Haziran 2006 Arşivi

“Çok sayıda kişi”

FST 18 Haziran 2006

protokol.jpgGeçen gün Aksaray’da meydana gelen protokol hadisesini hatırlarsınız. Konuyu Dolmakalem’de kısaca ele almıştım. Dün akşam TV’de izledim, bugün Akşam gazetesinde farklı bir versiyonunu okudum. Haberde gözümden kaçan detaylar olduğunu fark ettim. Şöyle deniyor:

AKSARAY’ın eğlence mekanlarından Kültür Park’ta gölet üzerindeki bir restoranın hizmete açılışında gölet üzerine kurulan köprü çöktü. […] Açılışa katılan protokol üyeleri, edilen dua sonrası açılış kurdelesini kesmek üzere köprünün ucuna geldi. Çok sayıda kişi, vali ve milletvekillerine yakın olmak için köprünün üzerine yığılınca, köprü ağırlığı taşıyamadı. Vali, belediye başkanı ve AKP milletvekilleri, kurdeleyi keserlerken köprü kırılarak çökmeye başladı. Nevzat Palta restoranın içine girmeyi başardı ve Ali Rıza Alaboyun’un elinden tutarak vekili gölete düşmekten kurtardı. Vali ve diğer bir milletvekili Ramazan Toprak ve vatandaşlar gölete düştü.

Devamı »

“Mucizeler Köşkü”

FST 18 Haziran 2006

demrelgozluk.jpgCumhurbaşkanlığı meselesi kızıştıkça adaylar da yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlıyor. Trabzonlu bir emekli albaydan sonra Engin Ardıç da adaylığını ilan etti. Kamuoyunda ismi şimdilik öne çıkan diğer aday namzetleri ev hapsindeki Necmettin Erbakan, eski cumhurbaşkanlarından maratoncu Süleyman Demirel, asabi başbakan Tayip Erdoğan, şaraptan iyi anlayan ama içmeyen Abdüllatif Şener, süresinin uzatılması için fikir beyan edilen Kudüs hacısı cumhurbaşkanı A. Necdet Sezer, Meclis başkanı Bülent Arınç şeklinde sıralanıyor. Unutuyordum, çeşitli sitelerde tanınmış blog sahibi Müzmin Anonim’in de yorumcuları tarafından cumhurbaşkanı adayı olarak gösterildiğini okudum. Öncelikle tüm adaylara yolunuz açık olsun der, başarılar dilerim.

Devamı »

Wordpress Uzmanlarına Çağrı

FST 18 Haziran 2006

Modaya uydum, Wordpress ortamına dahil oldum, müstakil alan adı aldım. Herşey iyi güzel de siteye yorum girişinde ortaya çıkan bir problem ciddi şekilde canımı sıkıyor. Tema değişikliği de fark etmiyor, hosting ile mi ilgilidir bilemiyorum. Sonra temalar genelde Firefox ile düzgün görünürken Internet Explorer ile karışabiliyor. Ortalıkta çiçek gibi wordpress blogları cirit atıyor ama kimse “Fethi abimin derdine derman olayım” demiyor. İlim ve fen ehli gençler final sınavlarının da sona ermesi münasebetiyle kodları biraz ele alabilirler, merak edilmesin bende angarya iş yok.

Not 1. Bu gelinlere hitaptı, Halid, Hasan Hüseyin yakında yanınıza -fiilen- geliyorum haberiniz olsun.

Not 2. Bir önceki tema IE ile yamuk görünüyordu, problemler giderilene kadar şimdilik bu yaratıcı tema ile yetineceğiz.

