. Bu üzerinde durulacak, birinci sayfaya manşet olacak ve hele hele ISO 9001- 2000 kalite belgesini gölgeleyecek bir olay olmamalıdır.
Ama Türkiye’nin öyle büyük sorunları var ki, bir mankenin ilişkilerinden daha da değersiz görülebiliyor. Sanıyorum bu, üzerinde durulması gereken bir konudur.”
Bülent Bey işi özetlemiş güzelce, ama kafama takılan şu noktaları sizle paylaşmak isterim. Bir defa “86 yılda ilk defa” demek saçma değil mi? “1920′de ISO-9000 vaadı da biz mi almadık” denemez mi? Bu ISO-9000 modası 1980′li yıllarda Avrupalıların uydurup dünyanın başına bela ettiği bir dokümantasyon ahmaklığı olduğuna göre, işin 20 senelik bir geçmişi olmalı. Başka ülkelerde olup olmadığını ben de bilmiyorum, incelenebilir.
Gelelim kırılan sandalyelere. Ben 500-600 kişinin katıldığı bir sürü toplantıda bulundum, hiç kırılan sandalyeye rastlamadım. Sadece bir kamu kurumunun müteahhiti inşaatı teslim etmek üzereyken rüzgarda çatının uçtuğunu görmüştüm. Yoksa ortalama bir toplantıda 1-2 sandalye kırılması hadisesinin normal olduğunu düşünmüyorum. Yani Meclisteki vaziyet hiç de olağan bir durum değildir. Sonra Arınç garip örnekler vermiş. Mikrofonların tümünü eliyle devirse, kameramana çarpsa onu devirse elbette güleriz, niye gülünmeyecekmiş? Süleyman Demirel’in kürsüden inerken düşme sahnesini hatırlayın, gerçi orada kırılan kamera değil zavallı bir korumanın kaburgaları olmuştu. “Ben gülmedim, üzüldüm yahut ağladım” diyen babayiğit var mı? Ben düşersem bana da gülünür, bunu herkes bilir. Bir de “insan hayatı mobildir” denmiş, esrarını çözemedim.
Son olarak, TBMM’nin ISO-9000 belgesi alması benim ve özellikle Türk toplumunun nezdinde tabii ki herhangi bir mankenin özel hayatına göre hiç ilgi çekmeye layık bir iş değildir. Bize ne meclisin kalite belgesinden? Bülent Arınç toplumun tümünün sürekli ben ve Veysel Bey gibi TRT 3′te meclis haberi izlediğini mi zannediyor? TRT 3′ü izlerim dediysem Sabah Sabah Seda Sayan’ı kaçırıyorum demedim ya.
Gelelim şu ISO-9000 belgesine. Ben bu işten anlamam ama bir kamu kuruluşu ne diye bu belgeyi alır, bu belge TBMM için neyi ispatlar, bilen var mı? TBMM ISO-9000 kalite güvence belgesi alınca gerek vekillerden oluşan meclis gerekse asillerden oluşan millete hangi artılar sağlanmaktadır? Bir de bu iş 3 sene sürmüş, Allah bilir TSE, danışmanlar, ahbaplar, çavuşlar ne kadar millet kesesinden TBMM’yi söğüşlemiştir. Ne oldu? Bülent Arınç boş laflar savuracağına bunun hesabını versin bakalım. 3 yılın dökümünü istiyorum.
ISO-9000 bir şirketin devlet ihalelerine girebilmesi, bazı dış ticaret işlerini halledebilmesi için alması gereken angarya bir belgedir. Ürün kalitesiyle hiçbir alakası olmadığı gibi kurum çalışanlarını çıldırtacak kadar ahmakça uygulamalar ve prosedürlerle malüldür. Hele hele devlet kuruluşlarının ISO-9000 alması tamamen anlamsızdır.
ISO-9000′den kazançlı çıkan taraflar, başta TSE azmanı olmak üzere bir sürü uyanık yönetim danışmanlığı firmasıdır. ISO-9000 parayla satın alınan bir belgedir. Bu yönetim danışmanlığı firmaları son 2-3 yıldır ISO-9000 belgesi aldırma adıyla KOSGEB teşviklerini sömürmüş, ortalıkta ISO-9000’siz seyyar satıcı dahi bırakmamışlardır. Bu firmaları kınamıyorum elbette, bilerek veya bilmeyerek bu ahmaklığa ortam hazırlayan devlet kurumlarının kararlarıdır, onlar fırsatı bulunca yollarını bulmaya bakacaklardır. Netice olarak, ISO-9000 bir aldatmacadır, kaliteyle filan bir alakası yoktur. ISO-9000 yok iken de itibarlı, kaliteli mallar, bunları üreten şirketler vardı.
