“Burası Türkiye Cumhuriyeti”

FST 17 Ağustos 2006

vurunk.jpgNe derseniz deyin, ben Hürriyet yazarları içinde en çok Yalçın Bayer’i tutarım. İlk intiba olarak Anaokulu piyesleri için yazılmış metinler gibi basit dursa da yazıda esas olanın basitlik olduğu dikkate alındığında bunun aslında yazarın büyüklüğünü gösterdiğini düşünebiliriz. Son yazısında yine toplumsal bir yaraya parmak basmış. Türkiye’de gerici terörün plajları nasıl esir aldığını, bikiniyle denize girmenin artık imkansız hale geldiğini kendisine ulaşan bir mesajla anlatmış. Yazıyı okuduğumda ben de şok geçirdim. Vay be, demek Türkiye plajlarında artık bikinililere saldırılıyormuş, hayret. Peki o zaman her akşam Televole, Ana Haber bülteni gibi magazin programlarında gördüğümüz plaj yansımaları başka memleketlerde mi çekiliyor diye düşünmeden edemedim. Yalçın Bayer’in yazısında “Bikiniliye yapılan saldırı Cumhuriyete yapılmıştır” türünden bir mesaj da alıyorsunuz. Bakın detaylarda neler var:

[…] HÜRRİYET’ten meslektaşımız Gülden Aydın’la karşılaştığımızda tepkiliydi; “Kızının, İzmir Karaburun’da, bikini giydiği için 4 haşemalı erkek, 10 tesettürlü mayolu kadının saldırısına uğradığını” söyledi.

[…] Ablam, kızım ve komşunun lise öğrencisi iki kızıyla indik Çakmacık’a… Dini bütün grup, kaya gölgesinde oturuyordu. Kızım ve arkadaşları müzik dinleyip kağıt oynamaya, ablam gölgede uyumaya başladı. Ben de başlığımı, gözlüğümü takıp anfi tiyatroya benzettiğim kalıntıya doğru yüzmeye hazırlanıyordum. Kızımın “Lütfen temizler misiniz” diye seslendiğini duydum. Başımı çevirdiğimde bir kadının altı yaşındaki bir kız çocuğunu 15 metre kadar yakınımıza getirip kakasını yaptırdığını gördüm.

Bir gün önce de kirli bebek bezini kaya oyuğuna bırakmışlardı. Kadın, uyarıya aldırış etmeden kız çocuğunun elinden tutup gitti. Kızım yine seslendi. “Burası herkese açık bir alan. Lütfen o pisliği temizler misiniz?” Haşemalı iki erkek ve arkasından birkaç kadın, bizim bulunduğumuz tarafa geldi. Erkeklerden biri kızıma “Sen buranın çevre sağlık müdürü müsün?” dedi.

Kalabalık çoğaldı. Ben şaşkın ve biraz sonra olacakları aklımın ucuna dahi getirmeden seyrediyordum. Adamın biri kızımın göğsünü avuçlayıp bağırmaya başladı. “Bikini giyen pislikleri istemiyoruz. Gideceksiniz buralardan!” Kızım göğsünden tutan eli itip “Burası Türkiye Cumhuriyeti. Tabii bikini giyeceğim. Beğenmiyorsanız İran’a gidin” dedi. Ve pirhanalar gibi hep birlikte kızımın üzerine abanıp didiklemeye başladılar. Tam bir ‘Vurun Kahpeye’ romanındaki gibi bir linç harekatı başladı.

Ben fırladım. Kızımı ellerinden almaya çalıştım. Şiddeti öyle doğal, öyle sıradan bir maharetle arz ediyorlardı ki… Oysa benim yerden bir taş alıp atmak aklıma bile gelmedi. Uçar gibi gittim, durun, dedim. O saniye ben de yerde, kızımın üzerindeydim. Kollarımdan tuttu bir adam, kaldırdı, birkaç kadın bana da vurmaya başladı. Dizlerimin bağı çözüldü, başım döndü, yığıldım.

Olayın devamında saldırganları koruyan İTÜ’lü bir doçentten de bahsediliyor. Kanınız dondu değil mi? Ben anlatılanın doğruluğunu sorgulamıyorum, çünkü olayı aktaran çağdaş bir insan. Yalnız yazıda ilginç yerler dikkatimi çekmedi değil. Mesela, demek hala Ege denizinde henüz keşfedilmemiş denizaltı şehirleri var ve bunu sıradan bir insan yüzerken bulabiliyor.

Bikinili mağdurenin şu sözüne ne diyelim “Burası Türkiye Cumhuriyeti. Tabii bikini giyeceğim”. Mantık gereği bu iki ifade arasında doğrudan bir ilişki var gibi görünüyor. Benzer ilişkileri “Burası Japon İmparatorluğu, tabii ki kimono giyeceğim”, “Burası İsveç Kırallığı, elbette kalın kürk giyeceğim” örneklerinde de görebiliriz.