Tartışma Büyürken

FST 18 Haziran 2006

Cumhurbaşkanı kim olsun tartışması büyürken iş de sulanmaya başladı, tam kemali ciddiyetle el atıp ortalığı toparlayayım derken Engin Ardıç’ın düşündüğüm başlıkla bir yazı yazdığını gördüm. Gecikmenin ceremesini bir sonraki yazının başlığını değiştirerek çekeceğim. Bu arada Engin Ardıç benim de sıkça vurguladığım dini konulara atıfta bulunmuş, yalnız arada bir eksiklik var, onu düzeltmek amacıyla bazı yerlerden alıntı yapmak isterim. Engin Ardıç’ın yazısı Emin Çölaşan’ın “Cumhurbaşkanı Nutuk’u ezbere bilmeli, oradan özetçı karmalı” şeklinde kısaltılabilecek önerisi üzerine bina edilmiş ama orası diğer yazımın konusuna giriyor:

[…] Oysa Nutuk, bizim kutsal kitabımızdır. Önder kelamıdır. Tartışılamaz, belden aşağı düzeyde taşınamaz. Paha biçilemez, parayla satılamaz, ancak ücreti mukabili ‘hediyesi’ olur. Ben de Türk Dil Kurumu’na hediyesini verdim, bir adet aldım, evin en yüksek yerine koydum.Hani adam nasıl diyor ‘kubbeler kalkanımız, minareler süngümüz’, bizim de Anıtkabir Mezar-ı Şerif’imiz, Çankaya Kabe’miz, Nutuk kutsal kitabımız, tayyör-etek haşemamız, Frenk gömleği ve boyunbağı üniformamız…

Latife Hanım, Hazret-i Ayşe anamız… İsmet İnönü Hazret-i Ebubekir’imiz, Bülent Ecevit Hazret-i Osman’ımız, Devlet Bahçeli de Hazret-i Ömer’imiz!

Deniz Baykal’a da ‘Hazret-i Ali’lik’ kalacaktı ama sağa açılma politikasıyla Alevi vatandaşlardan oy yerine yalnızca ‘nasihat’ alacağından, o sayılmaz…

Dinler arası diyalog konusunda ve daha nice yazıda konuyu ben de ele almıştım. Engin Ardıç’ın tayyör etek benzetmesi fena sayılmaz ama halifeler sayılırken bir özensizlik hissettim. Bir defa İsmet Paşa’nın halife mi yoksa peygamber mi olduğu ihtilaflı bir meseledir. Peygamber sayıldığı takdirde Ecevit’in Hz. Ebubekir olması daha uygun düşer. Sonra Devlet Bahçeli hilafet makamına oturmuş değildir. Bir de arada geçen sayısız askeri yöneticinin durumu da belirsizdir, bunların imanından şüphe edilemeyeceği düşünüldüğünde haksızlığa uğramış sayılabilirler. Neticede yazı bazı önemli noktalara işaret etmekle birlikte eksik kalmış, ilahıyatçılar el atıp bu dinin şeriatını tam olarak tespit etseler iyi olacak.

Tartışma Büyürken

FST 18 Haziran 2006

Cumhurbaşkanı kim olsun tartışması büyürken iş de sulanmaya başladı, tam kemali ciddiyetle el atıp ortalığı toparlayayım derken Engin Ardıç’ın düşündüğüm başlıkla bir yazı yazdığını gördüm. Gecikmenin ceremesini bir sonraki yazının başlığını değiştirerek çekeceğim. Bu arada Engin Ardıç benim de sıkça vurguladığım dini konulara atıfta bulunmuş, yalnız arada bir eksiklik var, onu düzeltmek amacıyla bazı yerlerden alıntı yapmak isterim. Engin Ardıç’ın yazısı Emin Çölaşan’ın “Cumhurbaşkanı Nutuk’u ezbere bilmeli, oradan özetçı karmalı” şeklinde kısaltılabilecek önerisi üzerine bina edilmiş ama orası diğer yazımın konusuna giriyor:

Devamı »

Prototip: “Eski Basketbolcu”