Buradan ilan ediyorum, eğer “yanılıyorsun, ISO 9000 aslında çok faydalıdır, bak Meclis yakında nasıl kaliteli mal üretmeye başlayacak” diyen varsa hodri meydan. Meclisin ürettiği mal kanunlar ise göreceğiz bakalım 3 yılda alınan bu belge mal ve hizmetlere nasıl etkide bulunacak. Aynısını özel şirketler için de iddia ediyorum. İhale veya bir takım yasal yükümlülükler dışında “ISO 9000 için harcadığımız para, emek ve çektiğimiz eziyete karşılık süper kazanımlar elde ettik” diyen biri varsa ben de ISO-9000′e başvuran ilk blog olmayı taahhüt ediyorum.
Not: Bir süre yazılara ara veriyorum, yaz dönemi seyahat, plan, proje işleri filan var. Bu arada, blogcular sağda solda parti, kokteyl vs. vesilesiyle toplanıyorlar, benim öyle imkanım yok ama bir iki grupla bazı çay ocağı toplantılarına katılma ihtimalim olabilir. Bu vesileyle bir süreliğine veda ediyorum, herkese selam ve saygılar.
- Siyaset
- Yorum(17)
- Bu Yazıyı Paylaşın
- PDF olarak kaydedin
fethi bey, bu aralar çok tatil yapıyorsunuz. milletvekillerini geçtiniz neredeyse
Sevgili Fethi bey dostum,
Amerikan Kongresi’nin bazı komisyon raporları akademik literatüre geçmiştir. Yani ilmi değeri haizdir. Ben böyle bir TBMM’yi ne denli hayal etsem de, ondan şu hali ile bile çok memnunum. Üniversitesi senin de bildiğin gibi olan bu ülkeyi bu TBMM’nin yönetmesi evladır. Bu ülkede hakim sınıfların borusu iki mekanda ötmez: (1) Cami, (2) TBMM. Onun için her ikisinin de üzerlerine titremeliyiz.
Saygılarımla,
Murat Aygen
Murat Bey,
Ben de zaten sevdiğim için abuk subuk işlerle uğraşmasınlar diye uyarıyorum.
Denememeler,
Sen tatili ben cumhurbaşkanı olunca gör asıl.
Selamlar.
Fethi Bey,
TBMM’yi çok sert eleştirmişsiniz.Anlaşılan sizin Cumhurbaşkanlığınız döneminde de uyumlu bir çalışma göremeyeceğiz.Lütfen daha seçilmeden gerginlik yaratmaya çalışmayalım.Gerçi bana hiçbir şey danıştığınız yok ama ben başdanışmanınız olarak ilk uyarımı yapayım dedim.
Bahsettiğiniz çay (ocağı!) partisi Mustaakyol.org’un tanışma çayı mı? Orada olmaya çalışacağım ben de inşaallah.. Gelirseniz size -danışmanlık babında- taze taze, yeni düşünülmüş fikirler verebilirim.
Not: Temamı değiştirdim, bir ara gözatıverin bakalım bunu beğenecek misiniz? Aramızdaki tema krizi ile başlayan soğukluk gitsin istiyorum; ülkemize, daha uyumlu çalışarak maksimum derecede yararlı olabilmek için yani..
Murat Bey,
Yorumunuza tamamen katılıyorum.
Saygılar.
Suat Bey,
Benim yazımda TBMM ile ilgili birşey yok, ISO 9000′in bir saçmalık olduğu, TBMM dahil hangi devlet kurumu bununla uğraşıyorsa ahmaklık ettiği temalı bir yazıdır.
Mustafa Beyin toplantısına katılmıyorum, sipahitan [at] yahoo.com.tr adresine yazabilirsiniz.
Selamlar
Bu arada yeni temanız daha güzel, benim son wordpress temam da buydu. Sadedir.
Fethi Bey,
Yenilgiyi kabul ediyorum. Biraz biraz kendime gelebildiğim için şimdi yazabiliyorum bu konuda. Evet, artık önünüz açık. En önemli ve kuvvetli rakibiniz kendi kendini diskalifiye etti ne yazık ki. Ben artık konuya ilgisiz kalacağım. Size müstakbel görevinizde başarılar dilerim. Yapmanız gereken işler listesini zatıalinize bilahare bir rapor halinde -ücretsiz- sunacağım efendim.
