Anti Chambre: “Laptop, Levye ve Espresso”
FST Ağustos 16th, 2006
Ertuğrul Özkök CHP’nin yeni binasını gezmiş, geçenlerde de bina üzerinden bir Deniz Baykal ve CHP yazısı yazmış. Yazının özü iki cümle ama arada bir sürü tuhaf ayrıntı dikkatimi çekti. Belki de bu ayrıntılar normal ben tuhaflaştım, orasına siz karar verin. Aslına bakarsanız Ertuğrul Özkök’ün Deniz Baykal ile ilgili yazı yazması yeni bir şey değil. Geçen sene de izlenimlere konu olmuş ünlü bir Deniz Baykal yazısı var, bazı yerlere birazdan değineceğim. Şimdiki konumuz CHP genel merkezi ile ilgili olan. CHP genel merkezi demişken, bir türlü vakit ayıramadığım için bahsetme fırsatı bulamadığım tatil notlarımdan biri aklıma geldi. Geçen ay Ankara’da bir vesileyle buluştuğumuz Veysel Aratlıoğlu ısrarla CHP genel merkezini gidip görelim dediğinde kendisini kıramadım. Ankara’yı hiç bilmem ama bayağı bir yol gittikten sonra ıssız bir yerde kenara çekip işte şu bina diye 1950’lerin bilim kurgu kitap ve filmlerinde tasvir edilene benzeyen garip bir yapıya işaret etti. Önünde huşu ile bir iki hatıra fotoğrafı çektirdik. Kendisinin “gel seni yeni bir hapishane inşaatına götüreyim, muhtemel darbe sonrası liberaller için bir de AB koğuşu yapıyorlarmış” teklifini nazikçe reddederek açık havada kebap yeme opsiyonunu değerlendirdim. Onu AB yandaşları düşünsün öyle ya, benim yaram yok gocunayım. Konuyu dağıtmayalım, tatil hatıraları nasıl olsa gelecek, dışını görüp de içini gezemediğim bu “akıll” bina ile ilgili bilgileri işte Ertuğrul Özkök “Baykal’ın arkasındaki gizli kapı” başlıklı yazıda detaylıca vermiş:
[…] Deniz Baykal’ın odasına girerken, bu binanın bazı şeyleri değiştirebileceğine yönelik ilk gözlemimi yapıyorum. Günlerden pazartesiydi. Yani çalışma günüydü. Baykal bizi renk uyumu mükemmel bir spor elbiseyle karşıladı. Ceketinden gömleğine, kemerinden ayakkabısına, açık yeşilin en pastel tonlarının kullanıldığı çok güzel bir kıyafet. Eminim, özenli ve zevkli “bir el”, Baykal’ın giyim tarzına dokunmuş.Hayatımda ilk defa, bir siyasi parti genel başkanını, hafta içinde partisinin genel merkezinde spor kıyafetle görüyorum.
[…] Binaya, minimalist tarzda bir “loft” anlayışı hákim. Bazı ürünleri Faruk Malhan’ın “Koleksiyon” mağazalarına ısmarlamışlar. Kendi çizdikleri bazı koltukların Koleksiyon mağazalarının kataloğuna girdiğini de iftiharla söylüyorlar. Baykal’ın masasının tam arkasında ve karşısında iki tane gizli kapı var. Birinden, direkt olarak basın toplantılarının yapıldığı küçük bir salona geçiliyor. Öteki ise Batılıların deyişiyle bir “Anti Chambre”. Genel Başkan’ın dinlenmesi için küçük bir oda hazırlanmış. İnsan böyle bir yerde yatak görmeyi bekliyor. Ama yatak yok. Küçük bir koltuk ve divan var. Banyo ise Four Seasons otellerinin tarzına uygun. Geniş duş kabini ve İtalyan minimalist tarzı bir levye var.
[…] Baykal’ın odasında laptop var. Binanın her tarafı, kablosuz internet bağlantısına sahip. Bundan en çok civardaki komşular yararlanıyormuş. “Komşu binalardan teşekkür telefonları alıyoruz” diyor.
[…] Bu binayla gelen çok önemli bir zihniyet yeniliği daha var. Binaya yeni personel alınırken, “şu milletvekilinin yakını, şu delegenin akrabası” diye bakılmamış. Bir insan kaynakları şirketine başvurup işe uygun insan bulmuşlar.
[…] Türk kahvesi ve neskafe servisi var. Ama espresso kahve makineleri yok. Genel Başkanlık katında kimse tatlandırıcı kullanmıyor.
Çıkarken kafamda iki duygu beliriyor.Birincisi CHP ilk defa, merkez sağ veya sağ partilerden daha modern genel merkeze kavuşmuş. Umarım bu yenilik, partinin zihniyet yapısına da yansır.