FST 16 Haziran 2006

bayanbasket.jpgHıncal Uluç ülkemizin kendine özgü şahıslarından biridir, arada sırada da izlenimlere takılır, hatırlayanınız çıkar. Geçenlerde senelerdir ilk defa çıktığı bir Antalya tatilinden bahseden yazısını görmüş ama detaylara dikkat etmemiştim, bir dost hatırlattı, hakikaten gözden kaçırılmaması gereken noktalar varmış. Türkiye’de her konudan haberdar üç beş kişiden birincisi ben isem ikincisi muhakkak Hıncal Uluç’tur. Hatta kendisi için bir ara kavgalı olduğu Deniz Gökçe HBB: Her B.ku Bilir demiş, Hıncal Uluç da “o da HBB’dir: Hiçbir B.ku Bilmez” şeklinde bir cevap vermişti. Bana kalırsa her iki HBB arasında da bir fark yok, aynı kapıya çıkar. Şimdilik bu mesele ilgi alanımız dışında, Hıncal Uluç’un Antalya gezisine dönersek yazıda şöyle bir bölüm dikkat çekiyor:

Devamı »

10 Emir: “Sağcıyım, muhafazakarım, liberalim diyen vatandaşımız…”

FST 14 Haziran 2006

baykal.jpgDeniz Baykal’ın son zamanlarda sol ve sağın birleşmesi yönünde çıkışlarını dikkatle takip ediyorum. Bunun sebebi buradan bir çıkış yolu bulma beklentim değil, sitede haber kıtlığı çektiğim şu sıralarda Deniz Bey sayesinde güzel malzeme bulacağımı düşünüyorum. Nitekim geçen haftalarda AKP’ye 7 maddelik bir uyarı listesi ile tavsiyelerde bulunan Deniz Baykal bu defa da bir rivayete göre 7, bir başka rivayete göre 10 maddeden oluşan bir seçim vaadi listesiyle gündemi sarsmış. Artçı şoklar biterken ben de rivayetleri heyecan ve merakla okudum, önemine binaen sizlerle paylaşmak istedim. Elimde iki ayrı haber ve maddeler var, ben ikisini de veriyorum, neticede 7, 10 ya da 40 olmasının pek farkının olmadığını şimdiden tahmin edebilirsiniz. Öncelikle grup toplantısında vaatlerini sıralayan Baykal’ın şu sözleri dikkat çekiyor: “Sağcıyım, muhafazakarım, liberalim diyen vatandaşımız! Sen bunları istemiyor musun? Bunun için ‘elimizden tut’ diyoruz.” Bakalım sağcı, muhafazakar ve liberal vatandaşa yapılan, manşetlere çıkmaya aday vaatler nelermiş. Önce Vatan Gazetesinde yer alan 10 Emir:

Devamı »

“Daha önce böyle bir örnek görmemiştik” Gezi Notlarından Esintiler

FST 11 Haziran 2006

sezerkudus.jpg Gazetelerde sayın cumhurbaşkanı Sezer’in İsrail ziyaretinden coşkuyla bahsediliyor. Ben de coşkuya iştirak etmek üzere haberlerin detayına indiğimde kafamda bazı soru işaretleri oluştu. Umre yapma ihtimal ve tehlikesine binaen Putin’in dahi üst düzey temsilciyle katıldığı Mekke’deki İslam Konferansına katılmayıp takdir toplayan Ahmet Necdet Sezer’in İsrail ve Filistin gezisinden gazetelere yansıyan notların bazılarına değinmek isterim. Haberi bir ilkokul öğrencisi tarz ve heyecanıyla aktaran Milliyet gazetesi bu ziyaretle ilgili notları verirken özellikle İsrail parlamentosundaki yetkililerin Atatürk’ün izinde oldukları yönünde beyanlarını öne çıkarmış. Gazeteye göre Şimon Perez şöyle demiş:

Hükümet adına konuşan Başbakan Yardımcısı Şimon Perez de, İsrail’i kuran iki lider Davin Ben Gourion ve İtsak Denrvi’nin Türkiye’de yükseköğrenim yaptığını kaydederek, şöyle konuştu: “Unutulmaz insan Mustafa Kemal’in devrimlerini gerçekleştirdiği yıllarda bu liderler Türkiye’de bulundular. Ve Ondan esinlendiler. Bu devrimlerin sonucunu bugünlerde hissediyoruz. Atatürk kadar uzağı gören bir önder bulunmamıştır. Dinsel kurumların bir ülkeyi ellerine almamalarını sağladı. Çağdaş ve modern bir yönetim ortaya koydu.”