Bu arada, iyi tatiller. Benim adıma da dinlenin.
Murat bey hakli, akademik literature gecen raporlar cikiyor kongreden ama bunun bir sebebi akadamik literaturun bol olmasi kongrenin de o milletin usulu oyle oldugu icin yazip cizerek is yapmasi. ‘Kongre tatilden dondu cuzdanlari kollayin’ diye komiklik yapilan bir yer orasi ayni zamanda, oyle muazzam bir sayginlik yok. Hadi bir de bizimkine hatir edip komplike bir konuyu bizim tarafi iyi gosterecek sekilde carpitayim: bizim meclis biraz kil payi da olsa hukumet tezkeresini reddederken o kongre anayasayla sadece kendisine verilmis bir yetkiyi (savas ilani) baskana devretmis kenardan saksakcilik yapiyordu. Haa tabii derseniz ki orada bu saksakci lafini edince en azindan zamaninizin gitmesi bir suc duyurusuna bagli degil, ona ses cikartmam. Proseduru kolay olsa onu da o hale getirmeyeceklerine dair bir delil yok elimizde ama (bkz. NY Times’a SWIFT isini yazdi diye yapmaya calistiklari).
Diger taraftan Fethi beyin eline saglik. Tamamen katiliyorum. TBMM’yi tezyif sucsa, bu ISO isi ona oturuyor bence. Bir de bu mobil insan muammasinin yaninda, “Türk basınının geldiği nokta bu olmamalı. Hepinizi tenzih ediyorum.” lafina da takildim ben. Bu kizdigi haberi yazan insanlar meclis muhabiri degil mi? Murettiplere mi kizmis meclis baskani, muhabirleri tenzih ettigine gore? Seyini seyettim filan derken ne dedigini anliyorduk hic olmazsa.
Metin Bey,
Evet Müzmin Anonim bey ile ilgili gelişme tatsız oldu, inşallah işleri yoluna girer. Dediğiniz gibi o olmadan bu konunun tadı kalmadı. Diğerleri de rakip değil şekerli leblebi, çekirdek kabilindendir. Bu kadar kolay kazanılacak bir mevki artık bana cazip görünmüyor.
Suat Bey,
Benimkisi çayın ocaklı olanından, entel ortamlara gücüm yetmiyor, bir esnaf kahvesinde olmasını tercih ediyorum. Yorumcularımız konunun detayıyla ilgili bana doğrudan yazabilir.
Selamlar.
FST
TSE önüne gelene bedava belge dağıtırken arada TBMM de kapmış bir tane. Kimi hangi performansı için tebrik edelim?
Fethi Bey ortalıkta yok. Meydan boş kaldı.
Bugün bir köşe yazısı okuyordum. İçimden tam İzlenimlik dedim. Bu kadar kötü yazan bir insan nasıl köşe yazarı olabiliyor anlayamıyorum. Mesela, şu alıntı bugün okuduğum yazısından:
“3. Kolordu uluslararası kuvvettir. Sözgelişi Harekât Başkanı Polonyalı, İstihbarat Başkanı İngiliz’dir. O Kolordu’nun komutanlığına herhangi bir kişi atanamaz. Özenle seçilir.
O komutan, değerli ve dürüst bir askerdir. Yaptığı, sadece emrine verilen tahsisatı sözgelişi dam aktarmak yerine, su boruları sisteminin onarımına kaydırmak gibi asker ya da sivil tüm yöneticilerin görev süreçlerinde uyguladıkları bir tercihten ibarettir. Böyle bir komutan için yargı süreci ne derece doğru olabilir?..”
Defalarca okumama rağmen ne dediğini çözemiyorum. Aklımda sadece şöyle bir imge kalıyor: Orduya yavşıyorum… laf kalabalığı… orduya yavşama … laf salatası.
Bu köşe yazarını tahmin edebilen var mı? Yazı stili çok belirgindir.
Kıvanç Tarhan
Bir tahmin yapayım; hukukçu eskisi Güneri Civaoğlu..
Evet yazısına baktım, oymuş..
Kıssadan hisse çok doğru:
“Orduya yavşıyorum… laf kalabalığı… orduya yavşama … laf salatası.“
Fethi bey,
Bu yaziyi, yazinin yazildigi zaman burada olmayisimdan dolayi kacirmisim.
Ilemkte yazan diger arkadaslarin degerlendirmelerini kiymetli buluyorum, ama, Gokberk beyin soyledigi –ve hem isabetli hem de manidar olan– sozleri biraz acmam lazim. Bu, ayni zamanda sizin ISO9000-TBMM baglaminda degindiginiz temaya katildigim anlamina gelecek.