İkincisi ise şu: Baykal burada yeniden hayat bulmuş. Diyeceğim, siyasete daha da asılacak gibi duruyor. Farklı hesap yapanların dikkatine…
Görüldüğü gibi Ertuğrul Özkök binayı tasvir etmeye çalışmış ama işin açığı ben hiç de gezip görmüş gibi olmadım. Üstelik kırk yıllık bir müteahhit gibi banyo, küvet, duş kabini, levye gibi ayrıntılardan da bahsetmiş. (Yahu bu levye minibüsçülerin kavgada kullandığı kanırtma demiri değil mi, yoksa mutfaktaki evyeyi mi kastediyor?) Yazıda belirtilmemiş, banyo levazımatını kısa bir duşla test edip etmediğini öğrenemiyoruz. Bir de “loft” lafı var ama ben bilgice minimalist olduğumdan ne dediğini anlayamadım. Four Seasons otelinin banyosunu da görmedim, herhalde ömür boyu da görecek değilim, kafamda pek canlandıramadım. Sonra “Anti Chambre” nedir? Adam biraz kestirmek için büronun arkasına bir oda yapmış, “Batılıların dediği gibi” olsa ne olur olmasa ne olur? Odada yatak yokmuş da divan varmış. Biraz daha devam etse Baykal’ın çizgili pijamalarını koyduğu yeri de öğreneceğiz. Bir de CHP yetkililerinin çizip Faruk Malhan’ın koleksiyonuna kattığı tasarımlar meselesi var. Ben de olsam kaz gelecek yerden tavuk esirgemem. CHP binasını donatma teklifine karşılık CHP’den gelen dandik tasarım önerilerine “inanılmaz, derhal bunu koleksiyonuma katıyorum” diyen Faruk Malhan’ı önce tebrik sonra da 2006 yılının uyanığı ilan ediyorum.
Gelelim Ertuğrul Özkök’ün “spor giyim” takıntısına. Daha önce Deniz Baykal’a İtalya’dan getirdiği “çok iyi bir şarapla” iftar açtıran Özkök orada da CHP genel başkanının spor giyindiğini köşe yazısına konu etmiş bana da malzeme olmuştu:
[…] Uçaktan inip restorana gittiğimde bunun nedenini anlıyorum. Baykal oruçlu olduğu için, bana o saatte randevu vermiş. Beni, restoranın açık terasında karşılıyor. Üzerinde spor bir pantolon ve ona uygun kazak var. İtalya’dan getirdiğim çok iyi bir şarabı açıyoruz. Ramazan bittiği için, bir aydan beri ilk içkisini içiyor. […]
Spor giyim alışkanlığını anladık da, “özenli ve zevkli el” gibi boş laflar bir yana, “kemerden ayakkabıya” pastel yeşili bana pek cazip gelmedi, bilmem siz ne dersiniz. Tabii normal birer insan olarak bizler Baykal’ın hafta içi spor kıyafet giymesine Ertuğrul Bey gibi şaşırmayız, neticede adam devlet memuru mu, ne isterse giyer. Buna ilaveten ben CHP liderinin odasında bir “laptop” olmasına da hiç şaşırmadım. “Baykal’ın odasında laptop” varmış. Ne büyük hadise. Herhalde Ertuğrul Özkök abaküs kullanmaya devam ettiği için bir parti liderinin odasına laptop olmasını köşesine taşımış olsa gerek. En çok da CHP binasına alınan torpilsiz elemanlara güldüm. Zihniyet değişmiş vs. Yahu bunları kim yutar. Baykal tutup da “eşi dostu doldurduk” diyecek değil ya. Adamcağız “insan kaynağı” filan lafı çevirmiş. Ertuğrul Özkök alem adam.
Başkanlık katında espresso olmaması ve tatlandırıcı kullanılmaması gibi müthiş gözlemlerin de etkisiyle Hürriyet yazarının zihninde şu sonuçlar peydahlanmış: 1-CHP merkez sağdan daha modern bir binaya kavuşmuş 2-Baykal bu binada yeniden hayat bulup sağın canına okuyacakmış.
Ertuğrul bey CHP binasını ayık mı gezdi yoksa İtalya’dan getirdiği “çok iyi bir şarabı” fazla mı kaçırdı bilemem ama çıkmadan Baykal’ın gizli odasındaki divanda biraz kestirdikten sonra minimal levyede (!) yüzünü yıkasa salim kafayla ulaşacağı sonuçlar çok farklı olurdu gibime geliyor. Bir de “Loft” nedir hala çözemedim fakat yazı nedense bana “kofti” lafını hatırlattı. Neyse, yine bir Hürriyet yazarıyla dönmüş olduk, inşallah yazma fırsatı olur, yeniden görüşmek üzere.
- Siyaset
- Comments(2)
Dönüşünüz muhteşem olmuş efenim, Ertuğrul Efendi’yi iyi bi benzetmişsiniz, alkışlar bizden.
Bi daha böyle merak ettirmeyin bizi. Amma uzattınız tatili ha! Gerçi içinde iş de vardı sanırsam ama neyse artık.
sevgili dostum,
google’da tarama yaparken yazını buldum okudum zekana ve üslubuna hayran oldum. tebrik ediyorum.
stilin bana bir zamanların kuvayı medyacılarını hatırlattı.
aydın doğan ezdi yoketti çocukları
http://kuvayimedya.tripod.com/
adresinde birkaç sayısını gördüm. okumadıysan oku derim
sevgiler