“Dinsel kurumların bir ülkeyi ele almaması” mı? Duyan da bu lafın “yemekten cep telefonuna, çocuk oyuncağından peruğa kadar” hahamların koşer sertifikasını arayan şeriatçı bir ülkenin liderince söylenmediğini zannedecek. Ben Gourion ve İtsak Denrvi’nin “Ondan esinlenmesi” ise “İsrail Güneydoğu’da arazi alıyor” diyerek Yahudi düşmanlığı yapan, şu günlerde hamam, sauna ve seyyar duş çeteleriyle kafası iyice karışmış ulusalcıları daha da sersemletebilir. Eşekten düşme etkisini güçlendiren bir diğer faktör Türkiye çağdaş kesimin önderliğini Demirel ile paylaşan Sezer’e Perez’in düzdüğü övgüler. Sayın Sezer için Perez şunları söylemiş:

“Kişiliğinizden kaynaklanan samimiyetiniz belli. Siz bizim gözümüzde en değerli simgeleri temsil ediyorsunuz. Bizim gözümüzde çağdaş Türkiye’nin değerlerini simgeliyorsunuz. İnsan hakları, hukukun üstünlüğü ve adaletin simgesini gösteriyorsunuz. Bizim ilişkilerimizin garantisisiniz”

Haberde daha başka liderlerin övgü dolu konuşmalarından da bahsediliyor. Mesela İsrailli yetkililerin (Milliyet’in uydurması değilse) “İlk kez bir devlet başkanının konuşması bu denli coşkuyla alkışlandı. Daha önce böyle bir örnek görmemiştik” dedikleri de aktarılıyor. Sezer çifti daha sonra soykırım anıtını ziyaret etmişler. Burada “Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, önceden belirlendiği üzere, kippayı nazikçe geri çevirdi” deniyor. Tabii oranın kamusal alan olduğu gerçeğinden bihaber İsrailli yetkililere laiklik dersinin verilmesi iyi olmuş. Kippa giymiş olsa inançları gereği Kippa giymeyen Yahudileri rencide edebileceği gibi daha hassas konular İsrailli yetkililerce daha sonra anlaşılabilecek önemli hakikatler. Bunun için daha kırk fırın “koşer sertifikalı” ekmek yemeleri gerekir. Herneyse oradan Filistin’e geçilmiş, Hamas’a “gerçekçi olun” mesajı verilmiş, “Arafat’ın mezarına çelenk koyan Sezer’in, Filistin yönetimi lideri Mahmut Abbas ile el ele tutuşması dikkat” çekmiş vs. Tabii bizi ilgilendirebilecek kısım haberde şöyle veriliyor:

Cumhurbaşkanı Sezer ve eşi Semra Sezer, Filistin topraklarına geçmeden önce Harem-i Şerif’i ziyaret etti. Semra Sezer’in, bir tülbentle başını örterek gezdiği Mescid-i Aksa’ya, Sezer de bir Uşak halısı hediye etti. Cami imamı da bu halıyı imamların namaz kıldığı bölüme serdi. Mescid-i Aksa’ya girişinde zeytin dalı takdim edilen Sezer, imamın “Restorasyona İsrailliler izin vermiyor” diye yakınması üzerine, “Öyle mi, soralım, nasıl çözülür” dedi.

Mescid-i Aksa restorasyonunu nasıl halledeceği bir yana, 6 senelik önderliği döneminde tek tavizine şahit olmadığımız Sezer’in camide Deniz Baykal gibi namaz kılmak zorunda kalmamak için ziyareti Cuma namazından uzak bir vakte ayarlaması kendisini gözümüzde bir derece daha yükseltmiştir. Gerçi sayın Sezer’in eşinin kamusal alan olan Mescid-i Aksa’da “bir tülbentle başını” örtmesi küçük bir çelişki oluşturmuş (ki örtünün şeklen kabul gören babaannelerimizin tarzıyla bir alakası olmaması da garip). Düşünün, bir yandan şeriat emri olan Kippayı “kibarca�? reddediyorsunuz, öte tarafa geçince ömrünüzü mücadele etmeye adadığınız “örtüyü�? eşinizin başına örtmesinde beis görmüyorsunuz. Laik bir insanın bu iki dine eşit mesafede olması gereği dikkate alındığında, bu “ödün” nasıl izah edilecektir, bekleyip göreceğiz.