ISO9000 ile bir hayli eskiye dayanir tanisikligim. Oturup implement edenlerden degilim, implement edilmesinin gerekli olup olmaidgina, nasil ve ne zaman olmasi gerektigine karar verenlerdenim, calismis oldugum isletmede. Dolayisi ile, iceriginden cok metasi ile ilgiliyim.
ISO9000, gelismis ulkelerin kendi ic pazarlarini korumak amaciyla peydahladigi bir ’standard’ idi. Tirnak icinde, cunku, bir ’standard’dan baska herseydir. Ayni iskolunda, ayni urunu yapan iki firma, ikisi de ISO9000′lere sahip olsalar bile, birbirlerine hic bir sekilde (bicim ya da mahiyet acisindan) benzemez ve birbirleri ile uyumsuz (incompatibe) olabilirler. Bildigimiz anlamda, ’standard’ standard bu degildir.
Baska bir deyisle, ISO9000 turu seyler birer tarife disi engeldir. Zaten, kimlerin ISO9000 belgesi verebilecegi meselesi de cok buyuk sorun olmus, sonunda –esasen– onunen gelenin bunu verebilecegine karar vermek yoluyla, baslangic niyeti sulanmis kusa donmustur.
TSE’nin yaptigi da, tam olarak buydu. Baskalarinin tarife disi engellerini asmak icin ISO9000 belgesi vermek yani. Bunu da her ulke aynen oyle yaptiydi zaten.
Bunu suna da benzetebiliriz: Bir aralar, galiba Ciller zamanlariydi, AB bizdeki otomobil ehliyeti sahibi kisilerin sayisinin cok az oldugunu soylemis, YINE engel cikarmisti. Bunun uzerine, Icisleri Bakanligi da –resmen olmamakla birlikte– ehliyet basvuru formu doldurmagi beceren herkese ehliyet dagitmisti. ‘Postayla basvur, postayla gelsin’ raddesine yaklasmisti yani.
Elestirmege kalktiginizda da, kimin daha ikiyuzlu ve samimiyetsiz oldugu birbirine karisiyor.
ISO9000 ve ehliyet meselesi tam da oyledir bence.
Simdi gelelim, TBMM’nin ISO9000 almasina…
Bence TSE’nin hic kabahati yok bu iste. TSE, TBMM sozkonusu oldugunda bir memurdur –ozerk olmasini bekleriz, ama, olmadigi da ortada.
TBMM’nin ic isleyisini daha bir duzenli hale getirmesi yolundaki her turlu gayreti takdirle karsiliyorum, ama, bu tur –tarife-disi engeli asmak amacli– bir seye sahip olmak istemesini de, bunu aldiktan sonra ilan etmesini de.. butun sureci bir ahmaklik olarak gormemek mumkun degil.
Merhaba,
Katkı ve tarife dışı engel konusunundaki hatırlatma için teşekkürler. TSE’nin durumu dediğiniz gibi elbette ama bu kurumun da mevcut durumun sürdürülmesinde emeği olduğunu tahmin ediyorum. Bürokrat çıkarı açısından yaptıkları da mantıklıdır doğal olarak.
FST
AY haberlerine bakarken bunu gordum, alinti yapayim:
Bozkurt, Avrupa ülkeleriyle kıyaslandığında, TBMM’de çalışanların en az ücreti aldığını belirtti. Rauf Bozkurt, bir milletvekilinin, “35 milyon 858 bin YTL’yi bulan eski milletvekilleri, eş ve çocuklarının tedavi giderlerinin çok olup olmadığını sorması” üzerine, yaklaşık 22 bin eski ve yeni milletvekili ile eş ve çocuklarının tedavi giderlerini karşıladıklarını bildirdi. Bozkurt, eski milletvekilleri ile ailelerinin daha önce 46 milyon YTL olan tedavi giderlerine ilişkin rakamı, tasarruf yaparak 35 milyon YTL’ye düşürdüklerini kaydetti.
35/22=1.59, yani 1590YTL adam basi. Ozel doktor vizite ucretini sordum, 100YTL civaridir dediler. Tetkik filana mi gidiyor bu kadar para acaba?
Bülent Bey,
Haberi antibürokrasi’ye aktardım. O parayla herkes ağzına implant yaptırmış olabilir. Malum milletvekilleri ve yakınları ağzına diş taktırabiliyor.