Yalnız dikkatinizi çekerim, küçük çocuğun kakası üzerine çıkan rejim muharebesinde hernekadar “Vurun Kahpeye” kuvvetleri, yani haşema+tesettür mayosu ittifakı 14 kişi olsa da ilerici güçler 1-2 kişiyle bunlara direnmeyi başarmıştır. Bu üzücü olayda en azından sevinip ümitli olabileceğimiz bir yön bulmuş oluyoruz. Sonra, “Şiddeti öyle doğal ve sıradan bir maharetle arz ediyorlardı ki” cümlesini Halide Edip görse mutlaka Vurun Kahpeye romanında kullanırdı. Buradan haşema çetesinin şiddeti günlük hayatta çok tabii karşıladığı ve sürekli kullandığını öğreniyoruz. İlerici bir kimse ise yerden taş almayı dahi akıl edemeyecek düzeyde insancıl, merhametli.

Peki netice? Ne neticesi olacak, bir çocuğun boku yüzünden çıkan aptalca bir ağız dalaşı sonucu itişip kakışmaya dönüşen adi bir vaka, Hürriyet muhabir ve yazarlarının elinde Halide Edip’e parmak ısırtacak bir rejim meselesine çevrilmiş, hepsi bu.

Ha, benim kadın kıyafeti ile ilgili tercihimi sorarsanız elbette bikinidir. Sebebi mi? Canım, ne diye kötü yere çekiyorsunuz, elbette “burası Türkiye Cumhuriyeti” de ondan.

Popularity: 11% [?]

5 Yorum

  1. blue - 18 Ağu 2006 - 12:15 pm

    Adamın biri de kızının göğsünü avuçlayıp bikini giyen pislikleri istemediğini söylemiş. Kafanızda canlandırabiliyor musunuz? Bikiniye karşı bir el göğüs avuçlamakla meşgul, mekanik olarak bunun mümkün olması için kızın göğsünün çok büyük olması veya avuç içinde tutabilmesi için arkadan da bir elle destek vermesi gerekiyor tabi. Bir de kızlarının üzerine çullanıp didiklemeyi anlamadım. Bu didikleme nasıl bir şeydir? Çimdik mi atmışlar? Gıdıklamışlar mı? Belli ki vurmamışlar. Bu didik olayını çok merak ettim ben.

    Bakın ben de size bir şey anlatayım. Armutlu’da İhlas’ın kadınlar plajına bir gezinti teknesi 15 mt kadar yaklaşıyor. Orada güneşlenenlerin muhafazakar insanlar olduğunu biliyorlar. Buna rağmen başlıyor megafonla tahriğe “Ooo İhlas Armutlu sakinleri merhaba… Ne güzel uzanmışsınız sahillere…”. İnsanlar telaş içinde havlularına bürünüyor, bundan teknedekiler kendilerine eğlence çıkarıyor. Bir sürü laf attıktan sonra teknede hep beraber Onuncu Yıl marşı okunuyor ve gidiyorlar. İnsanların mahremiyetine saldırılıyor, röntgencilik yapılıyor, insanlar tahrik ediliyor… Bunu muhafazakarlar yapsa alimallah Hürriyet’in ilk sayfasına taşınırlar. B.k atacaklar ya, böyle çocuk b.kundan başka karıştıracak bir şey bulamıyorlar. Dindar insanlara nefretlerini böyle uydurma hikayecikleri ile birbirlerine anlatıp nefret paylaşımı yapıyorlar. Bu tip hikayeler Hürriyet’te hiç eksik olmaz…

  2. izlenimler - 18 Ağu 2006 - 12:38 pm

    Cumhuriyet gazetesi de bugün (18 Ağustos 2006) olayı biraz daha ballandırıp “Yobaz Saldırısı” şeklinde manşet yapmış.

  3. XSI - 20 Ağu 2006 - 3:22 pm

    Fethi ve blue beyler ellerinize saglik ))

  4. başak - 29 May 2007 - 1:39 pm

    ‘İlerici bir kimse ise yerden taş almayı dahi akıl edemeyecek düzeyde insancıl, merhametli.’

    bu kısmı GÜLDEN AYDIN okumalı. Ne demek istenildiğini o anlar…

    vicdan meselesi…

  5. fatih demir - 29 May 2007 - 8:21 pm

    Bakin bunu yeni farkettim…
    “Kızının, İzmir Karaburun’da, bikini giydiği için 4 haşemalı erkek, 10 tesettürlü mayolu kadının saldırısına uğradığını” söyledi.
    Once saldiriya ugrayanin “kizi” oldugunu soylemis… ama ilerleyen kisimlarda kendisini de yere indirdiklerini anlatmis…
    Walla ben saldiri deyince aklima Panter Emel gelir :) ama unutamadigim tek olay hemsirelik okulunda daha bu tur hicbirsey ortada yokken Ataturkcu kizimizin okulu birincilikle bitiren basortulu kizi alasagi indirmesi olmustur….
    Olene kadar da unutamam….

Yorumlar için RSS

Yorum yapın

Kapat
E-posta ile paylaş