Unutuyordum, bir de Sezer’in “ayakkabılarını eline alarak camiden çıktığı” meselesi var ki, kazanımlarımız açısından ciddi soru işaretleri doğuran bu durumla artık Beyaz Türkler ilgilenecektir herhalde.

“Bu tip kitapları…”

FST 9 Haziran 2006

Bir Demirel yazısı yazmak üzereyken Sabah gazetesinde -bana göre- garip bir haberle karşılaştım. Bu haberde okulda bir öğretmenin öğrencilere Kuranı Kerim meali sattığından ve bazı velilerle sendikanın bundan şikayetçi olduğundan bahsediliyor. Haber şöyle:

İzmir’in Üçkuyular semtinde bulunan […]Rıza Özmenoğlu İlköğretim Okulu’nda Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeninin 1 YTL karşılığında öğrencilere Kur’an-ı Kerim sattığı yolundaki şikayetler, okul yönetimi, sendika ve velilerin de içinde olduğu bir tartışmaya yol açtı.

İzmir Eğitim-Sen 1 no’lu Şube Başkanı Mahir Ulus, yaptığı açıklamada, söz konusu faaliyetin bu ve başka okullarda yapıldığını, kendilerine de çok sayıda ihbarlar geldiğini söyledi. Ulus, “Bu okulda yapılan satış faaliyeti doğrulandı. Konunun okul içerisinde halledildiği söylendi. Genellikle din dersi öğretmenlerinin, bu tip kitapları almaları için civardaki kırtasiyelerle anlaşma yaptıkları belirlendi. Ama elde yeterli bilgi yok. Okul yönetimi söz konusu faaliyeti gerçekleştiren öğretmenlerin uyarıldığını ve bu tip faaliyetlerin önünün kesildiğini söyledi” diye konuştu.

Haberde müdürün de beyanatları var, soruşturma açılacaktır vs. birşeyler diyor. Ben bu haberin genelini Türkiye şartlarında yadırgamam ama toplumun büyük bir kısmının içini açıp okumasa da en azından hürmet ettiği Müslümanların kutsal kitabıyla ilgili olarak sendika, veli vs. birilerinin çıkıp “bu tip kitapları…” diye konuşması doğrusu tüm genişliğime rağmen garibime gitti.

Üstelik “…çok sayıda ihbar”, “…doğrulandı”, “…belirlendi”, “…yeterli bilgi yok” türü laflara bakan tehlikeli bir yasak yayından bahsedildiğini zannedecek. Üstelik satıldığı söylenen, Atatürk’ün talimatıyla ünlü tefsirini hazırlayan Elmalılı Hamdi Yazır tarafından yazılmış bir Kuran meali.

Öğretmenin hareketinin doğruluğu bir yana, gazetenin haberi yansıtma biçimi ve ilgililerin beyanlarını yakışıksız buldum. Dine karşı olmak ayrı, kutsal bilinen değerlere saygısızlık daha farklı birşeydir. Yarın birileri de çıkar üniversitelerde, liselerde devlet kesesinden bedava dağıtılan “Nutuk” için benzer ifadeler kullanırsa o din mensupları açısından nahoş olmaz mı?

Dinlerarası diyalog isteniyorsa bu tür inceliklere de dikkat etmek lazım.

En iyi ekonomi yazarlari

FST 8 Haziran 2006

Beğenerek izlediğim ekonomi bloglarımızdan “Ekonomist” en iyi ekonomi yazarları ile ilgili bir anket yapmak üzere girişim başlatmış, ilgilenenlere duyururum.

« Geri - İleri »

Kapat
E-posta ile paylaş